logo
19 TEMMUZ 2026

Memura ekonomiksoykırım

10.04.2005 00:00:00
 
Türkiye Kamu-Sen'in merkez yöneticileri ile bağlı sendikaların Ankara şube temsilcileri, hükümet ile yapılacak toplu görüşmeler için 15 Mayıs'ta başlayacak yetki belirleme dönemi öncesi, görüş alış verişinde bulunmak üzere biraraya geldi.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, hedeflerinin kamu çalışanlarının haklarının korunması ve geliştirilmesi olduğunu söyledi.

Kamu çalışanlarının en önemli sorununun "düşük ücret" olduğunu dile getiren Akyıldız, "Memurlar ekonomik baskı altında, bir ekonomik soykırımla karşı karşıya" diye konuştu.

Aynı statüye sahip olan, aynı sorumluluğu paylaşan kamu çalışanları arasındaki ücret farkını eleştiren Akyıldız, sadece kurumun adının değişmesiyle ortaya çıkan bu farklılıkların giderilmesinde ısrarcı olacaklarını bildirdi.

Akyıldız, kamu çalışanlarının sosyal sorunlarının çözümü için sosyal yardımlarla desteklenen projelerin hayata geçirilmesine ihtiyaçduyulduğunu, toplu görüşme sürecinde bu konuda da talepte bulunacaklarını belirtti.

Kamu çalışanlarının en ilkel yöntemlerle en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını anlatan Akyıldız, Türkiye'de 35-36 kişiye bir memur düştüğü ortamda, kamu çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesini istediklerini kaydetti.

DEMOKRATİK HAKLAR

Akyıldız, kamu çalışanlarının demokratik haklarını talep ettiklerini vurgularken, şöyle konuştu:

"Hala, kamu çalışanları bir siyasi partiye üye olamaz, grev, toplusözleşme yapamaz diyenler varsa, bunlar artık ilkel düşüncelerdir. Grevli toplusözleşme, siyaset yapma hakkını da içeren sendikal hakların verilmesi noktası gelmiş ve geçiyor. Grev ve toplusözleşme hakkı artık temel insan hakları arasında yer alıyor. Kamu çalışanları grevli, toplusözleşmeli sendika hakkını hak etmektedir. Bu hakkı mutlaka alacaktır."

Hükümetin, geçen yıl ki toplu görüşmelerde mutabık kalınan konuları, 17 Aralık tarihinden sonra yerine getirme sözü verdiğini aktaran Akyıldız, geçen 4 ayda sadece 1991 yılından sonra işe giren devlet memurlarına 1 derece verilmesinin gerçekleştiğini söyledi. Akyıldız, "AB ile imzaladığı her türlü mutabakatı yerine getirmekten geri durmayan hükümet, vatandaşıyla imzaladığı mutabakat metnini nasılgöz ardı ediyor. Bizi yok mu sayıyor" diye konuştu.

Moğolistan tarafından aranan uyuşturucu baronu İstanbul'da yakalandı

Moğolistan tarafından kırmızı bültenle aranan 58 yaşındaki yabancı uyruklu şüpheli D.T., Kağıthane'de gözaltına alındı. Şüphelinin, farklı ülkelerde uyuşturucu ticareti yaptığı ortaya çıktı.

19.07.2026 11:31:00 / Güncelleme: 19.07.2026 11:41:31
İhlas Haber Ajansı
 
Moğolistan tarafından aranan uyuşturucu baronu İstanbul'da yakalandı
Moğolistan tarafından aranan uyuşturucu baronu İstanbul'da yakalandı
Moğolistan tarafından kırmızı bültenle aranan 58 yaşındaki yabancı uyruklu şüpheli D.T., Kağıthane'de gözaltına alındı. Şüphelinin, farklı ülkelerde uyuşturucu ticareti yaptığı ortaya çıktı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri, Moğolistan uyruklu D.T.'nin bazı mesajlaşma uygulamaları üzerinden uyuşturucu ticareti yaptığı ve uluslararası düzeyde uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiğini belirledi. Çalışmaların devamında, ülkesinde Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan şüphelinin Kağıthane'de bulunduğu adres tespit edildi.

