logo
01 EYLÜL 2026

Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Güvenpark’ta eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve gazileri ziyaretinde, "Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete, devlet denmez" dedi

17.07.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin, rütbe ayrımı olmaksızın eşit özlük hakları için Güvenpark'ta başlattıkları oturma eylemi sürüyor. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, eylemin beşinci gününde şehit yakınları ve gazileri ziyaret etti. Dervişoğlu'na İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Şenol Sunat ile Kevser Ofluoğlu ve partililer eşlik etti.

Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, "3 bin 800 er gazimiz var. 85 milyonluk ülke 5 bin tane vatan evladına bakamıyorsa, eğer bu duruma düşürüyorsa herkesin elini vicdanına koyup düşünmesi gerek" ifadesini kullandı.

"BU SORUNUN PEŞİNDEYİZ"

Dervişoğlu da er şehit aileleri ve gazilerin yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini belirterek, ilk günden itibaren milletvekilleri ve parti yöneticilerinin eylem alanında bulunduğunu söyledi. Sorunun çözümü için TBMM'de çalışma yürüttüklerini ve kanun teklifi hazırlandığını aktaran Dervişoğlu, "Genel Merkezimizle, Ankara milletvekillerimiz ve diğer milletvekillerimizle birlikte bu sorunun peşindeyiz" dedi.

Hak arama mücadelesinin doğru yöntemlerle sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, "Haklıyken haksız duruma düşmemek lazım. Önce problemin çözülmesine yönelik adımları doğru bir biçimde atmaya muvaffak olabilmeliyiz" diye konuştu.

"ERE GÖRE AYRI GAZİLİK, ŞEHİTLİK OLMAZ"

Gazilik ve şehitliğin rütbeye göre ayrıştırılamayacağını dile getiren Dervişoğlu, "Gazilik önemli bir rütbe zaten. Şehitlik de en yüce mertebe. Bunun rütbelerle birbirinden ayrılması acı olan. Ere göre ayrı gazilik, ere göre ayrı şehitlik, subaya göre ayrı şehitlik olmaz. Erin ailesiyle subayın ailesi memlekete verilmiş can bakımından birbirinden ayrı değerlendirilemez. Kurşun nasıl adres sormuyorsa gazilik de şehitlik de rütbe olarak ayrılamaz ve farklı muameleye tabi tutulamaz" değerlendirmesinde bulundu.

"BİZ O SORUMLULUĞU YERİNE GETİRECEĞİZ"

Dervişoğlu, ziyaretlerinin sembolik olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ziyaretimizi anlık bir ziyaret olarak değerlendirmeyin. Bu bizim yerine getirdiğimiz bir sorumluluktur. Milletimiz sizin yanınızdadır. Bundan emin olmanızı istiyorum. Milletimiz size müteşekkirdir. Hem milletimizin yüreğindesiniz hem de dualarındasınız. Biz isteriz ki devlet görev ve sorumluluğunu yerine getirsin. Görev ve sorumluluğunu yerine getiremeyenler varsa, sizlerin huzurunda ve Allah'ın huzurunda söz veriyorum; biz o sorumluluğu yerine getireceğiz ve ne gerekirse yapacağız."

Konuşmasında ziyareti siyasallaştırmak istemediğini belirten Dervişoğlu, "Burada bulunmam sadece farkındalığı artırmak içindir. Asıl yerine getirdiğim insani sorumluluğumdur. Buradaki insanların durumundan dolayı herkese insani bir sorumluluk düşüyor. Ankara halkını da bu sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyorum. Gazilerimiz ve şehit ailelerimiz yalnız değildir. Türk milleti onların yanındadır. Ankara onların yanındadır. Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete devlet denmez" şeklinde konuştu.

Konuşmasını dinleyen bir gaziye seslenen Dervişoğlu, "Senin ayağına sağlık. Senin ayağına kurban olayım ben. Hepiniz müsterih olun. Ne zaman ne emriniz olursa sonuna kadar amadeyim" ifadelerini kullandı.

Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart


 
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, "Beyin sağlığı sadece bir güne sığdırılacak bir durum değil. Düzenli uyku, düzenli beslenme alışkanlığı ve düzenli fiziksel aktivitelerle bunu sadece bir güne değil, her güne yaymamız lazım. Her güne yaymış olduğumuz programı da daha anne karnından, bebeklikten başlatmamız lazım ki sağlıklı beyinlerle sağlıklı gelecekleri ortaya koyalım" dedi.

01.09.2026 00:37:00
AA
 
 Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart
 Beyin sağlığı için 'düzenli hayat' şart

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Terzi, beyin sağlığını olumsuz etkileyen pek çok risk faktörü bulunduğuna dikkati çekti. Terzi, "Bunların başında çevre kirliliği, elektromanyetik alan, tuz ve sigara tüketimi, obezite ve yanlış beslenme alışkanlıkları geliyor. Bununla beraber genetik risk faktörlerimiz var. Anneden, babadan ya da kuşaklardan gelen Alzheimer, MS, Parkinson gibi bir hastalık varsa bu da nörolojik hastalık riskini artırıyor" diye konuştu.

Anne karnında başlıyor

Beyin sağlığının anne karnında başladığına işaret eden Terzi, şöyle devam etti: "Ne kadar iyi bir beynimiz varsa, gelecek beyinlerimiz ve geleceğimiz o kadar iyi olacaktır. O nedenle özellikle çevresel faktörleri ve günlük yaşam aktivitelerini önemsiyoruz. Diyoruz ki daha iyi beslenin. Akdeniz tipi mutfak alışkanlığınız olsun, tuzsuz, az yağlı, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeyi önemsiyoruz. Tuz tüketimini azaltmak, sigara ve alkol gibi beyin sağlığını olumsuz etkileyecek unsurlardan uzak durmak, özellikle gün içinde daha az ekran maruziyeti, en azından kapalı ortamlarda, akşam evimizde uyurken Wi-Fi, telefon gibi bu elektromanyetik alanlardan uzak durmak beyin sağlığı açısından önemli. Anne karnından itibaren bunlara dikkat etmek, bebek dünyaya geldikten sonra bunu önemseyerek devam ettirmek lazım."

Terzi, fiziksel aktivitenin de beyin sağlığı için oldukça faydalı olduğunu dile getirerek, "Haftada en az 2-3 gün yürüyüş ve egzersiz yapmak, kilo almamak, obeziteden uzak durmaya çalışmak çok önemli. Bu, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları gibi risk faktörlerinin azaltılması açısından oldukça önemli. Tansiyon, diyabet gibi kontrol altına alınması gereken risk faktörlerimiz var. Bunlar beyin sağlığı açısından zararlı. O nedenle nörolojik hastalık dışında başka bir hastalığımız varsa bunların da kontrol altına alınması lazım" diye konuştu.

Prof. Dr. Terzi, "Beyin sağlığı sadece bir güne sığdırılacak bir durum değil. Düzenli uyku, düzenli beslenme alışkanlığı ve düzenli fiziksel aktivitelerle bunu sadece bir güne değil, her güne yaymamız lazım. Her güne yaymış olduğumuz programı da daha anne karnından, bebeklikten başlatmamız lazım ki sağlıklı beyinlerle sağlıklı gelecekleri ortaya koyalım. Onun için diyoruz ki beyin sağlığınızı önemsiyoruz. Beynimize iyi bakalım. Bununla ilgili herhangi bir problem hissediyorsak, baş ağrısı, nöbet, yürüme güçlüğü, görme kaybı gibi şikayetler var ise nöroloji kliniklerine mutlaka gidilmelidir."

Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da su ürünleri av sezonu törenle açıldı

Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da, 2026-2027 Su Ürünleri Av Sezonu Açılış Töreni gerçekleştirildi

01.09.2026 00:12:00
AA
 
Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da su ürünleri av sezonu törenle açıldı
Trabzon, Ordu, Rize ve Giresun'da su ürünleri av sezonu törenle açıldı

Trabzon Valisi Tahir Şahin, Çarşıbaşı Merkez Balıkçı Barınağı'nda düzenlenen törende 1 Eylül'ün denizden ekmeğini kazanan binlerce kişi için yeni bir umut olduğunu söyledi.

