logo
13 HAZİRAN 2026

Milli olmak

08.06.2026 00:00:00

İlginç ve zor günlerden geçiyoruz. İktidarda, muhalefette karşılıklı suçlama ve iddialarını sürdürüyorlar. Bir tarafta parti içi çekişmeleri ile CHP ön planda, öte yanda rejime yönelik muhalefet tartışmaları… Gerçek gündemde Halkın istek ve ihtiyaçları çığ gibi büyüyor. Temcit pilavı gibi haberlerin tekrarlanıp durması, bu sabah acaba kime operasyon düzenlendi beklentileri  herkesi sıkmış ve tedirgin etmiş durumda.  Televizyonlarda ise kadın programları ve eski diziler gerçek gündemi örtmeye çalışıyor. Halk; yanlı haberleri izlemekten bıkmış durumda. 

Maalesef ne iktidar, ne de muhalefet bu kör dövüşünden bir sonuç çıkaramıyor. 

***   

Uzun bir süredir zamanımın büyük bölümünü "Milli Olma" ve "Milliyetçi" olma kavramlarına ayırdım. Özellikle kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün fikir ve düşünceleri çok önemli… Satır aralarına gizlenmiş pek çok gerçek var. 

Milli olmak ve milliyetçi olmak için; önce "Atatürk'ün işaret ettiği kavramları iyi bilmek ve anlamaya çalışmak gerekiyor. Onun görüşlerinden birkaç satır alarak yeni fikirler öne sürmek, dayatmacı bir politika oluşturmak mümkün değil.  Öncelikle bu fikirlere ilgi duymak, sonra bilgi sahibi olmak, görüş elde etmek ve Türk halkını sevmek gerekiyor. Kimse özünde var olan gerçekleri değiştiremez. Atatürk milliyetçiliğini değiştiremeyeceğimiz gibi.

*** 

Bizim izcilik yaptığımız dönemlerde; ilkokul öğrencilerinin katıldığı gruplardaki üyelere "yavrukurt" denirdi. Arma olarak Kurt başı kullanırdık. Daha sonraları "Kurt" bir siyasal simge olduğu gerekçesi ile iktidarın baskısı ile kaldırılmış, "Küçük İzci" diyerek yavrukurtluğun varlığını küçümseyen bir isim almıştı. Tabii, kurt arması da kaldırılmıştı. Zamanında bu işe itiraz edenler bir partinin militanı gibi kabul edilmişti.  Bütün dünyada 8-11 yaş arasındaki izcilere yavrukurt denmeye ve kurt başı şeklinde dizayn edilmiş arması kullanılmaya devam ediyor. 

Bu örneği vermemin amacı başka…

Şimdilerde yeni CHP'nin isim ve armasının ne olacağı tartışılıyormuş. Ne garip benzerlik değil mi? 

Partiler simgelerinin yer aldığı siyasi objelerden ibaret değildir. Siyasi partileri sağcı, solcu, milliyetçi, dinci gibi ayrımlar ile tanımlamak ülkemizin yasalarına tamamen aykırıdır. Ülkemizde bir partinin nasıl kurulacağı ve hangi kurallara uyacağı yasalar ile belirlenmiştir. Halkı sınıflara ayırıcı partiler kurulamaz. Eğer mevcut partilerin böyle bir niyetleri var ise bunu alenen söyleyemezler, gizli hedefleri olabilir. Çünkü kurulan her parti ülkeye hizmet etmek, insanımızın gelişimine ve ülkemizin kalkınmasına yönelik idealler benimsemekle yükümlüdürler. Bunu kuruluş amaçlarında belirtirler.  Yapmayı taahhüt ettikleri işler ise vaatler zincirinde yer alır. 

Halkı bölecek, onları ayrıştıracak kararlar almak, "milli" hedefimiz olan ülkemizi ve insanımızı "muasır medeniyetler" seviyesine çıkartma ülküsüne ters düşecek işler yapmak, söylemlerde bulunmak mümkün değildir. Devlet, hepimize aittir. Siyasi iktidarlar ise devletin işleyişini eşitlik ve özgürlükler kavramı içinde, yaşamı güzelleştirecek, ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak işleri yapacak kararları almayı gerektirir. Bunu da, mevcut bürokrat kadrolar ile gerçekleştirirler. Bürokratlar ise görevlerini yerine getirirken mevzuat adını verdiğimiz yasalara uymakla yükümlüdürler. Parti görüş ve doktrinlerine göre değil. 

İşte bütün olay bundan ibarettir. 

***

Bu düzen "milli irade"yi oluşturan, "milli" olmayı gerektiren bir yapıdır. Türkiye'de bu kurallar ve millilik kavramı Cumhuriyetin ilanı ile  Mustafa Kemal Atatürk döneminde başlamıştır. Sonraki yıllarda millilik kavramı asıl hedefinden saptırılarak parti sloganları haline gelmiştir. 

En nihayetinde sevgili Haydar hoca "Milli Devlet" ve "Milli Ekonomi Modeli" gibi kavramları dile getirip, bunları kitaplaştırana, "Hoş Geldin Atatürk" kitabını yazana kadar.

Bizim milliliğimiz Anadolu coğrafyasından, Toroslar'dan, Karadeniz'in yaylalarından, Ege'nin adalarından, Balkanlardan, oralarda, köyde, kentte yaşayan insanların varlığından oluşur. Onlar bu ülkenin "milli" fertleridir.  Geçimini toprağın verimliliklerinden sağlayan, tarlasına, çiftine, çubuğuna oralardaki kurda kuşa sahip çıkan; ağacı çiçeği koruyup yetiştirmiş, savaş zamanı evlatlarını feda etmiş kadim bir ırkın son temsilcileri olan millilerimizdir.  Soyumuz bellidir. Bozkırlarda, steplerde at koşturmuştur. Çorak toprakların yeşertilmesinde, delik gözlü bir ağ ile balık tutulmasında, çatlamış ellerin, bükülmüş bellerin, erken ihtiyarlamış kısacası Anadolu insanının milliliğidir. Onlar bu toprakları yurt yapmışlar, yaşamın kapılarını aralamışlardır. 

Bu millilik, lüks salonlarda, yatlarda, katlarda, havyarlı, şampanyalı kutlamalarda boy gösterenlerin milliliği değildir. 

Söylenecek çok şey var. Ancak bu ülkenin insanlarını tanımayan; gücünü küçümseyen, milli olmayan kimseler bunun değerini bilemezler.

Misak-ı Milli kavramını unutmayanlara selam olsun.  

Bizden anlayanlara söylemesi… Gerisi eskilerin değimi ile "Laf-ı Güzaf"tır. 

 
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.