Perşembe günü sabah düzenlenen operasyonda yakalanan D.T., gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Uyuşturucu kaçakçısı hakkında yapılan tahdit sorgulamasında, 'M' (uluslararası güvenlik ve istihbarat riski taşıyan) ve 'G' (bulaşıcı hastalık taşıyan yabancılar) kodlu kayıtlarının bulunduğu anlaşıldı.

Gözaltına alınan ve sorgulanmak üzere İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürüldü. İfade işlemlerinin ardından zanlı, hakkında yürütülen adli süreç kapsamında İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne bağlı Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi.

Türkiye neden uluslararası suçluların buluşma noktası haline geldi?



Son yıllarda Latin Amerika, Balkanlar, Kafkaslar ve son olarak Moğolistan gibi dünyanın dört bir yanından kırmızı bültenle aranan uyuşturucu kaçakçılarının Türkiye'de, özellikle de İstanbul'da lüks yaşamlar sürerken yakalanması kronik bir zafiyete işaret etmektedir.

Muhalefet, bu suçluların ülkeye nasıl bu kadar rahat girebildiği, mülk edinebildiği ve uzun süre fark edilmeden yaşayabildiği sorusunun, istihbarat ve güvenlik bürokrasisindeki yapısal sorunları gösterdiğini savunmaktadır.

Vize politikasındaki gevşeklik ve sınır kontrolü zafiyeti



Yakalanan şüphelinin yapılan sorgulamasında, uluslararası güvenlik ve istihbarat riski taşıyan "M" kodu ile bulaşıcı hastalık riski taşıyan "G" kodu gibi ciddi tahdit kayıtlarının olduğu belirlenmiştir. Bu derece yüksek profilli risk taşıyan yabancıların sınır kapılarından veya vize muafiyetlerinden yararlanarak ülkeye sızabilmesi, sınır güvenliği ve göç idaresi politikalarının yetersizliğinin somut bir kanıtı olarak sunulmaktadır.

Varlık Barışı ve denetimsiz sermaye akışı

İktidarın uzun süredir uyguladığı, kaynağı belirsiz paraların ülkeye girişine izin veren yasal düzenlemeler, küresel suç şebekelerinin paralarını Türkiye'de aklamasına zemin hazırlamakla suçlanmaktadır. Kara para aklama süreçlerinin kolaylaşması, uluslararası uyuşturucu baronlarını ve kaçakçılarını Türkiye'ye çeken en büyük teşvik unsurlarından biri olarak nitelendirilir.

Yakalama operasyonlarının gerçek niteliği ve reaktif güvenlik politikası

İçişleri Bakanlığı tarafından büyük bir "başarı" ve "suçla amansız mücadele" olarak servis edilen yakalama operasyonlarının gerçek niteliği sorgulanmaktadır. Eleştirel yaklaşımlara göre asıl başarı, bu suçluların ülkeye girmesini en başta engellemektir. Küresel suçluların ancak uluslararası baskılar veya yabancı istihbaratların nokta atışı ihbarları neticesinde yakalanması, iktidarın iddia ettiği gibi proaktif bir güvenlik politikasının değil, zorunlu kalındığında yapılan reaktif hamlelerin bir sonucu olarak yorumlanmaktadır.

Başarı değil itiraf

İçişleri Bakanlığı'nın 30 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen "Gürz-25" operasyonlarında 119 DEAŞ şüphelisinin yakalandığını duyurması, iktidarın geçmişteki güvenlik iddialarını yeniden tartışmaya açtı

18.07.2026 20:13:00
Haber Merkezi
 
Başarı değil itiraf
Başarı değil itiraf
İçişleri Bakanlığı'nın 30 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen "Gürz-25" operasyonlarında 119 DEAŞ şüphelisinin yakalandığını duyurması, iktidarın geçmişteki güvenlik iddialarını yeniden tartışmaya açtı.

