logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel: Üçünü de alnından öpüyorum, partililik budur

"Sokakta üç kişi neredeyse el ele kol kola gidiyorlar."

21.02.2024 18:30:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: Üçünü de alnından öpüyorum, partililik budur
Özgür Özel: Üçünü de alnından öpüyorum, partililik budur
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısında, "Şükrü Sözen, Manavgatı'ı bırakıyor, ama biz onu bırakmıyoruz. Çok güzel işler yaptı, çok yüksek bir memnuniyet yakaladı. Görevi şimdi yerine çok kıymetli kardeşim önümüzdeki dönem milletvekilimize bırakıyor ama en güzel tarafı şu. Sokakta üç kişi neredeyse el ele kol kola gidiyorlar. İlçe başkanı, mevcut başkan ve adayımız. Üçünü de alnından öpüyorum. Partililik budur." dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısına katıldı.

Özel burada yaptığı konuşmada, "Bugün Antalya'da bir aday tanıtım toplantısındayız, geçtiğimiz 5 yılın hesabının verildiği, gelecek 5 yıl ile ilgili ortaya konulan talebin somutlaştırıldığı, projelerin ortaya konduğu, Antalya'dan hem büyükşehir belediye başkanımız, hem de Antalya'nın birbirinden güzel 20 ilçesi adına görev talep ettiğimiz çok önemli bir günde sizlerle birlikteyiz" ifadesini kullandı.

"Bugün bu buluşmanın diğer şehirlerde yaptığımız ve bundan sonra yapacağımız buluşmalardan bir farkı var. CHP'nin adaylarının seçim kurullarına teslim edildiği, aday belirleme sürecinin geride kaldığı bir günün ertesinde kampanyanın gerçek anlamda başladığı ilk günde Antalya'da sizlerle birlikteyiz" diyen Genel Başkan Özgür Özel ayrıca, "Antalya'ya, Türkiye'ye hayırlı ve uğurlu olsun. Partimize hayırlı olsun. Aday belirleme süreçleri her zaman zorlu süreçler. Kırgını, mutsuzu olmadan tamamlanması imkansız süreçler. Bunun yollarını önümüzdeki 5 yılda arayacağız. Sürekli ölçme ve değerlendirme ile mevcut belediye başkanlarımıza 3 ayda bir halkın memnuniyet anketlerinin tek bir merkezden ortak sorularla yapıldığı, doğru örneklem ve yöntem konusunda herkesin mutabık olduğu bir ölçme ve değerlendirme sistemi ile bundan sonra milletimizin görevlendirdiği, partimizin üyesi olan belediye başkanlarına sürekli 3 ayda bir karne vereceğiz. Artık gelecek 5 yılın sonuna gelindiğinde önlerine konulan anketler bir sürpriz, sevinilecek ya da üzülecek bir mesele değil 5 yıllık bir trendin, bildikleri, yönettikleri, kötüye giden bir şey varsa tedbir aldıkları, güçlü kaslarını kuvvetlendirdikleri, zayıf yanlarını telafi ettikleri bir sürecin son belgesi olacak. Bunu sağlayana kadar aday belirleme süreçleri tüm partilerde hep sancılı oldu. Böyle objektif kriterler olmazsa da olmaya devam edecek" dedi.

"PARTİLİLİĞİNDEN ŞÜPHEMİZ YOK"