Balıkçılığın Trabzon için çok önemli olduğunu belirten Şahin, "Kıymetli balıkçılarımız, balıkçılık ülkemizde olduğu gibi şehrimiz için de çok kıymetli ekonomik değere sahip. Bugün ilimizde bin 73 balıkçı gemimiz, 5 bin 125 tayfamız denizden ekmek kazanıyor. Denizdeki üretimimiz yanında 67 su ürünleri üretim tesisimiz yaklaşık 39 bin 900 tonluk proje kapasitesiyle sektörümüzün gücüne güç katıyor." dedi.

Ordu

Denizlerde av yasağının sona erecek olması dolayısıyla Fatsa Limanı'nda tören düzenlendi.

Törende konuşan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, "Av yasağının sona ermesiyle birlikte yeniden denizlere açılacak tüm balıkçı reislerimize ve emekçilerimize hayırlı, bereketli ve kazasız bir sezon diliyorum. Denizimiz bereketli, ağlarımız dolu, sofralarımız balıkla şen olsun." dedi.

Duaların edildiği programa, Vali Muammer Erol, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Güneş, Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay ile balıkçılar ve aileleri katıldı.

Rize

Gündoğdu Balıkçı Barınağı'nda düzenlenen törende Rize Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, yeni av sezonunun hayırlı olmasını dileyerek, Rize'nin denizle iç içe yaşayan, geçimini çaydan sonra büyük ölçüde denizden sağlayan bir şehir olduğunu söyledi.

Alpboğa, "Ancak biliyoruz ki denizimizin bereketini sürdürmenin yolu kaynaklarımızı korumaktan, kurallara uygun sürdürülebilir avcılık yapmaktan ve denizlerimizi korumaktan geçiyor. Bu konuda hepimize büyük sorumluluk düştüğünü belirtmek istiyorum." dedi.

Törene, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin ile davetliler katıldı.

Giresun

Giresun'da denizlerde av yasağının sona erecek olması dolayısıyla tören düzenlendi.

Kumyalı Balıkçı Barınağı'nda gerçekleştirilen törende Vali Mustafa Koç, balıkçılara bereketli bir sezon diledi.

Tören, dua edilmesiyle sona erdi.

Artvin

Öte yandan Artvin'de balıkçıların olumsuz hava koşullarından dolayı denize açılamayacağı bildirildi.

Hopa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Serkan Aksoy, AA muhabirine, hava koşullarının denize açılmaya elverişli olmadığını belirterek, sezon açılışını hava şartlarının düzelmesinin ardından gerçekleştireceklerini söyledi.

Hopa'da balıkçıların sezona 1-2 gün gecikmeli başlayacağına işaret eden Aksoy, "Bu gece ve yarın denizlerde fırtına bekleniyor. Biz balıkçılar olarak hazırlıklarımızı tamamladık ama fırtına nedeniyle balığa çıkmayacağız. Açılışı erteledik. Sonraki günler hava koşullarına göre denize açılacağız" dedi. 

Arap Alevileriyle ilgili sözleri tepki çekmişti

Gazeteci ve eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk hakkında, bir televizyon programında Suriye’deki Arap Alevileri (Nusayriler) hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında gözaltı kararı verildi

31.08.2026 17:57:00
Haber Merkezi
 
Arap Alevileriyle ilgili sözleri tepki çekmişti
Arap Alevileriyle ilgili sözleri tepki çekmişti
Gazeteci ve eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk hakkında, bir televizyon programında Suriye'deki Arap Alevileri (Nusayriler) hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında gözaltı kararı verildi.

Tartışma yaratan sözler

Öztürk, NTV ekranlarında Suriye'deki gelişmeleri değerlendirirken Arap Alevileri hakkında, "Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor" şeklinde ifadeler kullanmıştı. Söz konusu açıklamalar kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Alevi kurumları ve bazı siyasi çevrelerden Öztürk hakkında soruşturma başlatılması yönünde çağrılar gelmişti.

