logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel ve İmamoğlu'ndan Erdoğan'a 'Silkele' tepkisi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte Sancaktepe Belediyesi tarafından düzenlenen ‘15 Yeni Proje Toplu Temel Atma Töreni’ne katıldı. Özel ve İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın SGK borçlarına ilişkin, CHP’li belediyeleri kastederek, 'silkeleyin' talimatına tepki gösterdi.

12.12.2024 14:53:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel ve İmamoğlu'ndan Erdoğan'a 'Silkele' tepkisi
Özgür Özel ve İmamoğlu'ndan Erdoğan'a 'Silkele' tepkisi
"Silkeleme, bizim orada da zeytin ağacında olur" diyen Özel, "O verimli zeytin ağacından aldığını alırsın, son kalanlar da kalmasın diye silkelerler o ağacı. Tayyip Erdoğan'ın bilinçaltı şunu söylüyor. İyice çıldırmış, bakana dönüyor diyor ki, 'Biraz daha silkeleyin, biraz daha silkeleyin. Bugüne kadar ne yaptıysak durduramadık, biraz daha silkeleyin' diyor. Vallahi siz bunu yapmaya devam ederseniz, zaten vatandaş sizden yaka silkiyordu, ilk seçimde sizi sırtından silkeleyip atacak Tayyip Bey, silkeleyip atacak" ifadelerini kullandı.

Bir partinin ya da bir avuç insanın değil, halkın belediyeleri ve yöneticileri olduklarına vurgu yapan İmamoğlu da "Gücümüzü sadece halktan, elbette ki haktan alırız. İşte iktidarın da tahammül edemediği gerçek budur. Onun için seçimden sonra soruşturmalar, davalar, kayyumlar, kreş kapatma çabaları, hizmetlerimizi engelleme çabaları… Yok efendim, 'Silkeleyin bu belediyeleri!' Allah aşkına, burası güreş meydanı mı da birbirimizi silkeleyeceğiz? Allah akıl versin. Akla bak! Silkeleyin belediyeleri! Hadi gel de silkele o zaman! Böyle bir şey olur mu?" şeklinde konuştu.

Sancaktepe Belediyesi; ilçenin farklı noktalarında hizmete girecek 3 kreş, 6 park, 1 iletişim merkezi, 1 aile sağlığı merkezi, 1 fitness salonu, 1 sosyal tesis, 1 spor parkı ve 1 meydan için toplu temel atma töreni düzenledi. Törende; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin birer konuşma yaptı.

ÖZEL: "ALPER BAŞKAN ARI GİBİ ÇALIŞIYOR"

Sancaktepe'nin, iktidarın 31 Mart 2024 seçimlerinde, "alsa kaybetmeyeceğini" düşündüğü yerlerden biri olduğunu vurgulayan Özel, "Seçimlerin iki gün öncesinde, 'İlk haberi Sancaktepe'den alacağım' diye meydanlardan söz aldığı, CHP'nin kazanacağına hiç ihtimal vermediği bir ilçe. Ama bu ilçe, kurulduğu günden itibaren, halka hizmet etmek için değil de bir takım alanları ranta açmak için, adeta kente karşı suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş ve geleceği olan bir ilçenin geleceğini karartırcasına işler yapıldığından dolayı, Sancaktepelilerin tedirgin olduğu bir ilçeydi. 'Her yeşil alan mı arsa olacak? Nefes alacak hiçbir yer mi kalmayacak? Hızla büyüyen eskinin üç belde belediyesinden oluşan bu ilçe, kısa sürede Anadolu Yakası'nın Esenyurt'u mu olacak? Her yer binalarla mı dolacak' diye endişe ediliyordu. İşte liyakatine güvenilen, eğitimine güvenilen, vizyonuna güvenilen bir genç, bu ilçenin geleceğini planlamak için, bu ilçeyi İstanbul'un Anadolu yakasının göz bebeği haline getirebilmek için, sizler tarafından görevlendirildi. O günden bugüne, arı gibi çalışıyor" dedi.

