logo
09 MAYIS 2026

Manisa'da jandarma çiftçilere reflektör dağıttı

Manisa'da özellikle tarım sezonunda trafikte tehlike oluşturan traktörlerin farkedilmelerini arttırmak ve yaşanabilecek kazaların önüne geçilmesi amacıyla Manisa İl Jandarma Komutanlığına bağlı Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sürücülere reflektör dağıtıldı.

10.04.2021 08:50:00
Manisa'da jandarma çiftçilere reflektör dağıttı
Manisa'da jandarma çiftçilere reflektör dağıttı
Manisa'da özellikle tarım sezonunda trafikte tehlike oluşturan traktörlerin farkedilmelerini arttırmak ve yaşanabilecek kazaların önüne geçilmesi amacıyla Manisa İl Jandarma Komutanlığına bağlı Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sürücülere reflektör dağıtıldı.

Manisa'da özellikle tarım sezonunda trafikte yoğunluk oluşturan traktörlerin zaman zaman ölümlü ve yaralamalı kazalara neden olması dolayısıyla Manisa İl Jandarma Komutanlığına bağlı Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Manisa İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgesinde tarım araçlarının karıştığı ölümlü, yaralanmalı trafik kazalarını azaltmak ve özellikle arkadan çarpma sonucu meydana gelebilecek trafik kazalarını önlemek amacıyla Yunusemre ilçesine bağlı Yağcılar, Şamar, Beydere ve Sarınasuhlar mahallelerinde tarım araçlarının görünürlülüğünü arttırmak üçgen reflektör dağıtıldı. Jandarma ekipleri ayrıca olası kazaların önüne geçebilmek adına traktör sürücülerine de bilgilendirmelerde bulundu.İHA

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Palandöken mesajında, annelerin kıymetinin bilinmesi gerektiğini belirtti

09.05.2026 09:32:00
İHA
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken, Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Mesajında annelerin önemine vurgu yapan Palandöken, annelere yapılan iyiliğin onlar için en büyük hediye olduğunu belirtti. Annelere en güzel ve özel hediyeler alınmasının bir önemi olmadığını, sadece bir kır çiçeğinin bile onları mutlu edeceğini ifade eden Palandöken, tüm annelerin kutsal olduğunu sözlerine ekledi.


"Annenize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye"



Annelerin kıymetinin bilinmesinin gerektiğini ve bu konuda daha özenli yaklaşılması gerektiğini belirten Palandöken, "Anneler Günü'nün hem toplumsal hem de ekonomik açıdan büyük bir anlam taşıdığını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Anneler günü kutlu olsun. Annenize, aile büyüklerinize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye. Hele annenize 'Anneciğim' deyip boynuna sarılmanız yeterli. Ancak imkanlarınız doğrultusunda bir kır çiçeği bile onları mutlu eder. Ama evin büyüğü anneniz gerçekten de sizi hem eğitiminizle hem bugüne getirmesiyle hem de topluma hayırlı evlat kazandırmasıyla hep sizinle övünür. Onun için annelerinizin, aile büyüklerinizin, babalarınızın kıymetini çok iyi bilmeniz lazım" diye konuştu.


"Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor"



Bu yıl Anneler Günü'nün ekonomiye yaklaşık 100 milyar liralık katkı sağlamasının öngördüklerini dile getiren Palandöken, "Esnaf açısından da çok önemli. Özel günler anneler günü, babalar günü, sevgililer günü aynı şekilde bilindiği üzere yine iki tane dini bayramımız. Dolayısıyla esnaf bugünlerde bütün sektörleri birden canlandırır. Tabii buradaki önemli olan onlara alacağınız hediyeler. Taksiciden çiçekçisine, takıcısından konfeksiyoncusuna, pastacısından çikolatacısına, herkesin nasibini aldığı bir gün. Anneler günü tabii, burada hem ulvi görevi hem de analarımızın o hayır duasını almak için önemli de bir fırsat. Olur ya, başka şehirlerde otursanız bile, annenizi, aile büyüğünüzü ziyaretiniz o gün için çok önemli. Dini bayramlar kadar tabii yapmış olduğunuz işte eve gelip o sofrada oturmanız, onların sizi, sizin de küçük aile bireylerinizle onların yanında olmanız gerçekten onlar için en büyük sevgi yumağı. Aman dikkat edelim ve toplumun bu hassas anneler günü sevincini toplumsal olarak da paylaşalım. Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor" şeklinde konuştu.


"Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor"



Anneliğin toplumun temel direği olduğunun altını çizen Palandöken, "Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor. Onun için bugünde sağlıklı bir şekilde idrak edebilmeniz, aynı şekilde çevrenizdeki esnaftan alışveriş yaparak onları da mutlu etmeniz tabii ki esnaf açısından önemli. Biz hep bu günleri özellikle böyle iple çektiğimiz günler var ya tabiri caizse yine önemli bir hasılat beklentisinde oluyor. Bu arada dışarıda yemek yiyenler aynı şekilde başka etkinlikleri ayrıca yapmanın, o güzelliği birlikte paylaşmanın hem de ekonomik olarak esnaf açısından da olmazsa olmazı. Yine aynı şekilde bu güzel ve mutlu gününüzü ben de şimdiden tebrik ediyorum. İnşallah ki bu yılda hemen akabinde gelen Kurban Bayramı da bu sevinçleri daha da pekiştirir diyorum" ifadelerini kullandı.

Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın

Arnavutköy'de gece saatlerinde ahşap kalıp üretim tesisinde yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle tesisin tamamı alevlere teslim olurken, çeşitli patlamalar da meydana geldi. Ekiplerin uzun süren çalışması sonucu söndürülen yangında ölen ya da yaralanan olmadı

09.05.2026 06:10:00
İHA
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Yangın, saat 01:30 sıralarında Arnavutköy Anadolu Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi'nde bulunan ahşap kalıp üretim tesisinde meydana geldi. Henüz nedeni bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın geniş alana yayılarak yoğun duman oluşturdu. Yangın sırasında çeşitli patlamalar meydana geldi.








Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından geniş alana yayılan yangında ölen ya da yaralanan olmadığı belirlendi. İtfaiye ekiplerinin 3 saatlik çalışmasının ardından duman tahliyesi yapılarak yangın söndürüldü.








Mahalle sakini Celal Malgaç, "Gece biz yatıyorduk, geç saatlerdi. Kardeşim bizi uyandırdı. Öncelikle çocukları dışarı çıkardık, hemen sonrasında itfaiyeyi çağırdık. Ekipler önce üst tarafa geldi, asıl yangın buradaydı. Biz uyardık, sonrasında buraya geldiler ve olaya müdahale ederek yangını söndürdüler" dedi.

Öte yandan polis ekipleri, yangının çıktığı caddeyi kontrollü şekilde trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı. Çıkan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu


 
İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olduğunu belirterek "Türkiye'nin, Yunanistan'dan Yemen'e Mavi Vatan İmparatorluğu inşa ettiğini" savundu.
 

09.05.2026 00:20:00
AA
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu
İsrail basını Türkiye'yi düşman kategorisine koydu

İsrail'in Kanal 13 televizyonunda yayınlanan analizde, "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştıran Türkiye'nin baskın yükselişinin, İsrail için eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil ettiğine" dikkati çekti.
Analizde, Türkiye'nin "bölgedeki güç merkezlerinde faaliyetlerini sıklaştırdığı ve bölgedeki jeopolitik boşluğu dev adımlarla doldurduğu" öne sürüldü.

Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktriniyle, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki kilit deniz geçiş noktalarını kontrol edeceği ve Doğu Akdeniz'deki gaz ve petrol yataklarına ulaşarak, enerji bağımsızlığını sağlayacağı savunulan analizde, "Türkiye artık sadece haritalar çizmekle yetinmiyor. Bunları güç ve agresif bir diplomasi yoluyla hayata geçiriyor" ifadelerine yer verildi.
Analizde, "Türkiye'nin Suriye ve Libya'da kontrol sahibi olduğu" vurgulanarak, bunun Akdeniz'den Avrupa'ya bir "deniz köprüsü" oluşturmasını sağladığı; "Somali'de ise Babül Mendeb Boğazı üzerinde etki sahibi olduğu ve burada uydu fırlatma kapasitesine sahip bir üs kurduğu" belirtildi.

İsrail merkezli yayın organı, ABD ve Avrupa için Türkiye'nin değişilmez bir müttefik olduğuna işaret ederek, "Eşsiz coğrafi konumu sayesinde Türkiye NATO ve ABD için stratejik bir dayanak noktası olarak yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Üç kıta arasında bir köprü görevi görmesi, Boğazlar gibi kritik geçitleri kontrol etmesi, Orta Doğu'yla tampon bölge işlevi görmesi ve ABD ile askeri işbirliği yapmasının, Türkiye'yi hayati bir konuma taşıdığı ileri sürüldü.