Özel, "Antalya'da göreve devam ettiğimiz belediye başkanlarımız var. Birlikte yola devam edemediğimiz, gelecekte başka görevler yapmalarını, partiye katkılarını ümit ettiğimiz arkadaşlarımız var. Bunların her birisinin kendilerine ait ayrı hikayeleri var. Ben özellikle bugüne kadar partimize hizmet etmiş, bundan sonraki süreçte 1 Nisan'dan sonra partimize, kentimize farklı alanlarda katkı sağlayacak göreve devam etmeyecek arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum ve kuvvetli alkışlarını istiyorum onlar için. Ne Antalya'da ne Türkiye'nin bir başka yerinde adaylaştırmadığımız arkadaşlarımız birilerinin adaylaştırmadıkları gibi 'Efendim metal yorgunluğu var, o bırakmazsa biz görevden alırız', savcı ile tehdit edilen, FETÖ'cülükle suçlanan, itibar suikastına uğrattıkları kişiler gibi değiller. Bizim göreve devam edenlerin de devam etmeyenlerin de vatanseverliğinden, dürüst yönetici olduklarından, çalışkanlıklarından ve partililiklerinden hiçbir şüphemiz yoktur. Bundan kimse şüphe duymasın. Tabii süreç bundan önce de ifade ettiğimiz gibi bizim belediye başkanlarımızın olduğu kentlerde memnuniyet anketleri ile ilerledi. Başkan biraz önce bana, partinin yetkili organlarına teşekkür etti. Elbette bu teşekküre karşı biz de teşekkür ediyoruz. Ancak Başkanı adaylaştıran ne Özgür Özel'dir, ne Parti Meclisi, ne MYK'dir. Muhittin Böcek'i adaylaştıran, yaptığı hizmetlerin Antalya halkından gördüğü teveccühtür. Bugün yola devam ettiğimiz arkadaşlarımız, yapılan memnuniyet anketlerinde seçildikleri günden ilerde, partinin oyundan ileride olan arkadaşlarımızdır. Göreve devam edemediklerimiz, seçimi kaybedecekleri için değil ancak yapılan anketlerde, ilçede, beldede ve burada sadece ilçe ve büyükşehir var, talebin değişim yönünde frekans alınan, halkın değişim istediği ve bu nedenle de yapılan profil anketlerine göre aday çalışmalarının yapıldığı yerlerdir. Göreve devam etmediğimiz arkadaşlarımız var ama bir arkadaşımız göreve kendisi bizim onun memnuniyet anketini ifade etmemize, hatta engellilerle ilgili bir açılışta engelli kardeşlerimizin boynuna sarılıp 'Bizi bırakma' diye bizimle birlikte ona baskı yaptığı bir süreçte, gayri resmi olarak da adaylaştırdığımız sevgili Şükrü Sözen, görevi kendisi, Manavgat'ı bırakıyor. Ama biz onu bırakmıyoruz, onu seviyoruz. Çok güzel işler yaptı, yüksek bir memnuniyet yakaladı. Görevi şimdi yerine çok kıymetli kardeşim, önceki dönem milletvekilimize bırakıyor ama en güzel tarafı şu. Sokakta 3 kişi neredeyse el ele, kol kola geziyorlar. İlçe başkanı, mevcut başkan ve adayımız. 3'ünü de alnından öpüyorum. Partililik budur" dedi.

Önümüzdeki dönemde CHP tüzüğünde çeşitli değişiklikler planlandığının altını çizen Özel, şöyle konuştu:

"25 MİLYON MİSAFİR GELİYOR"

"Bütün adayların bir hikayesi var ama bir kişiye borcumuz var. Biz, CHP olarak mevcut belediyelerin olduğu yerlerde memnuniyet anketleri ile ilerliyoruz. Önümüzdeki tüzük değişikliğinde objektif kriterler koyacağız. Ancak Antalya'da hem de memnuniyet anketi iyi olmasına rağmen, 'Bizim ilçemizin kültüründe ön seçim var, ön seçimle geldim, göreve devam etmek için de sandıktan çıkmayı yeğlerim' diyen Gazipaşa Belediye Başkanımıza, Mehmet Ali Yılmaz'a ve Gazipaşa'ya özel teşekkür sunuyorum. Çünkü şöyle anlaşılmasını istemem, 'Finike, Kemer, Kumluca'da başkanları devam ettirdiniz de başkanı niye sandığa soktunuz' derseniz, herhalde Mustafa Kemal Paşa'dan adını alan, Türkiye'ye demokrasi getiren kentin kendi demokrasi talebidir, başkanımın talebidir. Bundan sonraki süreçte başkanlarımızla beraber el ele, kol kola yürüyeceğiz. Bundan sonraki süreçle ilgili Muhittin Böcek, bir ilki deniyor, bir ilki de başaracak. Neyi deniyor biliyor musunuz? Antalya Büyükşehir Belediyesi olduğundan beri 2 dönem üst üste belediye başkanı seçilmeyi. Hizmet ettiği büyükşehre mevcut başkanken bir daha aday gösterilmeyi, bir daha seçilmeyi deniyor. Bu kadar belediye başkanları geldi ve geçti. 'Bu iş bugüne kadar niye olmadı' derseniz, hangi partiden olursa olsun kimsenin emeğini küçük görmeyelim. Bir sorunu tespit edelim. Bu kentin nüfusu 2 milyon 600 bin ama bu kentte her yıl 16 milyonu yabancı, 9-10 milyonu yerli, 25 milyon misafir geliyor. Bu kente devlet, İller Bankası, hangi devlet kurumu katkı sağlayacaksa 2 milyon 600 binlik kente göre yapıyor. Hizmet 26-27 milyona göre bekleniyor. O imkansızlıklar hangi siyasi partiden olursa olsun belediye başkanını görev döneminin sonunda bir memnuniyetsizlik ya da halkın belediyeyi değiştirme, yeni bir arayış talebine itiyor."

