logo
25 TEMMUZ 2026

Ölü Ozanlar Derneği

04.03.2002 00:00:00
 
Mehmet MARUF

Oldum olası bir kitabı okurken, bu kadar kelimenin, bu kadar sayfanın sonuçta bizi nereye götüreceğini merak ederim. Eğer yazar bir şeyleri yazmaya değer görüyorsa, bunu kâh olayların içinde satır aralarında verirken, kâh kahramanlara hislerini tercüman ettirirken, ya da konuyu direkt düşüncelerine yer vererek izah ederken acaba okuyucu asıl denmesi gerekenin ne kadarını anlar?

Bu sorular aşağı yukarı okunan her kitapta aklımızda dolaşırken aslında sanat adına ortaya konan bütün eserlerde bu kaygı ortaklaşır. Problem sanatçının ufkunu yakalayabilme çabasıdır. Onunla eser paydasında buluşup aynı dili telaffuz ettiğimizin ayırdına vardığımız zaman maksat hasıl olur. Ki bu çoğu zaman sanatçının fikriyatıyla örtüşmek manasına da gelmeyebilir. Eğer önümüzde bulunan eserde bizden bir şeyler bulabiliyorsak kendi dünyamızın renklerini, motiflerini biraz kırılmayla bile olsa farkedebiliyorsak, yani eser insanlığımızı bize hissettiriyorsa sanat amacına ulaşmış demektir.

Kleinbaum'un "Ölü Ozanlar Derneği" isimli romanının kahramanı Bay Keating, yazarla okuyucu (eser-sanatsever) arasındaki bağıntıyı anlamada önemli ipuçları gösteriyor. Daha önceleri filmi de çekilen romanın öyküsü, dinî geleneğe uygun eğitim veren bir akademide geçiyor. Eğitiminde onur, disiplin, gelenek ve yetkinliği temel ilke edinen okulda bütün öğretmenler klasik yöntemi tercih ederken İngilizce öğretmeni Bay Keating öğrenciye farklı bir yaklaşım içindedir. Bir yandan yaşları 16-17 olan çocukların ergenlikten kaynaklanan problemlerini çözmek yerine çözüm yollarını göstererek yardımcı olurken, diğer yandan kişilik kazandırma gayretindedir. Amacı özgür düşünen bireyler oluşturmaktır. Sonuçta bu çabaları tehlikeli bulunur ve okuldan uzaklaştırılır. Fakat öğrencilerin zihninde istenen yankıyı oluşturmuştur.

Bay Keating'i ele alırken onun iki yönü öne çıkıyor. Bunlardan ilki; yani eğitimciliğinden kaynaklanan pedagojik yönü takdire değer. Bulundukları çağın etkisiyle özgüven zaafiyeti geçiren, bazen karamsar ve içekapanık bazen otoriteye karşı gelen gençlere cesaret ve güven telkin etmesi bu açıdan önem taşıyor.

İngilizce öğretmeninin diğer yönü ise kişiliği ve hayat görüşü. Öğrencilerine sürekli olarak hayatı ertelememelerini bugünü yaşamalarını öğütleyen Bay Keating; inançlarla ve derslerle, aileler ve gelenekler yüzünden, gereğinden fazla ilgilenildiğinden şikayetçidir. Onun isteği öğrencinin önyargılardan, alışkanlıklardan soyutlanması, her zaman yeni bir bakış açısı bulmaya gayret etmesidir.

Yazar romanında İngilizce öğretmeniyle beraber birçok özgürlükçü şairi konuşturur, özgürlük hareketinin öncülerinden David Thoreau'yu över. Bütün bunlar kulağa hoş gelir, fakat problem eğitim yöntemiyle ilgilidir.

Bireyin bir konuyu ele alıp değerlendirmesinden önce onun elinde doğruyu ya da yanlışı ayırdedecek ölçüleri olmalıdır. Ona gerekli kriterler verilirse doğru değerlendirme yapabilir. Yoksa özgürlük adına bir delikanlının önüne bazı seçenekler koyup seçmesini istersek seçim şuurlu yapılmış olamaz. O halde şunu bilmemiz gerekir ki eğitimde bile olsa tarafsızlık diye bir şey yoktur. Mesele gence doğruları öğretip fikrî olgunluğa ulaştırmak sonra öğrendiklerini sorgulayacak yöntemi ve özgür düşünceyi ona sunmaktır ki bildiklerinin gücüne inansın. Sadece kendi doğrularını öğretip eleştiriyi yasaklamak beyin yıkamakla eşdeğerken, hiçbir şey öğretmeden doğru karar vermesini beklemek de saflıktır.

