Merkez yine sallamaya devam ediyor
Merkez Bankası'nın 12 Şubat'ta İstanbul'da cümle aleme dıuyurulan 2026 yılının ilk enflasyon raporuna göre yıl sonunda enflasyon yüzde 15-21 arasında gerçekleşecek. Geçen yılki ilk raporda ise bu oran yüzde 24 olarak açıklanmıştı. Üst sınır bile yüzde 29 idi. Gerçekleşen enflasyon ise yüzde 30.89!
ÖNDER YILMAZ





Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, İstanbul'da düzenlenen '2026 İlk Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nda yaptığı sunumda, 2026 yılında enflasyonun yüzde 15 ile 21 aralığında olacağını tahmin ettiklerini belirterek, "2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik" dedi.
Riskler canlılığını koruyor
Yılın ilk Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Karahan, şunları söyledi: "2026 yılında, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte cari denge üzerinde, altın ve enerji fiyatları ile ticaret belirsizlikler kaynaklı riskler canlılığını koruyor. Dezenflasyon sürecinin hedeflerle uyumlu şekilde devamını sağlamak için sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz."
Gıda fiyatları Şubatta da artacak
Sunumun ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Karahan, Ocakta enflasyon verilerinin gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle beklentilerin üzerinde gelmesine ilişkin, "Burada Ocak ve Şubat ayları bittiğinde en kötüsünün geride kalacağını değerlendiriyoruz" dedi. Fatih Karahan, enflasyona ilişkin öne çıkacak unsurlardan bahsederek, "Bu yıl en öne çıkacak unsur, geçen sene de aslında öyle oldu, hizmet enflasyonundaki düşüş. Burada özellikle kira öncülüğünde bir düşüş öngörüyoruz" şeklinde konuştu. Karahan, Şubat ayında da öncü verilere göre gıda kaynaklı bir enflasyonun söz konusu olduğunu kaydederek, "Gıda kaynaklı etkilerin devamıyla Şubat ayında manşette sınırlı bir artış görebiliriz. Ancak normal şartlar altında şu anki piyasa koşullarına baktığımızda ana eğilimin Mart ayından itibaren Kasım-Aralık seviyelerine yaklaşacağını değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Olağanüstü durum olmazsa...
"Olağanüstü bir durum olmadığı müddetçe ara hedeflerimize sadık kalmak istiyoruz" diyen Karahan, şöyle devam etti: "Dezenflasyon ortamı belirginleştikçe fiyat istikrarına ulaştıkça biraz daha sürdürülebilir büyümeye ulaşacağımızı düşünüyorum ve refah artışının toplumun her kesimine çok daha dengeli bir şekilde yansıyacağını düşünüyorum." Merkez Bankası olarak toplumsal refaha en büyük katkıyı fiyat istikrarını sağlayarak yapabileceklerini belirten Karahan, enflasyonla mücadelenin özellikle düşük gelir gruplarının yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve kalıcı refah artışının sağlanması için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Yastık altındaki altınlar enflasyonu yükseltebilir!
Altının servet etkisinin toplam talep üzerinde etkilerine dair sorulan soruya Karahan, "Bildiğiniz gibi Türkiye'de yastık altında önemli bir altın stoku olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle de altın fiyatları arttıkça bunun bir servet etkisi söz konusu. Bu ek servetin ne kadarının tüketildiğine bağlı olarak enflasyon etkisi değişebilir. Ama bizim tahminlerimiz yastık altı altının şu anda belki 600 milyar dolar civarında olduğu yönünde. Geçtiğimiz seneden bu yana 100 milyar doların çok üzerinde belki 200 milyar dolara varan bir servet etkisi var. Bu da aslında geçtiğimiz sene özellikle talep yönetiminde para politikasının ters yönünde etki eden ve dezenflasyonu yavaşlatan unsurlardan biri olarak karşımıza çıktı" diye cevap verdi.
Sıcak para başa bela olur mu?
Karahan, bir katılımcının, yüklü miktarda carry girişi, sıcak para kaynaklı bir rezerv iyileşmesi olduğunu ve küresel bir çalkantı durumunda çok güçlü bir döviz talebi riski göründüğünü, bu durumla alakalı önlemlerin neler ve önemli bir risk olarak görülüp görülmediğine yönelik sorusuna karşılık, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sıkı para politikasının etkisiyle uluslararası rezervlerimiz tarihi zirvelere ulaştı. 2025 Nisan'dan bu yana bakacak olursak, bu dönemde yabancı yatırımcıların carry olarak tanımlanabilecek yatırımları yaklaşık 18 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti, artış olarak. Böylece carry stoku toplamda 40 milyar dolara ulaşmış durumda. Aynı dönemde baktığımızda, 2025 Nisan'dan bu yana, hisse ve DİBS yatırımları da 17 milyar dolara çıkmış durumda. Yani carry girişi nitelendirebilecek miktar 18, hisse ve DİBS olarak 17 ve bununla birlikte hisse ve DİBS stoku da 67 milyar dolar olmuş durumda, çok daha yüksek. Dolayısıyla rezervlerimizdeki hem miktar artarken hem de kalitesi arttı ve bu artışta da carry etkisi görece zayıf olarak düşünüyoruz."














































































