logo
19 TEMMUZ 2026

Kiev ve Odessa balistik füze yağmuruna tutuldu

Rus ordusu, Ukrayna'nın başkenti Kiev ile liman kenti Odessa'ya 41 füze ve 125 SİHA ile savaşın başından bu yana görülen en yoğun hava saldırılarından birini düzenledi. Kiev'de kritik savunma sanayi tesisleri ve lojistik merkezleri tam isabetle vurulurken kent alevlere teslim oldu

19.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Kiev ve Odessa balistik füze yağmuruna tutuldu
Kiev ve Odessa balistik füze yağmuruna tutuldu
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, başkent Kiev ve stratejik öneme sahip Odessa bölgesine düzenlenen devasa büyüklükteki senkronize hava harekatıyla yeni bir şiddet dalgasına sahne oldu. Ukrayna semalarında füzelerin ve silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) yol açtığı patlamalar gecenin karanlığını aydınlatırken, askeri altyapı ve stratejik tesisler ağır darbe aldı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı acil durum açıklamasında, Kremlin ordusunun gece boyunca başkente yönelik "savaşın başından bu yana en yoğun balistik füze saldırılarından birini" gerçekleştirdiğini resmen ilan etti. İlk belirlemelere göre Kiev genelinde 1 sivil hayatını kaybederken, yaralı sayısının hızlı bir şekilde 16'ya yükseldiği bildirildi. Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko ise kentteki kaosu doğrulayarak kurtarma ekiplerinin aralıksız çalıştığını belirtti.

Gökyüzünden ölüm yağdı

Ukrayna Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından paylaşılan askeri raporda, Rus güçlerinin taarruzda eş zamanlı olarak farklı tipte 41 füze ve 125 SİHA kullandığı duyuruldu. Görgü tanıklarının aktardığı bilgilere göre İskender-M ve hipersonik Zirkon füzelerinin başkent merkezinde yol açtığı şiddetli patlamalar nedeniyle sarsıntılar yaşandı. Hava saldırısı esnasında binlerce Kievlinin sığındığı tarihi Lukyanivska metro istasyonunun zemin katındaki giriş holü tavanı çöktü ve istasyon ulaşıma kapatıldı. Kentin Şevçenkivsky semtindeki üç katlı bir bina, öğrenci yurdu ve çok sayıda iş merkezi alevler içinde kaldı.

Zelenskiy, batılı müttefiklerine hava savunma sistemleri konusunda bir kez daha çağrıda bulunarak, Rusya'nın yalnızca son bir hafta içerisinde Ukrayna topraklarına 1450 SİHA, 1640'tan fazla güdümlü bomba ve 99 füze fırlattığını vurguladı.

Rusya: 'Askeri sanayi ağını imha ettik'

Saldırıların hemen ardından Rusya Savunma Bakanlığı yazılı bir bildiri yayımlayarak harekatın detaylarını paylaştı. Moskova, yüksek hassasiyetli silahlar ve insansız hava araçlarıyla Kiev ile Odessa'daki askeri-sanayi kuruluşlarını, dev lojistik üsleri ve yakıt ambarlarını tam isabetle vurduklarını açıkladı.

Rusya'nın resmi raporunda imha edildiği belirtilen stratejik noktalar şunlar oldu:

Radioniks Tesisleri: Kiev'de radyoelektronik ve roket parçaları üreten tesis füze saldırısıyla devre dışı bırakıldı.

Spetsoboronmaş/Artem İşletmesi: Ukrayna ordusunun Flamingo füzeleri, Klon projesi güdümlü uçaksavar füzeleri ve MiG-29 savaş uçaklarının yerleşik radar ve optik-elektronik nişan sistemlerinin onarıldığı dev fabrika ağır hasar aldı.

Kiev-90 Fabrikası: "Neptün-MD" tipi güdümlü füzelerin gövde parçaları ile kritik yönlendirme bileşenlerini üreten imalathane vuruldu.