Böylece yazarın Bay Keating'i konuştururken söylediklerinden ziyade söylemedikleri önem kazanıyor ve kitabın ister istemez bir arka planı ortaya çıkıyor. Okuyucu; öğretmeni özgürlük savaşçısı okulu ve aileleri tutucu olarak nitelendirmeden önce yazarın anafikrini iyi anlamak zorunda. Özgürlük tabiî ki çok önemlidir ama eğitim önce doğruları öğretmeyi gerekli kılar. Yanlışlardan doğruya varmak ise çok zaman alır.

Durum böyle olunca biz de düşünüyoruz acaba okul Bay Keating'i uzaklaştırmakta haklı mıydı diye?

Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti


 
Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını belirterek, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.
 

25.07.2026 00:57:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti

Samsun'un Bafra ilçesinde yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda yetiştirilen karpuzun hasadı devam ediyor. Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, Bafra Ovası'nda yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda karpuz üretimi yapıldığını söyledi.

Tanesi ortalama 7-8 kilo

Nisan ayında örtü altı olarak ekilen karpuzda 15 Temmuz'dan itibaren hasada başladıklarını aktaran Tosuner, "Bafra karpuzu Türkiye'de kilogramı en düşük karpuzdur. Bafra karpuzunun en büyüğü 12 kilogram gelir. Bunun nedeni ise Bafra'nın yüzde 90'ının kara toprak üzerine kurulu bir ovaya sahip olmasıdır" dedi. Tosuner, ovada dekar başına verimin 7-8 ton civarında olduğunu belirterek, "Bafra karpuzunun 12 kilogram olanı, yüzde 1'i bulmaz. Genelde 7-8 kilogram arasındadır. Buradan Ankara, İstanbul ve Karadeniz'in tamamına karpuz sevkiyatı oluyor. Bunun yanında Gürcistan'a da gönderiliyor" ifadelerini kullandı.

Kilosu 1 liranın altında

Karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını anlatan Tosuner, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.

Sudan bayağı bayağı ucuz

İstanbul'da 5 litrelik Munzur su 75, Erikli su 69, Abant su 36, Kardelen su 32.5 liraya satılıyor. Karpuzun kilosu ise marketlerde 9.9 TL ile 40 TL arasında değişiyor. 

Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü


 
Aydın'da iki aile arasında çıkan kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.
 

25.07.2026 00:43:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü

Aydın'ın Söke ilçesinde iki aile arasında çıkan silahlı kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Kemalpaşa Mahallesi'nde kız alma meselesi nedeniyle aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Tarafların birbirlerine silahla ateş etmesi sonucu 7 kişi yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kavgayı ayırmaya gitti, öldü

Çeşitli hastanelere kaldırılan yaralılardan Umut Cabaş (38), müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Cabaş'ın kavgayı ayırmaya gittiği ve bu sırada silahla vurulduğu öğrenildi. Yaralılardan Doğan Işık da kaldırıldığı Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti.

Olaya ilişkin R.D, C.D, M.N.D ve S.D. gözaltına alındı. Polis, hastanelerde de tarafların yakınları arasında olumsuzluk yaşanmaması için yoğun güvenlik önlemi aldı. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli tutuklandı.

BTP’den Lozan mesajı

BTP, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü resmi sosyal medya hesabından yayımladığı bir paylaşımla kutladı. Partinin açıklamasında Lozan, "Türkiye'nin tapu senedi" olarak nitelendirilirken, antlaşmanın Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirdiği vurgulandı

24.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
BTP’den Lozan mesajı
BTP’den Lozan mesajı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü resmi sosyal medya hesabından yayımladığı bir paylaşımla kutladı. Partinin açıklamasında Lozan, "Türkiye'nin tapu senedi" olarak nitelendirilirken, antlaşmanın Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirdiği vurgulandı.

Paylaşımda, Lozan Antlaşması'nın Sevr'i hükümsüz kıldığı, kapitülasyonları kaldırdığı, milli egemenliği tescillediği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukukta yerini aldığı ifade edildi. Parti, antlaşmayı "büyük bir diplomasi başarısı" olarak tanımladı.

