logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel CHP Grup Toplantısı'nda konuştu: Yeni partiyi resmen ilan etti

TBMM CHP Grup Toplantısı'nda konuşan Özgür Özel, yeni parti kuracaklarını resmen açıkladı. Özel, "Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz. Hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz" ifadelerini kullandı. "Kimseyi arkada bırakmayacağız" diyen Özgür Özel, Türkiye ittifakı çağrısında bulundu

21.07.2026 15:34:00 / Güncelleme: 21.07.2026 15:39:04
Haber Merkezi
 
Özgür Özel CHP Grup Toplantısı'nda konuştu: Yeni partiyi resmen ilan etti
Özgür Özel CHP Grup Toplantısı'nda konuştu: Yeni partiyi resmen ilan etti
Özgür Özel, CHP Grup Toplantısı'nda konuşarak yeni parti kuracaklarını açıkça ilan etti. "Kısır tartışmaları, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları birbirine düşüren dili, devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği ve umutsuzluğu geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz" diyen Özel, "Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz. Hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz" açıklaması yaptı. Özel'in konuşmasındaki satırbaşları şöyle:

"Vakti gelmiş bir vedanın hüznü..."

"Bugün bu kürsüden çok önemli beklentiler var. Ona dair konuşacağız. Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız.  Bugün buradan tarihi bir konuşma değil tarihe not düşen, hatırlatan ve emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum.

Bugün bu salonun atmosferinden de, uğradığımız o büyük haksızlıklardan sonra daralıp çıktığımız sokaklarda kurduğumuz diyaloglarla. Tüm il başkanlarımızın, ilçe başkanlarımızın mahallelerinden, ailelerimizin akşam sohbetlerinden bu memlekette bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yeniden kurulduğunu görüyoruz.

Her şey bittiğinde hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarımızdan, yaptıklarımızdan birileri 'gelir geçer', 'unutulur', yapanın yanına kar kalır', 'rüzgar alır sel alır' diye kimse düşünmesin. Zalimi zalim mazlumu mazlum olarak, dost olanı dost olmayanı bugünlerdeki tutumlarını unutmayarak anacağız. Tarih kaydediyor, herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak!

"Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var"

Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış, dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk farkındalıklarımız, ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir. Ama bu salonda olanlar, bu itirazı büyütenler, bu düzenin çarkına çomak sokanlar; 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyetin 100. yılında Cumhuriyet'le meselesi olanların bu Cumhuriyeti yönetmeye devam etmesine mani olamamanın bir mazeretini kendine kabul ettiremeyenlerdir.

"İşte o gün iki ayrı yola girdiler"

Bunları hiç görmeyenler, duymayanlar; 'Yahu aslında bir tepki yok, üç beş güne geçer' diyenler ya da 'Efendim televizyona çıktığımda bir daha cumhurbaşkanı adayı olmayacağım, bir daha genel başkan adayı olmayacağım. Demokratik bir yarışın önünü açacağım, partide bir yenilenmenin, bir değişimin, Türkiye'nin önüne yeni bir muhalefet vizyonunu koymanın güvencesi ben olacağım' demek yerine; 'Ben aday olmadım, hiç olmadım. Gösterirlerse olurum, o gün gelince düşünürüm' diyenler...

'Ben gemiyi güvenli limana götürüp bırakacağım. Onun için bir yerel seçimi geçireceğim, sonrasına bakacağım. Ama sonrasına da arkadaşlar ne derse o tarafına bakacağım' diyenlere karşı; 'Bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek. Bu millet eğer böyle davranırsak bir daha bize yüzünü dönmeyecek. Tarihin en düşük katılımı oranı olacak. Anketi görmüyor musunuz? Parti yüzde 13'lerde, 14'lerde gerilemeye devam ediyor, büyük bir felaket gelecek. Yerel seçimlerdeki felaketten sonra bu milletin daha sandıktan da umudu kalmayacak. Biz bu noktada bir şeyler yapmalıyız' diyenler, işte o gün iki ayrı yola girdiler.

O gün yol ayrıldı. O gün yol ayrılırken; duygusal sebeplerle, örgütsel sebeplerle, idrak zamanından veya henüz meşelenin farkında olma noktasında başka bir yerde durup da, o günkü tavrın, özeleştirinin, inisiyatif alınmasının, değişim iradesinin doğru olduğunu görüp doğru yere milletle, örgütle birlikte gelen herkesi de, o gün ilk yola çıkıldığında, ilk adım atıldığında birlikte olduklarımız kadar kıymetli gördüm, kıymetli görmeye devam ediyorum.