"MUHİTTİN BÖCEK İKİNCİ BEŞ YILI HAK EDİYOR"

"Bu sanki Antalya seçmenin, Antalya kentinin, Antalya siyasetçilerinin bir sorunuymuş gibi uzaktan algılanabiliyor. Bu haksızlığı bu kente, bu kentin evlatlarına ve bu kentin yöneticilerine yapmamak lazım. Parti ayırmaksızın. Ne yapmak lazım? Bu kente bir katkı sağlanacaksa artık nüfus sayımı için evlere kapanmaya gerek yok. Bir şehirde bugün kaç kişi var, cep telefonu kayıtlarından küsuratına kadar biliniyor. Hatay depreminden sonra Mersin nüfusundaki 630 binlik artışı dakika dakika takip ettik. O yüzden bu kente bir günde, bir ayda, bir yılda ortalama kaç kişi oluyorsa, kaç kişi atık su üretiyorsa, kaç kişi kaynak tüketiyorsa, kaç kişi katı atık üretiyorsa bu kente, bu kente yetmez dışarıdan misafiri ağırlayan her kente ona göre katık sağlamak lazım. Bunun çağrısını buradan yapıyorum. Böyle olunca anketlerde Antalya Büyükşehir Belediyesinden bir memnuniyetsizliği her zamanki gibi bir değişim talebini bekliyorduk. Ama anket öyle göstermedi. 15'er gün ara ile 2 anket daha yaptırdık. Göstermedi. Nasıl oldu acaba dedim. Bir fikrim olmuştu ama oradan bu sunumu izleyince, yapılanları izleyince, 5 yılda ne emek verilmiş izleyince anladım. Muhittin Böcek ikinci beş yılı hak ediyor, Antalya da Muhittin Böcek'i hak ediyor. Biraz önce konu Muhittin Böcek'ten açılmışken, ben böyle elleri sıktım ve geçtim. Sonra söylediler, bir de elini öptüm. Bilmiyordum, Şadi Böcek. Ben Muhittin Bey hastanede yatarken, herhalde 100 günü geçen bir süreydi. Tabii grup başkanvekili olarak arkadaşlarıma dedim, aileden birini de bağlar mısınız? O zaman il başkanımızı arıyoruz, dönem milletvekillerimizden bilgi alıyoruz ama bir başhekimle konuştum, bir de aileden birinin sözünü, sesini duyayım dedim. Şadi Beyi bağladılar, hatta sonra cep telefonuma kaydettim. 100-110 günde hiç yoksa 8-9 kere görüşmüşüzdür. Hatta Muhittin Başkan yoğun bakımdan çıkınca ikinci olarak beni aramış. Abisi demiş ki en çok Özgür Bey aradı seni diye. Ben sağlık durumunu merak ediyorum. Arıyorum. 'Şadi Abi, nasıl' bir gün dedi ki 'Çok kötü. Herhalde bir daha böyle telefonda bunu konuşmayız. Yani iş gidiyor.' Çok üzüldük. Sonra bir mucize oldu, başkan ikinci hayatına döndü. Ama sonra bir gün duydum ki, dediler ki o teşekkür telefonundan birkaç ay sonra. Muhittin Böcek'in ağabeyi covid olmuş. Vallahi 110 gün kapıda biraderini bekledi ama herhalde 6-7'nci gün covid olduktan sonra hayatını kaybetti. Şimdi değerli eşini gördüm burada, onun şahsında covidde hayatını kaybeden herkese, 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden herkese, Türkiye'de maalesef burası tuhaf ölümler ülkesi, olmadık yerlerde olmadık iş cinayetleri, olmadık felaketler, en son selde kaybettiğimiz canımız, hayatını kaybeden herkese bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun."

