logo
28 TEMMUZ 2026

Motorlu gasp davası

23.05.2001 00:00:00
 
Adana'da yaşlı bir kadının çantasını motosikletle gaspeden ve sürükleyerek ağır yaralanmasına sebep olan iki sanığın 20 yıl hapis istemiyle yargılanmasına başlandı.

Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Ahmet Altun (19), Hamit Özgün (21) hazır bulundu. Duruşmaya hastanede uzun süre tedavi gören ve daha sonra taburcu olan mağdur Besime Ülken (60) de katıldı. Yaşlı kadın, kolundaki çantayı motosikletle alarak kaçtıkları iddia edilen tutuklu sanıklardan Ahmet Altun'u teşhis etti.

Duruşmaya boyun askılığıyla gelen mağdur Besime Ülken, olay günü çanta uğruna kendisini yerlerde sürükleyen gaspcı sanıklara beddu etti.

Duruşmada ağlayarak konuşabilen Besime Ülken, "Ahmet kolumdaki çantayı alıp kaçmak istedi. Çantayı vermemek için direndim. Beni çekiştirdi, arkasından uzun süre sürükledi. Diğer sanık Hamit'i görmedim. 5 gün yoğun bakımda yattım ve hayata yeniden döndüm. Bana yapılanların bir benzeri inşallah sanıkların annesinin ve kardeşlerinin başına gelir" dedi.

6 günde 127 siber şüphelisi yakalandı

İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında son 6 günde polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonlarda 127 şüphelinin yakalandığını açıkladı

28.07.2026 16:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
6 günde 127 siber şüphelisi yakalandı
6 günde 127 siber şüphelisi yakalandı
İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, 13 ilde "bilişim suçlarıyla mücadele, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, dolandırıcılık, yasa dışı bahis, çevrimiçi çocuk müstehcenliği ve tacizi" suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin 86'sının tutuklandığı, 21'i hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulandığı, diğerlerinin işlemlerinin ise devam ettiği kaydedildi.

Açıklamada, "Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu 13 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamını yaptıkları, vatandaşlarımızın mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, sosyal medya platformları üzerinden (ikinci el araba ilanı, kapora bedeli( temalarını kullanarak vatandaşlarımızı dolandırdıkları tespit edildi. Güvenlik güçlerimizin kararlı mücadelesi ve aziz milletimizin desteğiyle siber suçlarla mücadelemizi ülkemizin dört bir yanında tavizsiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" denildi.

Kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişi yakalandı

İçişleri Bakanlığı tarafından kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişinin yakalanarak Türkiye'ye getirildiği bildirildi

28.07.2026 11:24:00 / Güncelleme: 28.07.2026 11:26:40
İHA
 
Kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişi yakalandı
Kırmızı bültenle aranan 27, ulusal seviyede aranan 38 kişi yakalandı
İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.Y., İ.A., T.F., Ü.C., E.B., Ö.G., B.G., Ö.H., A.K., M.E., T.A., H.U., H.Y., M.Y., E.Ç., Ö.M.F., İ.H.K., H.K., M.Y., M.H.Ö., B.G., H.D., T.B., M.Y., İ.K., B.V. ve M.K. ile ulusal seviyede aranan N.K., M.A., H.Ö., A.A., Y.Ç., D.Ç., M.Ç., M.A.C., B.U., E.B., T.Ş., N.T., O.E., S.D., E.Ç., B.V., A.A., K.H., İ.C., H.E., T.T., S.A., M.Ç., E.K., U.Ş., U.K., F.Ö., B.Ç., Ü.D., Y.Ü., M.G., B.A., M.Ö., S.Ç., H.K., M.D., S.O. ve Ö.A.'nın yakalandığı belirtildi.



Aranan şahıslardan 51'inin Gürcistan'da, 7'sinin Almanya'da, 2'sinin Belçika'da, 1'inin Avusturya'da, 1'inin Bosna Hersek'te, 1'inin Ukrayna'da, 1'inin Yunanistan ve 1'inin Kuzey Makedonya'da yakalanarak Türkiye'ye geri getirildiği bildirildi. Bakanlık tarafından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

"EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izini titizlikle sürdük.



İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak iş birliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aradığımız, organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini yakalayıp ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz.

Kahraman Polislerimizi, Başkanlıklarımızı, Daire Başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."

Türkiye, bu yıl Dünya Mirası Listesi'nde 'sıfır' çekti


Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi toplantısı bu yıl 19-29 Temmuz'da Güney Kore'nin Busan kentinde düzenleniyor. Toplantıda 26 tarihi eser ya da doğal güzellik Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Türkiye'den tek eser bile giremedi. Oysa Türkiye, Geçici Liste'de 79 eserle dünyada ilk sırada. Bunlardan en azından biri Kalıcı Liste'ye dahil edilebilirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu yıl aday eser göstermediği belirtiliyor. 

28.07.2026 11:00:00 / Güncelleme: 28.07.2026 11:12:13
HASAN GÜNDOĞDU
 
Türkiye, bu yıl Dünya Mirası Listesi'nde 'sıfır' çekti
Türkiye, bu yıl Dünya Mirası Listesi'nde 'sıfır' çekti

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi toplantısı bu yıl 19-29 Temmuz'da Güney Kore'nin Busan kentinde düzenleniyor. Toplantıda 26 tarihi eser ya da doğal güzellik Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Fransa, listeye iki eser dahil etmeyi başardı.

Fransa'dan iki eser daha

Fransa'nın İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çıkarma yaptığı Normandiya Çıkarma alanı ile savunma amaçlı inşa edilen Languedoc Kraliyet Kaleleri'ni Dünya Mirası Listesi'ne alındı.

İran'dan savaşa rağmen kültürel atak

Haşhaşilerin merkezi UNESCO'da

İran'dan Alamut Kalesi, bu yıl Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Alamut Kalesi, 11. yüzyılda Hasan Sabbah'ın İran'daki Elbruz Dağları üzerinde bulunan bu zorlu kaleyi ele geçirmesi, burayı terörle iç içe Haşhaşilerin (Bâtınîler) merkezi yapması ve sonrasında 1256 yılında Moğollar tarafından yıkılmasıyla son bulan tarihi ve efsanevi bir sürece konu olmuştu. "Kartal Yuvası" anlamına gelen kale, mutlak itaat eden fedaileri ve gizemli suikastlarıyla tanınıyordu. Alamut Kalesi çok sayıda romana da konu oldu.

Diğer önemli eserler

Ürdün'den Akabe Deniz Rezerv Alanı, Lübnan'dan Amil Dağı Kalesi, Filistin'den Sebastia, Özbekistan'dan Taşkent Modernist Mimarisi, Tunus'un Bodrum'a benzeyen ilçesi Sidi Bu Said, BAE'den Vureya Vadisi listeye dahil edildi. Böylece Dünya Mirası Listesi'ndeki tarihi eser ve doğal güzellik alanı sayısı 1273'e çıktı.

Lider İtalya

Türkiye'den 22 eser ya da doğal güzellik listede yer alıyor. Listede İtalya 62, Çin 61, Fransa 56, Almanya 55, İspanya 50, Hindistan 45, İran 30, Yunanistan 21 eserle temsil ediliyor.

Dolap'ta plaj ürünlerinde satışlar yüzde 170 arttı

Daha bilinçli, işlevsel ve sürdürülebilir tüketim tercihleri, yaz alışverişinde ikinci el ürünleri öne çıkardı. Dolap verilerine göre plaj ve deniz ürünlerinin satışları yüzde 170 artarken, bu ürünlerin ortalama satış süresi bir haftanın altına indi. Düğün, nişan ve mezuniyet sezonunun en çok aranan ürünü olan abiye elbiselerin toplam siparişler içindeki payı ise yüzde 40'a ulaştı