"Önemli olan doğru yerde durmaktır"

Tarihin doğru yerinde durmayı, buna ilk karar veren olmak değil, gerekirse ilk baştaki hatadan dönmenin de bu kadar büyük bir erdem olduğunu görüyorum. Önemli olan samimiyettir. Önemli olan doğru yerde durmaktır. Önemli olan bencillik yerine, kendin için bir şey istemek yerine, gerekirse kendini feda etmek, memleketin, partinin önünü açmaktır.

O günü hatırlayalım, o günü hatırlayalım. O gün Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir diyenler değişim kurultayına giderken bir yandan şöyle bir algı yerleşmiş, hak veriliyordu ve tartışılmıyordu: 'Bu delege yapısıyla bir değişim mümkün değil.'

'Türkiye'de değişim mi oldu? Bugüne kadar cumhuriyet tarihinde iki genel başkan adayı yarışıp da mevcut genel başkanın kaybettiği örnek mi var 100 yıldır? Mümkün değil, olmayacak' diyenlere hep şunu söyledim, hep söyledim. Dedim ki: 'Evet, zordur. Bu delegenin iradesini ben değiştiremem.' Dönüp baktılar, 'Genel başkan adayıyız, nasıl değiştiremezsin?' Biz değiştiremeyiz. Ama o delegeyi Ankara'ya gelmeden önce uğradığı berber kulağına fısıldadıklarıyla, evinin 4. katına asansörle çıkarken 3. katta oturan 16 yaşındaki kız öğrenci dönüp de komşusuna söyledikleriyle, sabahın 6'sında yolcu ederken eşi kendi hakkının helalliğini ortaya koyarak, torunu dedesine, evladı babasına bir şeyler söyleyerek bu değişimi gerçekleştirecek demiştim.

Salona girdik, salonda 3 kişinin başlattığı ama on binlerin saatlerce sürdürdüğü bir slogan hakim oldu salona, hepiniz şahitsiniz: 'Delege sokağın sözünü dinle!' O gün, o gün o sandıklar açıldığında o delege sokağın sesini dinlediği için, seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi. Hiçbirimiz bu partinin dışarıdan gelmiş birileri değil, aksine öz be öz evlatlarıydık. Yarıştık, kazandık, tarihte ilk kez mevcut genel başkanı bir yarışmalı seçimle değiştirdik. İşte biz değişmeyen aktörleri millete dayatan düzenin tekerine ilk çomağı orada birlikte soktuk.

"'Size ne partiyi ne bu düzeni vermezler' dediler"

Ama bu düzenle ilgili diyeceklerim var. Şudur: Seçim ilerlerken, seçim yaklaşırken hep sordular bize, hep sordular. 'Size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi?' 'Bir mutabakata vardınız mı? Bir taahhütte uzlaştınız mı?' Ben hep 'yok' dedim. O zaman 'olmaz' dediler. 'Size ne partiyi ne bu düzeni vermezler' dediler. 'Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız, sistemin içinde olduğunu kanıtlayacaksın, ancak ondan sonra gelip genel başkanlık oynayacaksın' dediler.

"Eldekiler kazanıldı, Türkiye'nin yüzde 65'i kazanıldı"

Partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi, bu birlikteliği bölemezler. Hele öyle söyledim ya, karpuz gibi yarıdan ikiye; 60'a 40, 30'a 70... Biz bir bütünüz. Bu bütünü asla bozamazlar çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür. Ve değerli yol arkadaşlarım, hepiniz şahitsiniz ki kurultayımızın ardından ilk yerel seçimler için önümüzde sadece 4 ay vardı, sadece 4 ay. Zaman kısaydı, yol uzundu ve esas partideki değişimin Türkiye'yi değiştirip değiştirmeyeceği, burada yapılan işin millet tarafından bir özeleştiriye sayılıp sayılmayacağı, milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği orada belli olacaktı.