""BİLAL ERDOĞAN'A BURAK ERDOĞAN'A YAKIŞAYDI DA GÖREYDİK"

"Biz burada Tayyip Erdoğan gibi bir kutuplaştırmanın parçası olacak, ona, buna hakaret edecek, duyduğumuz hakaretlere laf yetiştirecek, polemiğe girecek filan değiliz. Bu işler bizim işlerimiz filan değil. Bu işler, tartışmayı olması gereken zeminden başka bir zemine taşımak ve var olan yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin, emek sömürüsünün görülmemesine sağlamaya çalışan işler bunlar. Oysaki bu ülkede kimsenin derdi, kimsenin derdi, öyle Cumhur İttifakı'nın yarattığı korku tüneli gibi bir memlekette kaygılar ile yaşamak değil. Herkes geleceğe umutla bakmak istiyor. Her seçim bir korku icat ediyorlar. 'Beka sorunu var' diyorlar mesela. Beka sorunu dediğiniz nedir? Efendim, dış güçler gelecekler, işgal edecekler, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler, o olacak, bu olacak. O beka sorunlarını bu memleket çok gördü. Çok gördü. Beka sorunu olduğunda kimin ne yaptığını da gördü. Bu ülke işgal altındayken 'Geldikleri gibi giderler' diyenleri de işgal ordularının gemilerine halı serenleri de gördü. O yüzden beka sorunu olur da bu ülkeye yine dış güçler saldıracak olursa, bu ülkede bir tehlike ortaya çıkacak olursa, herkes emin olsun Recep Tayyip Erdoğan geliyor diye il başkanlığından görevlendirilen havaalanına giden 6 gencin kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyip beklemesiyle olmaz. Öyle bir şey olursa Çanakkale'de dedeleri kefensiz yatanlar var burada. Bu memlekete biz sahip çıkarız. Öyle Afrin operasyonundan sonra, kamuflaj güzel, şık bir kamuflaj, burasına Cumhurbaşkanlığı forsu, gidip orada fotoğraf çektiriyor, 8 gazetede manşet. Erdoğan'a kamuflaj ne de yakışmış. Bir kamuflaj yakışacaktıysa, bir Erdoğan'a yakışacaktıysa niye Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakışıyor, Bilal Erdoğan'a ve Burak Erdoğan'a yakışsaydı da görseydik. Milletin fakir, aç evlatlarının, briket evlerinin, camsız evlerin içinden çıkan şehitler üzerinden siyaset yapıp da oradan beka sorunu üretip, millete 'Evet, yoksulsun, açsın, işsizsin ama tehlike büyük, bize oy vermelisin, arkama geçmelisin, yoksa ezanı dindirecekler, bayrağı indirecekler' yalanı ile oy toplayanlara şunu söylüyoruz, bu memlekette bir beka sorunu varsa 4 gençten 3'ü bavulları kafasında toplamış. Gençlerin yüzde 70'i 'Eğer fırsatını bulursam yurtdışına yerleşmek isterim' diyor. Dünyanın bütün ülkelerinin gözü Türkiye'de doğru ama bizim gençlerimizin gözü dünyanın başka ülkelerindeyse işte gerçek beka sorunu budur. Bununla mücadele edilmelidir. İşte böyle bir beka sorununun en önemli sıkıntısı bir yoksulluk, güvencesizlik, işsizlik ve gençlerin geleceklerinden endişe duymasıdır. Zaten işsiz çok. Okullar bitse işe girilmiyor. İşe girmek için mülakat engeline takılıyor."

