logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel'den 'Atatürk öldü' diyen Bahçeli'ye cevap: 'Keşke Yunan kazansaydı' diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa'da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sözlerine yanıt verdi. Özel, "Devlet Bahçeli, bugün çıkmış 'Özgür Bey'in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü. Kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk'le görüşmüş' diyor. Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, Atatürk'e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü" diye konuştu.

01.03.2024 08:56:00 / Güncelleme: 01.03.2024 09:07:23
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den 'Atatürk öldü' diyen Bahçeli'ye cevap: 'Keşke Yunan kazansaydı' diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü
Özgür Özel'den 'Atatürk öldü' diyen Bahçeli'ye cevap: 'Keşke Yunan kazansaydı' diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Bursa Akademik Odalar Birliği Salonu'nda düzenlenen belediye başkanları aday tanıtım toplantısına katıldı. Özel konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye sert sözlerle yanıt verdi.

"BURSA'DA BÜYÜK ZAFERİN ARİFESİNDEYİZ"

Özel, şöyle konuştu:

"Bir tarafta Mudanya'da bir tarafta Gemlik'te. Sosyal demokratların eli üzerindeyse kentten nasıl olumlu farklılaştıklarını, pozitif ayrıştıklarını görüyorum. Oradaki insanların mutluluğunu ve bizim yönetmediğimiz kentlerde, bizim ilçelerdeki insanların nasıl özendiklerini, nasıl özlediklerini, çocuklarına üniversite tercihi yaparken yüzde 85 CHP'li belediyelerin yönettiği kentleri, ilçeleri tercih ettiklerini biliyorum. Hafta sonu şehir içinde bir yere gidilirse CHP'nin yönettiği ilçelerin gezildiğini, oralarda pikniğe, belki bir kahve içmeye, bir yemek yemeye imkan varsa oraların tercih edildiğini biliyorum. Bütün Bursa artık CHP'yi hak ediyor. Bunu görüyorum. İnanın Bursa'da bir büyük zaferin arifesindeyiz. Gün sayıyoruz. Geçen sefer o biraz önce şarkıda da duyduğumuz o yarım kalan hikayenin tamamlanması için bu şarkının burada yarım kalmaması için Bursa sokaklarındaki heyecanı görüyorum. Önüme ölçümler geliyor. Anketlere bakıyorum, keyifleniyorum. Geliyoruz, kazanıyoruz. Bursa bizi bekliyor.

"ALİNUR AKTAŞ'I GÖNDERİP MUSTAFA BOZBEY'İ GETİRMEKTEN DAHA MEGA BİR PROJE YOKTUR"

"Bozbey, (Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey) az önce dedi ki 'Biz Bursa'nın sorunlarını anlatıyoruz. O dönüyor, 'Mega projelerimiz var' diyor. CHP'nin Bursa'daki mega projesini açıklamayı Bozbey bana bıraktı. CHP Genel Başkanı olarak Bursa Büyükşehir ile ilgili mega projemizi bir cümleyle özetliyorum. Alinur Aktaş'ı gönderip Mustafa Bozbey'i getirmekten daha mega bir proje yoktur. Çünkü mega projeler bütünseldir, kapsamlıdır. Projenin içindeki parçalar birbiriyle konuşur ve sonuç odaklıdır. Bursa'da Alinur Aktaş gibi cumhuriyetle, Kurtuluş Savaşı'yla çelişkisi olan, Cumhuriyeti'nin değerleriyle çatışan, hele hele ki o Uğur Mumcu'yu paramparça ettiler, hepimizin yüreğini Ankara'daki karlı günde bin parça yapıp saçtılar. Ölümünden sonra Uğur Mumcu'ya, hem tıp hem eğitim emekçisine, bir kanaat önderine, hepimizin göz bebeği ve gözlerimizin önünde erir giderken içimizi eriten Türkan Saylan'a, Bahriye Üçok'u inancını savunan, bu ülkenin laik Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilahiyat profesörü kadını öldürenlere laf etmeyip de o kadına arkasından laf edecek kadar gözü dönmüş, yüreği taş, içi kinli, aklında, fikrinde örümcek fikirler olan bir kişinin Bursa'da yönetimde olduğu her gün, her dakika Bursa'ya yazıktır. Bu da bizim ayıbımızdır. 31 Mart'ta halledeceğiz.