Oakline Firması ve Antel Properties: "Deep Strike" isimli uzun menzilli İHA'ların karbon parçalarını, bataryalarını üreten ve bunları depolayan gizli lojistik merkezleri hedef alındı.

Kiev İnovasyon Terminali (Novaya Poçta): Çift kullanımlı askeri robotik sistemler, elektronik harp (EH) araçları ve dron bileşenlerinin dağıtıldığı tasnif merkezi vuruldu.

Odessa limanları alev alev

Harekatın güney cephesini oluşturan Karadeniz kıyısındaki Odessa bölgesinde de büyük bir yıkım gözlendi. Rusya Savunma Bakanlığı, Odessa'daki Yujnıy Limanı'nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin mekanize birlikleri için ayrılan muazzam büyüklükteki akaryakıt ve madeni yağ depolarının, tankların vurularak imha edildiğini duyurdu. Limandaki askeri lojistik altyapının aldığı darbeler sebebiyle ikmal hatlarının kesildiği bildirildi.

Askeri uzmanlar, Rusya'nın Kiev ve Odessa'daki bu son operasyonunun doğrudan Ukrayna'nın yerli mühimmat üretim kabiliyetini ve uzun menzilli dron kapasitesini felç etmeye yönelik en stratejik adımlardan biri olduğuna dikkat çekti.

Haliç’te tur teknesi köprü ayağına çarptı; denize düşen personelin cesedi bulundu

Haliç’te Atatürk Köprüsü’nün altından geçiş yaparken köprü ayağına çarpan tur teknesindeki gemi personeli Yasin Konya (32), dengesini kaybederek denize düştü

19.07.2026 20:20:00
Haber Merkezi
 
Haliç’te tur teknesi köprü ayağına çarptı; denize düşen personelin cesedi bulundu
Haliç’te tur teknesi köprü ayağına çarptı; denize düşen personelin cesedi bulundu
Haliç'te Atatürk Köprüsü'nün altından geçiş yaparken köprü ayağına çarpan tur teknesindeki gemi personeli Yasin Konya (32), dengesini kaybederek denize düştü. Denizde arama çalışmaları başlatan ekipler Konya'nın cesedini buldu. Cenaze, Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Olay, saat 10.30 sıralarında Fatih Atatürk Köprüsü üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mehmet P. yönetimindeki 'Hero' isimli tur teknesi Haliç'ten Eminönü istikametine ilerlemeye başladı. Tekne Atatürk Köprüsü'nün altından geçtiği sırada manevra yapamadı; ardından da iskele kısmından köprü ayağına çarptı. Çarpmanın etkisiyle teknenin baş kısmında bulunan gemi personeli Yasin Konya dengesini kaybederek denize düştü.

İhbar üzerine olay yerine Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleriyle Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Ekipler, denize düşen gemi personelini bulmak için bölgede su üstü ve su altı arama çalışması başlattı. Çalışmalarda Yasin Konya'nın cansız bedenine ulaşıldı. Konya'nın cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası

Bahçeli, Türk askerinin Kıbrıs'ta barış ikliminin sigortası olduğunu vurguladı

19.07.2026 18:00:00
AA
 
Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası
Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs'ta Türk askerinin varlığını tartışmaya açanların, Türk halkının maruz bırakıldığı katliamları bilinçli olarak hasıraltı ettiğini söyledi.
Bahçeli, "Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti, yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegane sigortasıdır" ifadesini kullandı.

Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Akdeniz'in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitleri rahmet ve minnetle, kahraman gazileri şükran ve hürmetle andığını belirtti.

20 Temmuz 1974'ün Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safha olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş, miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür."

Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığın devamlılığı olduğunu vurguladı.

"Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü, kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır.

Bu tarihi hakikat, asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen, şehadet mertebesine ve Resul-i Ekrem'in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkü'nün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda, köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır."

Bahçeli, böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı'nın dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada'da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargahı olduğuna işaret etti.

Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek

Yargıda adli tatil dönemi başladı. 31 Ağustos’a kadar sürecek süreçte nöbetçi mahkemeler görev yapacak, diğer davaların görülmesine ise yeni adli yıla kadar ara verilecek

19.07.2026 17:26:00
Haber Merkezi
 
Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek
Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek
Yargı mensuplarının toplu izin dönemi olarak bilinen adli tatil süreci başladı. 31 Ağustos'a kadar devam edecek dönemde mahkemelerde nöbetçi heyetler görev yapacak, tutuklu bulunan sanıklarla ilgili dosyalar ve gecikmesinde sakınca bulunan acil işler değerlendirilecek.

Adli tatil boyunca normal duruşmalara büyük ölçüde ara verilirken, yargı süreçlerinin tamamen durmaması için nöbetçi mahkemeler çalışmalarını sürdürecek. Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte diğer davaların görülmesine devam edilecek.

Adliyelerde görevli nöbetçi mahkemeler, yalnızca kanunda belirtilen kapsamda kalan dosyaları ele alacak. Tutukluluk durumları, acil yargı işlemleri ve bekletilmesi sakıncalı görülen başvurular bu süreçte değerlendirilecek.

Danıştay'da adli tatil döneminde nöbetçi heyet görev alacak. Bu heyet, esas hakkında karar veremeyecek; ancak yürütmenin durdurulması taleplerini inceleyebilecek.

Yargıtay'da ise adli tatil süresince biri hukuk, diğeri ceza alanında olmak üzere iki nöbetçi daire görev yapacak. Ceza dairesi tutuklu sanıklarla ilgili dosyaları, hukuk dairesi ise acil nitelikteki işlemleri değerlendirecek.

Kanunlarda yer alan düzenlemelere göre adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlayıp 31 Ağustos'ta tamamlanıyor. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili yargı mevzuatında bu döneme ilişkin hükümler yer alıyor.

Anayasa Mahkemesi ise adli tatil uygulaması dışında tutuluyor. Mahkeme, bu süreçte çalışmalarına devam ediyor.

Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte kamuoyunun takip ettiği davalar ve diğer yargı süreçleri belirlenen takvim doğrultusunda yeniden görülecek.

Başarı değil itiraf

İçişleri Bakanlığı'nın 30 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen "Gürz-25" operasyonlarında 119 DEAŞ şüphelisinin yakalandığını duyurması, iktidarın geçmişteki güvenlik iddialarını yeniden tartışmaya açtı

18.07.2026 20:13:00
Haber Merkezi
 
Başarı değil itiraf
Başarı değil itiraf
İçişleri Bakanlığı'nın 30 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen "Gürz-25" operasyonlarında 119 DEAŞ şüphelisinin yakalandığını duyurması, iktidarın geçmişteki güvenlik iddialarını yeniden tartışmaya açtı.

Yıllarca "Türkiye'de DEAŞ yok, marjinal gruplar var" ya da "Öfkeli çocuklar" denilerek tehlikesi görmezden gelinen bu yapılanmanın, bugün ülkenin 30 iline kadar yayılmış olması yürütülen yanlış politikaların faturasını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kamuoyu şimdi haklı olarak soruyor: Türkiye'de hani DEAŞ yoktu, bu hücreler 30 ile nasıl ve ne zaman yayıldı?

Yol Geçen Hanına Dönen Sınırlar Terör Hücresi Doğurdu



AKP iktidarının Suriye iç savaşı başladığından bu yana izlediği kontrolsüz göç politikası, Türkiye'yi radikal terör unsurlarının arka bahçesi haline getirdi. Sığınmacıların yeterli arka plan ve güvenlik taramasından geçirilmeden şehirlere dağılması, istihbarat birimlerinin iç siyasete odaklanıp radikal hücreleri gözden kaçırması tehlikeyi büyüttü.

Operasyonun yapıldığı il sayısının 30'u bulması, bu ağın sınır kentlerinden çok öteye geçerek İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar kök saldığını kanıtlıyor.