İsrail, Türkiye'yi durdurmaya çalışıyor

Analizde, İsrail'in Suriye'ye düzenlediği saldırılarla, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kurduğu ittifakla ve Somaliland'ı ülke olarak tanımak gibi adımlarla Türkiye'yi durdurmaya çalıştığı ifade edildi.

"Türkiye'nin baskın bir güç olarak yükselişi, İsrail için karmaşık ve eşi benzeri görülmemiş bir zorluk teşkil etmektedir." ifadesini kullanan İsrailli yayın organı, Ankara'nın Tahran'ın aksine bir NATO üyesi ve ABD ile müttefik olduğuna dikkati çekti.

Bu durumun, Türkiye'nin Gazze ve Suriye'de İsrail ordusunun hareket kabiliyetini kısıtlamasına neden olduğu ve İsrail'in çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği de kaydedildi.

BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, küresel siyasette yaşanan son gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu

09.05.2026 00:10:00 / Güncelleme: 09.05.2026 01:00:15
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’
BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, küresel siyasette yaşanan son gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Baş, ABD ile İran arasındaki gerilimin arka planında yeni bir dünya düzeni mücadelesinin yattığını belirterek, Türkiye'nin bu süreçte "Milli Ekonomi Modeli" ile kendi yolunu çizmesi gerektiğini vurguladı.







"Küresel Güç Mücadelesinin En Kritik Dönemindeyiz"

Dünyanın bölgesel krizlerin ötesinde, sert bir küresel hakimiyet mücadelesine sahne olduğunu ifade eden Hüseyin Baş, ABD-İran gerilimini şu sözlerle değerlendirdi:

"Mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir. Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor."

Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın etkisi ve BRICS ülkelerinin genişlemesiyle ABD merkezli düzenin zayıfladığını savunan Baş, İran'ın bu yeni denklemde Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle kritik bir noktada durduğunu belirtti.







"Liberal Ekonomi Modeli Refah Üretmiyor"

Türkiye'nin içindeki bulunduğu ekonomik duruma da değinen BTP lideri, mevcut tablonun bir "sistem krizi" olduğunu söyledi. Liberal ekonomi modelinin artık insanlığa refah sağlamadığını ifade eden Baş, şu tespitte bulundu:

"Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir."







"Kurtuluş Milli Ekonomi Modeli'ndedir"

Hüseyin Baş, Türkiye'nin başkalarının projelerine eklemlenmek yerine kendi medeniyet perspektifini ortaya koyması gerektiğini belirterek, çözümün Milli Ekonomi Modeli olduğunu vurguladı. Devletin ekonomide güçlü olduğu, milli kaynakların halk yararına kullanıldığı ve alım gücünün artırıldığı bir sistemin sadece Türkiye değil, dünya için de bir çıkış yolu olduğunu ifade etti.

Baş, açıklamasını "İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp tavır alması belirleyecektir" sözleriyle noktaladı.







BTP Lideri Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamanın tam metni:

Bugün dünya, yalnızca bölgesel krizlerin değil, küresel güç mücadelesinin de en sert, en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır.

ABD ile İran arasında yaşanan çatışma ve perde arkasındaki pazarlıklar, aslında yeni dünya düzeninin nasıl şekilleneceğini açıkça göstermektedir. Çünkü mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir.

Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor. Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın artan etkisi, BRICS ülkelerinin genişlemesi ve milli paralarla ticaretin yaygınlaşması ABD merkezli düzeni zayıflatıyor.

Gelinen noktada İran; Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle bu yeni güç denkleminde çok kritik bir yerde duruyor. Bu nedenle bugün yaşanan süreç sadece bir Ortadoğu gerilimi değil, küresel güç merkezleri arasındaki büyük paylaşım mücadelesidir.

İsrail güdümündeki ABD ise eski gücünü koruyabilmek adına daha sert ve daha saldırgan politikalar izliyor. Çünkü artık dünyanın tek patronu olmadığını görüyor. NATO içindeki çatlaklar, Avrupa'nın yeni arayışları ve doların alternatiflerinin konuşulması bunun en açık göstergeleridir.

Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye'nin nasıl bir yol izleyeceği de hayati önem taşımaktadır.

Bugün ülkemiz, ya yıllardır sürdürülen Batı merkezli ekonomik anlayışlara mahkûm olmaya devam edecek ya da kendi milli tezleriyle yeni dönemin güçlü aktörlerinden biri olacaktır.

Çünkü bugün görüyoruz ki liberal ekonomi modeli artık insanlığa refah üretmiyor. Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir.

Bu nedenle Milli Ekonomi Modeli bugün her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Devletin ekonomide güçlü ve otorite olduğu, milli kaynakların millet yararına kullanıldığı, milletin alım gücü ve refahının arttığı, milli kalkınmanın esas alındığı bir anlayış, artık yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir çıkış yolu haline gelmiştir.

Türkiye'nin tarihi misyonu başkalarının projelerine eklemlenmek değil; kendi medeniyet perspektifiyle adalet merkezli yeni bir yol ortaya koymaktır.

Ve bu noktada en önemli görev şüphesiz yine yüce Türk milletinin olacaktır.

İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar ve oyunlar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp buna göre tavır alması belirleyecektir."

Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri

Prof. Oytun Erbaş’tan çarpıcı uyarı geldi. Erbaş, "Hantavirüs’e karşı dünyanın en güvenli yeri İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesin, fare avlasınlar. Sokak kedileri doğal kalkanımız, avcı içgüdüsünü geri kazandırırsak virüs tehdidini durdururuz” dedi

08.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde dünya gündemine oturan Hantavirüs vakalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye ve özellikle İstanbul'un bu konuda dünyanın en güvenli yerlerinden biri olabileceğini belirterek dikkat çeken bir öneride bulundu.

Erbaş, "Hantavirüs konusunda dünyanın en güvenli yeri Türkiye ve İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesiyoruz, bundan sonra fare avlayacaklar" dedi.

Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır?

Hantavirüs, kemirgenler (fare, sıçan gibi) aracılığıyla bulaşan bir virüs ailesidir. Virüs, enfekte hayvanların idrarı, dışkısı ve tükürüğü yoluyla çevreye yayılır. İnsanlar genellikle bu maddelerin toz haline gelip solunması veya doğrudan temasla enfekte olur. Belirtiler grip benzeri başlar: ateş, kas ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı. İlerleyen aşamalarda solunum yetmezliği ve böbrek sorunları gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Ölüm oranı bazı varyantlarda yüzde 40'lara kadar çıkabilmektedir.

Dünyada son dönemde İsrail, İsviçre gibi ülkelerde vakalar rapor edilirken, Türkiye'de şu ana kadar doğrulanmış vaka bulunmuyor. Ancak uzmanlar, kemirgen popülasyonunun artması halinde riskin yükseleceği uyarısında bulunuyor.

Erbaş'ın tezi: Kediler doğal fare kontrolü

Oytun Erbaş, İstanbul'un "kedi şehri" kimliğinin bu virüse karşı en büyük avantaj olduğunu vurguluyor. Şehrin binlerce sokak kedisi, fare ve sıçan popülasyonunu doğal yollardan kontrol altında tutuyor. Mama ve yemle beslenen kediler ise av içgüdüsünü kaybederek fare avlamayı bırakıyor. Erbaş'a göre çözüm basit: Dışarıda mama ve yem vermeyi azaltmak veya kesmek. Böylece kediler doğal avcı rollerine dönecek ve kemirgenleri azaltacak.

Erbaş, sokak hayvanları konusunda daha geniş eleştirilerde de bulunuyor. Başıboş kedi ve köpek sayısının 25 milyona ulaştığını, dışarıda bırakılan mamaların bakteri (salmonella, E. coli) üremesine yol açtığını ve hijyen sorunları yarattığını belirtiyor. "Dışarıda yem vermeyin, evde besleyin veya sahiplenin" çağrısı yapıyor.

Diğer uzmanlar ne diyor?

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Şevket Özkaya da benzer görüşleri paylaşıyor. Kemirgen temasının riskini vurgularken, sokak hayvanlarının (özellikle kedilerin) kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını belirtiyor. Kapalı alanlarda fare dışkısı temizlerken maske kullanılmasını ve havalandırma yapılmasını öneriyor.