Soruşturma Samandağ'da yürütülüyor

Tepkilerin ardından Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında müşteki beyanlarının alındığı ve Öztürk hakkında gözaltı kararı verildiği bildirildi.

Öztürk'ün İstanbul'da gözaltına alınarak, 1 Eylül 2026 tarihinde SEGBİS üzerinden Samandağ'daki soruşturma kapsamında hazır edilmesi için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazıldığı aktarıldı.

Sözler tartışmayı büyüttü

Öztürk'ün açıklamalarının ardından DEM Parti de yaptığı açıklamayla sözleri sert biçimde eleştirmiş ve soruşturma çağrısında bulunmuştu. Partinin açıklamasında, Arap Alevilerin kimlik ve inançları üzerinden hedef gösterilmesinin toplumsal barış açısından tehlikeli olduğu savunulmuştu.

Gözaltı kararının ardından gözler soruşturmanın bundan sonraki aşamasına çevrildi. Öztürk hakkında yürütülen adli sürecin, tartışmalı televizyon açıklamalarının hukuki boyutuna ilişkin nasıl sonuçlanacağı merak konusu oldu.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü

31.08.2026 11:29:00
AA
 
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ile görüştü.

Milli Savunma Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı, bugün İstanbul'da yapılacak.

Milli Savunma Bakanı Güler ile Pakistan Savunma Bakanı Asif, toplantı öncesi bir araya geldi.

Görüşmede, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu da yer aldı.

Girne'de ailelerin acılı bekleyişi gece boyunca devam etti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Girne'den, Mersin'e hareket eden yolcu feribotunun kazası sonrası kaybolan 18 kişiyi arama kurtarma çalışmalarına gece saatlerinde yapılırken, acılı ailelerin umut dolu bekleyişi Girne'de liman önünde sürdü

31.08.2026 05:54:00 / Güncelleme: 31.08.2026 06:35:43
İHA
 
Girne'de ailelerin acılı bekleyişi gece boyunca devam etti
Girne'de ailelerin acılı bekleyişi gece boyunca devam etti
Olay, bugün öğlen saatlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Girne kentinden Türkiye Mersin'e doğru hareket eden yolcu feribotunda yaşanmıştı. Henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı feribot içerisindeki 267 kişiyle birlikte alabora olmuş 8 kişi hayatını kaybetmiş 18 kişi ise kaybolmuştu. Kaybolan yolcuları arama kurtarma çalışmaları gece de devam etti. Girne'de liman önünde ise yolcuların yakınları gece boyunca bekledi.

Mahmut ve Mustafa Demir isimli 2 yakınını beklediğini ifade eden Naif Ezer, "Sadece 1 arkadaşımız çıktı burada kimse yardım etmedi dedi. Yüzebilen yüzdü geldi yüzemeyen mahsur kaldı. Burada insanlar perişan halde. Bekliyoruz" dedi.

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor. Uzmanlar aşırı veri tüketimi ve donmalara karşı araç sahiplerini uyardı

30.08.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
Bağlantılı araç teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte otomobiller açık hedef haline geldi. Siber güvenlik kuruluşu Kaspersky tarafından saptanan son saldırı dalgası, Android tabanlı araç içi multimedya sistemlerinin doğrudan hedef alındığını ortaya koydu. Kullanıcının şüpheli bir bağlantıya tıklamasına veya korsan dosya indirmesine gerek kalmadan, doğrudan aracın meşru güncelleme mekanizması üzerinden sızan zararlı yazılımlar otomotiv dünyasında yeni bir güvenlik açığını tetikledi.

Güncelleme görünümünde sızan zararlı yazılım
Gelişmiş saldırı zincirinde siber korsanlar, sistemde yer alan "TWCore" isimli meşru güncelleme uygulamasının iletişim kanalını kötüye kullanıyor. Üretici sunucusu gibi davranan saldırganlar, ilk etapta "JarService" adlı yükleyiciyi, ardından da çok aşamalı ek zararlı modülleri araca yüklüyor.
Bilişim Uzmanı Osman Demircan, Upstream Security verilerine işaret ederek siber olayların yüzde 92'sinin uzaktan ve fiziksel temas gerekmeksizin gerçekleştirildiğini vurguladı. Demircan, sürecin sürücünün hiçbir hatası olmadan, tamamen arka plandaki OTA (uzaktan yazılım güncelleme) kanalı üzerinden işlediğini aktardı.