28.07.2026 10:51:00 / Güncelleme: 28.07.2026 10:54:13
İhlas Haber Ajansı
 
Dolap'ta plaj ürünlerinde satışlar yüzde 170 arttı
Dolap'ta plaj ürünlerinde satışlar yüzde 170 arttı
Türkiye'nin önde gelen ikinci el alışveriş platformlarından Dolap'ın verileri, deniz ve plaj ürünleri ile özel günler için yapılan tercihlerde yeniden kullanım kültürünün yaz alışverişine güçlü biçimde yansıdığını ortaya koydu. Kullanıcılar yalnızca yeni ürünlere yönelmek yerine, kısa süre veya sınırlı sayıda kullanılacak ürünlerde ikinci el alternatifleri değerlendiriyor. Özellikle tatil, düğün, mezuniyet ve davet sezonlarında ihtiyaçların dönemsel olması, ikinci el alışverişi daha bilinçli ve sürdürülebilir bir seçenek haline getiriyor. Döngüsel ekonomi ile dijitalleşmeyi buluşturup ikinci el alışverişi erişilebilir bir modele dönüştüren Dolap'taki kullanıcıların yaz sezonu ürünlerinde yaptığı aramalarda, düğün, nişan ve mezuniyet elbiseleri ilk sırada yer aldı. Abiye elbiseleri şort ve bermudalar, terlik ve sandaletler, mayolar, deniz şortları, bikini takımları, pareolar ve plaj ürünleri izledi.

Yazlık ürünler Dolap'ta yeniden dolaşıma girdi

Dolap'taki alışverişlerde, plaj elbisesi, deniz şortu, mayo, bikini takımı, plaj çantası, pareo, mayokini, plaj havlusu gibi ürünlerdeki satışlar yüzde 170'lik bir artış kaydetti. Aynı kategorilerdeki sipariş adedi ise yüzde 140 yükseldi.

Dolap'taki kullanıcılar sandalet, terlik, şort ve bermuda gibi tatil sezonu ürünlerinin satışında da yüzde 70'lik bir artış elde etti.

Yaz sezonunun gözdesi abiye elbiseler

Düğün-mezuniyet sezonunun etkisiyle kullanıcıların favorisi haline gelen abiye elbiselerin satışları son iki ayda yüzde 20 arttı. Dolap'taki satıcıların yaz mevsiminin başlamasıyla verdiği 660 bin elbise ilanı göze çarparken, abiye elbiselerin tüm siparişler içindeki payı aynı dönemde artarak yüzde 40'a ulaştı.

Plaj ve deniz ürünleri bir haftadan kısa sürede satılıyor

Yazlık ürünlerdeki talep, satış hızına da yansıdı. Dolap'ta plaj ve deniz ürünlerinin yer aldığı kategoride ortalama satış süresi bir haftanın altında gerçekleşti.

Satıcılar ile alıcılar arasında güvenli, pratik ve sürdürülebilir bir alışveriş köprüsü kuran Dolap'taki satışlarda ilk beş şehir ise, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya olarak listelendi.

Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!


 
Yaz aylarında gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda boğaz enfeksiyonları daha sık görülüyor. Boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor.

28.07.2026 10:45:00
MURAT ÇORBACI
 
Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!
Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!


Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, boğaz enfeksiyonlarına virüsler ve bakterilerin yanı sıra yanlış alışkanlıkların da yol açtığını belirtirken, yazın vazgeçilmez lezzeti dondurmayı tüketirken de bazı kurallara dikkat etmek gerektiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Klimayı aşırı soğuk ayarda çalıştırmak

Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.

Yeterince su içmemek

Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek

Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.

Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek

KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık, "Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır" dedi.

Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek

Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor.

Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek

Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor.

Sigara dumanına maruz kalmak

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, "Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor" şeklinde konuştu.

Motosiklet sürücüleri başa bela oldu


 
Edirne'de kazaların yarısından fazlasına karışan motosiklet sürücülerine eğitim veriliyor. İstanbul'da da özellikle trafik sıkışıklığında kaldırımları kullanan kuryeler vatandaşların korkulu rüyası haline geldi.