Tarihi örnekler de kedilerin önemini destekliyor. Orta Çağ'da veba salgını sırasında kedileri öldüren toplumlarda fareler artmış ve salgın şiddetlenmişti. Benzer şekilde, İstanbul'un kedileri yüzyıllardır şehrin "doğal muhafızları" olarak görülüyor.

Ne Yapılmalı?

- Kemirgen görülen yerlerde maske takın, temizlik yaparken ıslak bez kullanın, ellerinizi sık yıkayın.

- Sokak kedilerine mama yerine doğal av ortamı sağlayın. Aşırı mama bırakmak hem kedilerin avcılığını köreltiyor hem de hijyen sorunları yaratıyor.

- Kemirgen kontrol programları güçlendirilmeli, sokak hayvanı popülasyonu dengeli yönetilmeli.

Oytun Erbaş'ın açıklaması, hem Hantavirüs korkusunu hem de Türkiye'ye özgü "kedi çözümü" tartışmasını alevlendirdi. Bazıları "Kediler kurtarıcı" derken, diğerleri mama kesmenin pratik olmadığını savunuyor. Ancak uzmanlar ortak noktada birleşiyor: Fare ve sıçan kontrolü, Hantavirüs'e karşı en etkili önlem.

Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi

08.05.2026 16:53:00
İhlas Haber Ajansı
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi.
EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı'nın asıl safhası 19, 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde icra edilecek. Bu tatbikatın hazırlıkları kapsamında Demircili mevkiinde TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı için zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı muhabere araçları sahilden TCG-Ç-154 ile TCG-Ç-158 gemilerine yüklendi. Gündüz yükleme ve bindirme faaliyetlerinde amfibi komandoların da gemilere binmesinin ardından birlikler deniz üzerinden Doğanbey bölgesine geçti. Gece faaliyetleri kapsamında ise TCG-Ç-158 gemisinden gece şartlarında sahile darbe atışı yapıldığı, ardından karaya kapak atılarak çıkarma operasyonu düzenlendiği ve zorlu eğitimlerin birliklerin planlı geri çekilmesiyle başarıyla tamamlandığı bildirildi.İHA

Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?

Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor

08.05.2026 16:45:00 / Güncelleme: 08.05.2026 17:02:06
Ahmet Turan Yiğit
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu değişim, izleyicinin ilişki algısını ve toplumsal değerlerini doğrudan etkileyebilecek güçlü bir kültürel dönüşümün parçası.






Eski dizilere duyulan özlem, yalnızca nostalji değil; aynı zamanda kolektif hafızanın bir ürünü. Ailece televizyon izleme kültürü, ortak duygular üretir ve gündelik iletişimin bir parçası haline gelirdi. Bugün bu diziler hatırlandığında yalnızca hikâyeler değil, o dönemin aile ortamı ve sosyal ilişkileri de yeniden hatırlanıyor. Bu nedenle insanlar yoğun duygular yaşadıklarında tanıdık anlatılara yönelerek psikolojik bir "güvenli alan" oluşturuyor.






Günümüzde ise dizilerde rekabet, güç mücadelesi ve çatışma temaları öne çıkıyor. Bu durum izleyicide sürekli yüksek gerilim ve duygusal yorgunluk yaratıyor. Özellikle mafya ve entrika temalı diziler, izleyici için bir tür duygusal boşalım alanı sağlarken aynı zamanda rol modeli işlevi görebiliyor. Güç, otorite ve şiddet temalarının sürekli tekrar edilmesi, zamanla normal kabul edilen davranış sınırlarını etkileyebiliyor.






Kuşaklar arasında dizi tercihleri de farklılaşıyor. X ve Y kuşakları daha bütünlüklü hikâyeler ve karakter gelişimine önem verirken, Z kuşağı dijital platformların etkisiyle daha hızlı ilerleyen, görsel açıdan yoğun içerikleri tercih ediyor. Buna rağmen genç kuşakların da eski dizilerdeki doğal ilişkileri ve güçlü sosyal bağları özlediğini ifade etmeleri dikkat çekici.

Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişinin Türkiye'ye iade edildiğini açıkladı. Firarilerin Gürcistan, Almanya, Yunanistan, ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı bildirildi

08.05.2026 12:10:00
Haber Merkezi
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
İçişleri Bakanlığı, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan 48 kişinin Türkiye'ye getirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat, Narkotik Suçlarla Mücadele, Siber, Asayiş ve TEM birimlerinin koordineli çalışmaları sonucu operasyonlar gerçekleştirildi.