"KATİLLERİN DE MÜSEBBİPLERİN DE PEŞİNDEYİZ"

Buraya Çorlu'dan geldim. Hayatını tren kazasında kaybetmiş 25 kişinin acılı annelerinin, babalarının, eşlerinin, çocuklarının ellerinin sıcaklığı, gözlerinin yaşındaki nem hala ellerinde. Bugün gittik oraya ve adaleti aramak için son duruşmaydı. Kalabalığı, bizleri, annelerin yüreğindeki ateşi gördüler. Tayyip Bey'in ne istediğini 4 gün önce oraya o katliamdan sorumlu kişiyi yeniden TCDD Genel Müdürlüğüne atayan Tayyip Erdoğan'ın talimatını gördüler. Bu sabah rapor alan bir hakim sayesinde duruşmayı seçimlerden sonraya ertelediler. Hem Çorlu'nun hem Soma'nın hem Afyon'un hem yanı başınızdaki Hendek'in Türkiye'de kimin haksız yere yüreği yandıysa hangi ananın gözünden yaş aktıysa o bir damla yaşın hesabını sorana kadar katillerin de müsebbiplerin de peşindeyiz. Herkes bunu böyle bilsin. Bırakmayız peşlerini, sonuna kadar takip edeceğiz.

"HESABINI SORMAK BOYNUMUZUN BORCU OLSUN"

Bursa'da olunca gözü yaşlı, eş, ana, çocuk deyince Sinan Ateş'i anmadan olmaz. Biz Sinan Ateş'le çok farklı dünya görüşlerinin insanlarıydık. Sinan Ateş, Ülkü Ocakları'nın genel başkanıydı. Biz CHP'de yetişmiş gençlerdik. Belki hiçbir zaman aynı sandıkta buluşmadık. Belki hiçbir zaman düşüncelerimiz örtüşmedi. Ama Sinan Ateş gibi birini iki kız babası ve sonradan hikayesini dinleyince dünya iyisi bir babayı eşini, anasını, babasını gözü yaşlı bırakarak Ankara'nın orta yerinde katlettiler. Sinan Ateş, Bursalı. Sinan Ateş'in emaneti o günden sonra hiçbir siyasi partinin değil bütün Türkiye'deki siyasilerin ve Türkiye'deki herkesin emanetiydi. O günden bugüne takip ettik. Geçmiş dönemdeki genel başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu da görevi devraldıktan sonra ben de hem aileyle hem davayla ilgilenmek için elimizden geleni yaptık. Ama Türkiye'deki o Bursa'nın da üstüne çöken o tuhaf ve kirli ittifak, Sinan Ateş'in olayını araştıran savcıya 'dur' dedi. Savcıyı tehdit etti, savcıyı tayin etti. Bir başkasına yaptıklarından sonra rapor aldırdı, kaçtırdı. Siyasilere uzanan bu davayı örtbas etmeye çalıştı. Bursa'dan Sinan Ateş'in memleketinden bir parti burasına kadar o işin içinde diye ve Tayyip Erdoğan o partiyle ittifakı zedelenmesin diye iki kız çocuğunun babasını katledenlerin peşini bırakıyor, arkasını aratmıyorlar. Onun da hesabını sormak boynumuzun borcu olsun.

"ATATÜRK'ÜN ADINI ANMA SEN"

Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen partinin genel başkanı, kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler, taziyesine gitmeyenler bugün dönmüşler CHP'ye laf ediyorlar. Ne için laf ediyorlar biliyor musunuz? Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki 'Kalkın ayağa, gidin memleketinize ve Atatürk'ün partisini iktidar yapın. Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyet'in 100 yıl önce kurucu kadroları, memleketi işgalden kurtaranlar, düşmandan temizleyenle, bu memleketi kuruluşunu örgütleyenler sizden bugün 100 yıl sonra memleketi, Cumhuriyeti bir daha kurmanızı bekliyor' dedim. Devlet Bahçeli, bugün çıkmış 'Özgür Bey'in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü. Kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk'le görüşmüş' diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, neyin nesi olduğunu, nereden estiğini ben bilmem. Onu senin zihninle baş başa bırakıyorum.