"BİZ İSTANBUL'U SON BEŞ SENE NASIL YÖNETTİYSEK…"

"Birbirinden kıymetli, pırıl pırıl, her birisi Alper Başkan gibi iki kişiden birinin oyunu almış, daha fazlasını almış belediye başkanlarımız burada" diyen Özel, özetle şunları söyledi:

"Tabii onların takım kaptanı, İstanbul'un iki dönemdir kaderini değiştiren ve Türkiye'nin geleceğine umutla bakmasını sağlayan ismi Ekrem İmamoğlu aramızda. Daha geçen Mart'ta millete gittik. Dedik ki, 'Biz, İstanbul'u böyle yönetiyoruz. Kadıköy'ü böyle yönetiyoruz. Ataşehir'i böyle yönetiyoruz. Sancaktepe'yi de böyle yöneteceğiz' dedik. İnsanlar oylarını verdiler ve Alper Başkan'ı göreve getirdiler. 'Biz İstanbul'u son beş sene nasıl yönettiysek, ranta değil de halka hizmet ederek, israf yapmayıp, oradan arttırdığımız parayı İstanbul'daki insanların yoksulluğuna bir nebze olsun çare bulabilmek için ya da küçücük evladı olan annelerin ulaşımını ücretsiz yapmak için, çocuğa süt vermek için, okuldaki çocuğun beslenme çantasını doldurabilmek için hizmet ettik. Bundan sonra da etmek istiyoruz' dedik. İstanbullu düşündü ve Ekrem Başkan'a bir kez daha, artan bir destekle görev verdi."

"BİR ANDA TAYYİP BEY'DE BİR HAREKETLENME BAŞLADI"

"Bunun üstünden daha 8-9 ay geçti. Daha 1 senesi olmadı, ama bir anda Tayyip Bey'de bir hareketlenme başladı. Ve 'Bu belediyelerin elini kolunu bağlayalım, hizmet edemez hale getirelim' diye, her yola başvurdu. Ve bundan sonra da biraz önce Ekrem Başkan'ın da bahsettiği gibi, daha da çirkinleşileceğini gösteriyorlar. Diyor ki, 'Belediyeleri biraz daha silkeleyin!' Ekrem Başkan dedi ki, 'Silkeleme güreş meydanında olur.' Bizim Manisa'da, bilhassa Akhisar, Türkiye'nin en çok zeytin ağacı olan, en bereketli topraklarından bir tanesidir Akhisar ilçemiz. Silkeleme, bizim orada da zeytin ağacında olur. O verimli zeytin ağacından aldığını alırsın, son kalanlar da kalmasın diye silkelerler o ağacı. Tayyip Erdoğan'ın bilinçaltı şunu söylüyor. O da bir şeyi görüyor, ben de görüyorum. Belediyelerimizin ilk 7-8 aylık performanslarını ölçtürdük. Türkiye çapında, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin memnuniyet oranı, ortalama yüzde 58. Yani tek bir belediye olsa, vatandaşa sorduğunuzda, yüzde 58 oyla yeniden seçilecek. Biz görüyoruz bunu. Gurur duyuyoruz."

"MUTLU OLMASI GEREKİRKEN HASETLİK YAPIYOR, KISKANÇLIK YAPIYOR"

"Tayyip Bey'in de demek ki vatandaşıma iyi hizmet ediliyor, deyip mutlu olması gerekirken, ama o hasetlik yapıyor, o kıskançlık yapıyor, o bu başarının bize yeni seçim başarıları, yeni 31 Martlar ve iktidar getireceğini görüyor, o yüzden de talimatlar yağdırıyor. O son söylediği, o 'silkeleyin' sözü, aslında daha önce kapalı kapılar ardında, 'Bu CHP'li belediyelerin imkanlarını daraltın. (Peki efendim.) Bu bizim bu belediyeler, Sancaktepe Belediyesi'nin 2 milyara yakın borcu varmış. Bunu AK Partili belediye zamanında yaptı ama SGK'ya, vergi dairesine, faizini de koyun bir seferde bu parayı Sancaktepe'den alın. (Peki efendim) Başka nereden bunlara para gidiyorsa, kaynaklarını kesin. (Tamam efendim.)' Sonra dönüyor bir bakıyor, Sancaktepe çalışmaya devam ediyor. Ataşehir çalışmaya devam ediyor. Kadıköy çalışmaya devam ediyor. İstanbul Büyükşehir çalışmaya devam ediyor. İyice çıldırmış, bakana dönüyor diyor ki, 'Biraz daha silkeleyin, biraz daha silkeleyin. Bugüne kadar ne yaptıysak durduramadık, biraz daha silkeleyin' diyor. Vallahi siz bunu yapmaya devam ederseniz, zaten vatandaş sizden yaka silkiyordu, ilk seçimde sizi sırtından silkeleyip atacak Tayyip Bey, silkeleyip atacak."

