Murat Emir Yargıtay'a seslendi: "Gayrimeşru karar yok sayılmalı"
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP YDK'da 48 kişinin ihraç edilmesine ilişkin "Hukukun kırıntısı kaldıysa Yargıtay'ın hem tedbiri kaldırması hem de bu saçma sapan gayrimeşru kararı yok sayması gerekir" dedi
Haber Merkezi





Fon krizine ilişkin konuşan Emir, Türkiye'deki sanayi ve teknoloji endeksi ile enflasyonun yer aldığı grafiği göstererek, şunları söyledi:
"MSCI yeni bir bildiri yayınladı ve 'Siz bazı önlemler almış gibi görünüyorsunuz, çünkü o rehberi yayınladınız ama uygulamada henüz bir şey görmüyoruz. Uygulamaya bakacağız. Gerçekten şeffaf, gerçekten açık, gerçekten manipülasyonlara kapatılmış, manipülatörlere gereken cezanın verildiği bir piyasa olacak mısınız, olmayacak mısınız buna bakacağız, buna göre karar vereceğiz' demiştir. Yani MSCI şu anda Türkiye borsasını, borsa İstanbul'u dondurmuş, takibe almış, ona göre karar verecek. Şimdi bunu duyan yatırımcılar artık bundan sonra bu şartlar altında yabancı yatırım gelemeyeceği için, kaldı ki yabancı yatırımcı oranı zaten yüzde 30'lara kadar gelmişti, büyük bir çöküş yaşıyor şu anda borsa İstanbul. Ama Türkiye'yi yönetenler, bugüne kadar o vurguncularla el ele verenler, iç içe geçenler, görevini yapmayanlar, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başta olmak üzere bir karar vermek zorundalar. Bir aya yaklaştı. Gerçekte hiçbir adım atmadılar. 'Bizimkileri koruyalım, birkaç ismi ortaya atalım, merak etmeyin çözeceğiz diyelim ama geri planda götüren götürmüş, satan satmış, onlara hiçbir şey yapmayalım. Hatta lekelenmeme adı altında isimlerini bile saklayalım.' Eğer bu kafayla devam edecekseniz bu sizin daha önceki tırnak içerisinde yerli ve milli krizlerinize benzemez.
"AÇIK OLACAKSINIZ"
Borsa ciddi iştir. Orada milyarlarca dolarlık yatırım var. Orada reel sektör var. Orada Türkiye'nin gerçekten üreten holdingleri, fabrikaları var. Bu çöküşe seyirci kalırsanız bunun bedelini herkes öder. Siz de ödersiniz ama iş işten geçmiş olur. Ciddi olacaksınız. Açık olacaksınız. Gerçekten ucu nereye kadar giderse oraya kadar gideceksiniz ve gereğini yapacaksınız. Çok konuştuk, konuşacağız. Sözler söylemekle bitmiyor. SPK, Maliye Bakanlığı bu spekülatif fonlar yükselirken görmüşler ama hiçbir şey yapmamışlar. Soruyorlar beyefendiye 'Niye yapmadınız? Niye seyrettiniz' diye. Diyor ki 'Ürkütmemek için.' Yatırımcıları ürkütmek istememişler. Kim onlar? 450 bin yatırımcı. O küçücük birikimlerini, emekli ikramiyesini, ameliyat parasını, çocuğunun okul taksitini, araba, ev alma umudunu ürkmesinler de getirsinler, yatırsınlar ki bu milyar milyar liraları götüren bakanlar, bakan yardımcıları, bakan çocukları, SPK'dakiler rahatça o fonları satsınlar da karşılık bulsunlar da alıp gitsinler diye. İşte böyle bir kirli çark.
"'FAALİYET İZNİ VERMEDİK' DİYOR. VERMİŞ"
Şahap Kavcıoğlu'na soruyorlar arkadaşlarımız. Diyorlar ki 'Siz bu Pusula Holding, Katılım Evim... Bunlara siz yatırım bankası kurma hakkı vermişsiniz. İktisat Katılım Bankası kurdurmuşsunuz. Nasıl yapabildiniz bunu' diyorlar. 'Vermedik' diyor. 'Faaliyet izni vermedik' diyor. Oysa vermiş. Daha önce Merkez Bankası başkanlığı yapmış, milletvekilliği yapmış, şimdi önemli bir görevde olan bir kişi böylesine yalan söyler mi? İşte belgesi burada. Burada yazanı okuyorum sizi. İktisat Katılım Yatırım Bankası'na faaliyet izni verilmesine karar verilmiştir. 26 Şubat 2026 tarihli 11424 sayılı karar. Vermişsiniz. Hırsızlara bir de Katılım Bankası kurma hakkı vermişsiniz. Niye? Banka lazım hırsızlara çünkü. Çünkü banka olmadan zor oluyor bu işler. Çünkü yatırımcının parası bir yere kadar. Daha fazla para lazım bunlara.