Lozan'ın ruhu ve tam bağımsızlık vurgusu

BTP açıklamasında, Lozan'ın gerçek ruhunun yalnızca sınırları korumakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Partinin görüşüne göre bu ruh; ekonomisiyle, üretimiyle, teknolojisiyle ve dış politikasıyla da tam bağımsız bir Türkiye inşa etmeyi gerektiriyor.

Paylaşımda ayrıca başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanları saygı, rahmet ve minnetle anıldı. Görselde tarihi fotoğraflar, Türk bayrağı ve "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Tapusu – Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümü Kutlu Olsun" ifadeleri yer alırken, partinin "İstikbal Biziz Biz Geleceğiz" sloganı da dikkat çekti.

BTP, Lozan'ı "milletimizin bağımsızlık iradesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi" olarak niteleyerek yıl dönümünü resmi olarak kutlamış oldu.

BTP'nin mesajı şöyle:

"24 Temmuz 1923... Türkiye'nin tapu senedi Lozan'ın imzalandığı tarih.

Lozan Antlaşması; Türk milletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve vatanının bölünmez bütünlüğünü tüm dünyaya kabul ettirdiği tarihî bir dönüm noktasıdır.

Sevr'i hükümsüz kılan Lozan; kapitülasyonların kaldırıldığı, milli egemenliğin tescillendiği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukukta yerini aldığı büyük bir diplomasi başarısıdır.

Bağımsız Türkiye Partisi olarak inanıyoruz ki Lozan'ın gerçek ruhu; yalnızca sınırlarını koruyan değil, ekonomisiyle, üretimiyle, teknolojisiyle ve dış politikasıyla da tam bağımsız bir Türkiye inşa etmektir.

Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir."



Hüseyin Baş: 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve temsil heyetini saygı ve rahmetle anıyorum'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: 
 
"Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü kutlu olsun.
 
Milletimize parçalanmış bir ülkeyi dayatan Sevr'i tarihin çöplüğüne atan; bağımsızlığımızı, egemenliğimizi ve Misak-ı Milli sınırlarımızı dünyaya kabul ettiren bu büyük diplomasi zaferi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki en önemli dönüm noktalarından biridir.
 
Bu zaferi mümkün kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve temsil heyetini saygı ve rahmetle anıyorum."


Erdoğan cuma namazı sonrası konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'daki Hz. Ali Camisi'nde cuma namazının ardından yaptığı açıklamada, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılışının 6. yıl dönümüne ilişkin, "Gerek İslam dünyasına gerekse tüm insanlığa, Hristiyan, Müslüman hepsine kapılarını açan Ayasofya Camii Kebir'i tabii ki hepimizi çok çok mutlu ediyor" dedi. Erdoğan YENİ Parti hakkında konuşmadı

24.07.2026 16:40:00
AA
 
Erdoğan cuma namazı sonrası konuştu
Erdoğan cuma namazı sonrası konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'daki Hz. Ali Camisi'nde cuma namazının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bugün Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılışının 6. yıl dönümü olduğunun anımsatılması üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

"6. seneyi devriyesiyle müşerref olduğumuz Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni, hamdolsun yeniden ibadete açmak bize nasip oldu. Bundan dolayı da tabii çok çok mutluyuz. Üstat Necip Fazıl'la burada yapmış olduğumuz mitinglerde rahmetli, Ayasofya Camii Kebir'ini göstererek 'Ayasofya açılacak, Ayasofya bir gün açılacak.' derdi. Takdimini o zaman yapmak bana nasip olmuştu. Biz bırakın açmayı, onu şu anda alemi İslam'a kavuşturma şerefine nail olduk. Üstadın da o zaman söylemiş olduğu, gerçekten yüreğinden gelen o ifadeleri biz İslam alemine, hamdolsun kavuşturduk. Bundan dolayı da ayrıca mutluyuz."

Erdoğan, camide restorasyon ve renovasyon çalışmaları yapmaya devam ettiklerini belirterek, "Gerek İslam dünyasına gerekse tüm insanlığa, Hristiyan, Müslüman hepsine kapılarını açan Ayasofya Camii Kebir'i tabii ki hepimizi çok çok mutlu ediyor. Şu anda da onun mutluluğu içerisinde bizler gerçekten gururluyuz. Bu mabet mimari özellikleriyle olsun, dünyadaki konumuyla olsun çok çok farklı bir eser, çok çok farklı bir mabet. Bundan dolayı da alemi İslam'ın içinde Türkiye'nin lideri olarak bu süreci yaşamak bizlere nasip oldu. Bundan dolayı da Rabbimize hamdediyoruz. Tüm alemi İslam'a en kalbi selam, sevgi, saygılarımızı gönderiyoruz." ifadelerini kullandı.