Ama bilmen gereken bir şey var. Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, Atatürk'e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü. Atatürk senin için öldü. Ama Atatürk onun ilkeleri için yaşayanlar için, onun eseriyle gurur duyanlar için, onun emanetini, canı pahasına savunmayı göze alanlar için, iktidarda olmasa yıllarca muhalefette kalsa da birkaç tayin, birkaç çıkar, birkaç iş, üç beş mevki için, partisinin kurultayını kaybetmemek için onu satmayanların partisidir. Atatürk bizim yüreğimizde yaşıyor Sayın Bahçeli. Atatürk, 6. filoyu denize dökenlerin, her seferinde bu memleketi düşman işgaline kaptırmamak için ölmeyi göze alanların, öyle senin yanında durduğun gibi çağırdığında havaalanına gidip kot üstüne perdeli kumaştan kefen çekenlerin değil Çanakkale'nin dedesi kefensiz yatanların partisidir. Bu memlekette ilkokul 1'de 'Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor' şiirini okuyan, gözü yaşla bu şiiri burasında hisseden on milyonlar, seksen milyon yaşıyor. Atatürk senin için öldü. Senin için ölsün zaten Atatürk. Atatürk'ün adını anma sen.

"ADAMIN ALNINI KARIŞLARIZ"

Atatürk'ün partisine geçtiğimiz gün televizyonda bir arkadaşımız çıkmış, konuşurken oraya alt tarafa yazıyorlar. 'CHP-DEM iş birliği ne?' İşinize geldi ahbap oldunuz. İşinize geldi masa kurdunuz. İşinize geldi çadır mahkemeleri kurdunuz. Gün oldu birlikte havaya durdunuz. Gün oldu göstermelik düşman oldunuz. CHP, Cumhuriyet'in, Atatürk'ün partisidir. Meclis'te bulunan her partiye aynı mesafededir. Ama CHP esas olarak altı okun partisidir. Siz dediniz diye kimseyle konuşmazlık, siz istiyorsunuz diye onla düşmanlık yapıp arkanıza dizilecek bir parti değildir. Ama şunu bilin ki CHP'nin herhangi bir üyesinin milliyetçiliğine, devletçiliğine, halkçılığına, devrimciliğine, cumhuriyetçiliğine ve vatanseverliğine laf söyleyecek adamın alnını karışlarız.

"8 KADININ KANI, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NDEN ÇIKANIN VE BUNA ALKIŞ TUTANLARIN ELİNDEDİR"

Kadın cinayetleri bu ülkenin en büyük utancıdır. Bu kadın cinayetleri son 15 yılda sadece bir yıl düşüş kaydetmiştir. O da İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanıp onaylanıp yürürlüğe girdiği 2011 yılıdır. Sebebi şudur. Kadın cinayeti işleyenler, 'Namus der, ağır tahrik der, kravatı takım elbiseyi giyer, iyi halden yararlanır kurtulurum' derken 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi'yle beraber bu işler artık eskisi kadar kolay değil. Cezalar ağırlaştı. Devlet kararlı. Meclis hep birlikte oyladı' dedikleri için o sene aşağı düşmüştür. Daha dün bir günde 8 kadın katledildi. Boşandığı kocaları ya da mevcut kocaları, bir tanesi de böyle bir durumdan dolayı yanıltılmış, kışkırtılmış babası tarafından.