İMAMLAR BİLE GÜVENMİYOR

"Diyanet- Sen bir araştırma yayınladı. Diyanet-Sen'in mensupları hani 'Durduracaklar' dedikleri, 'Susturacaklar' dedikleri ezanı okuyan müezzinler, namazı kıldıran imamlar. 100 imamdan 80'i, 5 imamdan 4'ü diyor ki 'Bu memlekette torpil, adam kayırma var' diyor. 5 imamdan 4'ü 'Liyakatsizlik var' diyor bu memlekette. Ondan sonra da dönüp bakıyorlar, bu çocuklar neden yurtdışına gitmek istiyorlar diye. Geçen seçimden önce hatırlayın, dediler ki 'Biz gençlere evlilik kredisi vereceğiz.' Dediklerinde geçen sene mart, nisandı, neredeyse 1 yıl oldu. Vermediler, şimdi bu seçim öncesi vereceğiz diyorlar. Nisan 2023'te 250 bin lira vereceğiz, 3 yıl ödemeyeceksiniz demişlerdi, şimdi bunu 150 bin liraya düşürmüşler, geri ödeme süresini 2'ye düşürmüşler, çiftlerin 2'si de 30 yaş altında olacak diye şart koşmuşlar, diyorlar ki biz bu krediyi vereceğiz. O gün dolar 19 liraydı, bugün dolar 31-32 lira oldu. 250'den 150'ye düştü, yani bir büyük yalan attılar. Bakın buzdolabı 50 bin lira, çamaşır makinası 25 bin lira, bulaşık makinası 27 bin lira, fırın 20, davlumbaz 10 bin lira. Toplam 130 bin lira sadece beyaz eşya. Bu parayı veriyor, 2 yıl sonra geri alacak, 50 tane de şart öne sürüyor. Peki biraz önce ne gördük? Eğer bu gençler Antalya'daysa, yaşına bakmadan, para bile gerek olmadan bu beyaz eşyaları Antalya Büyükşehir Belediyesi verecek, bu parayı da bir daha geri istemeyecek. Bir tarafta verdiği sözü tutmayanlar, bir faizi ile o parayı 2 yıl sonra geri almaya çalışanlar. Bir tarafta gencecik çiftlerin arkasında duran halkçı CHP belediyeleri. Milletimiz görsün bu farkı. Bu arada milletimize şunu söylemek lazım. Önemli bir uyarıdır. 1 Nisan gününden sonra hepimizi çok büyük bir tehlike bekliyor. Dün bir bankanın yönetim kurulu üyeleri ziyaretimize geldi. Onlardaki rapor öyle. Yabancı kuruluşlar öyle yazıyor. Yerli kuruluşlar öyle yazıyor. Bakanın ağzından o çıkıyor. 1 Nisan'dan sonra sıkı para politikası. Sıkı maliye politikası. Yani kemer sıkma, acı reçete. Kime, herhalde zenginlere, godomanlara değil. Kur korumalı mevduattan zengin olanlara değil. Gökdelen sahiplerine değil. Kime acı reçete? Acı reçete vatandaş Recep'e, emekliye, Ayşe ve Fatma teyzeye, öyle bir acı reçete geliyor ki zamlarla, enflasyon ile mücadele ediyoruz diye vatandaşın gelirine yapılması gereken zamları kısarak ve vergileri artırarak. Türkiye vergide adaletsizliğin en yüksek olduğu ülke. 100 lira vergi toplanıyor, 100 lira verginin 69 lirası dolaylı vergiden. Ne demek dolaylı vergi? Benzinlikte önde Porsche araba, milyarder. Arkada Anadol pikap. İkisinden aynı vergiyi almak demek. Ne demek? Fabrikatör büfeye gidiyor, bir paket sigara alıyor, fabrikadaki işçi de alıyor. İkisi arasında ayrım yapmadan aynı vergiyi almak demek. Su tüketenden, elektrik yakandan, çocuk bezi kullanandan, evladına ilaç alandan multi-milyarder de olsa, gariban da olsa aynı vergiyi almak demek. Yüzde 69 dolaylı vergi, geriye kalıyor yüzde 31, o yüzde 31'in de yüzde 20'si yine işçinin, memurun, emeklinin maaşından kesilen vergilerden. Toplam 100 liralık verginin 11 lirası kar eden üreticinin, kar eden sanayicinin, kar eden ticaret yapanın, kazananın ödemesi gerektiği vergi. Bunu da işini bilenler vermeyip kaçırıyor, işini bilmeyen esnaf ve KOBİ'den topluyorlar. Öyle olunca büyük bir adaletsizlikle karşı karşıyayız."

