logo
16 EYLÜL 2026

Paravandaki 132 yıllık Japon gazeteleri

132 yıllık gazete kupürleri Japon tarihine ışık tutacak 
 

04.09.2019 00:00:00
 
Paravandaki 132 yıllık Japon gazeteleri
Paravandaki 132 yıllık Japon gazeteleri
 
Japonya'nın 132 yıl önce hediye ettiği paravanın içerisinden 22 adet gazete kupürü çıktı 
 
1887 yılında Avrupa seyahatine çıkan Japon Prens Komatsu tarafından Sultan II. Abdülhamid'e hediye edilen 6 parçalık paravanın içerisinde 22 adet gazete kupürü bulundu. 132 yıl önce hediyelere yastık görevi gören gazete kupürleri, Japon'da 1870-1887 tarihleri arasında yaşanan olaylara ışık tutacak.   
 
Edinilen bilgiye göre, 1887 yılında Avrupa seyahatine çıkan Prens Komatsu ve yanında bulunan heyet Eylül ayında İstanbul'a geldi. Burada II. Abdülhamid'le görüşen prens, Japon İmparatoru Meiji tarafından gönderilen Japonların en şerefli nişanı Kikuka-Daijushô ve beraberinde getirdiği hediyeleri II. Abdülhamid'e takdim etti. Ziyarette Prens Komatsu'nun II. Abdülhamid'e hediye ettiği eşyaların arasında nakışlı bir paravan da yer aldı.

Dolmabahçe Sarayı'nda uzun yıllardır sergilenen paravan, geçtiğimiz ay restore edilmek üzere Milli Saraylar Tekstil Konservasyon ve Restorasyon Atölyesi'ne getirildi. Atölyedeki uzman restoratörler, analizleri esnasında ilginç detaylara rastladı. Paravanın iç astar bölümünde 1887 yılına ait gazete kupürleri bulundu. Bu gelişmenin ardından kupürler de koruma ve onarıma alındı. 
 
Yapılan analiz ve araştırmaların ardından gazete parçalarının Kanji alfabesiyle yazıldığı öğrenildi. Gazete parçalarının 1870'ten başlayarak 11 Mayıs 1887 ve onu takip eden günleri işaret ettiği görüldü.

22 parçadan oluşan kupürlerin çoğunda reklam ve ilanlar yer alsa da 1887'nin Japonya'sına ait önemli ipuçları verdiği görüldü. Gazete parçalarından birinin bir edebiyat gazetesine ait olduğu ve bu kupürde Japon şairlerin şiirlerinden kesitler yer aldığı görüldü.


Gündelik olayların anlatıldığı gazete parçalarında ise Çin'deki Amerikan elçiliğinden, Japonlara yönelik matematik öğretiminden, bankalar ve mali işlerden, koruma aletleri, genel günlük haberler, Japon mimarlık tarihine ilişkin yazılar ve hayvanlardan bahsedildiği ifade edildi. 

  Gazete kupürleri hakkında bilgi veren Milli Saraylar İdaresi Restorasyon ve Teknik İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Çapoğlu;

"Paravanımız milli saraylar envanterinde olan bir paravandır. Menşei Japonya'dır. 1887 yılında o zamanki Japon prensi Avrupa seyahatine çıkıyor. Eylül 1887'de de İstanbul'a gelmiş. İstanbul'da Sultan II. Abdülhamid'in huzuruna çıkıyor. Dönemin imparatoru tarafından Abdülhamid'e tevdi edilen en şerefli nişanı takdim ederken beraberinde getirdiği hediyeleri de takdim ediyor. Bu paravan takdim edilen hediyelerden bir tanesidir. Özelliği de Japon el işleme sanatı ile ipek kumaş üzerine doğadan esinlenerek işlenen bezemeleri içermektedir. Tabi 132 yıl süresince tarihe ışık tutuyor. 132 yıllık sürede bir takım aşınma olmuş. Bu nedenle ekiplerimiz paravanı restorasyon ve konservasyona alıyorlar" açıklamasını yaptı. 
 
Çalışmalar sırasında 22 adet gazete kupürü bulunduğunu belirten Çapoğlu;

"Arkadaşlarımız bakıyorlar ki iç astar kumaşının altında 22 adet gazete kupürü var. Arkadaşlarımızın ilgisini çekiyor. Araştırma ve incelemeler neticesinde gazete kupürlerinin 1870 ile 11 Mayıs 1887 tarihine denk düşen gazete kupürleri olduğu anlaşıldı. Gazetelerin edebiyat gazetesi olduğu ve Japon şairlerinden örnekler içerdiği, hatta bazı eserlerin kaç ciltten oluştuğu hakkında bilgiler var. Güncel olaylardan, elçiliklerden, emniyet, güvenlik konularından bilgiler var. Gündelik olaylardan kesitler var. Gazetelerin bir dolgu malzemesi, bir yastık görevi görsün diye kullanıldığını düşünüyoruz. Gazetelerin orijinalliğine zarar vermeden çalışmaları tamamlamak istiyoruz. Gazete kupürlerinin altına Japon kağıtlarını yerleştirdik. Bir dolgu malzemesi olarak değil bir eser olarak ilgi görüyor. Birkaç ay içerisinde çalışmalarımızı tamamlayarak eserlerin sergilenmesini istiyoruz. Eserler özgün bir şekilde bir araya getirilecek" dedi. 
 

Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında

Türk televizyon tarihinin en çok izlenen yapımlarından biri olan "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisi hakkında, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) lehine algı, örtülü mesaj ve örgütsel propaganda yapıldığı iddiaları üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resmi inceleme başlatıldı. Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölüm dosyası kapsamında derinleştirilen soruşturmada, dizinin ünlü senaristleri adliyeye çağrılarak ifade verdi

16.09.2026 16:20:00
Haber Merkezi
 
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde, hakim karşısına çıkmasına 13 gün kala şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölüm dosyasını yeniden açtı. Faili meçhul suçları araştıran özel birimin tespitleri ve savcılığa ulaşan çok sayıda ihbar üzerine, dönemin popüler dizisi "Kurtlar Vadisi Pusu" hakkında şok bir inceleme kararı verildi.

Uzman bilirkişi heyeti kuruluyor

Başsavcılıktan yapılan resmi açıklamaya göre, dizinin belirli bölümlerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine propaganda, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme niteliğinde içeriklerin bulunup bulunmadığı mercek altına alınacak. Sahnelerin detaylıca incelenmesi amacıyla alanında uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi heyeti görevlendirildi.

Soruşturma dosyasında öne çıkan ve bilirkişinin inceleyeceği temel unsurlar ise şunlar oldu:

"Kazım Kaşifoğlu" Karakteri: Gerçek hayatta Kaşif Kozinoğlu'nu simgelediği değerlendirilen dizideki "Kazım Kaşifoğlu" karakterinin sistematik olarak vatan haini gibi gösterilmesi ve ardından gelen ölüm sahneleri.

"FG" Plakalı Araçlar: Dizinin bazı kilit sahnelerinde örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in baş harflerini taşıyan "34 FG 7061" gibi plakaların kasti olarak kullanıldığı iddiaları.

Sosyal Medya Paylaşımları: Dizinin resmi mecralarında geçmişte paylaşılan "Kaşifoğlu'nun Kara Tarafından Tarihi İnfazı" gibi video başlıklarının, Kozinoğlu'nun cezaevindeki şüpheli ölümüyle kronolojik bağı.

Senaristler ifade verdi: "Hatırlamam mümkün değil"

Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte dizinin ünlü senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan, Silivri Adliyesi'ne çağrılarak "tanık/bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verdi. Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan senaristlerin savcılık sorgularındaki ayrıntılar ise basına sızdı.

Dizinin baş senaristi ve yapımcısı Raci Şaşmaz'ın ifadesinde suçlamaları kabul etmediği öğrenildi. Şaşmaz'ın, "Yıllar önce çekilen bu sahnelerdeki mezar taşları, figüranlar veya araç plakaları gibi detayların yapımcı ya da senarist tarafından tek tek kontrol edilmesi mümkün değildir. Bu durumların kasıtlı yapıldığını hatırlamam ya da bilmem imkansız" diyerek iddiaları reddettiği, sahnelerdeki detayları kurgusal veya tesadüfi olarak nitelendirdiği belirtildi.

Osman Sınav detayı da dosyada

Haber merkezlerine ulaşan bilgilere göre savcılık, dizinin ilk dönemlerinde yönetmenliğini üstlenen ancak daha sonra şüphe uyandıran bir şekilde ekipten ayrılan ünlü yönetmen Osman Sınav'ın ayrılık sürecini de araştırıyor. Sınav'ın geçmişte ayrılık kararı için "Benimle mezara gidecek" demesi nedeniyle, "Örgütün senaryoya müdahale girişimlerini kabul etmediği için mi projeyi bıraktığı" sorusu da soruşturma dosyasındaki yerini aldı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyaller ve uzman bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından soruşturmanın seyrine göre iddianame hazırlığına veya takipsizlik kararına yönlenecek. Gelişmeler yakından takip ediliyor.

Önümüzdeki seçimde adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten Bahçeli, “Önümüzdeki altı yıl önemli, yapılacak çok şey var” dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Önümüzdeki seçimde adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten Bahçeli, “Önümüzdeki altı yıl önemli, yapılacak çok şey var” dedi

16.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Önümüzdeki seçimde adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten Bahçeli, “Önümüzdeki altı yıl önemli, yapılacak çok şey var” dedi
Önümüzdeki seçimde adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten Bahçeli, “Önümüzdeki altı yıl önemli, yapılacak çok şey var” dedi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Önümüzdeki seçimde adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten Bahçeli, "Önümüzdeki altı yıl önemli, yapılacak çok şey var" dedi.