Yıllarca "Türkiye'de DEAŞ yok, marjinal gruplar var" ya da "Öfkeli çocuklar" denilerek tehlikesi görmezden gelinen bu yapılanmanın, bugün ülkenin 30 iline kadar yayılmış olması yürütülen yanlış politikaların faturasını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kamuoyu şimdi haklı olarak soruyor: Türkiye'de hani DEAŞ yoktu, bu hücreler 30 ile nasıl ve ne zaman yayıldı?

Yol Geçen Hanına Dönen Sınırlar Terör Hücresi Doğurdu



AKP iktidarının Suriye iç savaşı başladığından bu yana izlediği kontrolsüz göç politikası, Türkiye'yi radikal terör unsurlarının arka bahçesi haline getirdi. Sığınmacıların yeterli arka plan ve güvenlik taramasından geçirilmeden şehirlere dağılması, istihbarat birimlerinin iç siyasete odaklanıp radikal hücreleri gözden kaçırması tehlikeyi büyüttü.

Operasyonun yapıldığı il sayısının 30'u bulması, bu ağın sınır kentlerinden çok öteye geçerek İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar kök saldığını kanıtlıyor.

Siyasi Söylem Uyuşmazlığı

AKP yetkililerinin geçmişte DEAŞ'ı tanımlarken kullandığı esnek ve müsamahakar dil, örgütün Türkiye içinde taban bulmasını kolaylaştıran en büyük etkenlerden biriydi.

Reyhanlı, Ankara Garı ve Suruç katliamları hafızalarda tazeliğini korurken, zamanın başbakanlarının bu canileri "sosyolojik bir öfke patlaması yaşayan radikal gençler" olarak nitelendirmesi yargısal ve istihbari gevşekliği de beraberinde getirdi.

Bugün düzenlenen büyük operasyonlar, geçmişteki bu devasa siyasi körlüğün gecikmeli ve maliyetli bir itirafıdır.

Bu kez Ukrayna katliam yaptı


 
Rusya’nın Tambov ve Moskova bölgelerine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırılarında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 48 kişinin yaralandığı, bir petrol tesisi ile çeşitli lojistik merkezlerinde hasar meydana geldiği bildirildi. Saldırılar sonrası bölgeden yoğun duman yükseldi.
 

18.07.2026 14:29:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın Tambov ve Moskova bölgelerinde iki lojistik merkezine saldırı düzenlediklerini bildirdi.
Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus ordusunun Ukrayna'nın şehirlerine yönelik saldırılarına karşılık olarak Rusya'daki bazı hedeflere saldırıları sürdürdüklerini belirtti.

Öte yandan Ukrayna Ordusu İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi, bu gece Rus gölge filosuna ait olduğunu öne sürdüğü 13 gemiye saldırılar düzenlediklerini bildirdi.

Rusya da öldürüyor

Ukrayna'nın Harkiv kentinde Rusya'ya ait bir "Banderol" füzesinin yola isabet ettiği saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı. Ukrayna polisi, saldırının meydana geldiği bölgede inceleme yürüttü.

Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürüttüğü soruşturmada, FETÖ'nün olaydaki rolüne ilişkin yeni delillere ulaşıldı. Savaş uçaklarının uçuş kayıtları, mahrem sorumluların irtibat trafiği, ByLock yazışmaları ve itirafçı beyanlarının dosyaya girmesiyle soruşturma genişledi

18.07.2026 11:52:00
İHA
 
Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği
Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, FETÖ'nün olaydaki rolünü ortaya koyabilecek yeni deliller dosyaya girdi. Helikopterin kırıma uğradığı esnada bölgede uçuş yapan savaş uçaklarının hareketliliği de dikkate alındı. Yapılan incelemelerde, kaza anında bölgede Amasya 5. Ana Jet Üssü'nden havalanan iki F-16 ile Malatya Erhaç Havalimanı'ndan kalkan bir F-4 savaş uçağının bulunduğu belirlendi. Radar kayıtlarında F-4 uçağının bir süre sistemden kaybolduğu, bunun radarın kapatılması, ani irtifa değişikliği ya da alçak uçuştan kaynaklanmış olabileceği değerlendirildi.