Aracınızın ele geçirildiğini gösteren belirtiler
Saldırıya uğrayan araçlarda sistem kaynaklarının arka planda gizlice tüketildiğine dikkat çeken uzmanlar, sürücülerin dikkat etmesi gereken kritik işaretleri paylaştı. Otomobil ekranının nedensiz yere yavaşlaması, sistemin sık sık kendiliğinden yeniden başlaması ve kontrolsüz aşırı internet verisi tüketimi en belirgin işaretler arasında yer alıyor.
Aracın internet bağlantısının izinsiz bir proxy ağı gibi kullanılabileceğini belirten Demircan; park halindeyken oluşan olağan dışı veri trafiği, ekranda beliren şüpheli reklamlar ve donanımın aşırı ısınması durumunda siber saldırı ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sonradan takılan ekranlara ve ev ağına dikkat
Uzmanlar, piyasada markası belirsiz ve ucuz Android multimedya sistemlerinin güncelliğini hızla yitirmesi nedeniyle yüksek risk taşıdığı konusunda uyarıyor. Araç alımlarında UN R155 (araç siber güvenliği) ve UN R156 (yazılım güncelleme yönetimi) standartlarının sorgulanması gerektiği belirtiliyor.
Araca bağlanan akıllı telefonlardaki rehber ve arama kayıtlarının risk altına girebileceğini belirten uzmanlar; ev Wi-Fi ağına bağlı park halindeki bir otomobilin, yerel ağdaki diğer cihazları hedeflemek için bir sıçrama tahtası olarak kullanılabileceğine de dikkat çekiyor.

Suçlamalar sınırları aşınca düğmeye basıldı


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddiaları üzerine resen soruşturma başlattı. İddialara ilişkin açıklama yapan Gökçek, "Türk adaletine güvendiğini" belirtti

30.08.2026 18:30:00 / Güncelleme: 31.08.2026 06:50:59
Haber Merkezi
 
Suçlamalar sınırları aşınca düğmeye basıldı
Suçlamalar sınırları aşınca düğmeye basıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddiaları üzerine resen soruşturma başlattı. İddialara ilişkin açıklama yapan Gökçek, "Türk adaletine güvendiğini" belirtti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında resen soruşturma başlattı.

Nedeni yurtdışına servet transferi

Soruşturmanın odağında, Gökçek'in "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktardığı" yönündeki iddialar yer alıyor. Başsavcılık tarafından 29 Ağustos Cumartesi günü yapılan açıklamada, basında yer alan iddialar üzerine harekete geçildiği belirtilse de fazla detay paylaşılmadı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bazı basın ve yayın organlarında, İbrahim Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönünde öne sürülen iddialara ilişkin olarak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır."

Gelişmenin ardından sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Melih Gökçek de soruşturmanın gazeteci Murat Ağırel'in kendisi hakkındaki iddiaları üzerine açıldığını söyledi.
Gökçek, "Allah'ın izniyle veremeyeceğim hesabım yoktur. Gerekli bilgileri savcılığa vereceğim… Kendimi Türk adaletine teslim ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Ağırel tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı

İddiaları gündeme taşıyan gazeteci Murat Ağırel ise 30 Ağustos'ta X hesabından yaptığı paylaşımda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından arandığını bildirdi.
Ağırel, soruşturma kapsamında tanık olarak ifadesine başvurulmak üzere pazartesi günü Ankara Adliyesi'nde bulunacağını duyurdu. Gazeteci Ağırel, geçtiğimiz günlerde Gökçek ailesinin yurtdışındaki şirketlere kayıt dışı para aktardığına ilişkin bir haber yayınlamıştı. Haberde, Gökçek ailesinin Almanya'da kaynağı belirsiz finansmanla gayrimenkul yatırımları için anlaşmalar yaptığı öne sürülmüştü.