Bahçeli, Erdoğan'ın 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasına atıf yaparak açıklamasını "üç hilal" üzerinden sürdürdü:

"Sayın Cumhurbaşkanı üç hilalin ikisini tamamladı. 2018 ve 2023 seçimlerini kazandı, şimdi geriye üç hilalin üçüncü hilali kaldı. İnşallah üçüncüyü de tamamlayacak."

İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı

İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı, 17'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüphelilerden 1'i ise savcılıktan serbest bırakıldı

16.09.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
 İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı
 İzmir'in Seferihisar ilçesinde, belediyeye yönelik "rüşvet" soruşturmasının dördüncü dalgasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 29'u tutuklandı
Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Seferihisar Belediyesi'ne yönelik yürütülen "rüşvet" soruşturması kapsamında dördüncü dalga operasyon düzenlendi.

Soruşturmada, inşaat ve imar işleriyle ilgili belediye görevlileri ile müteahhitler arasında usulsüzlükler karşılığında elden ve banka yoluyla rüşvet alınıp verildiği, ayrıca belediye bünyesinde gerçekleştirilen ihale ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine çalışma başlatıldı.

47 kişi gözaltına alınmıştı
Soruşturma kapsamında, aralarında eski Doğanbey beldesi Belediye Başkanı Halil Çadır, Seferihisar Belediyesi Meclis Üyesi Hüseyin Kocaer, Buca Belediyesi Meclis Üyesi Doğan Sarıkaya, Seferihisar Belediyesi'nde görev yapan müdür, mühendis, mimar ve diğer belediye çalışanları, çeşitli şirketlerin sahipleri, yöneticileri ve çalışanları ile organize suç örgütü lideri veya mensubu olduğu değerlendirilenler de dahil 48 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

11 Eylül'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Ev ve iş yerlerinde gerçekleştirilen aramalarda, haklarında gözaltı kararı bulunan 48 kişiden 47'sine ulaşıldı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan 47 kişi , dün sabah adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından gözaltındaki kişilerden 1'i serbest bırakılırken, 36 kişi tutuklama, 10 kişi ise adli kontrol talebiyle dün 16.00 sıralarında hakimliğe sevk edildi.

29 tutuklama, 17 adli kontrol
Hakimlikçe yapılan sorguların ardından Seferihisar Belediyesi Meclis Üyesi Hüseyin Kocaer, Buca Belediyesi Meclis Üyesi Doğan Sarıkaya'nın da aralarında olduğu 29 kişinin tutuklanmasına karar verildi.

Doğanbey Beldesi eski Belediye Başkanı Halil Çadır'ın da aralarında olduğu 17 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Moldovalı uyuşturucu kaçakçısı Esenyurt'ta yakalandı

Moldova yetkili makamları tarafından uyuşturucu ticareti yapmak suçundan kırmızı bültenle aranan Ion Rusu isimli şahıs Esenyurt'ta yakalandı

16.09.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Moldovalı uyuşturucu kaçakçısı Esenyurt'ta yakalandı
Moldovalı uyuşturucu kaçakçısı Esenyurt'ta yakalandı
Moldova yetkili makamları tarafından uyuşturucu ticareti yapmak suçundan kırmızı bültenle aranan Ion Rusu isimli şahıs Esenyurt'ta yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve MİT Bölge Başkanlığı ile müşterek, uluslararası seviyede aranan şahısların yakalanmasına yönelik yürütülen çalışmalarda; Moldova yetkili makamlarınca, ''Uyuşturucu Madde Ticareti'' suçundan kırmızı bültenle aranan Ion Rusu isimli şahısın Esenyurt'ta olduğu tespit edildi. 15.09.2026'da Esenyurt'ta bir adrese operasyon düzenlenerek Ion Rusu isimli şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Şahsın işlemleri bittikten sonra ülkesine gönderilmek üzere Geri Gönderme Merkezine teslim edileceği öğrenildi.

MİT koordinesindeki "siber casusluk" operasyonunda 5 şüpheli gözaltına alındı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde, Siber Güvenlik Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının siber casuslara yönelik operasyonunda "Aydo Yazılım" şirketinin sahibi ve çalışanlarının da aralarında bulunduğu 5 şüpheli gözaltına alındı

16.09.2026 10:00:00
AA
 
MİT koordinesindeki "siber casusluk" operasyonunda 5 şüpheli gözaltına alındı
MİT koordinesindeki "siber casusluk" operasyonunda 5 şüpheli gözaltına alındı

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, siber casuslara yönelik MİT'in koordinesinde, Siber Güvenlik Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının ortak çalışmalarıyla sendikalara yazılım hizmeti sağlayan Ankara merkezli "Aydo Yazılım" adlı şirkete operasyon düzenlendi.