Siyasi Söylem Uyuşmazlığı

AKP yetkililerinin geçmişte DEAŞ'ı tanımlarken kullandığı esnek ve müsamahakar dil, örgütün Türkiye içinde taban bulmasını kolaylaştıran en büyük etkenlerden biriydi.

Reyhanlı, Ankara Garı ve Suruç katliamları hafızalarda tazeliğini korurken, zamanın başbakanlarının bu canileri "sosyolojik bir öfke patlaması yaşayan radikal gençler" olarak nitelendirmesi yargısal ve istihbari gevşekliği de beraberinde getirdi.

Bugün düzenlenen büyük operasyonlar, geçmişteki bu devasa siyasi körlüğün gecikmeli ve maliyetli bir itirafıdır.

Bu kez Ukrayna katliam yaptı


 
Rusya’nın Tambov ve Moskova bölgelerine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırılarında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 48 kişinin yaralandığı, bir petrol tesisi ile çeşitli lojistik merkezlerinde hasar meydana geldiği bildirildi. Saldırılar sonrası bölgeden yoğun duman yükseldi.
 

18.07.2026 14:29:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın Tambov ve Moskova bölgelerinde iki lojistik merkezine saldırı düzenlediklerini bildirdi.
Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus ordusunun Ukrayna'nın şehirlerine yönelik saldırılarına karşılık olarak Rusya'daki bazı hedeflere saldırıları sürdürdüklerini belirtti.

Öte yandan Ukrayna Ordusu İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi, bu gece Rus gölge filosuna ait olduğunu öne sürdüğü 13 gemiye saldırılar düzenlediklerini bildirdi.

Rusya da öldürüyor

Ukrayna'nın Harkiv kentinde Rusya'ya ait bir "Banderol" füzesinin yola isabet ettiği saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı. Ukrayna polisi, saldırının meydana geldiği bölgede inceleme yürüttü.

DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, 30 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 119 şüphelinin yakalandığını bildirdi

18.07.2026 13:02:00
AA
 
DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı
DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarınca 30 ilde yürütülen çalışmalar kapsamında şüphelilerin DEAŞ terör örgütüne üye oldukları tespit edildi.

Sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütünün propagandasını yapan, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları vasıtasıyla örgüte finans sağladıkları belirlenen şüpheliler hakkında savcılıklar tarafından soruşturma başlatıldı.

Operasyonlara ilişkin görüntülere de yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Güvenlik güçlerimiz ile birlikte DEAŞ terör örgütünün faaliyet ve finans yapılanmalarına karşı operasyonlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kahraman Jandarmamızı, Daire Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz." 

Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor


 
Tuz, yaşam için vazgeçilmez olsa da ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde başta böbrekler olmak üzere kalp, damar sistemi ve birçok organ üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

18.07.2026 02:28:00
MURAT ÇORBACI
 
Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor
Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor

Prof. Dr. Murathan Uyar, özellikle Türkiye'de önerilen miktarın oldukça üzerinde tuz tüketildiğine dikkat çekerek, küçük alışkanlık değişikliklerinin uzun vadede büyük sağlık kazanımları sağlayabileceğini vurguladı. Uyar, şunları söyledi: "Sabaha zeytin ve peynirle başlıyoruz, öğlen bir dilim ekmekle yemeğimizi tamamlıyor, akşam da çoğu zaman farkında bile olmadan tuz tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik yemek daha ağzımıza gitmeden elimiz tuzluğa uzanıyor. Oysa bu küçük beyaz kristaller, yaşam için vazgeçilmez olduğu kadar, fazla tüketildiğinde sağlığımızı sessizce tehdit eden en önemli etkenlerden biridir.