28.07.2026 09:50:00
AA
 
Motosiklet sürücüleri başa bela oldu
Motosiklet sürücüleri başa bela oldu

Edirne Valisi Yunus Sezer, trafikte sayıları her geçen gün artan motosikletliler için eğitim kampanyası başlattıklarını belirtti. Sezer, İl Emniyet Müdürlüğünce Sarayiçi'nde motosiklet sürücülerine yönelik düzenlenen sürüş eğitimi ve motosiklet anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmada, kentteki trafik kazalarının yüzde 60'ına motosikletlilerin karıştığını söyledi.

Sadece denetim yetmiyor

Bunun büyük bir oran olduğunu belirten Sezer, kazaların yüzde 10'unun da tek taraflı motosiklet kazalarından oluştuğunu dile getirdi. Rakamların önemli ve dikkati çekici olduğunu ifade eden Sezer, "Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan konunun sadece denetimle değil eğitimle de ilgili olduğunu belirterek motosiklet sürücülerimize güvenli sürüş tekniklerinin öğretilmesiyle ilgili bir kampanya başlattı ve bunu devam ettiriyorlar" dedi.

Yayaları umursamıyorlar

Sezer, tüm sürücülerin güvenli araç kullanarak hem kendi güvenliklerini hem de diğer sürücülerin ve yayaların güvenliğini öncelemesi gerektiğini dile getirdi.
Trafikte güvenli sürüşün önemli olduğunu vurgulayan Sezer, "Motosikletlerin karıştığı yüzde 60'lara varan trafik kazası sayısının daha aşağılara indiği, hem sürücülerin hem yayaların daha dikkatli olduğu bir trafik dönemini inşallah önümüzdeki zamanlarda yaşarız. Bugün teslim edeceğimiz motosikletlerin de hem asayiş hem trafik hizmetlerinde Edirne'mize çok güzel katkıları olacak" diye konuştu.

Vatandaşın başına bela oldular

İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da motosikletlerin her yıl yaklaşık yüzde 25 arttığını belirterek bu konuda tedbir almak için harekete geçtiklerini belirtti.
Edirne'de 2026'nın ilk 6 ayında meydana gelen 648 kazanın 393'üne motosikletlerin karıştığını vurgulayan Ayhan, "Yine bu kazaların 121'i ise motosikletlerin tek başına karıştığı, başka bir aracın karışmadığı trafik kazaları. Bu da denetimin yanında özellikle eğitimin çok önemli olduğu, motosiklet sürücülerinin güvenli sürüş konusunda eğitime ihtiyaçları olduğunu gösteriyor" diye konuştu. Ardından Vali Sezer ve beraberindekiler, motosiklet eğitim parkurunu gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Daha sonra motosiklet sürücülerinin bir kısmına bölgede eğitim verildi, eğitimlerin devam edeceği belirtildi.

Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinde en kritik aşamaya girildi. PKK'nın tasfiyesi ve silah bırakma sürecinin hukuki altyapısını oluşturacak 10-12 maddelik "çerçeve yasa" teklifinin bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Meclis tatile girmeden yasalaşması hedeflenen düzenlemenin sınırları netleşirken, siyasi kulisler hareketlendi

27.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, Temmuz 2025'te örgüt üyelerinin Kuzey Irak'ta sembolik olarak silah yakması ve Şubat 2026'da TBMM Komisyon raporunun kabul edilmesiyle ilerleyen süreçte, hukuki zemin nihayet şekilleniyor.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin ortaklaşa hazırladığı taslak metinde yasanın sınırları ana hatlarıyla belirlendi.

Yasa, PKK'nın silah bıraktığının ve kendisini resmen feshettiğinin teyit edilmesiyle yürürlüğe girecek.

İlk aşamada suça karışmamış örgüt mensuplarının eve dönüşü kolaylaştırılacak ve denetimli serbestlik hükümleri uygulanacak.

