Bu sene leyleği havada gördük. Ha bire geziyoruz. Bir yandan hastalık ve hastane günlerinin acısını çıkartıyoruz, bir yandan da asli görevlerimizi yapmaya çalışıyoruz. Silifke uzun yıllar eğitim çalışmalarımız için gittiğimiz, son yıllarda ihmal ettiğimiz yerlerden birisi… Yurdumuzun her yöresi ayrı güzel, her yeri görülmeye değer… Silifke için tam gezi zamanı. Mersin'de eski dostlarla buluştuktan sonra kendimizi yakın akrabalarımızın bulunduğu ilçeye attık.
Bu sefer uçak yerine araba ile gidince, geçtiğimiz yurt sathını yeniden görme ve duygulanma fırsatını buluyoruz. Aslında yurdu sevmek için heyecanları diri tutmak gerekir. Geçtiğimiz yerlerdeki doğa harikalarını sözle anlatmak ise mümkün değil. Sadece neden bu vatanın bu kadar çok düşmanı olduğunu daha iyi anlayabiliyorsunuz. Doğal güzelliklerinin yanı sıra bereketli ürünleri, düzenli yerleşimi ve sıcak kanlı insanları ile övünebilirsiniz.
Silifke'nin bir kalesi var ki, orası ayrı bir destansı güzelliğe sahip. Yaklaşık 180 ila 200 metre arasında değişen yükseklikte ve Göksu Çayı kenarında yer alıyor. Helenistik veya erken Roma döneminde, yaklaşık M.Ö. 312'li yıllarda inşa edilmiş. Orta Çağ mimarisini yansıtan stratejik bir yapı imiş. Büyük İskender'in generallerinden Selefkos tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. Bizans, Ermeni Kilikya Krallığı, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde kullanılmış. Burçları, kemerli galerileri, sarnıçları ile biliniyormuş. Arap akınlarına karşı 7. yüzyılda Bizanslılar tarafından güçlendirilmiş. Frenkler, Ermeniler, Anadolu Selçukluları ve Karamanoğulları'nın ardından 1471'de Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı İmparatorluğuna dahil edilmiş.
Kısacası tarihi değeri oldukça fazla ve turistlerin uğrak noktası, ilgi odağı…
Gelelim zurnanın zırt dediği yere…
Böylesine önemli bir yer maalesef onarım gerekçesi ile kapalı. Geceleri de karanlık bir hayalet gibi şehrin tepesinde duruyor… Benzerleri Avrupa'da bile bütün gece aydınlatılıp giriş ücreti alınan, aslına uygun restorasyon ve tarihi objeler ile döşenmiş salonları ile hizmet veriyorlar. Bizde Silifke Kalesi yıllardır hep karanlıkta.
Oysa 30 bin metre kareye yakın bir alanı kapsayan kale, turizm hizmetleri için kullanıma açılsa hem turistlerin hem de Silifke'de yaşayanların nefes alacakları önemli bir merkez olacak. Geçirdiği onca onarıma rağmen kale, tam bir orta çağ figürü… Böyle bir yapıyı görmek için İngiltere'ye veya İtalya'ya gitmenize gerek yok… Büyük paralar harcayarak filim seti kurmak da boşuna masraf. Silifke Kalesi bütün bakirliği ile size bu hizmetleri sunabilir.
Yaz sıcaklarında serinlemek için yörede yetişen bir bardak limonata veya portakal suyu içebileceğiniz, güneşin ışıklarından korunabileceğiniz bir yer. Peki ya Göksu Çayı'nın turkuaz manzarası? Şehri ikiye bölen görüntüsü ve yapay çağlayan sesi ile mutlu olabilirsiniz. Toroslardan doğan ve 260 kilometre kat ederek Akdeniz'e dökülen bu nehir 10 bin kilometrekarelik bir havza alanına sahip.
Silifke de turizm işletmeleri yeterli mi? Kıyasladığım kadarı ile değil. Doğru kontak noktaları kurulmamış. Ancak mevcut otel ve konaklama tesisleri hem ucuz, hem temiz, hem de kaliteli… Taşucu'na yapılan yeni liman bu ilçenin kaderini nasıl etkileyecek bilemem ama büyük bir ivme kazandıracağı bir gerçek. Ancak Akkuyu Santrali için yaklaşık 6 bin yabancının çalıştığını, bu yabancıların toplamda çoluk çocuk yaklaşık 18 bin kişilik bir ekstrem nüfus oluşturulduğunu unutmayalım. Haftada iki kez kurulan pazarın ürün zenginliği ve fiyatların ucuzluğu dillere destan… Dikkatimi çeken ünlü Mavi Yengeç için bir konserve tesisi bile kurulmamış olması.
Yaz geldimi plajların yazlıkçılar ile dolduğu, Silifke'de yaşayanların yaylalara çıktığı, şehrin boşaldığı şeklinde ifadeler yaygın. Silifke'de bir deniz kulübü veya yelken tesisine, kano birliğine rastlamadım. Yelken ve kano sporu yaygınlaşabilir. Her yerde olduğu gibi futbol yaygın ve "Mavi Yengeçler" olarak anılıyor.
Bu sıralarda ilgililer Silifke Kalesi için ne düşünürler bilemem. Orası gün batımında bütün güzelliğini karanlığa teslim edip, sabahları yeniden doğuyor…
Silifke Kalesi'nin geceleri ışık efektleri ile aydınlanması sonucu ilçede manzaranın değişeceğine ve sıcak yaz gecelerinde de yeni bir yaşam serinliğinin başlayacağına dair garip bir inanç taşıyorum.
Dışarıdan gazel okumak kolaymış. Ben de bu yazımda onu yaptım. Umarım Silifkeliler ve Silifke'yi seven Mavi Yengeçler hoş görür…
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Milli olmak / 08.06.2026
- Karışık duygular… / 27.05.2026
- Mayıs ayının kerameti / 23.05.2026
- 19 Mayıs’ın düşündürdükleri… / 22.05.2026
- Edirne’ye doğru… / 16.05.2026
- Silifke Kalesi… / 14.05.2026
- Edep ya Hu! / 05.05.2026
- Güney esintisi… / 02.05.2026
- Çocuk bayramı mı? O da ne? / 27.04.2026
- Neydik? Ne olduk? / 23.04.2026
- Karışık duygular… / 27.05.2026
- Mayıs ayının kerameti / 23.05.2026
- 19 Mayıs’ın düşündürdükleri… / 22.05.2026
- Edirne’ye doğru… / 16.05.2026
- Silifke Kalesi… / 14.05.2026
- Edep ya Hu! / 05.05.2026
- Güney esintisi… / 02.05.2026
- Çocuk bayramı mı? O da ne? / 27.04.2026
- Neydik? Ne olduk? / 23.04.2026

























