Aslında ihtiyaç duyulan sodyum

Tuz, yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluşur. Vücudumuz için gerekli olan aslında sodyumdur. Sinir hücreleri onun sayesinde haberleşir, kaslarımız onun sayesinde kasılır, kalbimiz düzenli çalışır ve hücrelerimizdeki su dengesi korunur. Kısacası sodyum olmadan yaşam mümkün değildir. Ancak doğa bize ihtiyaç duyduğumuz sodyumu zaten sunuyor. Sebzelerde, süt ürünlerinde, etlerde ve birçok doğal besinde yeterli miktarda bulunuyor. Sorun, ihtiyacımızdan çok daha fazlasını tüketmeye başlamamızla ortaya çıkıyor. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde insanlar günde bir gramdan bile az tuz tüketiyordu. Besinler doğal hâlleriyle yeniyor, hazır gıdalar ise henüz hayatımıza girmemişti. Günümüzde ise işlenmiş gıdalar, fast-food ürünleri, hazır soslar, atıştırmalıklar ve ekmek sayesinde çoğu kişi farkında olmadan önerilen miktarın birkaç katı tuz alıyor. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini öneriyor. Ne yazık ki Türkiye'de yapılan çalışmalar ortalama tüketimin bunun yaklaşık üç katına ulaştığını gösteriyor.

Peki fazla tuz vücudumuza ne yapıyor?

İlk hedef damarlarımız oluyor. Kandaki sodyum arttıkça vücut daha fazla su tutuyor. Damarların içindeki sıvı miktarı yükseliyor ve bunun sonucu olarak tansiyon artıyor. Yüksek tansiyon ise yıllarca hiçbir belirti vermeden kalbi, beyni, böbrekleri ve damarları yıpratıyor. Bu nedenle hipertansiyona boşuna 'sessiz katil' denmiyor."

Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!


eslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi" dedi. 

18.07.2026 02:06:00
MURAT ÇORBACI
 
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!

Obezite uzun yıllar boyunca yalnızca fazla yemek yemek ya da irade eksikliğiyle açıklanmaya çalışıldı. Oysa obezite; hormonlardan genetik yatkınlığa, bağırsak-beyin iletişiminden metabolizmaya kadar birçok mekanizmanın birlikte rol oynadığı kronik ve karmaşık bir hastalık. Son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi gören GLP-1 reseptör agonistleri yani zayıflama iğneleri de bu bakış açısını değiştiren önemli gelişmeler arasında. Bu ilaçların sadece iştahı azaltmaya yardımcı olmadığını, ayrıca kişinin gün boyu zihnini meşgul eden, sürekli ne yiyeceğini düşündüren ve bilim dünyasında 'yemek gürültüsü - food noise' olarak tanımlanan içsel dürtüyü de baskılayabildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "GLP-1 ilaçları kilo verme sürecinde önemli bir destek sağlayabilir. Ancak bu ilaçlar yağları yakan bir mucize değil; doğru beslenme, düzenli hareket ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları oluşturabilmek için biyolojik bir fırsat sunuyor. Longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) yaklaşımında hedef yalnızca kilo vermek değil, metabolik sağlığı ve kas kütlesini koruyarak uzun yıllar sağlıklı yaşayabilmektir" dedi.

Yaşam tarzı değişikliği şart

Ardal, "Elde edilen sonuçlar yalnızca ilacın değil, yaşam tarzı değişikliğinin de başarısını yansıtıyor" ifadelerini kullandı. İlacın bırakılmasının ardından kaybedilen kilonun korunmasının tamamen yaşam alışkanlıklarına bağlı olduğunu belirten Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi. Direnç egzersizleri ve yeterli protein alımıyla desteklenmeyen kilo kaybı, metabolizma hızının yavaşlamasına, vücut kompozisyonunun bozulmasına ve ilacın bırakılmasının ardından kiloların daha hızlı geri alınmasına neden olabilir" uyarısında bulundu.

Doğal yolu var mı?