Kadın cinayetlerinin önüne geçmek için, var gücümüzle çalışıyoruz. Kadın kollarımız çalışıyor. Ama bu mesele toplumsal bir meseledir. İstanbul Sözleşmesi, AK Parti iktidarında 22 yıllık dönemde 'Neyi doğru yaptılar' diye bana sorsanız, o sözleşmeye imza koymaları, Meclis'e getirmeleri, hepimizin desteğiyle geçmesi bir nazar boncuğu gibi tek doğruları varsa AK Parti'ye takılacak bir maşallahı varsa buydu. Gecenin birinde, Hizbullahçılar istiyor diye yakında yaklaşan seçimlerde Hizbullah bağlantılı Hüdapar'la ittifakın ön şartı olduğu için, domuz bağcılarının, kadın katillerinin ve her fırsatta kadınları sahiplendirmek lazım diyerek aşağılayanların ittifakına ve onların bir avuç oyuna tamah ettikleri için bir gün tek başına İstanbul Sözleşmesi'nden çıktı. Ona karşı açtığımız davayı reddeden hakimi bile Danıştay'dan Anayasa Mahkemesi'ne seçip ödüllendirdi. Dün 8 kadın hayatını kaybetti. O 8 kadının kanı İstanbul Sözleşmesi'nden çıkanın ve buna alkış tutanların elindedir. Böyle bilinsin.

"BİRAZ DA BURSA'DAKİ EMEKLİLERİ TAHRİK EDEYİM"

Dünden beri Tayyip Bey bana saldırıyor ve şunu söylüyor. Ben ağır bir suç işlemişim. Bugün de o suçu Bursa'da işlemeye geldim. Suçum ne biliyor musunuz? Emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum. Şimdi biraz da Bursa'daki emeklileri tahrik edeyim. TÜRK İş, açlık sınırının 16 bin 250 lira olduğunu ilan etti. DİSK'in rakamları çok daha ileride. TÜRK- İş, 16 bin 250 lira harçlık sınırıdır diyor.  Bu ülkede emeklilerin çok önemli bir kısmı 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşıyla geçinmek zorunda kalıyorlar. Ben de o günden bugüne kadar sürekli bunun haksızlık olduğunu, emeklilere 10 bin lira vermenin mümkün olamayacağını anlatıyorum. Tayyip Bey'e diyorum ki bayram ikramiyesi dedin, bunu biz söylemiştik, 2015'te. 7 Haziran'da veremem dedi. Baktın seçimi kaybettin. 1 Kasım'da 'Biz de vereceğiz' dedirttin. Çünkü o zaman güya tarafsız cumhurbaşkanıydı. 2018'e kadar verdirtmedin. 2018'de bin lira. 2020'de iki bin lira. Şimdi bu seçimde 5 bin yapacağız diye söylediler, söylediler. 3 bin liraya çıkardılar.

"1,4 TRİLYONA DEĞİL 700 MİLYARA İHTİYAÇ VAR, TAM YARISI"

Şimdi sadece ve sadece bu hesapla mademki bu işin patenti bizdedir, gel diyorum. Bir kanun çıkaralım. Emekli kart çıkaralım. Bu karta önce aradaki 10 bin lirayı yatıralım. Çünkü şimdiye kadar verdiğin para alması gerektiği paradan 10 bin lira eksik. Bundan sonra en düşük emekli maaşını asgari ücrete tamamlayalım. Bana hesap yapıyor, verilemez. 'Para yok' diyor. Diyor ki bunun için diyor, 1,4 trilyon paraya ihtiyaç var. Bir kere yanlış hesap. En düşük emekli maaşlarını 17 bin 2 lira yapmak için 1,4 trilyona değil 700 milyara ihtiyaç var. Tam yarısı. 720 milyar. Ama o yanlış hesabı yapmış, hadi hızla verdiler önüne. Böyle bir para bulunamaz diyor.

750 milyar bulamıyorsun da sen sadece 2024 yılında vaz geçilecek vergiler toplamı, ne biliyor musunuz vazgeçilecek vergi? İliç'te parayı üst üste istiflerken, kumu bir yere istifleyen, sonra da 9 tane evladımızı alıp götüren o liçi işleten Anagold firması var ya. Mesela o firmaya siyanürden dolayı 16 milyon lira ceza kesip 2 ay sonra 222 milyon lira vergisini affetmişti. Vazgeçilen vergi geliri bu. Bu sene toplam şirket ve holdinglerin tam olarak 650 milyar lira ödeyeceği vergilerden vazgeçiyorlar. Emekliye lazım olan para da neredeyse bu kadar. Yani İliç'te evlatlarımızı katleden, çıkardığı altının yüzde 98'ini yurt dışına götüren, burada vergi borçları silinen firma ve onun gibi firmalara para var. Emekliye gelince para yok.

