Mübarek Ramazan Bayramını akrabalarımızın orada bulunması sebebiyle Kilis'de geçirdik. Genel manada her bayram Kilis kalabalık olur ancak bu bayram farklı bir kalabalık vardı. Kilislinin gurbette olan nüfusu çoktur. Bayram münasebetiyle gurbette olanların akrabalarını ziyarete gelmesi sebebiyle her bayram Kilis kalabalık olurdu. Ancak bu seferki kalabalık farklıydı. Bu seferki kalabalığın genel çoğunluğunu Suriyeli mülteciler oluşturmaktaydı. Nüfusun hemen hemen 2 katı bir yoğunluğun yaşandığı bir mekânda doğal olarak birçok sıkıntı da yaşanacaktır. Fırınlarda, alışveriş mekânlarında, çeşmelerde uzun kuyruklar oluşmuş, zaten yetersiz olan trafikte sıkıntılı anlar yaşanmakta olduğunu gözlemledik. Suriye'den gelen mültecilerle iç içe geçirilen bu bayramda çok buruk manzaralara da rastladık. Suriyeli mültecilerin hayatta kalmanın dışında pek de mutlu olmadıkları her hallerinden belli olmaktadır. Suriyeliler nasıl mutlu olsunlar ki? Evini, barkını, işini, eşini, dostlunu, terk etmek zorunda kalmış; yakınlarının birçoğunu memleketinde bırakmış, ya da bazılarını kaybetmiş. Suriyeli için belkide en önemli sorun vatanından ayrı kalmasıdır. Kendi evinde, kendi bayrağının dalgalandığı vatan topraklarını bırakmış, başka bir ülkede mülteci olmak zorunda kalmış. Bazıları Konteynır kentte bulduğu bir odalı küçük barakada, bazıları kiralayabildikleri sıradan bir evde yaşamaya çalışırken, bazıları da hala parklarda açık alanlarda, camilerde yaşamak zorunda kalmaktadır. Konuşmak fırsatı bulduğumuz Suriyeliler, yaşadıkları bu hayattan çok da memnun değiller. Suriye'den gelen mülteciler ilk sıralar Türkiye'ye geldiklerinde bu savaşın çok çabuk biteceğini, daha rahat bir ortama kavuşacağını, mutlu bir yaşama kavuşacağı umudunu taşıyordu. Bu umut sebebiyle de daha mutluydu. Ancak Suriyeli mültecilerin eskisi gibi mutlu ve umutlu olmadıklarını gördük. Kendi topraklarına ve vatanına dönebilme umudunu her geçen gün kaybetmiş. Sözde demokrasi adına çıktıkları bu yolda aldatıldıklarını anlamışlar ama iş işten geçmiş. Günler geçtikçe, olaylar tırmandıkça, savaşın çok da çabuk bitmeyeceğini anlayınca yavaş yavaş umutlarını da kaybetmişler. Kendilerini ne gibi bir geleceğin beklediğini dahi tahmin edemiyorlar. Allah kimseyi vatanından ayrı bırakmasın. Evinde, işinde, özellikle de vatanında özgür yaşamanın ne demek olduğunu, bu kıymetin ne demek olduğunu anlayamayanları Kilis'e davet ediyorum. Gelsinler, görsünler ve tefekkür etsinler.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -8- / 19.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -7- / 18.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -6- / 17.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -5- / 16.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -4- / 15.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -3- / 14.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -2- / 13.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -1- / 12.02.2026
- Viyana’dan kurtuluş reçetesi olarak MEM ilan edildi / 11.02.2026
- Viyana’dan dünyaya MEM kurtuluş reçetesi / 10.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -7- / 18.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -6- / 17.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -5- / 16.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -4- / 15.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -3- / 14.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -2- / 13.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -1- / 12.02.2026
- Viyana’dan kurtuluş reçetesi olarak MEM ilan edildi / 11.02.2026
- Viyana’dan dünyaya MEM kurtuluş reçetesi / 10.02.2026

























