Çerçeve Yasa kapsamında dönüş yapan bu kişilere, topluma entegrasyon sürecinde beş yıl boyunca siyaset yasağı getirilmesi öngörülüyor.

Kandil'deki örgüt yöneticilerine ve lider kadrosuna ilk etapta dönüş yolu açılmayacak.

Yasanın uygulama süresinin 3 yıl olması ve ihtiyaç halinde 6 aylık periyotlarla uzatılması planlanıyor.


DEM Parti ve PKK kanadından açıklamalar


Yasa teklifi öncesinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti, MHP, CHP ve DEM Parti gruplarını ziyaret ederek temas trafiğini yürüttü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yasanın muhtemelen bu hafta geleceğini belirterek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır. Kategorik ayrımlar yapmamalı, tam bir yasa olmalıdır" dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise yasanın "yeni bir başlangıcın ilk adımı" olduğunu, siyasete katılım ile dönüşleri hukuki güvenceye bağlaması gerektiğini vurguladı ve yasa sonrasında Meclis'te bir "barış izleme ve takip kurulu" kurulmasını talep ettiklerini açıkladı.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu da taslağı beklediklerini ifade ederek, "Süreci zaten doğru buluyoruz, destekliyoruz. Yeni adımların ön adımı olacaksa teşvik eden bir yaklaşım içinde oluruz" açıklamasıyla taslağı görmeyi beklediklerini dile getirdi.


Ankara kulisi


Ankara kulislerinde en çok tartışılan konuların başında Abdullah Öcalan'ın hukuki durumu geliyor. Edinilen bilgilere göre, MHP lideri Bahçeli'nin daha önce değindiği statü adımlarına AK Parti mesafeli yaklaşıyor.

Yasada Öcalan'a özel bir hukuki statü yer almayacak, mevcut hükümlü durumu korunacak. Ancak fiili bir esneklik sağlanarak İmralı'ya gazeteci, yazar ve akademisyenlerin gitmesinin önünün açılması planlanıyor. Kulislere yansıyan bir diğer bilgiye göre ise terörist başı Öcalan'ın bu taslağa olumlu baktığı, eksiklerin sonraki süreçlerde tamamlanabileceğini ilettiği belirtiliyor.


Ne zaman yasalaşacak?


Takvim konusunda DEM Parti yöneticileri, teklifin Meclis yaz tatile girmeden Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamalarından geçerek yasalaşacağına dair bilgileri teyit etti.

Siyasi partiler arasında büyük ölçüde mutabakat sağlandığı ve yasanın en geç Ağustos ayı ortasına kadar yasalaşmasının hedeflendiği aktarılıyor. Kulislere düşen "B Planı" senaryosuna göre, takvim sıkışırsa Meclis tatile girse dahi Adalet Komisyonu çalışmaya devam edecek ve Genel Kurul olağanüstü çağrılarak süreç tamamlanacak.

Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”

Lüks restoran anlayışı radikal bir kabuk değişiminden geçiyor; Michelin ve Gault&Millau listelerini altüst eden yeni trend, şatafatlı sunumlar yerine "samimiyet", "atıksızlık" ve "hikâyesi olan yerel malzeme" üzerine kuruluyor

27.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Küresel gastronomi dünyası, uzun yıllardır hakimiyetini sürdüren ağır, gösterişli ve aşırı teknik odaklı "fine dining" konseptine veda ediyor. Michelin Rehberi ve Gault&Millau Türkiye gibi prestijli oluşumların 2026 değerlendirmelerinde de ağırlığını hissettiren yeni akım, odağına "cozy dining" (konforlu ve samimi yemek) kültürünü aldı.

Kristal kadehler, kusursuz beyaz örtüler ve garsonların mesafeli tavırları yerini; ahşap masalara, şefle doğrudan diyalog kurulabilen açık mutfaklara ve her bir malzemenin topraktan tabağa uzanan şeffaf hikâyesine bırakıyor.