"ONLAR KREŞİN, ÇOCUĞUN, KADININ VE HUZURUN DÜŞMANI"

"Geçen hafta yazı yollamıştı, 'Kreşleri ya siz kapatın, ya gelip ben kapatacağım' diye. Hep birlikte gördük; anneler dikildi karşısına. Anneanneler, babaanneler dikildi. 'Evladımızın kreşine, torunumuzun kreşine dokunmayın' dediler. Geri vites yaptı. O gün ben Ankara'da söyledim, Ekrem Başkan İstanbul'da söyledi. 'O iş o kadar kolay değil' dedik. 'Hodri meydan' dedik.' Gel bakalım garibanın kreşini kapat da görelim' dedik. Bugün de üç tane daha temel atıyoruz. O yüzden, onlar kreşin düşmanı, onlar çocuğun düşmanı, onlar çocuğunu bırakıp da çalışmaya giden, 'Evime bir somun ekmek de ben getireyim' diyen kadının düşmanı. Onlar huzurun düşmanı. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları, hepinizin evladı, hepinizin kardeşi, hepinizin yoldaşı. Paraları kaynağında keserek hizmete engel olmaya çalışanların esas yaptığı iş, Sancaktepe Belediyesini nasıl kaybederiz? Buradan Tayyip Bey'e bir daha söylüyorum. Eğer vatandaşın gönlünden düştüysen, bunun çaresi vardır; gönlünü geri kazanmak. Bunun için çirkeflik yapmak, arkadan çelme çakmak, belediyenin hizmet aracının lastiklerini patlatmakla olmaz. Ne yapman lazım? O gönle yeniden girmek için, çalışmak lazım. Daha iyisini yapmak lazım. 'Onlar üç yapıyorsa ben de beş yaparım' dersen, vatandaşın gönlüne girersin."

"VATANDAŞIN GÖZÜNDEN DÜŞEN, ÇOK YAKIN ZAMANDA İKTİDARDAN DA DÜŞECEKTİR"

"Yok bunu yapmayıp, 'Ben yapmadım. Ben bıraktığımda İstanbul'da sıfır kreş vardı, şimdi 100'ü geçmiş. Ben bunlara engel olayım' dersen; 'Ben bıraktığımda 10 tane metro vardı. Hepsi de durmuştu. Kaynağı yoktu. Parası yoktu. İlerlemiyordu, durmuştu. Ben bıraktığımda 10 atıl metro vardı. Ama bu Ekrem İmamoğlu nasıl yaptıysa yaptı, dünyadan para buldu, kredi buldu, israfı durdurdu, parayı doğru yerlere yönlendirdi ve 10 tane metroyu birden, on metro inşaatını birden yaptı' deyip, 'Ben bunlara engel olayım, çalıştırmayayım' dersen ya da 'Esenyurt'u ben aldığımda 100 bin nüfusluydu, 1 milyon oldu, elimden aldılar' dersen; Esenyurt'a kayyum atarsan, Ovacık'a kayyum atarsan, alamadığın belediyelere hazımsızlıkla kayyum atarsan, paralarını kesersen, 'Hizmete mani olmaya çalışayım' dersen, o vatandaşın gönlünden düştüğü yere geri gelemezsin. Ama bunları yaptığın zaman, vatandaşın bir de gözünden düşersin. Gönlünden düşenin gönlüne girmek için imkanı olur. Ama bunları yapan, vatandaşın gözünden düşerse, bir daha vatandaşın gözüne girmenin imkanı yoktur. Ve vatandaşın gözünden düşen, çok yakın zamanda vatandaşın konulacak ilk sandıkta iktidardan da düşecektir. Bunu hep birlikte göreceğiz."