"(NATO Zirvesi) geri dönüşler çok çok olumluydu"

Ankara'da gerçekleşen NATO Liderler Zirvesi'ne ilişkin geri dönüşlerin nasıl olduğunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Doğrusu geri dönüşler çok çok olumluydu. Sürekli gerek teşekkür telgrafları gerek telefonlar, bütün bunlarla beraber özellikle de o açılış gününde yaptığımız ikram, izzet bütün bunlar gelen misafirlerimizi hoşnut etti. Bundan dolayı da başta Donald Trump olmak üzere bütün liderler hakikaten çok farklı bir duygu içerisindeydiler. Bu duygularını da gerek yemekte gerek yemek sonrası, hatta eşleriyle gelenler eşimle birlikte yaptıkları defilede olsun, yemekte olsun onlar da mutluluklarını gerçekten çok farklı bir şekilde bizimle paylaştılar. Bu mutluluğu çifte yaşadık, bundan dolayı da ayrıca mutluyuz. Tabii 20 yıldan sonra İstanbul, arkadan bu Ankara'daki zirve her ikisi de bizler için ayrı bir zenginlik, ayrı bir mutluluk vesilesi oldu. Bütün gelen misafirlerimize NATO Liderler Zirvesi'nden sonra doğrusu ben de teşekkür etmeyi bir borç biliyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 FIFA Dünya Kupası'nda İspanya'nın şampiyon olması üzerine İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'i arayarak tebrik etmesi ve bu zaferin Gazze'de de coşkuyla karşılanmasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, Sanchez'in dünya şampiyonu bir ülkenin başbakanı olarak mutluluk yaşamasının en doğal hakkı olduğunu ifade ederek, "İnşallah bizlere de böyle bir şampiyonluk nasip olur, biz de böyle bir dünya şampiyonluğunu yakalarız. İyi başladık ama sonu iyi gelmedi. Bundan sonra önümüzde Avrupa şampiyonlukları olabilir, tekrar dünya şampiyonlukları olabilir. Bu tür şeyleri yakalayabilirsek bu da Türkiye'ye çok çok yakışır. İnşallah biz de buna hazırız." diye konuştu.

Zihin okuma teknolojisinde büyük kırılma

Bilim kurgu filmleri bir kez daha gerçek oldu; nöroteknoloji ve yapay zekânın ortaklığıyla geliştirilen yeni bir beyin-bilgisayar arayüzü, insanların sadece içinden geçirdiği cümleleri hiçbir cerrahi müdahale olmaksızın yüzde 92 doğrulukla ekrana yansıtmayı başardı

24.07.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
 
Zihin okuma teknolojisinde büyük kırılma
Zihin okuma teknolojisinde büyük kırılma
Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir nöroteknoloji enstitüsü ile yapay zekâ araştırma laboratuvarının ortak yürüttüğü çalışma, tıp ve teknoloji dünyasında yeni bir çağın kapısını araladı. Geliştirilen "SynapText" adlı giyilebilir başlık, gelişmiş fMRI ve EEG sensörlerini bir arada kullanarak beyindeki kan akışını ve elektriksel dalgalanmaları saniyede binlerce kez analiz ediyor. Sistemin arkasındaki özel dil modeli (LLM) ise bu karmaşık sinyalleri işleyerek, kişinin sadece zihninden geçirdiği kelimeleri ve tam cümleleri gerçek zamanlı olarak bilgisayar ekranına yazılı metin olarak döküyor.

Geçmişte benzer teknolojiler sadece kelime kelime veya çok ilkel düzeyde tahminler yürütebilirken, bu yeni model bağlamsal analizi sayesinde devrik cümleleri düzeltebiliyor, kişinin vurgulamak istediği duygusal tonu dahi metne yansıtabiliyor.

