Ortadoğu yeniden ateş çemberinin içine sürükleniyor. Petrol fiyatları yükseliyor, savaşın kapsamı genişliyor, enerji yolları tehdit altına giriyor. Hürmüz Boğazı konuşuluyor, Babülmendep konuşuluyor, küresel kriz senaryolar konuşuluyor. Fakat bütün bu gelişmelerin ortasında asıl üzerinde durulması gereken mesele şudur: İslam ülkeleri hangi tarafta duruyor?
Bugün Suudi Arabistan, BAE ve bazı Körfez ülkeleri zor bir denge siyaseti yürütüyor. İran'la ilişkileri tamamen koparmıyorlar. Ama aynı zamanda Amerika'nın güvenlik hattında kalmaya devam ediyorlar. Özellikle İbrahim Anlaşmaları sonrası İsrail'le başlayan normalleşme süreci yeni bir dönemin kapısını açtı. Enerji anlaşmaları, ortak savunma projeleri ve Amerikan üsleri artık sıradan diplomatik ilişkiler değildir. Bunlar, İsrail merkezli yeni bölgesel düzenin parçalarıdır. Gazze'de yaşananlara rağmen bu ilişkilerin sürmesi ise İslam dünyasında ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Bu nedenle Körfez ülkelerinin Washington'a daha fazla yaklaşması, sadece siyasi bir tercih değil, Ortadoğu'nun geleceğini etkileyecek tarihi bir kırılmadır.
İsrail'in yıllardır adım adım uyguladığı genişleme stratejisi artık gizlenen bir politika değildir. "Arz-ı Mev'ud" düşüncesi, yani Nil'den Fırat'a uzanan büyük İsrail hedefi, yıllardır bölgeyi parçalayacak projelerin ideolojik merkezinde durmaktadır. Irak'ın parçalanması, Suriye'nin istikrarsızlaştırılması, mezhep çatışmalarının körüklenmesi, etnik fay hatlarının sürekli kaşınması tesadüf değildir. Bütün bunlar büyük resmin parçalarıdır.
Şimdi sorulması gereken soru şudur: İslam ülkeleri neden kendi geleceklerini tehdit eden bu projelere dolaylı da olsa destek verir hale gelmiştir? Bir Müslüman ülkenin yöneticisi nasıl olur da İsrail'in güvenlik stratejisinin parçası haline gelir? Nasıl olur da Amerika'nın bölgede yürüttüğü baskı ve müdahale siyasetinin yanında konumlanır? Daha da önemlisi, bunun kendi ülkelerine dönecek faturalarını nasıl göremezler? Çünkü tarih bize şunu defalarca göstermiştir: Emperyalizm hiçbir zaman dostluk kurmaz. Emperyalizm çıkar ilişkisi kurar. İşine yarayanı kullanır, işi biteni tasfiye eder.
Bugün Amerika'nın bölgedeki önceliği demokrasi değildir, insan hakları değildir, özgürlük değildir. Öncelik enerji yollarını kontrol etmek, dolar sistemini ayakta tutmak ve İsrail'in güvenliğini sağlamaktır. Bunun için savaş gerekiyorsa savaş, kaos gerekiyorsa kaos, ekonomik kriz gerekiyorsa ekonomik kriz devreye sokulmaktadır.
Burada en düşündürücü olan şey şudur: Bölgeyi parçalayacak bu sürecin önünü açanlar arasında bölge ülkelerinin kendilerinin de bulunmasıdır. Bugün bazı Körfez yönetimlerinin İsrail'le yürüttüğü normalleşme süreçleri, enerji güvenliği anlaşmaları, ortak savunma projeleri ve bölgedeki Amerikan askeri üsleri artık aynı stratejik hattın parçaları haline gelmiştir. Bu süreç sadece diplomatik yakınlaşma değildir; İsrail merkezli yeni bölgesel mimarinin inşasıdır. Gazze yanarken enerji koridorlarının konuşulması ise İslam dünyasının nasıl büyük bir kırılma yaşadığını göstermektedir. Dün Irak'ın parçalanmasını uzaktan izleyenler, bugün kendi sınırlarının da tartışmalı hale geldiğini görüyor. Emperyal projeler hiçbir zaman bir yerde durmaz. Çünkü harita değiştirme iştahı doyurulamaz bir iştahtır.
Ortadoğu'nun en büyük ihtiyacı bağımsız bir bölgesel akıldır. Kendi kaynaklarını kendi halkı için kullanan, emperyal projelerin aparatı olmayan, mezhep ve etnik kimlikler üzerinden değil ortak gelecek üzerinden hareket eden bir anlayıştır. Aksi halde bugün Gazze'de başlayan ateş, yarın başka başkentlere sıçrar. Bugün İran üzerinden yürüyen gerilim, yarın bütün bölgeyi içine çeker. Çünkü ateş çemberi büyüyor.
Unutulmamalıdır ki emperyalizmle kurulan her ortaklık, sonunda o ortaklığı kuranları da hedef haline getirir. Bugün Gazze'ye sessiz kalanlar, yarın kendi şehirlerinin güvenliğini konuşmak zorunda kalabilirler. Çünkü ateş, ona çanak tutanı da yakar.
- İran'ın gösterdiği gerçek: Güç önce millettir / 17.06.2026
- Milletin gündemi CHP değil, geçimdir / 10.06.2026
- Arşivlerden günümüze uzanan bir tarih hazinesi / 08.06.2026
- Gadir-i Hum ve İslam dünyasının kayıp hafızası / 07.06.2026
- FETÖ dosyası kapanmadı: Türkiye hangi dersleri alamadı? / 03.06.2026
- Atatürk bir partiye sığmaz / 30.05.2026
- İçeride kavga, dışarıda kuşatma / 27.05.2026
- Müesses nizam değişti, peki cumhuriyet ne olacak? / 25.05.2026
- Ekonomik çöküşün ürettiği ahlaki obruk / 24.05.2026


























