İşte o 4 ayda hepiniz şahitsiniz ki oradan buradan birçok iftira, odur budur... O 4 ayda kadınlara önem verildi, gençlere önem verildi, ölçme değerlendirmeye önem verildi. En yakınımız, en yakınımızda duran, başka adayı desteklemesine rağmen ankette çıkmayan o listeye konmadı. En yakınımızda duran bir şey istediğinde bir rasyonalitesi yoksa, hatta ve hatta, hatta ve hatta her şey eşitse, değişim görüntüsünü, umudunu, sözünü kim verecekse o adaylara yönelindi.

İzmir gibi yerde cumhuriyet tarihinde bütün partiler 6 kadın belediye başkanı seçtirmişken, 9 aday gösterilip 8'i seçtirildi. 14 genç aday gösterilip 13'ü seçtirildi. 31'de 29 İzmir gibi yerde, hem de seçimden sonra 'İzmir'i kaybedeceksiniz' denilen yerde böyle bir mucize gerçekleştirildi. Eldekiler kazanıldı, Türkiye'nin yüzde 65'i kazanıldı. Ufak tefek hataların bedelleri ödendi; Kırklareli'nde ödendi, Hatay'da ödendi.

"İşte bugün yol ayrımındayız"

Bu arada o derin devlet dedikleri bir daha geliyor. İşte bu arada 'Bizimle uzlaşacak mı yoksa biz onunla uğraşalım mı?' diyenler tekrar geliyorlar. Açık açık konuşmaya geldim, açık açık. Geliyor diyor ki, geliyor diyor ki sana: 'Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in' diyor. 'Ekrem'i bırak" diyor. 'Onu AK Parti yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, kum var, harç var; karalım, eline verelim, arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın, 80'e kadar 30 yıl partinin başında oturursun' diyorlar. İşte bugün, bugün yol ayrımındayız.

Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı; AK Parti'nin kadın kollarıyla yenemediği, gençlik kollarıyla yenemediği, ana kademesinden umudunun olmadığı, siyasetçileri dışlayıp bürokratları getirdiği yeni düzen, kara düzen siyasetine bu memleketin namuslu, temiz evlatlarını, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, kardeşlerim için mücadele mi edeceğim? Onun kararının verildiği gündür.

"1333 oy aldım son seçimde. Tarihin en yüksek genel başkanlık oyu"

Kurultayı kaybedip hazmedemeyenlerle yerel seçimleri kaybedip hazmedemeyenlerin büyük kurguyu yapıp içinde bir memur çocuğuna, bir parasız yatılı öğrenciye, arkasında lobilerin olmadığı, arkasında çıkar gruplarının olmadığı, geçmişinde bağlantıları, geleceğe yönelik taahhütleri olmayan birine ana muhalefeti –ki durmaz ki o zaman onlar ana muhalefette– yarının iktidarını verecek miyiz yoksa derin devletin kirli hesabına uyacak bir iş birliği mi yapacağız sorusuna verilmiş cevaptır bizim yürüyüşümüz. O yüzden, o yüzden...

Butlan kararının üstünden 61 gün geçti. 'Bayram geçsin, tepki durur' diyenler; 'Bayramdan önce strateji yaptık, 3 gün konuşulur, 4. gün durulur, sonra geçilir partinin başına oturulur' diyenlerin bugün içinde bulundukları durum da sahadaki enerji de salondaki beklenti de memleketin geleceğine dair umutları da tam bu noktada, bu kör düğümün olduğu yerde; ya biz bu kör düğüme oturup susacağız, milletin mahkumiyetine mahcubiyetle cevap vereceğiz ya bu kör düğümleri teker teker koparıp atacağız, memleketin önünü açacağız. O gün bugün. O günlerde çıktım.

Herhalde partimin benim için olan kıymetini, altı okun kıymetini, bu partide 9 yıl grup başkanvekilliği yapmış, 3 yıldır grup başkanlığı yapan, bu partiye, geçmişine, tarihine, üyesine, neferine söz söyletmeyen, toz kondurmayan Özgür Özel'in herhalde o günden bugüne gelene kadar mücadelenin en iyisini yapmak için; hukuken, siyaseten, fiziken, salonda, mahkemelerde ve sokakta en iyisini yapmak için üzerine düşeni yapacağından hiçbirimizin şüphesi yoktu. Bu konuda kendime şu kadar güvenmem.