Gösteriş bitti, "duyusal maksimalizm" başladı


Yeni dönemde restoran tasarımları ve servis süreçleri ne kadar sadeleşiyorsa, damakta bırakılan tatlar da bir o kadar katmanlı ve cesur hale geliyor. Gastronomi analistlerinin "duyusal maksimalizm" olarak tanımladığı bu akım, şekere ya da yapay aromalara sığınmadan; doğru asidite, fermantasyon teknikleri ve dumanlı ocakbaşı dokunuşlarıyla tabağın özünü parlatmayı hedefliyor.

Mutfak Dostları Derneği ve Le Cordon Bleu Türkiye temsilcilerinin ortak öngörülerine göre önümüzdeki dönemin vazgeçilmez mutfak enstrümanları şunlar olacak:

• Sabır Gerektiren Teknikler: Haftalarca olgunlaştırılmış (aged) ürünler, ev yapımı misolar, kombuchalar ve koji bazlı soslar.

• Ateş ve Duman: Geleneksel ocakbaşı ve odun ateşi tekniklerinin, batı mutfak disiplinleriyle harmanlanması.

• Mutfak Odaklı Mocktail'ler: Yemeğin aromasını tamamlayan botanik özlü ve fermente içecek eşleşmeleri.


Tabaktaki lüksün yeni ölçüsü: İzlenebilirlik ve atıksızlık


Tüketiciler artık sadece tabağın lezzetine değil, o tabağın gezegene olan maliyetine de bakıyor. Restoranların menülerine entegre etmeye başladığı yeni nesil QR kod sistemleri, sipariş edilen bir balığın hangi denizden, ne zaman ve hangi sürdürülebilir yöntemle avlandığını; zeytinyağının ise hangi yerel üreticinin bahçesinden sıkıldığını müşteriye saniyeler içinde kanıtlıyor.

Bununla birlikte, mutfakta sıfır atık felsefesi artık bir halkla ilişkiler malzemesi olmaktan çıkıp zorunlu bir işletme ahlakına dönüştü. Sebze kabuklarından hazırlanan imza soslar, bayat ekmeklerin fermente edilerek yeni reçetelere dahil edilmesi ve IQF (bireysel hızlı dondurma) gibi hücresel yapıyı koruyan teknolojilerin mutfağa girmesi, gün sonu gıda firesini neredeyse sıfıra indiriyor. Michelin'in sürdürülebilirliğe verdiği "Yeşil Yıldız" ödülleri, şeflerin yaratıcılık yarışında artık en az geleneksel yıldızlar kadar büyük bir prestij unsuru.


Solo dining: Yalnız yemek yemek artık bir ritüel


Yeme-içme alışkanlıklarındaki bir diğer çarpıcı kırılma ise tek kişilik masalarda yaşanıyor. Geçmişte "aceleyle geçiştirilen bir durum" olarak kodlanan yalnız yemek yemek (solo dining), modern şehir insanı için bilinçli ve odaklanmış bir kişisel terapi ritüeline dönüştü.

Yeni nesil restoranlar, sadece tekil misafirlerin ağırlanabileceği şef tezgahı (chef's table) konseptlerini büyüterek, yemeği bir sosyal zorunluluktan çıkarıp tamamen duyusal bir deneyim haline getiriyor.


İstanbul dünya gastronomi radarında devleşiyor


Uluslararası seyahat ve lezzet endekslerinin yayımladığı küresel raporlara göre, İstanbul, sokak lezzetleri ile yüksek mutfak kültürünü harmanlama kabiliyeti sayesinde dünyanın en iyi 10 gastronomi şehri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

Uzmanlar, Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün zenginliğinin ve Anadolu mutfağı köklerinin modern tekniklerle dünyaya anlatılmasının, gastronomi turizmini önümüzdeki dönemde çok daha stratejik bir konuma taşıyacağını vurguluyor.

Madencilerin parası yine ödenmedi

Eskişehir'de Doruk Madencilik'te çalışan işçiler ödenmeyen hak edişleri için yeniden Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding önünde oturma eylemi başlattı

27.07.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Madencilerin parası yine ödenmedi
Madencilerin parası yine ödenmedi
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, "alacaklarının resmi taahhütlere rağmen ödenmediği" gerekçesiyle holding binası önünde oturma eylemi başlattı.