Ağırel'in iddiasına göre, 2022'de 30 bin Euro sermaye ile kurulan şirketin varlıkları kısa sürede milyonlarca Euro'ya ulaştı.
Şirketin bilançolarında Türkiye kaynaklı fonlar görüldüğünü belirten Ağırel, Düsseldorf'ta 15 daire ve iki dükkandan oluşan bir binanın satın alındığını aktardı. Şirketin ayrıca, Velbert kentinde 8.5 milyon Euro değerinde ticari bir kompleksi satın almak için sözleşme imzaladığını kaydetti.

Ağırel, şirketin kısa süredeki bu hızlı büyümesinin tek başına suç teşkil etmediğini ancak milyonlarca Euro'luk gayrimenkul yatırımlarının finansman kaynağının açıklanması gerektiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt

Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt. Açıklama "Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyeti yansıtmaktadır" denildi

30.08.2026 16:30:00
AA
 
Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt
Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına sert şekilde yanıt verdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar, Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyeti yansıtmaktadır.

Gazze'de soykırım işleyerek tüm İsrail halkına tarihi bir utanç yaşatan, ayrıca modern Orta Doğu tarihinde görülmemiş bir yayılmacılık sergileyerek bölgesel ve küresel istikrarsızlığın başlıca sorumlusu olan Netanyahu ve suç şebekesinin sahip olduğu dokunulmazlıklar hem hukuki hem de siyasi bakımdan ortadan kalkmaktadır.

Goebbels'in propaganda makinesine benzer biçimde çalışan İsrail kurumlarının çabaları artık yeterli olmamakta, uluslararası toplum Netanyahu hükümetinin yalanlarına inanmamaktadır.

Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Netanyahu döneminde işlenen suçların karşısında dürüst ve kararlı bir duruş sergilemiştir.

Bundan sonra da gerçekleri savunmaya ve dile getirmeye devam edeceğiz."

BURHANETTİN DURAN'DAN İSRAİL'E SERT TEPKİ
İletişim Başkanı Burhanettin Duran da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına tepki gösterdi.

Duran, İsrail tarafının gerçeklerle yüzleşmek yerine "iftira ve propaganda" yolunu tercih ettiğini belirterek, İsrail hükümetinin Gazze'deki politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu.

İletişim Başkanı Duran paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklaması, gerçeklerle yüzleşmek yerine iftira ve propaganda yoluna başvuran anlayışın ibretlik bir örneğidir. Her zaman yaptıkları gibi 'antisemitizm' kavramının arkasına saklanarak saldırganlığını, işledikleri soykırımı, savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları perdelemeye çalışıyorlar.

Oysa İsrail hükûmetinin Gazze'de işlediği suçlara, Filistin halkına yönelik katliamlarına ve bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalarına karşı çıkmak insani ve vicdani bir sorumluluktur. Türkiye'nin itirazı, işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Filistin halkının haklı davasını savunmaya, Gazze'deki mazlumların sesi olmaya ve bölgesel istikrarı desteklemeye devam edecektir"

Diyarbakır’da sokaklara PKK’lı teröristlerin fotoğrafları asıldı

Sokaklara PKK mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğrafların asılması tepki çekti

30.08.2026 11:14:00
Haber Merkezi
 
Diyarbakır’da sokaklara PKK’lı teröristlerin fotoğrafları asıldı
Diyarbakır’da sokaklara PKK’lı teröristlerin fotoğrafları asıldı
Sokaklara PKK mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğrafların asılması tepki çekti. Kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirildiği öne sürülen olay, "Terörle mücadelede yeni dönem ne anlama geliyor?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Diyarbakır'da sokaklara PKK mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğrafların asılması kamuoyunda tartışma yarattı. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte "Bu görüntülere nasıl gelindi?" ve "Devletin terörle mücadele politikasında yeni dönemin sınırları nereye kadar uzanıyor?" soruları gündeme geldi.

Buradaki asıl mesele yalnızca birkaç fotoğrafın bir yere asılması değildir. Asıl mesele, Türkiye'nin onlarca yıl boyunca ağır bedeller ödediği terör meselesinde sembollerin, algının ve kamu düzeninin nasıl yönetileceğidir.