Soruşturmada, F-4 savaş uçağının pilotlarından Ali Armağan'ın geçmişi ve bağlantıları da dikkat çeken bulgular arasında yer aldı. Kazadan 5 gün önce uçuş saatini tamamlamak amacıyla Malatya'ya geldiği belirlenen Armağan'ın, ilerleyen süreçte FETÖ üyeliğinden mahkum olduğu tespit edildi.

Soruşturma kapsamında, Armağan'ın 2010 yılından itibaren örgütün gizli operasyonel haberleşme hatlarını kullandığı, dönemin Hava Kuvvetleri mahrem sorumlusu Adil Öksüz ile de yoğun iletişim trafiği içerisinde bulunduğu belirlendi.

Öte yandan, Adil Öksüz'ün evinde ele geçirilen ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen tarafından imzalanan bir kitap üzerinde yapılan incelemede, pilot Ali Armağan'ın eşine ait parmak izine ulaşıldığı tespit edildi.

Soruşturma kapsamında, Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasının kazadan önce ve sonraki yurt içi ile yurt dışı seyahat trafiği de ayrıntılı şekilde incelendi. Yapılan incelemelerde, FETÖ Hava Kuvvetleri mahrem sorumlusu Erol Sağlam'ın kazadan 4 gün önce Malatya'ya giderek buradaki mahrem sorumlu Ali Cingitaş ile görüştüğü belirlendi. Bu iki ismin ortak irtibat noktası olduğu tespit edilen Cağfer Sarıkaya'nın ise kazadan 2 gün önce, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimleri Adil Öksüz ve Harun Biniş ile birlikte ABD'ye gittiği tespit edildi.
Öte yandan, kazadan 5 gün sonra Malatya mahrem sorumlusu Ali Cingitaş'ın İstanbul'a gittiği, burada daha önce herhangi bir iletişim kaydı bulunmayan, darbe girişiminin Akıncı Üssü'ndeki yöneticilerinden Kemal Batmaz ile yüz yüze görüştüğünün ortaya çıktığı öğrenildi.

"'Tereyağından kıl çeker gibi halledildi' denildi"

Soruşturmada, örgütün mülki idare mahrem yapılanmasında görevli Ömer Hakan Kısıkkaya ile Elazığ il sorumlusu Mehmet Durakoğlu arasında geçtiği belirlenen ByLock yazışmaları da dosyaya girdi. Yazışmaların, kazanın örgüt hiyerarşisi içerisindeki yansımalarına ilişkin önemli bulgular içerdiği değerlendirildi.

Yazışmalarda, Durakoğlu'nun olayın hemen ardından İzmir'e giderek üst düzey örgüt mensuplarıyla görüştüğünü, İstanbul'da bir heyetin toplandığını ve "tereyağından kıl çeker gibi işin halledildiğini" yazdığı tespit edildi. Mesajın devamında ise örgüt elebaşı Gülen'in olayla ilgili "sürecin en sıkıntılı hadisesiydi" ifadelerini kullandığının kayıtlara geçtiği belirlendi.
Soruşturma dosyasına, eski bir FETÖ üyesinin Adıyaman Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü'ne giderek verdiği itiraf niteliğindeki ifadeler de girdi.

İtirafçı, ifadesinde örgütün üst yönetiminde yer alan bir ismin, Muhsin Yazıcıoğlu'na örgüt saflarında yer alması yönünde teklifte bulunduğunu, ancak Yazıcıoğlu'nun bu teklifi sert bir şekilde reddettiğini anlattı.

İfadede, teklifin reddedilmesinin ardından örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in önce Yazıcıoğlu'nun açıklarının ve zaaflarının araştırılması yönünde talimat verdiği, herhangi bir açık tespit edilememesi üzerine ise doğrudan "ortadan kaldırın" talimatını verdiğine ilişkin iddiaların da soruşturma dosyasına yansıdığı belirtildi.

Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin kaza/kırıma uğramasına ilişkin yürütülen soruşturmada, "Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü faaliyetleri kapsamında tasarlayarak kasten öldürme suçuna iştirak" ettikleri iddiasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı

Yunan yönetimi, 2026-2027 eğitim yılı öncesi Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 8 Türk azınlık ilkokulunun kapısına kilit vurdu. Bölgedeki Türk okullarının sayısı 76’ya gerilerken, Türk azınlık temsilcileri Lozan Antlaşması’na aykırı uygulamalara tepki gösteriyor

17.07.2026 23:30:00
Haber Merkezi
 
Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı
Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı
Yunanistan, Batı Trakya'daki Türk azınlığın eğitim haklarını sistematik olarak kısıtlamaya devam ediyor. TRT Avaz'ın aktardığına göre, Yunan Eğitim Bakanlığı'nın kararıyla Rodop, İskeçe ve Meriç illerinde faaliyet gösteren 8 Türk azınlık ilkokulu kapatıldı.

Karar, Yunan Resmi Gazetesi'nde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu gelişmeyle birlikte bölgedeki Türk azınlık ilkokullarının toplam sayısı 76'ya düştü. Yunanistan makamları, okulların "öğrenci yetersizliği" nedeniyle kapatıldığını savunurken, azınlık temsilcileri bu gerekçeyi kabul etmiyor.

Uzun yıllardır devam eden politika

Batı Trakya Türk azınlığı, Lozan Antlaşması ile eğitim ve kültürel hakları uluslararası güvence altına alınmış bir topluluk. Ancak son 20 yılda Türk okullarının sayısı dramatik biçimde azaldı. 2000'li yılların başında 200'ün üzerinde olan azınlık ilkokulu sayısı, ardışık kapatma kararlarıyla hızla eridi.

Önceki yıllarda da benzer gerekçelerle okullar kapatılmıştı. Azınlık dernekleri ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği, kararların azınlıkla istişare edilmeden alındığını ve asimilasyon politikası taşıdığını belirtiyor. Düşük öğrenci sayısının gerekçe gösterilmesi, ebeveynlerin çocuklarını Yunan okullarına yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan bir durum olarak değerlendiriliyor.

Azınlığın tepkisi ve uluslararası boyut

Federation of Western Thrace Turks in Europe (ABTTF) gibi kuruluşlar, kararın Lozan Antlaşması'na aykırı olduğunu vurgulayarak Yunanistan'ı eleştirdi. Azınlık temsilcileri, okulların kapatılmasının Türk dilinde eğitimin ve kültürel kimliğin korunmasını tehdit ettiğini ifade ediyor.

Türkiye tarafı ise konuyu yakından takip ediyor. Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlar, geçmişteki benzer gelişmelerde Yunanistan'a çağrıda bulunmuştu. Konunun Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları platformlarında da gündeme getirilmesi bekleniyor.

Bu son kapatma kararının, Batı Trakya'daki yaklaşık 150 bin kişilik Türk azınlığın geleceğini olumsuz etkileyeceği endişesi hakim. Türk okulların yeniden açılması ve yeni okulların kurulması için mücadelelerini sürdüreceğini belirtiyor.

Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Güvenpark’ta eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve gazileri ziyaretinde, "Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete, devlet denmez" dedi

17.07.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin, rütbe ayrımı olmaksızın eşit özlük hakları için Güvenpark'ta başlattıkları oturma eylemi sürüyor. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, eylemin beşinci gününde şehit yakınları ve gazileri ziyaret etti. Dervişoğlu'na İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Şenol Sunat ile Kevser Ofluoğlu ve partililer eşlik etti.

Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, "3 bin 800 er gazimiz var. 85 milyonluk ülke 5 bin tane vatan evladına bakamıyorsa, eğer bu duruma düşürüyorsa herkesin elini vicdanına koyup düşünmesi gerek" ifadesini kullandı.

