HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 HAZİRAN 2021, SALI

Olmadı sayın Çölaşan, ve de yakışmadı

14.06.2001 00:00:00
Bu köşeyi takip eden okurlarım hatırlayacaklardır. Geçen sene Eylül ayında bu köşemde bir başka gazetenin köşe yazarına ait iki makaleyi, hiçbir kısıtlama yapmadan yayınlamıştım.

Söz konusu gazete ve yazarın ismine, tarzına ve tavrına aldırmadan.

Gazete, Hürriyet Gazetesi, köşe yazarı da Sayın Çölaşan'dı.

Üslubu, tavrı ve tarzı bazen benim de hoşuma gitmese de, o gün ele aldığı ve iki gün köşesinde yer ayırdığı konu, çok önemli ve milli bir konuydu.

Karadeniz yöresinde yoğun bir "Pontus" faaliyetinin, ABD'li diplomatlar tarafından yürütüldüğünü ifade ediyordu sayın Çölaşan o yazılarında:

"...Bunun son örneği, Ankara'da görevli iki ABD'li diplomatın 12-15 Eylül günleri arasında yaptıkları Karadeniz gezisi.

İsimleri Anthony Pini ve Janet Necla Morgan.

...Yörede ziyaret ettikleri resmi makamlara gezinin konusunu şöyle açıkladılar:

"ABD görevlilerinin bölgede suç işleyip işlemediklerini araştırmak, işlemişlerse bu konuda ne gibi işlemler yapıldığını öğrenmek."

Fakat yapılan görüşmelerde kısa süre sonra konu değişmeye başladı. Diplomatlar şu konuları sorup öğrenmeye çalışıyorlardı:

- Eğer varsa, bölgede yaşayan Rum asıllı nüfus sayısı nedir?

- Bölgelerinde Hıristiyan mezarlığı var mıdır?

- Başta kiliseler olmak üzere, Hıristiyanlardan kalan tarihi eserler nasıl korunmaktadır?

- Geçmişte Hıristiyan olup sonradan Müslümanlığı seçen aileler var mıdır? Varsa bunlar bilinmekte midir? ..."

Evet 24 Eylül 2000'de bu hassas durumu kaleme alan Çölaşan, 27 Eylül tarihli makalesinde ise yukarıdaki olaya şahit olan üniversite öğretim emeklisi Murat Cihan'dan aldığı faksı da ekleyerek objektif gazetecilik örneğini sergilemişti.

Ben bu köşede her iki makaleyi de yayınlamıştım.

O gün ülkenin bütünlüğünü tehdit eden bu eyleme dikkat çeken Çölaşan, büyük bir çelişki tablosu ortaya koyarak aynı olaylara dikkat çekmek için 10 Haziran Tandoğan'da, milyonların katılımıyla yapılan mitinge takmış.

O mitingde hiçbir şey yapılmamış, hiçbir şey söylenmemiş olsa da, sizin geçen yıl dikkat çektiğiniz "pontus" faaliyetlerinin bugün hangi noktaya geldiğinin çarpıcı ifadelerle ele alındığı o mitingi takdirle karşılamanızı beklerdim sayın Çölaşan.

O günkü yazılarında samimi olan bir insan Tandoğan'dan hiç rahatsızlık duyar mı?

Gelelim diğer hususlara.

- Türkiye'de tarikat yoktur. Çünkü tarikat bir kurumdur. Bugün ülkede böyle bir kurum yoktur. Olan şey insanların dinlerini yaşama gayretidir.

- "Başiye" diye bir kelimeyi ilk defa sayenizde öğrendik. Hayat felsefesi "ye"den ibaret olanların ürettikleri kelimelerin de "ye" ile bitmesini anlayışla karşılarım.

- Eğer bir kişinin birden çok televizyon, radyo ve gazeteye sahip olması suçsa, siz önce patronunuzu yargılayın. Kaldı ki, saydığınız yayın kuruluşlarından hiç biri sayın Prof. Dr. Haydar Baş beyefendiye ait değildir.