On yılların bedeli unutulmamalı



PKK'nın Türkiye'deki silahlı faaliyetleri, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, şehirlerin güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalmasına ve toplumda derin yaraların oluşmasına neden oldu. PKK, Türkiye'nin yanı sıra birçok ülke ve uluslararası kuruluş tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor.

Bu nedenle terör örgütü mensuplarının fotoğraflarının kamusal alanda görünür hale gelmesi, özellikle şehit aileleri ve terörle mücadelede yakınlarını kaybeden vatandaşlar açısından sıradan bir görüntü olarak değerlendirilemez.

"Süreç"in sınırları nerede?

Türkiye son yıllarda terör meselesinde yeni bir siyasi dönemin kapısını aralayan gelişmelere sahne oldu. PKK'nın 2025 yılında fesih ve silahlı faaliyetleri durdurma yönünde açıklama yapması da bu sürecin önemli başlıklarından biri oldu.

Ancak silahların susması ile terörün sembollerinin normalleşmesi aynı şey değildir.

Türkiye'nin önündeki en kritik sınavlardan biri de burada ortaya çıkıyor:

Terörle mücadelede yeni bir sayfa açılırken, devlet otoritesi ve toplumun ortak hafızası nasıl korunacak?

Çünkü toplumsal barış; geçmişi unutturmak, yaşananları önemsizleştirmek veya terör örgütünün sembollerini sıradanlaştırmak anlamına gelmemelidir.

Devlet otoritesi zayıflarsa simgeler güçlenir

Sokakların, meydanların ve kamuya açık alanların hangi sembollerin görünür olacağı konusunda devletin hukuk çerçevesinde belirleyici olması gerekir.

Kimliği belirsiz kişilerin kamuya açık alanlara siyasi veya örgütsel anlam taşıyan fotoğraflar asabilmesi iddiası doğruysa, burada cevaplanması gereken soru açıktır:

Bunları kim astı, hangi amaçla astı ve kamu otoritesi neden buna izin verdi ya da zamanında müdahale etmedi?

Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı

26 Ağustos’ta Malazgirt’in yıl dönümünde başlayan Büyük Taarruz, bugün yıldönümünü kutladığımız 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştü. Zaferin ardından 9 Eylül’de İzmir’in kurtarılmasıyla Anadolu toprakları işgalden tamamen temizlendi

30.08.2026 07:00:00
Haber Merkezi
 
Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı
Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı
Türk milletinin varoluş mücadelesinin en kritik dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz, sadece askerî bir askerî strateji değil; maddi ve manevi değerlerin birleştiği, bağımsızlık iradesinin mühürlendiği tarihi bir zaferdir. 26 Ağustos'ta Malazgirt'in yıl dönümünde başlayan bu büyük harekât, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştü.
 

Malazgirt'ten Kocatepe'ye uzanan manevi miras

 
26 Ağustos tarihi, Türk tarihi açısından çifte bir zafer anlamı taşır. 1071 yılında Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te kazandığı zafer ile 1922'de Mustafa Kemal Paşa'nın Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz aynı tarih şeridinde buluşur. Anadolu topraklarını vatan kılan bu sürecin arkasında, Horasan erenlerinden Hacı Bektaş-ı Veli geleneğine, Kuvayı Milliye ruhuna rehberlik eden din adamlarından milletin yekvücut oluşuna kadar uzanan derin bir manevi birikim yer almaktadır. Büyük Taarruz'un başladığı 26 Ağustos gününden itibaren yanında olan yaveri Muzaffer Kılıç Attaürk'ün Kocatepe'deki halini şu sözlerle anlatıyor: "28 Ağustos'ta bizim Kocatepe'deki topçu ateşimiz başladığı zaman, Mustafa Kemal, 'Ya Rabbi! Sen Türk ordusunu muzaffer et. Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme' dedi. O anda gözlerinden birkaç damla yaşın süzüldüğünü gördüm."
 