"1 NİSAN'DAN KORKMA KARDEŞİM"

"1 Nisan'dan sonra yine vatandaşın sırtına binmeyi planlıyorlar. Bundan nasıl kurtuluruz? Bundan 2 Nisan günü kurtulamazsın. 2 Nisan günü kurtuluşun yok, sırtına binecekler. Bundan 31 Mart günü kurtulabilirsin. 1 Nisan'dan bir gün sonra değil. Bir gün önce mühür sende. Sandık önünde. Pusula önünde. Eğer 1 yılda mutfak enflasyonunu yüzde 160'a kadar çıkaranlardan dönünce TÜİK ile ne demek TÜİK? Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumu. Onun rakamlarını alıp, ona göre yani ete, kıymaya, patlıcana, domatese yüzde 150 zam, emekliye ve çalışana gelince yüzde 45 zam. Bunları yapanlara karşı mühür sendeyken, patron senken, söyleyebilecek sözün, verebilecek dersin varken, 31 Mart günü bunlara sarı kartı gösterirsen, 31 Mart günü yoksulu ezen, emekliyi ezen, işçiyi, çiftçiyi, üreticiyi ezen, gençleri yıldıran, umutsuzlaştıran bu yönetime kırmızı ışığı yakarsan, bir dur bakalım dersen, öyle ne yaparsan yap oylar sana yok, ne yaparsan yap sen iktidardasın yok, bana bunları çektirene hesap soruyorum dersen, 31 Mart'ta bunlara haddini bildirirsen 1 Nisan'dan korkma kardeşim. Tabii burada bir konuda üstümde bir borç var. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Hatay'da yaptıklarını gördüm. Hatay'ın en büyük yıkılan yerinde muhteşem bir seyyar mutfak ve daha sonra birçok hizmet. Sadece büyükşehir değil Muratpaşa, Döşemealtı, bizim Gazipaşa'dan Kaş'a kadar hepsi gücü oranında koştu, yetişti ve hep beraber çalıştılar. Deprem bölgesinde, Hatay'da, Antalya Büyükşehir'e ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne karşı büyük minnet, başkanlarımıza ve hatta orada artık müdürleri tanınıyor, onlara karşı büyük bir teveccüh var. Ben o dönemde Antalya Büyükşehir Belediyesini tanıma imkanı buldum. Bir şeyi gördüm, fark ettim. Her başkanın danışmanları olur. Hatta Ankara'da şöyle derler. Bakanların, başkanların 3 çeşit danışmanı olurmuş. Danıştıkları, danışmadıkları ve tanışmadıkları danışmanları. Bizimkilerin tanışmadıkları yok. Başkan bana şunu söyledi, orada tanıştırdı birkaçı ile. Dedi ki, 'Benim danışmanımın birisi şu odanın başkanı, bir tanesi şu derneğin başkanı, bir tanesi şunun başkanı…' Şimdi dernek ve oda adı verip yanlış söylemeyim ama biraz önce de sordum, 'Aynen devam' dedi. Bu projeleri sivil toplumdan, meslek örgütlerinden gelen talep ve yönlendirmelerle yapıyorlar. Engelli konusunda da Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin engelli hakları, engelsiz bir şehir yaratma ve engellilerin taleplerini yerine getirme noktasında ciddi bir pozitif ayrışması var diğer belediyelere oranla. Bunu gördüğümde de bana şöyle bir şey söylemişlerdi, burada mı bilmiyorum, Türkiye Engelliler Federasyonunun Antalya Temsilcisinin bu konuda başkan danışmanı olduğunu söylediler. Mehmet Karavural. Buradan bütün engellilere, kendisi de bir engelli olarak engelsiz bir kent yaratmak için verdiği katkı ve mücadele için hem Mehmet Beye, hem de Muhittin Başkana teşekkür ediyorum."