GLP-1 hormonunun her öğünden sonra vücudumuz tarafından doğal olarak da salgılandığını vurgulayan Ardal, "GLP-1'i artıran tek bir mucize besin ya da sihirli bir yöntem yok. Asıl önemli olan, vücudun bu hormonu doğal olarak üretebileceği metabolik ortamı oluşturabilmek. Şunlar yapılabilir:

1. Sofranızı hormonlarınız için hazırlayın: Zeytinyağı, avokado ve tahin gibi sağlıklı yağlar; yumurta, yoğurt, balık ve kaliteli protein kaynakları ile liften zengin, özellikle prebiyotik özellik taşıyan soğan, pırasa ve hindiba gibi sebzeler GLP-1 salınımını destekleyebiliyor. Ayrıca öğünlerde lif, protein ve sağlıklı yağları karbonhidrattan önce tüketmek hem tokluk hormonlarının daha etkili çalışmasına hem de kan şekeri kontrolünün iyileşmesine katkı sağlayabiliyor.

2. GLP-1 sadece mutfakta desteklenmiyor: Kısa yürüyüşler, kaliteli uyku, etkili stres yönetimi ve gece boyunca sindirim sistemine dinlenme fırsatı veren düzenli beslenme aralıkları da bağırsak-hormon dengesini olumlu yönde etkiliyor." 

Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı

Yunan yönetimi, 2026-2027 eğitim yılı öncesi Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 8 Türk azınlık ilkokulunun kapısına kilit vurdu. Bölgedeki Türk okullarının sayısı 76’ya gerilerken, Türk azınlık temsilcileri Lozan Antlaşması’na aykırı uygulamalara tepki gösteriyor

17.07.2026 23:30:00
Haber Merkezi
 
Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı
Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı
Yunanistan, Batı Trakya'daki Türk azınlığın eğitim haklarını sistematik olarak kısıtlamaya devam ediyor. TRT Avaz'ın aktardığına göre, Yunan Eğitim Bakanlığı'nın kararıyla Rodop, İskeçe ve Meriç illerinde faaliyet gösteren 8 Türk azınlık ilkokulu kapatıldı.

Karar, Yunan Resmi Gazetesi'nde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu gelişmeyle birlikte bölgedeki Türk azınlık ilkokullarının toplam sayısı 76'ya düştü. Yunanistan makamları, okulların "öğrenci yetersizliği" nedeniyle kapatıldığını savunurken, azınlık temsilcileri bu gerekçeyi kabul etmiyor.

Uzun yıllardır devam eden politika

Batı Trakya Türk azınlığı, Lozan Antlaşması ile eğitim ve kültürel hakları uluslararası güvence altına alınmış bir topluluk. Ancak son 20 yılda Türk okullarının sayısı dramatik biçimde azaldı. 2000'li yılların başında 200'ün üzerinde olan azınlık ilkokulu sayısı, ardışık kapatma kararlarıyla hızla eridi.

Önceki yıllarda da benzer gerekçelerle okullar kapatılmıştı. Azınlık dernekleri ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği, kararların azınlıkla istişare edilmeden alındığını ve asimilasyon politikası taşıdığını belirtiyor. Düşük öğrenci sayısının gerekçe gösterilmesi, ebeveynlerin çocuklarını Yunan okullarına yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan bir durum olarak değerlendiriliyor.

Azınlığın tepkisi ve uluslararası boyut

Federation of Western Thrace Turks in Europe (ABTTF) gibi kuruluşlar, kararın Lozan Antlaşması'na aykırı olduğunu vurgulayarak Yunanistan'ı eleştirdi. Azınlık temsilcileri, okulların kapatılmasının Türk dilinde eğitimin ve kültürel kimliğin korunmasını tehdit ettiğini ifade ediyor.

Türkiye tarafı ise konuyu yakından takip ediyor. Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlar, geçmişteki benzer gelişmelerde Yunanistan'a çağrıda bulunmuştu. Konunun Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları platformlarında da gündeme getirilmesi bekleniyor.

Bu son kapatma kararının, Batı Trakya'daki yaklaşık 150 bin kişilik Türk azınlığın geleceğini olumsuz etkileyeceği endişesi hakim. Türk okulların yeniden açılması ve yeni okulların kurulması için mücadelelerini sürdüreceğini belirtiyor.

Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Güvenpark’ta eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve gazileri ziyaretinde, "Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete, devlet denmez" dedi

17.07.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin, rütbe ayrımı olmaksızın eşit özlük hakları için Güvenpark'ta başlattıkları oturma eylemi sürüyor. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, eylemin beşinci gününde şehit yakınları ve gazileri ziyaret etti. Dervişoğlu'na İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Şenol Sunat ile Kevser Ofluoğlu ve partililer eşlik etti.

Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, "3 bin 800 er gazimiz var. 85 milyonluk ülke 5 bin tane vatan evladına bakamıyorsa, eğer bu duruma düşürüyorsa herkesin elini vicdanına koyup düşünmesi gerek" ifadesini kullandı.

"BU SORUNUN PEŞİNDEYİZ"

Dervişoğlu da er şehit aileleri ve gazilerin yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini belirterek, ilk günden itibaren milletvekilleri ve parti yöneticilerinin eylem alanında bulunduğunu söyledi. Sorunun çözümü için TBMM'de çalışma yürüttüklerini ve kanun teklifi hazırlandığını aktaran Dervişoğlu, "Genel Merkezimizle, Ankara milletvekillerimiz ve diğer milletvekillerimizle birlikte bu sorunun peşindeyiz" dedi.

Hak arama mücadelesinin doğru yöntemlerle sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, "Haklıyken haksız duruma düşmemek lazım. Önce problemin çözülmesine yönelik adımları doğru bir biçimde atmaya muvaffak olabilmeliyiz" diye konuştu.

"ERE GÖRE AYRI GAZİLİK, ŞEHİTLİK OLMAZ"

Gazilik ve şehitliğin rütbeye göre ayrıştırılamayacağını dile getiren Dervişoğlu, "Gazilik önemli bir rütbe zaten. Şehitlik de en yüce mertebe. Bunun rütbelerle birbirinden ayrılması acı olan. Ere göre ayrı gazilik, ere göre ayrı şehitlik, subaya göre ayrı şehitlik olmaz. Erin ailesiyle subayın ailesi memlekete verilmiş can bakımından birbirinden ayrı değerlendirilemez. Kurşun nasıl adres sormuyorsa gazilik de şehitlik de rütbe olarak ayrılamaz ve farklı muameleye tabi tutulamaz" değerlendirmesinde bulundu.

"BİZ O SORUMLULUĞU YERİNE GETİRECEĞİZ"

Dervişoğlu, ziyaretlerinin sembolik olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ziyaretimizi anlık bir ziyaret olarak değerlendirmeyin. Bu bizim yerine getirdiğimiz bir sorumluluktur. Milletimiz sizin yanınızdadır. Bundan emin olmanızı istiyorum. Milletimiz size müteşekkirdir. Hem milletimizin yüreğindesiniz hem de dualarındasınız. Biz isteriz ki devlet görev ve sorumluluğunu yerine getirsin. Görev ve sorumluluğunu yerine getiremeyenler varsa, sizlerin huzurunda ve Allah'ın huzurunda söz veriyorum; biz o sorumluluğu yerine getireceğiz ve ne gerekirse yapacağız."

Konuşmasında ziyareti siyasallaştırmak istemediğini belirten Dervişoğlu, "Burada bulunmam sadece farkındalığı artırmak içindir. Asıl yerine getirdiğim insani sorumluluğumdur. Buradaki insanların durumundan dolayı herkese insani bir sorumluluk düşüyor. Ankara halkını da bu sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyorum. Gazilerimiz ve şehit ailelerimiz yalnız değildir. Türk milleti onların yanındadır. Ankara onların yanındadır. Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete devlet denmez" şeklinde konuştu.

Konuşmasını dinleyen bir gaziye seslenen Dervişoğlu, "Senin ayağına sağlık. Senin ayağına kurban olayım ben. Hepiniz müsterih olun. Ne zaman ne emriniz olursa sonuna kadar amadeyim" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.