İMAMOĞLU: "TAM 65 KİLOMETRE METRO HATTINI İSTANBUL'A HEDİYE ETMENİN GURURUNU YAŞIYORUZ"

İsrafın önüne geçen, tasarruf anlayışla hizmet üreten, hizmeti de vatandaşın ihtiyaçlarına göre düzenleyen bir anlayışla yol yürüdüklerini belirten İmamoğlu, iktidarın tüm engelleme çabalarına rağmen; metrolardan kreşlere, Kent Lokantalarından Bölgesel İstihdam Ofislerine, altyapı çalışmalarından çevre yatırımlarına kadar birçok konuda başarılı çalışmalar yürüttüklerinin altını çizdi. Yapımına 2017 yılında başlanan, ancak yüzde 2 ilerleme seviyesindeyken yapımı, önceki İBB yönetimi tarafından durdurulan Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattını, finansmanını sağlayarak büyük oranda tamamladıklarını belirten İmamoğlu, Allah'a şükürler olsun ki, Çekmeköy-Sancaktepe arasını sizlerin hizmetinize açtık. 'Hayırlı uğurlu olsun' dedik. İşte bu yönetim disiplininin olmadığı, israfın ve bu disiplinle beraber iş akışının planlanmadığı bir düzenden, işi iyi planlayan, finansmanını tasarlayan, ona göre süreç yöneten, erdemli ve ahlaklı anlayışla bu ve buna benzer işleri başararak, gerçekten İstanbul'un tarihinde olmayan güçlü bir beş yılı, tam 65 kilometre metro hattını İstanbul'un tamamına hediye etmenin de gururunu yaşıyoruz. Sultanbeyli olan bağlantısını da inşallah önümüzdeki sene sonu hep birlikte açacağız" şeklinde konuştu. 

"KENDİ İÇİNDE SOSYAL ADALETİ SAĞLAYAMAYAN BİR ÜLKE, GELECEĞE ASLA GÜVENLE BAKAMAZ"

"Lütuf yapar gibi, bazen bir imzayı bile bizden esirgeyen devleti yöneten aklın ve onun temsilcilerinin, günü geldiğinde Türkiye genelinde de bu yaptıkları ayırmacılığı, bu yaptıkları ayrıştırmayı, partizanlıkla ilgili bu süreçlerle alakalı vatandaşımızın bugünün iktidarına gereken dersi vereceğinden hiç şüphem yok; aynen İstanbul'daki gibi" diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

"Kendi içinde sosyal adaleti sağlayamayan bir ülke, geleceğe asla güvenle bakamaz. Milletin fertleri arasında, sahip oldukları gelir ve imkanlar açısından büyük uçurumlar varsa, çalışan emekçiler karşılığını alamıyorsa, belirli bir partiye, belirli bir inanç, köken ya da sosyal kimliğe sahip olmak vatandaşları devlet karşısında farklı konumları oturtuyorsa, o ülke huzur bulmaz, büyüyemez, güçlenemez. Yanlış ve kötü niyetli ekonomi politikalarıyla bu ülkeyi fakirleştiren, sosyal adaleti yerle bir eden iktidara karşı, halkın yanında duran, halkçı belediyeler, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, yani bizler varız. O bakımdan gurur duyuyoruz bütün arkadaşlarımla. Tam da böylesi bir süreçte işte onun için Halk Süt dağıtıyoruz. Onun için Halk Ekmek'le, onun için yüz binlerce annenin cebine Anne Kart koyarak, emekliye pazar desteği vererek, üniversite öğrencilerine dağıttığımız bursları gözümüzü kırpmadan milletin parasını millete vererek, Allah'ın izniyle vatandaşlarımızın bu zor günlerinde yanında olmaya hem siyasi anlayışımızı hem milletimize layık olma bilincini asla terk etmeyeceğimizi buradan, bütün Türkiye'ye duyuruyoruz. Çünkü bizler biliyoruz ki, bir partinin ya da bir avuç insanın değil, halkın belediyeleriyiz, halkın yöneticileriyiz. Gücümüzü sadece halktan, elbette ki haktan alırız"

"İKTİDARIN TAHAMMÜL EDEMEDİĞİ GERÇEK BUDUR"

