Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in sosyal medya üzerinden yaptığı çarpıcı açıklama, dünya siyasi tarihinin en beklenmedik diplomatik hamlelerinden birini açığa çıkardı.
ABD ve İran, tüm dünyayı etkileyen askeri gerilimi diplomatik bir çözüme kavuşturmak adına, "İslamabad Mutabakat Anlaşması" denilen 14 maddelik bir zaptı elektronik ortamda imzaladı.
ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın dijital imzalarıyla derhal yürürlüğe giren bu metin, küresel jeopolitikte taşları yerinden oynatacak nitelikte.
Anlaşmanın ilk somut adımı olarak İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden ticari trafiğe açarken, ABD de bölgedeki deniz ablukasını kaldırma sürecini başlattı.
İsviçre gibi tarafsız bir ülkede imza töreni düzenlenmemesi ve sürecin tamamen dijital olarak yürütülmesi, yeni nesil diplomasinin ilk büyük örneği olurken; anlaşmanın içeriği Washington ve Tel Aviv'de adeta bir deprem etkisi yarattı.
Sahadaki zaferin masadaki izdüşümü
Mutabakat metninin detayları incelendiğinde, şartların neredeyse tamamen Tahran yönetiminin uzun süredir savunduğu kırmızı çizgiler ve talepler doğrultusunda şekillendiği görülüyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın da televizyon ekranlarından açıkça ifade ettiği gibi, bu müzakerelerin geçmiştekilerden en büyük farkı, "sahadaki askeri zaferin masadaki dayanağı oluşturmasıdır."
Dünyanın bir numaralı askeri ve ekonomik gücü olarak görülen ABD ile onun bölgedeki en büyük müttefiki İsrail, savaşın başında ilan ettikleri 9 stratejik hedefin hiçbirine ulaşamadı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'nin de vurguladığı üzere, metnin birinci maddesinde Lübnan'ın adının üç kez geçmesi ve ülkenin toprak bütünlüğünün garanti altına alınması, İran'ın bölgesel müttefiklerini yalnız bırakmadığının en somut kanıtı oldu.
14 maddelik zaptın getirdiği en büyük kazanımlardan biri de şüphesiz ekonomik boyut. ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın yeniden inşası için en az 300 milyar dolar tutarında bir fon planlamayı taahhüt etti.
Bununla da kalmayıp, İran'ın dünyada dondurulmuş veya kısıtlanmış tüm varlıklarının kullanımı tamamen açılacak, ham petrol ve petrol ürünlerinin ihracatı için bankacılık ve sigortacılık muafiyetleri derhal tanınacak.
Hürmüz Boğazı ise eski statüsüne dönmeyecek; İran uluslararası hukuk çerçevesinde boğazdan geçen gemilerden sunduğu hizmetler karşılığında ücret talep edecek.
Tüm bu maddeler, uluslararası analistler tarafından İran'ın savaşı yüzde yüz kazanan tarafı olarak ilan edilmesine yetti.
Washington'da Trump'a karşı isyan sesleri
Anlaşmanın dijital olarak onaylanmasının ardından Trump'ın yaptığı itiraf niteliğindeki açıklamalar, Washington'ın köşeye sıkıştığını gözler önüne serdi.
Trump, "Eğer bir anlaşmaya varamasaydık, stratejik petrol rezervlerimiz 4 hafta içinde tükenecekti" diyerek ABD ekonomisinin karşı karşıya kaldığı devasa enerji krizini itiraf etti. Perde arkasında ise Trump'ın bu açıklaması, ABD'nin iç kamuoyunu mutabakat konusunda ikna çabası olarak değerlendirildi.
Trump, dondurulan varlıkların iadesiyle ilgili olarak ise, "O para bizim değil, onların parası. Eğer geri vermezsek, kimse bir daha dolara yatırım yapmaz" ifadelerini kullanarak doların küresel rezerv para statüsünü korumak adına bu tavizi vermek zorunda kaldıklarını savundu.
Ancak Trump'ın bu hamlesi, kendi siyasi tabanı olan MAGA (Make America Great Again) hareketinde ve Cumhuriyetçi çevrelerde çok sert tepkilere yol açtı.
Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy, durumu "Reagan mezarında ters dönüyor. Bu, tarihe muazzam bir dış politika hatası olarak geçecek" sözleriyle nitelendirirken, Senatör Thom Tillis 300 milyar dolarlık fon taahhüdünden duyduğu derin endişeyi dile getirdi.
Trump'ın İran'a yönelik sert politikalarını geçmişte destekleyen ünlü yorumcu Ben Shapiro anlaşmayı bir "felaket" olarak yorumlarken, Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence ise özellikle daha işin başında yaptırımların kaldırılmasını "büyük bir hata" olarak değerlendirdi.
Trump'ın "Diğer ülkeler sahipken İran'ın balistik füzelere sahip olmamasını adaletsizlik" olarak nitelendiren açıklamaları ise İsrail'de tepkilere neden oldu.
Tel Aviv'in öfkesi ve kırılgan barış
İslamabad Mutabakatı'nın yankıları sadece ABD ve İran ile sınırlı kalmadı; bölgedeki tüm dengeleri kökten değiştirdi.
Anlaşma metninin ortaya çıkmasıyla birlikte en büyük şok ve endişe Tel Aviv yönetiminde yaşandı. İsrail devlet televizyonu KAN'ın aktardığı bilgilere göre, İsrailli yetkililer bu mutabakatı İran üzerindeki askeri baskıyı tamamen kaldıran "kötü bir anlaşma" olarak ilan etti.
Netanyahu'nun savaşın başında hedef olarak koyduğu "İran'ın nükleer ve balistik füze programını tamamen ortadan kaldırma" planı, bu anlaşmayla birlikte fiilen suya düşmüş oldu.
Trump'ın balistik füzeler konusundaki esnek yaklaşımı, İsrail yönetiminde derin bir hayal kırıklığı ve güvenlik endişesi yarattı.
Türkiye'den de sürece dair en önemli siyasi değerlendirme Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'tan geldi.
Baş, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail ikilisinin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında yıllardır kan döktüğünü, ancak ilk kez gerçek bir devlet aklıyla karşılaşarak geri adım atmak zorunda kaldıklarını belirtti.
Emperyalizme karşı duruşundan dolayı İran halkını tebrik eden Baş, yine de önemli bir uyarıda bulundu: Söz konusu ABD ve Trump olduğunda bu metinlere tamamen güvenmenin mümkün olmadığını, özellikle İsrail'den yükselen çatlak seslerin bölgede bombaların her an yeniden patlayabileceğinin bir göstergesi olduğunu hatırlattı.
60 günlük nihai müzakere süreci başlamış olsa da, İslamabad Mutabakatı şimdiden emperyalist planların sekteye uğrayabileceğini ve sahada direnen güçlerin masada küresel aktörlere diz çöktürebileceğini kanıtlayan tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026

























