"DEPREMZEDEYE BİLE VERDİKLERİ SÖZÜ TUTMADILAR"

"Deprem konutları denince o hepimizin yürek acısı. Biliyorsunuz Türkiye'de devletin ifadesiyle 650 bin deprem konutuna ihtiyaç var. Tayyip Erdoğan depremin üçüncü günü '1 yıl içinde hepsini yapacağız' dedi, 45 gün sonra geri vites yaptı, '390 bin tanesini depremin birinci yıl dönümünde vereceğim' dedi, birinci yıl dönümü Şubat'ın 6'sında geride kaldı, bugün itibariyle verdiği konutlar 650 binin yüzde 6,6'sı. Kendi sözünün yüzde 13,4'ünü ancak tutabilmiş durumda. Bugün Recep Tayyip Erdoğan'ın sözüne güvenen 10 kişiden 9'u, evini kaybeden 20 kişiden 19 tanesi çadırda ya da konteynerde, önümüzdeki 1 senenin sonunda da ancak bunların 10 kişiden 2'si evine kavuşacak. 8 kişi 1 sene sonra bile açta ve açıkta kalacak. Bir tarafta verdiği sözleri tutan CHP'li yöneticiler, bir tarafta depremzedeye bile verdiği sözü tutmayıp, tehdit eden, şantaj yapan Adalet ve Kalkınma Partisi anlayışı. Dün Erdoğan çıkıp uzun uzun adaletten bahsetmiş. Adalet temelinden yükselen toplumlar refahı bulur demiş. Aslında her konuşmasını dikkatle takip ediyoruz, herhalde hayatında kurduğu en doğru cümleyi kurmuş. Demiş ki 'Adalet temelinde yükselen toplumlar refah içinde yaşar.' İşte bugün Türkiye'nin yoksulluğunun, fakirliğinin, işsizliğinin, güvencesizliğinin altında da tam olarak toplumlun adalet temelinde yönetilmediği geliyor. Liyakatsiz atamalardan, eski milletvekillerinin büyükelçi yapılmasına kadar liyakatsizliklerden ya da yapılan her türlü sınavda bir partiyi kayırmadan, liyakat yerine sadakate bakmaktan Türkiye'nin içinde bulunduğu durum kötü yönetim durumudur, ekonomik kriz durumudur. Ülkeyi 22 yıldır yönetiyor. OECD 2023 raporuna göre bir bakışta hükümet diye bir başlık var. 38 ülke arasında Türkiye adalet sistemi, yargıya güvende 36'ıncı sırada, sondan ikinci. Türkiye 2010 yılında bile yargıya güven yüzde 59'ken, bunlar gelmeden yüzde 65'lerdeydi, 2020'de yüzde 37'ye, geçen sene yüzde 33'e, bu sene yüzde 30'ların altına geriliyor. Bu OECD'nin rakamı. Türkiye'de Barolar Birliği bunu yüzde 20'ler düzeyinde ölçüyorlar. 10 kişiden 8'inin bu ülkede adalet yok dediği, OECD'nin bile Türkiye'de yüzde 77 adalete inanmıyor dediği bir yerde Tayyip Erdoğan diyor ki 'Adalet yoksa, refah yok.' Tam olarak da bunu söylüyoruz. Bu ülkede her yönüyle adalete ihtiyaç var. Vergide adalete ihtiyaç var, toplumsal yaşamda adalete ihtiyaç var, insanların inançlarında, mezheplerinde ve bunlara devletin verdiği hizmetlerde adalete ihtiyaç var. Adalet sarayına girince yargıda adalete ihtiyaç var. Kürsüdeki hakimin liyakatle seçildiğine, AK Partili diye oraya getirilmediğine bir inanç duymaya ihtiyaç var. Yargılanan kişi solcuysa, gazeteci ağzından çıkan her kelimenin sansüre tabi olup, yargılanmadan Atatürk'e bile hakaret edenlerin cumhuriyet savcılarının kılını kıpırdatmadıkları bir düzlemde bu ülkede adalete ihtiyaç var. Bertolt Brecht'in dediği gibi 'Halkın ekmeği adalettir.' Bu ekmeği kim pişirecektir, normal ekmekleri sabah biz uyanmadan kim pişiriyorsa, fırındaki ekmekçiler, Türkiye'deki emekçiler adalet ekmeğini pişirmek için mutlaka bu gidişata dur diyecektir.