Toplam 6,5 trilyon lira Tayyip Erdoğan'ın verdiği ve şimdiki Maliye Bakanının irrasyonel politikalar dediği kararlardan dolayı devletin ödediği dolar farkı parası, faiz farkı parası, altından dolayı yükümlülüklerinin artmasından kaynaklanan fark 6,5 trilyon lira. Kendi söylediği paranın tam 4 katı. Aslında lazım olan paranın, gerçek rakamın tam 8 katı. Şimdi İliç'teki şirketin vergisini affetmeye para var. Emekliye 17 bin liraya çıkarmaya, emekli kart vermeye, o kartın manav, kasap, market, doğalgazda geçmesine para yok. Yandaş müteahhitlere ödeme yaparken para var, emekliye yatıracakken para yok. Sarayın harcamalarına, bakın saray 1 dakikada 23 bin lira para harcıyor. 1 yılda harcadığı parayı 365'e, sonra 24 saate, sonra da onu 60'a bölerseniz 23 bin lira çıkıyor. Böyle milyon, katrilyon deyince anlaşılmıyor, 1 dakikada 23 bin lira. 10 bin liralık emekli maaşı sarayda 26 saniyede tüketiliyor. 14 tane uçağa para var.

"ACI REÇETEYİ 5'Lİ ÇETE Mİ İÇECEK?"

Dünyanın en gelişmiş makam arabası. Mercedes, limuzin. 10 tane yapmış Almanlar, 2'si bunda. Birine kendi biniyor, biri boş, yoldan gidiyor. Eğer saldırı olursa aldatsın diye. Dünyada 10 tane var, 2'si bunda. O arabanın yapıldığı dönemde Merkel transporter minibüse biniyordu. Bunda dünyanın en pahalı uçan sarayı var, Merkel tarifeli uçuyordu. Bunda dünyanın en pahalı uçaklarından 14 tane var ama emekliye vermeye gelince bütçede para yok. O yüzden hepimiz aklımızı başımıza alacağız. 31 Mart tarihi bundan sonra 4 yıl boyunca önümüze sandığın gelmeyeceği bir tarihtir. Eğer 31 Mart'ta istediğini alırsa. 31 Mart'ta istediğini alırsa 1 Nisan günü zam tufanı kapıda. Kendileri söylüyor, 'sıkı para politikası' diyor. 'Kemer sıkacağız' diyor, acı reçete içireceğiz diyor. Kim içecek acı reçeteyi? Acı reçeteyi 5'li çete mi içecek? Damatlar mı içecek? Acı reçeteyi Albayraklar mı, Cengiz Holding mi, sarayı yapan müteahhit mi içecek?

Acı reçeteyi emekli, emekçi, işsiz, esnaf, köylü, balıkçı, arıcılar içecek. Acı reçeteyi içmeyeceğiz, acı reçeteye itiraz edeceğiz. Acı reçeteyi içmeyeceksen buna 1 Nisan olduysa ertesi gün yapacak bir şey yok 2 Nisan'da. 2 Nisan'da 1 Nisan'ın ertesi günü. Bir gün önce yapacaksın. 31 Mart günü. Senin önünde sandık var. Sana 10 bin lirayı reva görene. Emekçisin, günde 8-10-12 saat çalışıyorsun, 17 bin lirayı reva görene. Ev kirası, elektrik, su, doğal gaz çıkınca 3-5 bin liraya çocuklarını sağlıklı bile besleyemeyen bir çalışansın, sana bunu reva görene. Borcu borçla kapatan esnafa, kredi kartını kredi kartı ile çevirenlere, umutsuz ve bavulları kafasında toplamış, yurt dışına gitmek için fırsat kollayan gençlere şunu söylüyorum. Bir gün sonra yapacak bir şey yok.