"BU SORUNUN PEŞİNDEYİZ"

Dervişoğlu da er şehit aileleri ve gazilerin yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini belirterek, ilk günden itibaren milletvekilleri ve parti yöneticilerinin eylem alanında bulunduğunu söyledi. Sorunun çözümü için TBMM'de çalışma yürüttüklerini ve kanun teklifi hazırlandığını aktaran Dervişoğlu, "Genel Merkezimizle, Ankara milletvekillerimiz ve diğer milletvekillerimizle birlikte bu sorunun peşindeyiz" dedi.

Hak arama mücadelesinin doğru yöntemlerle sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, "Haklıyken haksız duruma düşmemek lazım. Önce problemin çözülmesine yönelik adımları doğru bir biçimde atmaya muvaffak olabilmeliyiz" diye konuştu.

"ERE GÖRE AYRI GAZİLİK, ŞEHİTLİK OLMAZ"

Gazilik ve şehitliğin rütbeye göre ayrıştırılamayacağını dile getiren Dervişoğlu, "Gazilik önemli bir rütbe zaten. Şehitlik de en yüce mertebe. Bunun rütbelerle birbirinden ayrılması acı olan. Ere göre ayrı gazilik, ere göre ayrı şehitlik, subaya göre ayrı şehitlik olmaz. Erin ailesiyle subayın ailesi memlekete verilmiş can bakımından birbirinden ayrı değerlendirilemez. Kurşun nasıl adres sormuyorsa gazilik de şehitlik de rütbe olarak ayrılamaz ve farklı muameleye tabi tutulamaz" değerlendirmesinde bulundu.

"BİZ O SORUMLULUĞU YERİNE GETİRECEĞİZ"

Dervişoğlu, ziyaretlerinin sembolik olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ziyaretimizi anlık bir ziyaret olarak değerlendirmeyin. Bu bizim yerine getirdiğimiz bir sorumluluktur. Milletimiz sizin yanınızdadır. Bundan emin olmanızı istiyorum. Milletimiz size müteşekkirdir. Hem milletimizin yüreğindesiniz hem de dualarındasınız. Biz isteriz ki devlet görev ve sorumluluğunu yerine getirsin. Görev ve sorumluluğunu yerine getiremeyenler varsa, sizlerin huzurunda ve Allah'ın huzurunda söz veriyorum; biz o sorumluluğu yerine getireceğiz ve ne gerekirse yapacağız."

Konuşmasında ziyareti siyasallaştırmak istemediğini belirten Dervişoğlu, "Burada bulunmam sadece farkındalığı artırmak içindir. Asıl yerine getirdiğim insani sorumluluğumdur. Buradaki insanların durumundan dolayı herkese insani bir sorumluluk düşüyor. Ankara halkını da bu sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyorum. Gazilerimiz ve şehit ailelerimiz yalnız değildir. Türk milleti onların yanındadır. Ankara onların yanındadır. Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete devlet denmez" şeklinde konuştu.

Konuşmasını dinleyen bir gaziye seslenen Dervişoğlu, "Senin ayağına sağlık. Senin ayağına kurban olayım ben. Hepiniz müsterih olun. Ne zaman ne emriniz olursa sonuna kadar amadeyim" ifadelerini kullandı.

Freni patlayan hafriyat kamyonu dehşet saçtı


 
Kuralsız araç kullanmaları nedeniyle sürücülerin korkulu rüyasına dönüşen hafriyat kamyonları bu kez Ankara'da dehşet saçtı. Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde freni patlayan hafriyat kamyonunun, 2 kamyona çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2 kişi hayatını kaybetti.
 

17.07.2026 19:33:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Freni patlayan hafriyat kamyonu dehşet saçtı
 Freni patlayan hafriyat kamyonu dehşet saçtı

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde freni patlayan hafriyat kamyonunun, 2 kamyona çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2 kişi hayatını kaybetti.