30 Ağustos sabahı 'Türk'ün hakiki kurtuluş güneşi' doğdu

 
TBMM tarafından 20 Temmuz 1922'de kendisine dördüncü kez Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa, taarruz kararını haziran ayında alarak hazırlıkları büyük bir gizlilik içinde yürüttü. 26 Ağustos'ta Afyon'da başlayan harekât, adım adım düşman birliklerinin kuşatılmasıyla gelişti. 29 Ağustos'u 30 Ağustos'a bağlayan gece, Türk ordusu düşman kuvvetlerini Dumlupınar civarında tamamen çembere aldı. Mustafa Kemal Atatürk, 1924 yılında Çal köyünde yaptığı tarihi konuşmada o anları şu sözlerle dile getirir: "29/30 Ağustos gecesi sabaha karşı, ordularımız düşmanın mühim kuvvetlerini kuşatmaya müsait bir vaziyet almış bulunuyorlardı. Türk'ün hakiki kurtuluş güneşi 30 Ağustos sabahı ufuktan bütün şaşaası ile doğacaktır." Çal köyü civarında şiddetlenen çatışmalarda Türk süngüsünün hücumu karşısında düşman hatları dağıtılmış, süvari ve piyade birliklerinin kararlı takibiyle düşman ordusu imha edilmiştir. Zaferin ardından 9 Eylül'de İzmir'in kurtarılmasıyla Anadolu toprakları işgalden tamamen temizlenmiştir.
 

Sadece orduların değil, medeniyetlerin çarpışması

 
Atatürk'e göre 30 Ağustos, sadece iki ordunun cephede karşı karşıya gelmesi değildir. Meydan muharebeleri; milletlerin kültürleri, ahlakları, ilim ve fen sahasındaki seviyeleri ile tüm maddi ve manevi kudretlerinin sınandığı bir imtihan sahasıdır. Dumlupınar'da elde edilen netice, Türk milletinin kayıtsız şartsız hakimiyetini eline aldığını ve ahlaki üstünlüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir. İlk olarak 1924 yılında Atatürk'ün katılımıyla Çal köyünde "Başkumandan Zaferi" adıyla anılan ve Meçhul Asker Abidesi'nin temeli atılan bu özel gün, 1926 yılında çıkarılan kanunla resmi olarak "Zafer Bayramı" ilan edilmiştir. Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin ortak bayramı olan 30 Ağustos, aynı zamanda ordudaki rütbe terfileri ve askerî okulların mezuniyet günü olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin ebedi muhafızlarının simgesi haline gelmiştir.
 

BTP lideri Hüseyin Baş'tan anlamlı mesaj


Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Evlere bayrak asın" çağrısında bulundu. BTP lideri mesajında şunları ifade etti: "Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı… Bize bu toprakları ebedi vatan kılan en büyük zaferin yıl dönümü. Bu kutlu zaferin ruhunu diri tutmak ve coşkusunu nesilden nesile taşımak adına merhum babam Prof. Dr. Haydar Baş'ın hafızalarımıza kazınan o tarihi çağrısını bir kez daha hatırlatmak istiyorum: 'Evlerinize bayrak asın; eğer siz asmazsanız, gelir başka milletler kendi bayrağını asar.' Bizler bu geceden itibaren balkonlarımızı, pencerelerimizi al bayrağımızla donatıyoruz. Allah bu millete bir daha esaret günleri yaşatmasın; vatanımızı ve bayrağımızı ilelebet payidar kılsın. Zafer Bayramımız kutlu olsun!"
 

BTP İstanbul'dan Avcılar'da Zafer Korteji daveti

 
BTP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Ümit Semerci, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümünde tüm İstanbul gençliğini Avcılar'daki Zafer Korteji'ne davet etti. Semerci, paylaştığı mesajda, "Kocatepe'de yakılan bağımsızlık meşalesini gururla taşımak ve Cumhuriyetimize sahip çıkmak için sen de yerini al!" ifadelerini kullandı. Zafer yürüyüşü, 30 Ağustos saat 18.00'de Avcılar'da Marmara Caddesi Atatürk Anıtı Önü'nden başlayacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.