Bir gün önce 31 Mart'ta sandığa gidilecek, bu zulme, yoksulluğa, bu işsizliğe, kalpsizliğe dur denecek. Bir sarı kart, kırmızı kart gösterilecek. Bir kırmızı ışık yakılacak. Artık bunlara bir dur denecek. Eğer bunlara 31 Mart'ta bu güç Cumhur İttifakı'nın gemi azıya almış, gözü dönmüş, seni beni görmeyen ve sadece birilerini kollayan bu Cumhur İttifakı'nın karşısına daha büyük bir güçle, merkezi iktidarı yerelden dengeye getirmezsek, bu iktidarın karşısında daha güçlü bir ittifak oluşturmazsak hepimizin işi zor.

"BURSA'YI BU SEFER ALIYORUZ"

Onun için benim gördüğüm şudur. Hep birlikte daha güçlü bir ittifakı kurmalıyız. O ittifakın adı Cumhur İttifakı'nın karşısında bu sefer millet ittifakı değil. Çok istedik. Çok gayret ettik. Çünkü şunu söyledim. Geçen sefer kıl payı kaçırdığımız Bursa'yı bu sefer alıyoruz ama birlikte olursak seçim yapmaya gerek yok neredeyse, fark o kadar fazla. Balıkesir garanti, Manisa'sı, Denizli'si. Hiçbir büyükşehri de kaybetmeyiz birlikte olsak. Birlikte olalım dedik, hür ve müstakil olacağız dediler. Anlayış gösteriyoruz.

Ama geçen seçimde birlikte olduğumuz iyi insanlar buradan uzaya gitmediler. Bursa'nın sokaklarındalar. Balıkesir'deler. Tekirdağ'dalar, Manisa'dalar, Ordu'da, Erzurum'da, Kayseri'de, Trabzon'dalar. O iyi insanlar. Birlikte olduğumuz sadece sosyal demokratlar değil. Milliyetçi demokratlar yine sandık başındalar. Muhafazakâr demokratlar yine sandık başındalar ve saraya da, Bahçeli'ye de itirazı bitmedi onların.

Çünkü bu sömürü düzenine karşı hep beraber ayakta durmanın tek kurtuluş olduğunu, aksi taktirde nasıl ezdiklerini, nasıl bitirdiklerini bu ülkeyi nasıl tükettiklerini herkes biliyor. Bunun için biz iyi insanlarla, biz milliyetçi, muhafazakâr demokratlarla, bu ülkede Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Pomak'ı, Boşnak'ı, göçmeni, Arap'ı hep beraber yaşıyor. Hepsinin demokratlarını kucaklıyoruz. Hep birlikte bu ülkede bir başka ittifakın içindeyiz. Bu ittifakın adı bu sefer Türkiye İttifakı. Biz kurduk. Hep birlikte içindeyiz.

"HEP BERABER BU SEÇİMLERİ KAZANMAYA ANT İÇİYORUZ"

Türkiye İttifakının 2 tane rengi var. Partimizin renkleri de öyle ama rengini partimizden almıyor. Türkiye İttifakı rengini işte bu ay yıldızlı al bayraktan alıyor. Türkiye İttifakı. Türkiye İttifakının renkleri bu. Türkiye İttifakı kimden oy ister? Türkiye İttifakı milli takım gol atınca ayağa kim sıçrıyorsa hepsinden oy ister. Türkiye İttifakı Filenin Sultanları dünya şampiyonu oldu ya. Hani İstiklal Marşı çaldı ya. Ay yıldızlı al bayrak gönlere çekildi ya. O sırada hıçkırarak, gözyaşları içinde İstiklal Marşı'nı okudular ya. O sırada kimin gırtlağı düğümlendiyse, hepsinden oy istiyor Türkiye İttifakı.

Türkiye İttifakı öyle çocuklarını bedelli ya da çürük raporu ile askere kaçırıp, sonra kendisi bir üniforma üzerine Cumhurbaşkanlığı forsu dikip, şehit tabutunun başın el koyup siyaset yapanlardan değiliz biz. Biz bu memleket için gerektiğinde ölümü göze alanlardanız. Türkiye İttifakı, Türkiye'nin bütün evlatlarından oy istiyor. Türkiye İttifakı, umutsuz gençlerimizden, işsiz bırakılmış evlatlarımızdan, yoksullaştırılmış köylümüzden, Atatürk'ün 'Milletin efendisi' dediği birisinin 'Al ananı da git' dediği bütün köylülerden oy istiyor. Türkiye İttifakı, gözü yaşlı analardan, alın teri ödenmeyen emekçilerden, sokakta terk edilmiş ve maalesef pazar dağılsın diye bekleyip de ezik meyveyi, sebzeyi toplayıp torununa yumurtasız menemen pişirenlerden oy istiyor.