27 kişi kırmızı bültenle aranıyordu
Açıklamada, ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen iş birliği sonucunda kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişi olmak üzere toplam 48 kişinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığı belirtildi.

Şüphelilerin Gürcistan'da 31, Almanya'da 7, Yunanistan'da 2 kişi olmak üzere ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı açıklandı.

Çok sayıda suçtan aranıyorlardı
Bakanlığın açıklamasında, Türkiye'ye getirilen kişilerin, "kasten öldürme", "tasarlayarak öldürme", "kasten yaralama", "kasten öldürmeye teşebbüs", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "uyuşturucu madde kullanma ve ticareti", "dolandırıcılık", "hırsızlık", "yağma", "silahla tehdit", "silahlı terör örgütüne üye olma", "çocuğun cinsel istismarı", "resmî belgede sahtecilik", "vergi usul kanununa muhalefet", "kaçakçılık" ve "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçlarından arandığı bildirildi.

Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler

Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı

08.05.2026 11:23:00
İHA
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddialara göre kurumda benzer olayların daha önce de yaşandığı öne sürüldü.  

Olay, Kavaklı Mahallesi Gardenta Sokak'taki Huzur Vadisi Bakım Merkezi'nde yaşandı. İddiaya göre bakım merkezi çalışanları hastalara kötü muamelede bulunurken ve şiddet uygularken kameralara yansıdı. Güvenlik kamerası kayıtlarında bir hastanın itilerek yere düşürüldüğü, olay sonrası hastanın baş bölgesinde yara oluştuğu görüldü. Aynı merkezde çekildiği belirtilen başka bir cep telefonu görüntüsünde ise bir bakım personelinin yaşlı hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddiaya göre olayların ardından herhangi bir personel hakkında işlem yapılmadı. Şiddete maruz kalan hastanın ise kafasını kendisinin vurduğu yönünde işlem yapılarak hastaneye sevk edildiği öne sürüldü. Görüntülerin daha sonra kurum kameralarından silindiği iddia edilirken, öte yandan bakım merkezinde hijyen sorunlarının da uzun süredir devam ettiği iddia edildi. Kurumda sık sık uyuz vakalarının görüldüğü, bakım merkezinin temiz olmaması nedeniyle vakaların sona ermediği öne sürüldü.

"İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor"

Hastalara şiddet uygulanan kurumun eski çalışanı Havin Nur Kuş, "Bahsettiğimiz bakım merkezinde yaklaşık 8 ay boyunca sağlık personeli olarak çalıştım. 27 Nisan'da da işten istifamı verdim ve istifamı verdikten yaklaşık iki ya da üç saat sonra çalıştığım süre içerisinde sorumluluğumda olan bir hastama böyle bir şiddet yapılıyor. İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor. Yara oluştuğu için de bu adli vaka olmasın ya da bize polis gelmesin diye üstü kapatılıyor.

Hasta aynı gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına yatışı yapılıyor. Kafasını kendisi kırdığını söylüyorlar. Kamera kayıtları siliniyor. Kamera kaydını bir arkadaşım silinmeden önce alıyor, arkadaşından da ben alıyorum. Aldığım gün zaten sabahında da kamera kayıtlarını gerekli mercilere verdim. Zaten kurumda kurucumuz değiştiğinden beri mobbing uygulanıyordu ve personele karşı tutumları hiç hoş değildi. Dediğim gibi orada sağlık personeliydim ve bakım personellerimiz bize asla göz yummayacağımız şeyler söyleyip hiç olmayan davranışlarda bulunuyordu. Biz bunları sineye çekiyorduk.

Sadece bu bir olay değil. İkinci olayda da hastama tüküren yine bir bakım personeli. Bakım personelimiz hastaya tükürüyor, videoyu çeken arkadaşımız görüntüyü müdüre gerekli şekilde sunuyor ve müdür sadece şunu söylüyor. İşte yapmayın böyle şeyler deyip başka bir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde bir tutanak mevcut değil elimizde, veya bir uyarı mevcut değil. Zaten uyuz vakaları bitmeyen bir kuruluş. Ne zaman kuruma bir denetim vesaire sağlık, sosyal güvence gelse uyuz vakalarınız bitmiyor şeklinde uyarılarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.