İlk etapta ALS ve felçli hastalara umut olacak

Proje lideri Dr. Elena Rostova, düzenlediği basın toplantısında teknolojinin öncelikli kullanım alanının sağlık sektörü olacağını vurguladı. Rostova, "Bu teknoloji, ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz), ileri derece felç veya konuşma yetisini tamamen kaybetmiş bireyler için dış dünyayla yeniden bağ kurma aracı olacak.

Deneylerimize katılan ve 10 yıldır hiç konuşamamış bir hastamız, sadece düşünerek ailesine ilk kez 'Sizi çok seviyorum' mesajını iletti. Bu an, insanlık tarihi için bir dönüm noktasıdır" sözleriyle çalışmanın duygusal ve tıbbi önemini aktardı.

Zihin mahremiyeti tehlikede mi?

Teknolojinin sunduğu bu muazzam imkanlar, beraberinde çok ciddi etik tartışmaları da getirdi. Hukukçular ve siber güvenlik uzmanları, "düşünce özgürlüğü" ve "zihin mahremiyeti" kavramlarının tehlikeye girebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Bir insanın rızası olmadan düşüncelerinin okunup okunamayacağı veya bu verilerin reklam şirketlerinin, hükümetlerin eline geçmesi durumunda nasıl bir dünya düzeni oluşacağı şimdiden tartışılmaya başlandı.

Geliştirici ekip ise bu endişelere karşılık, sistemin kişinin odaklanmış bir "onay ve niyet" mekanizması olmadan çalışmadığını, yani istem dışı veya rastgele geçen arka plan düşüncelerini tamamen filtrelediğini belirterek kamuoyunu rahatlatmaya çalıştı. Yazılımın önümüzdeki iki yıl içinde klinik onay süreçlerini tamamlayarak dünya çapındaki hastanelerde kullanıma sunulması hedefleniyor.

Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama: 'Yola çıktım'

Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in yeni parti açıklamasının ardından ilk kez sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, toplumun unutulmuş kesimlerinin sorunlarını çözmek için yola çıktığını belirterek, "Benim siyaset anlayışım budur" dedi

24.07.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama: 'Yola çıktım'
Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama: 'Yola çıktım'
Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in yeni parti açıklamasının ardından ilk kez sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, toplumun unutulmuş kesimlerinin sorunlarını çözmek için yola çıktığını belirterek, "Benim siyaset anlayışım budur" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in CHP'den ayrılarak yeni parti kuracağını açıklamasının ardından ilk kez sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptı.

Kılıçdaroğlu'nun söz konusu açıklamasının tamamı ise şöyle:

"Benim görevim, toplumun sorunları yoğun ama unutulmuş kesimleriyle bir araya gelmektir. Çöpten kâğıt toplayan insanların da, mesai saati gözetmeksizin tarlada alın teriyle geçimini sağlayan insanların da sorunlarını çözmek için yola çıktım. Benim siyaset anlayışım budur."

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı

24.07.2026 09:00:00
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı

Doku soruşturması kapsamında Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatları doğrultusunda Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli'de düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 17 şüpheliden 2'sinin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.

Tunceli'de sağlık kontrolünden geçirilen güvenlik korucusu Fatih Özmen ile iş insanı O.Y. adliyeye sevk edildi.

Savcılık sorgusu tamamlanan Fatih Özmen sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince "kasten öldürme" ve "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi" suçlarından tutuklanırken, iş insanı O.Y. hakkında yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Diğer şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

12 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

'AHBAP' soruşturması dalga dalga büyüyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen AHBAP Derneği soruşturmasında hareketli günler yaşanıyor. Aralarında Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur’un da bulunduğu 28 kişinin tutuklandığı süreçte, deprem döneminde derneğe destek veren ve bağış çağrısı yapan çok sayıda gazeteci, sanatçı ve ekran yüzü adliyeye çağrılıyor. Son olarak aralarında Fatih Altaylı, Şahan Gökbakar ve Hazal Kaya'nın da bulunduğu 6 ünlü isim daha ifadeye davet edildi

23.07.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
'AHBAP' soruşturması dalga dalga büyüyor
'AHBAP' soruşturması dalga dalga büyüyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen incelemeler kapsamında bugün 6 yeni ismin daha ifadesine başvurulacağı duyuruldu. Savcılığın talimatıyla adliyeye davet edilen yeni isimler şunlar oldu:

• Fatih Altaylı (YouTube Yayıncısı / Gazeteci)

• Şahan Gökbakar (Komedyen)

• Ruşen Çakır (Medyascope Yayın Yönetmeni)

• Hazal Kaya (Oyuncu)

• Özlem Gürses (YouTube Yayıncısı / Gazeteci)

• Fatih Koparan (Sosyal Medya Fenomeni)

Söz konusu isimlerin önümüzdeki günlerde Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na giderek savcılığa beyanda bulunmaları bekleniyor.