"İşte iktidarın da tahammül edemediği gerçek budur. Bakın; onun için seçimden sonra soruşturmalar, davalar, kayyumlar vesaire vesaire... Kreşi kapatma çabaları, hizmetlerimizi engelleme çabaları… Yok efendim, 'Silkeleyin bu belediyeleri!' Allah aşkına, burası güreş meydanı mı da birbirimizi silkeleyeceğiz? Allah aşkına, Allah akıl versin. Hani bir insan ne der? 'Git belediyelerden şu SGK borcunu tahsil et kardeşim' der. Akla bak! Silkeleyin belediyeleri! Hadi gel de silkele o zaman! Böyle bir şey olur mu? Devletin kurumlarına, devletin yöneticilerine böyle bir şey denir mi, böyle bir şey söylenir mi Allah aşkına? Ben size bir şey söyleyeyim mi? Ben, bir başka partinin belediye başkanını elini sıktığımda mutlu oluyorum. TBB olarak herkese ulaşmanın gayreti içerisindeyim. Biz, siyasi ayrım yapmıyoruz ki. O bakımdan ben buradan duyuruyorum: Partinin kurumlarını da ülkenin kurumlarını da ülkenin kurallarını da altüst eden bu anlayıştan acilen kurtulmamız lazım. Bu anlayışın olduğu yerde ekonomi de iyi olmaz, insanların huzuru da iyi olmaz. Bir kere siyasi rakiplerle güreş tutmak için değil… Bakanlar partinizin değil, bakanlar milletin bakanı. Bakanlar, millete ait olan bakanlıkları yönetiyor. Aynı İstanbul'u yöneten Ekrem İmamoğlu 16 milyona sorumlu olduğu gibi, aynen Alper Yeğin Başkanımızın 550 bin Sancaktepeli'ye sorumlu olduğu gibi. Yani biz, 'İstanbul'da silkeleyin' diyen anlayışın evlatlarını da torunlarına da hizmet ediyoruz. Gururla da ediyoruz. Bu nasıl bir akıl?"

"17'Sİ BİR, EKREM İMAMOĞLU TEK"

"31 Mart seçimleri öncesi bile ne yaptılar? 17 bakanla İstanbul'da seçim çalışması yaptılar. Öyle değil mi? Yani 17'si bir, Ekrem İmamoğlu tek! Neymiş? Sayın Cumhurbaşkanı'nın adayına seçim kazandıracaklarmış! Ne oldu? Gene milletin dediği oldu, öyle değil mi? Demokrasi, insanlığın insanca yaşaması için nimettir. Onun için bu ülkede, Cumhuriyetin ve demokrasinin bize verdiği o gücü daha da güçlendirerek, ayağa kaldırmanın sorumluğu 86 milyon yurttaşımızda. Cumhuriyetin ve demokrasisinin, Cumhuriyetin kuruluş değerlerinin, Mustafa Kemal Atatürk'ün çizdiği o evrensel değerlerin hiçbirisinin aşağı inmesi değil, daha yukarıya tırmanması için sonsuz mücadele vereceğiz. Bu yoldan asla sapmayacağız. Bizim derdimiz bu. Bizi engellemeye çalışsalar da işte bugün Sancaktepe'deki sevgili kardeşim Alper Yeğin'in temel atma törenindeyiz. Başladığı eserlerin geldiği seviyeleri gördük. İcraatçı ve halkçı yönetim anlayışımızın Sancaktepe'de yükselmesinden büyük gurur duyuyorum. Yeter ki sizler, size ait olan belediyeyi ve onun yöneticilerini desteklemekten vazgeçmeyin. Partizanlığı unutun, iyi iş yapanı alkışlayın. Kötü iş yapanı uyarın, iyi iş yapanın yanında olun. Sancaktepe sizindir, İstanbul sizindir, Türkiye sizindir. Sancaktepe, 550 bin Sancaktepelinindir. İstanbul, 16 milyon İstanbullunundur. Türkiye, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşlarınındır. Bu kadar net. O bakımdan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yolu açık olsun sevgili başkanımızın. Başlattığı işleri Allah tamamına erdirsin. İnşallah hep birlikte açılışlarını yapar, milletimizle birlikte içinde gezeriz."

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.