Ankara Büyükşehir Belediyesince İvedikköy Mahallesi 3832. Cadde'de yürütülen yol açma çalışmaları sırasında, freni patlayan Ömer Sütçü (36) yönetimindeki 06 DY 4311 plakalı hafriyat kamyonu, Emre Çelik'in (40) kullandığı 06 COS 880 ve Mustafa Sandıklı idaresindeki 06 DU 7291 plakalı kamyonlara çarptı.

İhbar üzerine, kaza yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve polis ekibi sevk edildi. Çarpışmanın etkisiyle alev alan Çelik'in içinde bulunduğu kamyon, itfaiye ekiplerinin uğraşları sonucu söndürüldü.

Kazada Ömer Sütçü ve Emre Çelik, hayatını kaybetti. Sütçü ve Çelik'in cenazeleri Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.

Rojin Kabaiş soruşturmasında kritik viraj

Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada iki yıl sonra çok önemli gelişmeler yaşandı. Dosyaya dahil olan yeni avukatların talebi doğrultusunda, genç kızın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için "diatom" testi başvurusu yapıldı; o gece sahilde bulunan tüm telefonları tespit edecek özel bir sinyal takip cihazı Van'a gönderildi

17.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Rojin Kabaiş soruşturmasında kritik viraj
Rojin Kabaiş soruşturmasında kritik viraj
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş ve 18 gün süren aramaların ardından Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi sahilinde cansız bedeni bulunmuştu.

O günden bu yana kamuoyunun yakından takip ettiği şüpheli ölüm dosyasında, ailenin Konya Barosu'na kayıtlı yeni avukatı Abdurrahman Karabulut'un devreye girmesiyle birlikte iki yıldır yapılmayan kritik adımlar atılmaya başlandı. Resmi raporlarda yer alan şüpheli bulgulara ve ailenin cinayet iddialarına rağmen netleşmeyen olay için Adalet Bakanlığı tarafından bölgeye özel bir sinyal tespit cihazı gönderildi.

Boğulma mı cinayet mi? 'Diatom' testi çözecek

Bugüne kadar adli mütalaalarda genç kızın ölüm nedeni "suda boğulma" olarak geçse de, Adli Tıp Kurumu'nun resmi raporlarında Rojin'in akciğerlerinde su bulunmadığı ve vücudunda iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildiği kaydedilmişti. Olay gecesi cenazeye nakil sürecinde temas etmiş olabilecek güvenlik görevlileri dahil 413 kişiden DNA örneği alınmasına rağmen somut bir sonuca ulaşılamamıştı.

Rojin'in babası Nizamettin Kabaiş, kızının öldürüldükten sonra suya atılıp atılmadığını kesin olarak ortaya çıkaracak "diatom" testi için savcılığa resmi başvuruda bulunduklarını açıkladı. Bu test, şüpheli ölümlerde kişinin canlıyken mi boğulduğunu yoksa öldürüldükten sonra mı suya bırakıldığını hücre yapısındaki mikroorganizmalar (diatomlar) aracılığıyla kanıtlıyor.

Son çare 'fethi kabir'

Baba Nizamettin Kabaiş, Adli Tıp Kurumu'nun elinde bulunan mevcut doku ve sıvı örneklerinin diatom testi için yetersiz kalması durumunda kızının Diyarbakır'daki mezarının açılacağını (fethi kabir) duyurdu. Kızının acısıyla iki yıldır can çekiştiğini belirten acılı baba, şu ifadeleri kullandı:

"Kızımın akciğerinde su yok, vücudunda iki erkek DNA'sı var. Bu açık bir cinayettir, neresi intihar? Kabrinin yeniden açılması ailemiz için çok zor ve ağır bir karar olacak ama ölüm sebebinin karanlıkta kalması, bu belirsizlik çok daha zor. Son noktaya gelinirse adaletin yerini bulması için o mezarı açtıracağız."