Adliyeye giden ilk isim Fatih Portakal oldu: "Pişmanım"

Soruşturmanın bir önceki dalgasında ifadeye çağrılan ünlü gazeteci Fatih Portakal, bugün Çağlayan Adliyesi'ne gelerek "tanık" sıfatıyla ifade verdi. Adliye çıkışında samimi açıklamalarda bulunan Portakal, deprem dönemindeki yönlendirmelerinden dolayı kendisini suçlu hissettiğini belirtti.

Fatih Portakal savcılık ifadesinde ve sonrasındaki açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"6 Şubat 2023 tarihlerindeki o zor şartlarda baktığımda evet, iyi bir dernek olarak görülüyordu. Ancak bugüne gelip baktığımızda ne yazık ki ortaya çıkan tablo çok üzücü. Bu derneğe yapılacak olan bağışlarla ilgili bu derece güven duyduğum için geldiğimiz aşamada pişmanım. Kendime kızıyorum, belki o dönem daha fazla sorgulayabilirdik. İyi niyetimizi sömürdüler."

Portakal ayrıca, dernek kurucusu Haluk Levent ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını ve kendisinin derneğe doğrudan bir bağışta bulunmadığını da sözlerine ekledi.

İlk gruptan kimler ifadeye çağrılmıştı?

Dün başlayan adli hareketlilikte, kamuoyunun yakından tanıdığı 5 ünlü ismin daha bilgi sahibi/tanık sıfatıyla ifadesinin alınmasına karar verilmişti:

• Ece Üner (Gazeteci / Sunucu)

• Gökhan Özoğuz (Müzisyen)

• Öykü Serter (Sunucu)

• Feyza Altun (Avukat)

• Fatih Portakal (Gazeteci)

Bu isimlerin, 2023 yılındaki büyük deprem felaketinin ardından AHBAP Derneği aracılığıyla yürütülen yardım toplama ve halkı yönlendirme süreçlerindeki rolleri, dernekle bir bağlarının ya da ticari ilişkilerinin olup olmadığı irdeleniyor.

Ünlüler neden ifadeye çağrılıyor?

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve MASAK raporları doğrultusunda başlatılan ana soruşturmada, AHBAP Derneği çatısı altında "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" iddiaları inceleniyor.

Ana suçlamalar ve iddialar ise şöyle:

6 Şubat depremlerinin ardından toplanan yüz milyonlarca liralık bağışların, dernek amacı doğrultusunda kullanılmak yerine bazı yöneticilerin şahsi hesaplarına aktarıldığı öne sürülüyor.

MASAK raporlarında, toplanan yardımlardan ciddi tutarların yasal ve yasa dışı şans oyunları/bahis hesaplarına aktarılarak kaybedildiği, bu paralarla zincirleme tapu devirleri yapılarak mal varlığı aklandığı iddiaları yer alıyor.

Dernek kurucusu Haluk Levent ve Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur dahil olmak üzere toplam 28 şüpheli geçtiğimiz günlerde tutuklanarak cezaevine gönderilmiş, derneğin mal varlıklarına ise tedbiren el konulmuştu.

Savcılık, kamuoyunda yüksek takipçili ve güvenilir olan bu gazeteci ve sanatçıların, halkı bu yapıya bağış yapmaya teşvik ederken ellerinde bir bilgi olup olmadığını veya süreçte organize bir yönlendirmenin parçası haline getirilip getirilmediklerini anlamak amacıyla ifadelerine başvuruyor.

Gazilerin Ankara'da hak arayışı sürüyor

Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi kararlılıkla devam ediyor. Rütbe ayrımı yapılmaksızın "eşit özlük hakları" talep eden gaziler, sorunları çözülmeden TBMM’nin tatile girmemesini istiyor

23.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Gazilerin Ankara'da hak arayışı sürüyor
Gazilerin Ankara'da hak arayışı sürüyor
Terörle mücadele sırasında yaralanarak vücutlarının farklı uzuvlarını kaybeden kahraman er gaziler ve aziz şehitlerimizin emaneti olan aileleri, seslerini duyurabilmek amacıyla Ankara Kızılay Güvenpark'ta bir araya geldi. Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu çatısı altında toplanan eylemciler, zorlu hava ve yaşam koşullarına rağmen parktaki bekleyişlerini sürdürüyor.