1333 oy aldım son seçimde. 1333 oy! Tarihin en yüksek genel başkanlık oyu. Dedim ki; 1333 oyu aldım, dedim ki üçünü kendime saymıyorum. Böyle bir oy yok, böyle bir birliktelik yok. Yeniden kurulmuş sandıklarla 2025 yılında mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden genel merkeze o kurultayda gelen bu oyun bir anlamı var. Bu oy Özgür Özel'in şahsına, ekibine verilmiş oy değildir. Bu oy partinin birlik ve beraberlik ihtiyacına, bu partinin iktidar yürüyüşüne, bunun ancak güçlü bir birliktelikle, ayrışmadan, hep birlikte durarak bu inancı paylaşanların oylarını göstererek, oylarını sandığa atarak gösterdikleri dayanışmanın ürünüdür.

"Kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip o kurultayı da yapmıyor"

60 kişilik PM, 40'ın altına düşemez, 23'e düşüyor. 23'le toplanıyorlar. Kanun diyor ki: 'Derhal kurultay!', 'Yapmam kurultay!'. Mücadeleye devam. 1040 arkadaştan imza alırız. O 1040 arkadaşın 500 tanesi son seçimde, yani bizim yarıştığımız son seçimde Kemal Bey'e oy vermiş delegedir. 3 sene sonra diyor ki 'Yapma etme Kemal Bey, o gün sana verdik ama biz partiliyiz Kemal Bey. Bu partide kurultay yapmazsan felaket gelir Kemal Bey, gel kurultayı yapalım, kararı biz söyleyelim' diyor.

Kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip o kurultayı da yapmıyor. Bunun üzerine... 2023 seçimi; yarışmışız biz kazanmışız, yok ben kazanacaktım. Peki, burada yoksun, burada yoksun, burada yoksun, 4 mazbata var. Gel şimdi soruyorum: Burada yokum, Fatma kazandı; burada yokum, Ayşe kazandı; burada yokum, Emine kazandı. Yahu senin bu kurultayından son kurultayı kazanan Emine'ne buradan, AK Parti'den karar çıkarttırıp son kurultayın sonucunu değiştiriyorsun.

Burada, burada il başkanları var. 74 il başkanı. İçlerinden, içlerinden 56 tanesi geçen dönemde de Kemal Bey'in döneminde de il başkanı olanlar. 2025 yılında bir daha aday olmuşlar, bir daha seçilmişler, bir daha seçilmişler. 2025'te kararı Trabzon vermiş, kararı Burdur vermiş, Hakkari vermiş, Edirne vermiş, Hatay vermiş, Sinop vermiş, 2025'te. 2023'ten onlara ne? Gelip 2025'in başkanlarını, bugün butlancılık yapmadıkları için, bugün "O gün sizinle beraberdik ama bugün Özgür Bey'le beraberiz" dediği için 38 tanesi, "Biz bu partinin iktidar yürüyüşüne inanıyoruz, biz ocu bucu değiliz, biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz" dedi diye görevden alınıyorlar.

"Bir dönem daha seçtirmek için Erdoğan'ı..."

Sonra diyor ki: 'Arkadaşlar gitmeyin partiden, durun burada, oturun burada, bakın yakında eylülün sonunda kurultay başlatacağım, seneye nisana doğru sonlandıracağım'. 7 ay boyunca bizim birbirimizi yememizi, mahallelerde kavga etmemizi, bilmem neyi izlemek istiyor saray. Ben teşneyim bana verilen role, gel sen de geç karşıma, tutuşalım parti içi güreşe, AK Parti bir dönem daha seçtirmek için Erdoğan'ı, baksın kendi işine. Yok öyle yağma! Yok öyle yağma!

Herkes şunu bilsin ki, herkes şunu bilsin ki CHP binalarına... Örneğin, partiye genel sekreter yardımcısı atayacaksın; son yerel seçimde Adana'da aday olamayınca karşımızda başka partiden aday olmuş, Zeydan Karalar'a ağzına geleni söylemiş birisi şimdi gelecek partide yönetime geçecek. Bilecik'e il başkanı atayacaksın; Bilecik'in kadın belediye başkanına her iftirasıyla burnundan getiren birisi olacak. İllere il başkanları atayacaksın; seçimde karşımızda olmuş, mücadele etmiş, başka partiye gitmiş, başka adaya destek vermiş, partiyi teslim almaya pavyon fedaileriyle gelmiş...