"BU YAVRULAR HER DEFASINDA KORUNUYOR"
Siyaset, saraydakiler, saraydaki yavrular, eski bakanlar, bakan çocukları, milletvekilleri, bürokratlar bazen bürokrat bazen özel sektörde yönetici, bazen Merkez Bankası başkan yardımcısı, bazen bir Tera Fon'da başkan yardımcısı mesela oluyorlar. İç içe geçmişler. Birlikte milletin 401 milyar lirasını 15 günde götürmüşler. Bunların kim olduğunu açıklamayan bir tanesinin bile üstüne gitmeyen bir siyasi iktidar var. Bakın diyoruz ki bu 124 yatırımcı kimdir? Yok ortada, söylemiyorlar. Bu 401 milyarı 15 günde götüren kimler, onu da söylemiyorlar. Ve bu tedbir konulanlar bakımından gazeteci Bahadır Özgür bir konuyu gündeme taşıyor. Diyor ki önce bir tedbir koydunuz. Tedbir 29 kişiydi. Kemal Akkaya var yani Enver Çelik var. Sonra bu tedbiri kaldırdınız. 11 Ekim'de 141 gerçek kişiye tekrar tedbir koydunuz. Sonra dediniz ki bir gün sonra, biz bunu yanlış yapmışız. Bu 29'unun tedbiri kaldırılmıştı. Peki doğru kabul ediyoruz sizi. Eğer 141 kişiden 29'u sehven ise çıkarttığınız 112 kişi olur. 112 kişi nasıl 109'a indi? O üç kişi kim? Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve aileden bir kişi daha. Bu yavrular her defasında korunuyorlar. Bunların dokunulmazlıkları var ve bunların üzerine gidilmediği için de böylesine Türkiye borsasıyla, sanayisiyle, geleceğiyle 86 milyonla bedel ödemek zorunda kalıyor.
Bahadır Özgür, suçlu, gözaltına alınıyor gizli belgeleri açıklamaktan. Ama bunların hiçbiri suçlu değil. Bunlar yanlışa düşmüşler. Bakın bunlar 'yanlışa düşenler', suçlu falan değiller onların gözünde. Milyar lirayı götür, böyle kirli çarklar kur. Ondan sonra milletin ekmeğini çal yanlışa düşmüş oluyorsun. Hırsızları söylersen gözaltındasın, tutuklandın. İşte Türkiye. İşte dünya bunu görüyor. Türkiye zaten bedel ödüyor. Ama dünya size bu bedeli ödetir. Ciddi olun."
"SİZ DARBECİSİNİZ"
İBB Davası'na da değinen Emir, şöyle devam etti:
"Sayın Ekrem İmamoğlu açıkça söylüyor 'Hesabıma geçmiş bir kuruş bulabilirseniz siyaseti bırakacağım ve her türlü cezaya katlanacağım' diyor. Bir kuruş bulamadınız. Bakın bakanda buluyorsunuz, bakan yardımcısında buluyorsunuz. Milyar milyar liralar götürmüşler. Neredeler? Laf, 'Peşinden gideceğiz'. Gitmiyorsunuz. Duruyorsunuz. Seyrediyorsunuz. Ekrem İmamoğlu'nda bir kuruş bulamadınız ama ısrarla cezaevinde tutuyorsunuz. Çünkü siz darbecisiniz.
Esenyurt'ta kayyumun yardımcısının evinden 7 milyon dolar, 400 bin avro ve Türk lirası çıkmış. İşte bakın hani 'Para kuleleri' diyorlardı işte kasalarda paralar. Peki bu kayyumun yardımcısının bu suçu var da kayyum bunları görmemiş mi? Esenyurt kayyumunun ifadesini aldınız mı? Peki siz Esenyurt Belediye Başkanımızı daha önce terörle iltisaklı diye almıştınız. Bir yıla yakın cezaevinde tuttunuz. Ondan sonra terörle iltisaklı olmadığı ortaya çıktı. Ahmet Başkan niye hala görevde değil? Devlet Bahçeli demişti 'Ahmetler göreve.' Ahmetler niye görevde değil? Niye? Çünkü işte bu hırsızlar hırsızlık yapmaya devam edecekler. Hırsızlar rahatça çalabilsinler diye Ahmet Başkan'ı görevine iade etmiyorlar. Çünkü onlar da hırsızlığın içerisinde. Bu düzen çürümüş, çökmüş, çökmüş bir düzendir. Bu saray düzeni, AKP'nin bu kara düzeni eninde sonunda bitecektir. Tedbir kararı ile demokrasiye kastetmeleri, partiye, basın özgürlüğüne, tedbir kararını kullanarak çünkü tutukluk da bir tedbirdir, siyasete darbe yapıyorlar ama ne yaparlarsa yapsınlar çaresizliklerini onlar da görüyor, milletimiz de görüyor. Milletimiz o sandığı bekliyor ve o sandık geldiğinde gereğini yapacak."