Sıcak havaya rağmen eylemde olan işçiler, "Ölmek var, dönmek yok", "Ankara, Ankara duy sesimizi, bu gelen madencinin ayak sesleri" sloganları attılar. Baretlerini yere vuran işçiler düdük çaldılar. İşçiler öğle yemeğinde soğan, domates ve ekmek yediler.

ANKA'nın haberine göre, 3,5 yıldır çalışan bir işçi, "Soğan ekmeğe muhtaç kaldık" diye sözlerine başladı. İşçi, işverenin 23 Temmuz'da ödemelerin yapılacağına ilişkin sözünde durmadığını anlatarak, "Kıdem tazminatlarımız var. TMSF'den alacaklarımız var, maaşlarımız var. Onlara hep söz verdi ama vermedi. Soğan ekmeğe muhtaç koydu bizi. Evdekiler ne yiyor, bilemiyorum. Biz şimdi burada yiyoruz ama evdekiler ne yer, ne içer bilemiyoruz. Oraya da bir şey götüremiyoruz" ifadelerini kullandı.


"KOLESTEROL, TANSİYON İLACI KULLANIYORUM"


Murat Kaya isimli işçi ise 2012'den bu yana çalıştığını, 2024'te emekli olduğunu ve yine de çalışmaya devam ettiğini kaydetti. Kaya, emekli olunca tazminatını ve geçen aya ait ücretini alamadığını söyleyerek, "Haziranda grev yaptık. Maaşları aldık ama Çalışma Bakanlığı bize Temmuz'un 23'ü diye söz verdi. Artık şirketle muhatap olmuyoruz, Çalışma Bakanlığı ile oluyoruz" dedi.

Kullandığı ilaçları gösteren Kaya, "Kolesterol ilacı kullanıyorum, tansiyon ilacı kullanıyorum, kalp ilacı kullanıyorum" diye konuştu.

Hüseyin Kara isimli işçi de 11 sene elektrikçi olarak çalıştığını ve dört yıldır da tazminatlarının ödenmesini beklediğini kaydetti. Kara, "En son grevden sonra söz verdiler, üç taksitte ödeyeceklerini. Bunların sözü hiç bitmiyor" şeklinde konuştu.

Muhataplarının kendilerine alacaklarının ödeneceğini söylediğini aktaran Kara, "Gün verdiler, 23'ünde ödenecek diye, 27'si oldu Temmuz'un, halen bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı'na ayrıyeten hakkımı helal etmiyorum. Arkadaşlarımın da helal edeceğini sanmıyorum. O da garantörlük sözü verdi. Onun sözü de yerde kaldı" dedi.


"300 AİLENİN VEBALİ KENDİSİNDE"


Yaklaşık 16 senedir çalıştığını söyleyen bir diğer işçi, muhataplarının ödemelerini ayın 23'ünde yapacaklarını belirttiklerini aktararak, "Bekleyecek sabrımız yok. 300 tane aile boşandı burada. 300 tane ailenin vebali de kendisinde. Diyecek başka bir şeyim yok. Kendi vicdanına kalmış. Biz sadece bekliyoruz, yatırırsa acaba... Başka bir yerde de çalışamıyoruz. İş de bulamadık. Başka yere uyum sağlaması da zor. Şu anda yaşımız geldi 40-45'e. Nasıl yapacağız, bilmiyorum" ifadelerini kullandı.