Türkiye İttifakı için Bursa'da o ittifakın bayrağının ve renklerinin önünden size söylüyorum. Bu rengi siz söyleyin. Bu renk nedir? Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Kimse korkmasın, biz buradayız. Türkiye Cumhuriyeti'nin yanında ve arkasındayız. Bu ülkede milletin emeğini sömürenlere, birikimlerini çar çur edenlere, yandaşlarına peşkeş çekenlere, bizi üzenlere, ağlatanlara, kahredenlere inat biz santim eğilmedik, ayaktayız. Bir adım geri atmadık, en öndeyiz. Bir kelime eksik konuşmadık, susmayız. Buradayız, buradayız. Hep beraber 31 Mart'ta Türkiye İttifakı ile beraber hep birlikte ayaktayız. Hep beraber bu seçimleri kazanmaya ant içiyoruz. Ayaktayız, biz kazanıyoruz. Bursa ve Türkiye'yi kazanıyoruz. Ben sadece ve sadece size güveniyor, size inanıyor, sizi alkışlıyorum. Sağ olun, var olun. Şimdi gidin bütün Bursa'da seçimi kazanın. Bu seçimi kazanmaya var mısınız?"

"BABA EVİNİN TAPUSU BİR KİŞİYE KAYITLI, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK"

Özgür Özel, açılışını gerçekleştirdiği Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi'ni gezerek, partililerle fotoğraf çektirdi. Özel, ardından CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı Binası'nın açılışını gerçekleştirdi.

CHP'nin herkes için babaocağı olduğunu ve tapusunun sadece Mustafa Kemal Atatürk'e ait olduğunu belirten Özel, "CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı baba ocağı. Herkes baba ocağında doğar, orada büyür. Bir yaşa gelince kimi kalır, kimi başka yere geçer. Bir AK Partili, MHP'li iyi olsun diye oy vermiş ama zamların, enflasyonun altında ezilmiş. Emekli olmuş, 10 bin TL reva görülmüş, asgari ücretli olmuş kira parasının, elektrik parasının altında çalışmaya reva görülmüş. O da demiş ki 'Ben baba evine döneyim.' O zaman baba evinin kapısı ardına kadar açık, buyursunlar gelsinler. Baba evine gelene, 'Bugüne kadar neredeydin, gittin bize neler ettin' demeyin. Ben genel başkan olarak söylüyorum, partinin tapusu bende değil, Kemal Kılıçdaroğlu'nda da yoktu, rahmetli Ecevit'te de İsmet Paşa'da da yoktu. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk" diye konuştu.

BİR TEPKİ DE ERDOĞAN'A

Özgür Özel, CHP Osmangazi İlçe binasının açılışına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugünkü konuşmasında sarf ettiği, "Muhalefet, 'Yandık, bittik' diyordu. Ne oldu? Hani ekonomi kötüydü? Bakın yüzde 4,5 büyüdük" sözlerine ilişkin Özel, şunları söyledi:

 "Tayyip bey, ben diyorum 10 bin lira emekliye yetmiyor, sen 'Büyüdük' diyorsun. Eğer 10 bin liralık emekli halinden memnunsa; 16 bin 250 lira olmuş açlık sınırı, 17 bin lira alan asgari ücretli halinden memnunsa; köylüler, çiftçiler halinden memnunsa; şu Bursa esnafı halinden memnunsa; gençler, işsizler halinden memnunsa o zaman oyu sana versinler. Ama yokluk, işsizlik, enflasyon varsa ve bu ülkedeki herkes büyük bir ıstırap içindeyse o zaman 31 Mart'ta sana gerekli cevabı sandıkta verecekler. Bu kadar sıkıntı varken, 'Ülke iyi gidiyor' diyen yönetici, yönetici değildir."

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.