Sonra bunlar... Mahallelerden seçim başlatacakmış. Ben bu partinin gencecik evlatlarını mahalle seçimlerinde onların belirlediği belirsiz adreslerde delege yazacakları yere 'Gidin orada delege olmaya çalışın, dövmezlerse, vurmazlarsa, kırmazlarsa mücadele edin, 7 ay boyunca uğraşalım, Türkiye'ye rezil olalım.' Buradan geçen hafta söyledim, ne söylediğimi bilerek söyledim. Bir kez daha söylüyorum, 'partiliyim' diyene söylüyorum, 'CHP'liyim' diyebilene söylüyorum..."

"Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz"

Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz. Kısır tartışmaları, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları birbirine düşüren dili, devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği ve umutsuzluğu geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz.

Bu bir ayrılık değil. Bu bir vazgeçiş değil. Bu Türkiye'de daha güçlü şekilde değişimi sürdürme ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir. Hiçbir siyasi parti kurucusunun gösterdiği hedefe ulaşma azmini terk edemez.

Hiçbir makam demokrasiden ileride, hiçbir yapı cumhuriyet ideallerinden daha büyük önemde değildir. Biz dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz. Herkesin haberi olsun. Buradan ilan ederiz. Dosta, olmayana, yanımızda olanlara, düne kadar karşımızda olanlara ilan ederiz ki; biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz.

Korkanlar, çekinenler, 3 günlük dünyada şerefini değil de rahat koltuklarını düşünenler varsınlar geride kalsınlar. Biz demokrasiyi milletin gerçek gücü, adaleti devletin temel vasfı ve umudu bu milletin evlatlarının en büyük hakkı olarak görüyoruz

"İktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz"

Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisimiz, MYK'mızla, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz. Hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün CHP grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz ancak iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.

Teknik işlemlerin, teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizde hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün, bugün bu kürsüye, Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz ancak artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.

Elbette bizler sosyal demokratız. Altı oka, altı oka sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce yüzde 5 parti yüzde 25 oy aldığımız yerden yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, onlarIa birlikte Türkiye ittifakını kurmuşsak; Atatürk'le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz.

"Kimseyi geride bırakmayacağız"

Ayrıca milletvekillerimiz bu büyük yürüyüşün ilk adımını atarken; doğru tasarlanmış, doğru hazırlanmış, doğru takvimlendirilmiş, riskleri doğru analiz edilmiş şekilde elbette büyüyeceğiz, güçleneceğiz, hep birlikte olacağız. Buradan önemle ricamdır: Bugünlerde bizim bu partiyi milletvekilleriyle kurmamızla birlikte, doğru bir takvimlendirme ve ölçeklendirme içinde iktidar yürüyüşümüze herkes güvensin. Yarın sabah kimse, belediye başkanına 'Sen niye geçmedin?', belediye meclis üyesine 'Hala niye buradasın?', filanca kişiye 'Hala niye orada değilsin?' demesin. Bir tane kuralımız var. Bir kere, kimseyi geride bırakmayacağız. Kimseden ayrı ya da uzak değiliz. Şu kadarını söyleyeyim: Ben yeni partide yokum. 'Özgür Özel'le, arkadaşlarıyla birlikte değilim' diye kulağınızla duymadığınız herkes, emin olun ki bizimle birliktedir, bizimle birliktedir.

"Ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş'ı"

Kimse şundan şüphe etmesin: Bu iktidar yürüyüşünde bizler, sizler, biz, hepimiz... Ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş'ı; ne Zeydan Karalar kalır Adana'da, ne Vahap Seçer Mersin'de. Selam olsun Edirne'den Iğdır'a, Trabzon'dan Antalya'ya. Bir daha söylüyorum: "Ben onlarla değilim" diyen diyebilir, tarihin önünde milletin gönlünde ayrışabilir. Bu lafı duymadığımız herkes bizimle birliktedir iktidar yürüyüşünde. 'Sahipsiz vatanın batması haktır, sen, siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır.' Bu büyük yürüyüşe, bu yeni yürüyüşe hazır mısınız? Yolları kapattılar, yeni bir yol açmaya var mısınız? Yeni yolu açıyoruz, iktidara yürümeye var mısınız? Haydi bakalım, yolunuz açık olsun. Yeni yolda hep birlikte meşale taşıyacağız, iktidara yürüyeceğiz. Yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim arkadaşlar!"

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.