Sinyal tespit cihazı ve karanlıkta kalan 15 dakika

Soruşturmanın seyrini değiştirecek bir diğer önemli hamle ise teknik inceleme kanadından geldi. Adalet Bakanlığı'nın bizzat devreye girmesiyle Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen özel bir teknik takip cihazı, Rojin'in kaybolduğu gece Van Gölü kıyısında ve yurt çevresinde sinyal veren tüm cep telefonlarını tek tek geriye dönük olarak tarayacak. Bu sayede o gece bölgede bulunan ve şüpheli hareket sergileyen herkesin kimliği tespit edilerek ifadelerine başvurulacak.

Ayrıca avukatlar, Rojin'in bir güvenlik kamerasının görüş açısından çıkıp diğerine girdiği an arasında saptanan "15 dakikalık karanlık zaman farkı" ve olay yerini gören 360 derecelik kameranın o esnada arızalı olduğu iddiaları üzerine yoğunlaştı. Savcılıktan teslim alınan son 3 güne ait tüm ham kamera kayıtları, beyaz bir araç iddiasıyla birlikte teknik ekiplerce yeniden mercek altına alındı.

Aileye gelen tehdit mesajları incelemede

Öte yandan, hukuki süreci sabote etmek amacıyla aileye yönelik psikolojik baskıların sürdüğü ortaya çıktı. Baba Nizamettin Kabaiş, davadan vazgeçmeleri yönünde sürekli hakaret içerikli ve korkutma amaçlı tehdit mesajları aldıklarını, son olarak askere giden oğluna dahi bu tip mesajlar atıldığını söyledi. Mesajları atan kişilerin cinayet şüphelileriyle bir bağlantısı olup olmadığının tespiti için siber suçlarla mücadele ekipleri geniş çaplı bir inceleme başlattı.

Dosyayı yakından takip eden Adalet Bakanlığı, Van ve Diyarbakır Baroları ile sivil toplum kuruluşları, iki yıldır süren sis perdesinin bu yeni teknolojik aramalar ve adli tıp testleriyle tamamen aralanacağını öngörüyor.

Ahbap soruşturmasında CHP PM Üyesi Emre Kartaloğlu da gözaltına alındı

Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, gözaltına alınan 7 kişiden birinin CHP Parti Meclisi Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Ticaret ve Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu olduğu ortaya çıktı

17.07.2026 13:14:00
Haber Merkezi
 
Ahbap soruşturmasında CHP PM Üyesi Emre Kartaloğlu da gözaltına alındı
Ahbap soruşturmasında CHP PM Üyesi Emre Kartaloğlu da gözaltına alındı
Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, gözaltına alınan 7 kişiden birinin CHP Parti Meclisi Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Ticaret ve Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu olduğu ortaya çıktı. Kartaloğlu'nun emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 9 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Karar doğrultusunda, CHP Parti Meclisi Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Ticaret ve Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu, Oğuzhan Uğur, Gülgün Öztürk, Suzan Düşküner, Emir Taşar, Hüseyin Küçük ve Fatih Eke gözaltına alındı.

Gözaltına alınan Emre Kartaloğlu'nun aynı zamanda eski Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Başkanı olduğu öğrenildi.

Haklarında gözaltı kararı bulunan 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.
Öte yandan AHBAP'ın 6-28 Şubat 2023 dönemindeki hesaplarında usulsüzlük olmadığı yönünde rapor verdiği öğrenildi.

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 19 şüpheli tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu ölümleriyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 19 kişi tutuklandı

 

17.07.2026 10:27:00 / Güncelleme: 17.07.2026 14:55:37
Anadolu Ajansı
 
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 19 şüpheli tutuklandı
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 19 şüpheli tutuklandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu ölümleriyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden 19'u tutuklandı.

Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) faaliyetleri kapsamında Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin kaza kırımına uğraması olayına ilişkin "tasarlayarak kasten öldürme" suçuna iştirak ettikleri belirlenen 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Ankara merkezli 10 ilde 30 adrese yönelik Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda 27 şüpheli gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilen şüphelilerin tamamı tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarıldı.

Hakimlik, şüphelilerden 19'unun tutuklanmasına, 8'inin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.

Başsavcılık, soruşturmanın çok yönlü ve titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.