- Ama bütün bunlardan daha önemli olan, bu yayın kuruluşlarında, bu ülkenin aleyhinde, vatanın bölünüp parçalanmasına yönelik bir yayının yapılıp yapılmadığıdır.

Belgeselleri,

Ana haberleri,

Konu ve konuklarıyla neye vurgu yapıyor patronuna ait olan şu CNN Türk?

- Haydar Baş Bey Türkiye dışında yaşıyor derken, hangi haritayı esas alarak bu kanıya vardınız?

- İslam ibadet dinidir. Ulusal bağımsızlık İslam için değil ülkemiz için, Türkiye için gereklidir. Ve biz işte bu ulusal bağımsızlık için, egemenliğin korunması için uğraşıyoruz. Dindar olmak da buna mani değildir.

- Ülkenin bölünmesi için yoğun faaliyetler içinde olanlar değil de, ülkenin bölünüp parçalanmasına karşı koyanlar, birlik ve beraberliği temin için gece gündüz çalışanlar niye takiye yapsın?

- Miting bir kişi için düzenlenmedi. Benim de içinde bulunduğum bir çok kişi orada konuştu.

Benim konuşmamdan, uygun düşecek bir bölümü yazayım:

Tandoğan'da Tandoğan'da,

Yüzbinler var Tandoğan'da.

Yarasalar kaçışır,

Kör olur tan doğanda.

Sayın Haydar Baş beyefendinin yanında emekli Albay Ahmet Kurt, eğitimci Ali Gedik Bey ve Dr. Abdullah Terzi de konuşmacı idi.

Ama asıl olan kimin ve kimlerin konuştuğu değil, ne konuştuğudur.

- Miting tertip etmek, öyle bir hafta önceden bir hafta sonrayı değerlendirmeye benzemez.

- Size matematik öğreten hocanızı da tanımak isterim. Sayı saymayı nereden öğrendiniz?

Yukarıda ancak bir kaçını sıralayabildiğim bu kadar gerçek dışı ifadeyi bir makaleye sıkıştırabilen kişinin kabiliyetini inkar etmemek, hakkını vermek lazım.

Ama ben yemin ederek söylüyorum;

Siz o yazıyı, miting öncesi ve verilen emir doğrultusunda kaleme aldınız.

Bunun ilk ve en büyük ispatı makalenizin ilk paragrafıdır:

"GEÇEN hafta Ankara'da bütün belediye otobüslerinin önünde büyük boy bir pankart asılıydı..."

Yazacak bir şey bilmediğiniz ve bulamadığınız için, önce belediye otobüslerinde asılı afişlere taktınız.

Sonra o afişlerde Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ismi yazılı olduğu için de sadece o konuşacak zannettiniz.

Sonra da kendi ufkunuzu ölçü alarak 5 bin kişi katıldı dediniz. "Sağır duymaz uydurur, kör görmez tahmin eder" kabilinden.

Bu tarzınıza uygun çok güzel bir fıkra var ama yerim müsait değil.

Bu millet, gazete patronuna ait köşkün kapısında el pençe divan bekleyen, dışarıdan duyulmaması için de yapay gürültüler çıkarıp içerdeki sesi bastırmaya çalışan bazı köşe yazarlarını yıllardır biliyor ve tanıyor, ama sizin onlardan olmadığınıza inanmak istiyorum ben.

Orada yapılan konuşmaların, atılan sloganların tepkinize sebep olduğuna da inanmak istemiyorum. Zira geçen yıl bir kısmını yukarıda aldığım makaleyi niye yazmış olasınız ki?

Yazdıklarınızın hiç biri doğru olmadığı ortadadır.

Size yakışan tavır özür dileme erdemliğine başvurmaktır.

Sizden bunu bekliyorum.

Ben ve o mitingde olan her kes.
 
Müslim Karabacak / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.