"BİZ SANDIĞI HEMEN İSTİYORUZ"
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un seçim tarihine ilişkin sözlerini de eleştiren Emir, "'2028 Nisan'ında yapılması neredeyse kesin gibi' diyor. Kim karar verdi? Hani Meclis karar verecekti buna? Hani milletvekilleri iradeleriyle gidip oy vereceklerdi? Yok. Buradaki milletvekillerinin iradesini yok sayan üstenci, küstahlaşmış bir dil. Soruyoruz buradan: Biz böyle bir işin içerisinde olmayız. Biz sandığı hemen istiyoruz. Seçimi hemen istiyoruz. Bu milletin sizi sırtında bir dakika bile daha taşıma olanağı kalmamıştır. Ama siz durup durup Tayyip Erdoğan bir daha aday olabilsin diye seçimlere bir hafta, iki hafta kala 'hadi erken seçim' kirli planını hazırladıysanız kimlerle yaptığınızı da açıkça söyleyin. Bu plan varsa bu planın kimlerle yürürlüğe konacağı, kimlerle tasarlandığını bu milletin bilmesi lazım. Milletin kafasını bulandırmayın" diye konuştu.
"AMAÇ PARTİYİ SARAYA BAĞLAMAK"
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Emir, CHP YDK'da 48 kişinin ihraç edilmesine ilişkin soru üzerine, şunları söyledi:
"Türkiye bir kayyum ve tedbir rejimi olmuştur. Siyasi iktidar ele geçirmek istediği her yere tedbir kararı ile bir uygulama yapmakta kayyum ile de o kurumu, neyi bulduysa çökertmektedir. İmamoğlu iktidar adayı olmuş, cumhurbaşkanı adayı olmuş yenecek diye tedbiren tutuklandı. Şu anda İmamoğlu hakkında verilmiş bir mahkeme kararı yok ama tutuklu. Çünkü ayak altında olmaması lazım. Partinin başına da tedbiren kayyum atadılar. Butlancıları getirdiler. Niye? Amaç partiyi çökertmek. Partiyi saraya bağlamak. Ve bunu da az kalsın başarıyorlardı. Ama millet buna müdahale etti. Millet 'Sen bizim partimizi, sen bu 100 yıllık yürüyüşü birkaç muhterisi, eski koltuğunu özlemiş piyonu kullanarak saraya bağlayamazsın' dedi. Bağladığını zannedersin ama biz bu mücadeleyi bırakmayız dedi ve YENİ Parti'yi kurdu.
İşte o butlancılar, o kayyumlar, o sarayda tasarlanan o kirli planın parçaları geldikleri günler itibaren mevcut yapıyı tasfiye etmek, mevcut yapıyı siyasetin dışına itmek ve kendilerine göre bir parti dizayn edip 'mış' gibi yapan ama gerçekte sarayın değirmenine su taşıyan bir siyaset izlediler. İl başkanlarını, parti meclisi üyelerini, milletvekillerini ihraç edebilecekleri herkesi ihraç etmeye kalktılar. İşte bugün yaptıklarını da bunun bir devamı. Şaşırmıyoruz, biliyoruz. Onlar zaten bunun için görevlendirildiler. Onlar partiyi saraya bağlamak, Erdoğan'ın istediği gibi bir muhalefet partisi olmak ve gerçekte onun talimatlarına uymak ve onun değirmenine su taşımak üzere oraya oturtuldular. O görevlerinin bir gereği olarak da bugünkü ihraçlar da daha önceki ihraçlar gibi gerçekleştiriliyor.
"YOLUMUZ İKTİDAR YOLUDUR"
Ama Türkiye hukukun kırıntısı kaldıysa hiç emin değiliz hala hukukun kırıntısının kaldığından ama hukukun kırıntısı kaldıysa dolayısıyla Yargıtay'ın önünde Yargıtay'ın bu kararı hem tedbiri kaldırması hem de bu saçma sapan gayrimeşru kararı yok sayması gerekir. Olması gereken budur. Hala gecikiyor. Hala bakmıyor. Neyi bekliyor bilmiyoruz. İyice partinin çökmesini, iyice yerle bir olmasını, kadroların dağılmasını, malların satılmasını, neyi bekliyor bilmiyoruz. Ama bir an evvel Yargıtay kararını vermelidir. Hukukun kırıntısı kaldıysa. Ve o karar da mutlaka bu butlan kararının yok sayılması olmalıdır. Dolayısıyla bütün bu ihraçlar, bütün bu yapılanlar kendiliğinden yok hükmünde olacaktır. Milletin partisini birileri mahkeme kararları ile gayrimeşru bir şekilde ele geçirmişlerdir, fiili işgal altındadır ve buna da karşı koyması gereken yargıdır, Yargıtay'dır. Ama gerçekte buna karşı çıkan, buna müdahale eden, buna izin vermeyen milletin kendisidir. Millet görevini yapmıştır. YENİ Parti'yi kurmuştur. Adını, bütçesini vermiştir ve bu kirli planı asla kabul etmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Ne yaparlarsa yapsınlar biz yolumuzda yürüyoruz. Yolumuz iktidar yoludur."








































