Necmi Karaöz isimli bir işçi ise iki çocuğu olduğunu dile getirerek, "Zor şartlarda geçiniyoruz. Belli bir bölüm paramızı ödediler ama hak ettiğimiz paraları, 23 Temmuz'da söz verilen ödemeleri yapmadılar. Şu an onları bekliyoruz, onu almaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2026-2027 eğitim-öğretim yılı planlaması kapsamında okul yöneticilerinin en büyük yüklerinden biri olan haftalık ders programı hazırlama sürecini tamamen dijitalleştirerek yapay zekâ destekli merkezi bir e-Okul modülüne devrediyor

27.07.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet
Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde dijitalleşme ve bürokrasinin azaltılması vizyonu doğrultusunda radikal bir adım daha atıyor. MEB bünyesinde geliştirilen yeni algoritma ve e-Okul entegrasyonu sayesinde önümüzdeki eğitim döneminden itibaren binlerce okulda haftalık ders programları okul idarecileri tarafından manuel olarak değil, sistem tarafından otomatik olarak hazırlanacak.

Pilot uygulamalarının Fen, Anadolu ve Sosyal Bilimler liselerinde başlatılması planlanan proje, okullardaki yönetim yükünü azaltmayı ve ders dağılımındaki insan kaynaklı eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Yapay zekâ ders çakışmalarını ve boş dersleri bitirecek

Geliştirilen yeni modül, her okulun kendi öğretmen kadrosunu, norm durumlarını, seçmeli ders havuzunu ve laboratuvar gibi fiziksel alan kapasitelerini saniyeler içinde analiz etme yeteneğine sahip.

Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden sızan bilgilere göre sistemin eğitim dünyasına getireceği temel çözümler şunlar olacak:

-Farklı sınıfların veya öğretmenlerin aynı saatte aynı derse ya da salona atanması problemi tamamen tarih olacak.

-Öğretmenlerin haftalık ders yükleri, gün içerisindeki blok ders saatleri ve boş geçen "pencere" saatler yapay zekâ tarafından en ideal şekilde dengelenecek.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında genişletilen seçmeli ders havuzunun öğrenci taleplerine göre en verimli şekilde eşleştirilmesi otomatik sağlanacak.

Okul müdürlerinin günler süren mesaisi dakikalara iniyor

Her yıl eylül ayı öncesinde okul müdürleri ve müdür yardımcılarının günlerce üzerinde çalıştığı, öğretmenlerin özel durumları ve istekleri doğrultusunda defalarca revize edilen ders programı tablosu, artık tek bir panel üzerinden yönetilecek.

Ağustos ayının sonunda tüm okul yöneticilerinin erişimine açılması beklenen e-Okul ders planlama modülü, okul yönetimlerine sadece sisteme veri girişi yapma ve nihai onay mekanizmasını çalıştırma rolünü yükleyecek. Eğitim sendikaları, bu adımın okul idarecilerinin zamanını evrak ve planlama işlerine değil, doğrudan eğitim kalitesini artırmaya ve rehberlik faaliyetlerine ayırmasına olanak tanıyacağını belirterek gelişmeyi olumlu karşılıyor.

Eğitimde "bireyselleştirilmiş" yapay zekâ dönemi genişliyor

MEB'in dijital dönüşüm hamlesi sadece idari süreçlerle sınırlı kalmıyor. 2026 yılı vizyon programı doğrultusunda uzaktan eğitim altyapısı ve yapay zekâ destekli bireysel öğrenme platformu MEBİ, öğrenme analitiği araçlarıyla güncelleniyor. Ders programlarının dijitalleşmesiyle entegre olarak, öğrencilerin eksik kaldığı kazanımlar e-Okul sistemi üzerinden tespit edilecek ve dijital platformlar aracılığıyla kişiye özel telafi içerikleri önerilecek.

"Öğretmen odasındaki adalet duygusunu pekiştirecek"

Eğitim analistleri, okul yönetimlerinin ders programı hazırlarken zaman zaman insiyatif almak durumunda kaldığını ve bunun öğretmenler arasında haksızlık algısı yaratabildiğini hatırlatıyor. Yeni sistemin merkezi ve objektif kriterlere dayanması sayesinde öğretmen odalarındaki motivasyonun artacağı, "zor ve verimsiz gün kombinasyonlarının" yapay zekâ eliyle adil bir şekilde dağıtılacağı vurgulanıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.