"KİMSEYİ DIŞARIDA BIRAKMAYAN BİR İTTİFAKA İHTİYAÇ VAR"

"Antalya'daki herkese bu ülkenin refahı, huzuru ve mutluluğu için bu adaletsiz düzene bir itiraz koymaya, bu adaletsiz düzeni değiştirmek için üzerine düşeni herkesin fazlasıyla yapmasına ihtiyaç olduğunu özellikle hatırlatıyorum. Son olarak şunu ifade etmek isterim. Ben CHP'nin Genel Başkanıyım. Sonuçta seçimlere gidiyoruz. Bu seçimlerde iki ittifak yarışıyor. 30 parti var ama iki ittifak yarışıyor. Birisi eski bir ittifak, Cumhur İttifakı. Her geçen gün birbirlerine benziyorlar. Renkleri koyu gri yağmur bulutu renginde. Milletin üstüne karabasan gibi çökmüşler. Kimse düşünmesin, konuşmasın, gençlerin konser, festivalleri olmasın, herkes bir şeylerden korksun ve oyu bunlara atsın. Korku ittifakı. Diğer tarafta çok sayıda partiler var ama bu Cumhur İttifakı'nın, korku, tehdit ittifakının karşısında bir parti yok. Elbette CHP var ama biz partimizden ziyade içinde bulunduğumuz ittifaka güveniyoruz. Maalesef adı Millet İttifakı değil. O geçen seçimlerde kaldı. Zaten Cumhur İttifakını yenmek için çok daha güçlü, özgüveni yüksek, ayakları yere basan, kimseyi dışarıda bırakmayan bir ittifaka ihtiyaç var. Cumhur İttifakının karşısında 31 Mart'ta Antalya'yı kazanacak olan da büyükşehirleri kazanacak olan da tüm şehirlerde önemli başarıları yapacak olan da bizim ittifakımızdır. Onun adı Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakında kimler var? Geçen sefer Muhittin Böcek'e, başkanlarımıza kim oy verdi ve seçtirdiyse, hepsi var. Allah sağlık versin, covidde, kazada, hastalıktan, yaşlılıktan kaybetmediysek o seçmen duruyor. Başka kim var? Gençler var, orada da yüzde 70'e varan bizlere destek var. O zaman herkes duruyorsa, partilerin yukarıda ittifak senedini imzalamamış olmasının hiçbir mahsuru yok. Seçmen sandıkta vicdanlarını birleştirebilir. Çünkü Türkiye İttifakının özelliği şudur, oyu kimden alıyor biliyor musunuz? Sosyal demokratlardan alıyor, yetmez. İyi insanlar var. Milliyetçi demokratlardan alıyor, yetmez. Mütedeyyin insanlar var, muhafazakar demokratlardan alıyor. Kimseyi Kürt, Türk, Alevi, Sünni diye mezhebine, etnisitesine göre ayırmıyor. Oyu Türkiye İttifakı bütün Türkiye'den alıyor. Kimden alıyor biliyor musunuz? Milli takım gol atınca ayağa kalkıp sevinen herkesin oyuna talibiz. Bu ittifakın adı Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakının renkleri CHP ile aynı renkler. Kırmızı beyaz. Bizim logomuz da öyle ama rengini partimizden almıyor, rengini ay yıldızlı al bayrağımızdan alıyor Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakına inanıyor musunuz? O zaman şöyle yapalım, 31 Mart için Türkiye İttifakına moral ve güç verelim. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye İttifakı'nın CHP'lilere, İYİ Parti'ye gönül verenlere, partisi ne olursa olsun, MHP'lilere, AK Partililere, gönlünde kim olursa olsun açlık ve yoksulluktan bezenlere, yoksulluktan bıkanlara, işsizlik canına tak edenlere, Türkiye düzelsin isteyenlere emanet ediyorum. Size Türkiye İttifakını emanet ediyorum. Antalya'yı Antalya ittifakı, Türkiye'yi Türkiye İttifakı kazanacak. Hepinize güveniyorum. Bu seçimi siz kazanacaksınız. Arkanıza bakın, başkanlar arkanızda, Antalya ayağa kalkmış, ayağa kalkın ve alın bu seçimi. Hepinize güveniyoruz. Türkiye İttifakına güveniyoruz. Biz kazanacağız, iyilik kazanacak, Türkiye kazanacak."

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.