Geceyi parkta geçiren ve Türkiye'nin dört bir yanından katılımın her geçen gün arttığı eylemde, şu ana kadar 5 gazinin sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Buna rağmen geri adım atmayacaklarını vurgulayan vatan kahramanları, talepleri yasal güvenceye kavuşana kadar alanı terk etmeyeceklerini ifade ediyor.

Gazilerin temel talepleri neler?

Güvenpark'ta toplanan eylemcilerin dile getirdiği ana sorun, askeri hiyerarşideki rütbe farklılıklarının emeklilik ve özlük haklarına yansıtılması. Vatan savunmasında herkesin aynı kurşuna karşı göğüs gerdiğini belirten gaziler, taleplerini şu şekilde sıralıyor:

Emsal Maaş Uygulaması: Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgili maddelerinde değişiklik yapılarak er ve erbaş gazilere de subay ve astsubaylar gibi emsal maaş bağlanması.

Eşit Özlük Hakları: Rütbe ayrımı gözetilmeksizin, tüm şehit yakınları ve gazilere insanca yaşam koşulları sunacak anayasal eşitliğin sağlanması.

Sağlık Giderleri Desteği: Özellikle ağır yaralanmalı gazilerin medikal ürünler ve kronik tedaviler için ceplerinden ödedikleri yüksek katkı paylarının ve mağduriyetlerin ortadan kaldırılması.

"Meclis sorunları çözmeden kapanmasın"

Meclis'teki siyasi parti temsilcilerine ve genel başkanlara seslenen şehit yakınları ve gaziler, ortak bir irade beyanı bekliyor. Güvenpark'tan yapılan açıklamada, tüm siyasi partilerin bir araya gelerek "Şehit ve gazilerin sorunları çözülmeden TBMM tatile girmeyecektir" yönünde ortak bir deklarasyon yayımlaması talep ediliyor.

Eyleme destek ziyaretinde bulunan muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de konuyu meclis gündemine taşımak ve gerekli yasa tekliflerini hazırlamak üzere çalışmalara başladıklarını duyurdu. Vatana ödedikleri bedelin rütbeyle ölçülemeyeceğini söyleyen gaziler, devlet yetkililerinden kalıcı ve adil bir çözüm hamlesi bekliyor.

Öte yandan Güvenpark'ta eylem yapan er gazileri ve şehit ailelerini şu ana kadar iktidar partisi (AK Parti) ya da hükümet kanadından herhangi bir yetkili resmi olarak ziyaret etmedi.

Eylemin başından bu yana gazilerin sesini dinlemek ve destek vermek amacıyla alanı yalnızca muhalefet partilerine mensup liderler ve milletvekilleri ziyaret etti.

Meclis binasına oldukça yakın bir mesafede gerçekleştirilen bu eylemde, gaziler ve muhalefet temsilcileri hükümetin sessiz kalmasını sert bir dille eleştiriyor.

MHP lideri Bahçeli "Yeni parti hazineden pay almalıdır. 1 milyar 815 milyon liradan pay aktarılması etik olanıdır" dedi

MHP lideri Devlet Bahçeli "Yeni parti hazineden pay almalıdır. 1 milyar 815 milyon liradan pay aktarılması etik olanıdır" dedi

23.07.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
MHP lideri Bahçeli "Yeni parti hazineden pay almalıdır. 1 milyar 815 milyon liradan pay aktarılması etik olanıdır" dedi
MHP lideri Bahçeli "Yeni parti hazineden pay almalıdır. 1 milyar 815 milyon liradan pay aktarılması etik olanıdır" dedi
MHP lideri Devlet Bahçeli "Yeni parti hazineden pay almalıdır. 1 milyar 815 milyon liradan pay aktarılması etik olanıdır" dedi.

Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP'den ayrılarak kuracağı yeni parti için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den sürpriz bir açıklama geldi.

Bahçeli "CHP içinden yeni bir parti çıkıyor. Yeni partiye milletvekili sayısı oranından hazine yardımından pay aktarılmalıdır" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.