Operasyonda, şirket sahibi ile çalışanlarından oluşan 5 şüpheli gözaltına alındı.

Ev ve iş yerlerinde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda bilgisayar, cep telefonu ve dijital materyale el konuldu.

Sendika yazılımlarında sorgu arayüzü tespit edildi

MİT'in istihbari çalışmaları sonucunda, "Aydo Yazılım" tarafından geliştirilen bazı sendika yazılımlarına, sendika üyesi olmayan üçüncü kişilere ait bilgilere erişilmesine imkan sağlayan, özel bir sorgu arayüzü eklendiği tespit edildi.

Yapılan incelemelerde, geçmiş dönemlerde çeşitli kaynaklardan internet ortamına sızdırılan veri setlerinin söz konusu sistem üzerinden sorgulanabildiği belirlendi.

Kişilere ait T.C. kimlik numarası üzerinden yapılan sorgulamalarla, kimlik ve nüfus bilgilerine ulaşılabildiği, sistemin arka planındaki veri tabanlarında ise çok daha geniş kapsamlı kişisel verilerin bulunduğu saptandı.

Sorgu sisteminin, sendikalara üye eklenmesi sırasında üyelik bilgilerinin tamamlanmasında kullanıldığı belirlenirken, veri tabanlarında 18 yaşından küçük kişilere ait kayıtların da bulunduğu ortaya çıkarıldı. Bunun üzerine geniş kapsamlı veri havuzunun hangi amaçlarla kullanıldığına yönelik incelemeler de derinleştirildi.

Sistem kayıtlarında "NVİ" ibaresi

Sunucular üzerinde yapılan incelemelerde, kişisel bilgilerin tutulduğu sistem kayıtlarında "NVİ" ibaresinin sistematik biçimde kullanıldığı, bu kullanımın, verilerin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri kaynaklı olduğu izlenimi oluşturduğu belirlendi.

Ancak elde edilen teknik bulgular sonucu söz konusu verilerin doğrudan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri sistemlerinden temin edilmediği saptandı.

"KVKK danışmanlığı" adı altında veri sorgusu

Soruşturma kapsamında, Aydo Yazılım'ın "Clock&Wise" adı altında kurum ve kuruluşlara Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında danışmanlık hizmeti de verdiği tespit edildi.

Şirketin, bir taraftan kişisel verilerin korunmasına yönelik danışmanlık hizmeti verirken diğer taraftan sendika yazılımlarında kişisel bilgilerin sorgulanmasına imkan sağladığı ortaya çıkarıldı.

Söz konusu sistemin hangi sendikalar tarafından ne ölçüde kullanıldığı ve elde edilen verilerin hangi amaçlarla işlendiğine yönelik incelemeler sürüyor.

Dijital materyallerden elde edilecek yeni bulgular doğrultusunda soruşturmanın genişletilebileceği öngörülüyor. 

İşte yeni eğitim yılındaki radikal değişiklikler ve yasaklar

Türkiye genelinde milyonlarca öğrenci ve öğretmen için ilk ders zili çaldı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı yeni genelgeyle okullarda randevusuz veli dönemi kapanırken, güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı

15.09.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
 
İşte yeni eğitim yılındaki radikal değişiklikler ve yasaklar
İşte yeni eğitim yılındaki radikal değişiklikler ve yasaklar
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen, üç aylık yaz tatilinin ardından 14 Eylül Pazartesi günü ders başı yaptı. Yeni eğitim-öğretim yılının resmi açılışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in katılımıyla Gazi Anadolu Lisesi'nde düzenlenen törenle gerçekleştirildi.

Ancak bu dönem, sadece ilk zil heyecanıyla değil, bakanlığın 81 il valiliğine gönderdiği "2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler" genelgesindeki çok konuşulan yeni kurallarla başladı.

Velilere "Okul Randevu Sistemi" zorunluluğu

Yeni dönemin en dikkat çekici uygulamalarından biri velileri doğrudan ilgilendiriyor. Artık veliler, okulları istedikleri saatte ziyaret edemeyecek. Ülke genelinde hayata geçirilen "Okul Randevu Sistemi" ile veli görüşmeleri tamamen planlı hale getirildi.

Randevusu bulunmayan ziyaretçilerin veya öğrencinin yasal vasisi olmayan kişilerin okul binalarına girişine kesinlikle izin verilmeyecek. Bu kararla eğitim ortamlarının kesintiye uğramaması ve öğretmenlerin mesleki haklarının korunması amaçlanıyor.

Okul girişlerinde sıkı güvenlik ve dedektör önlemi

Geçtiğimiz dönemlerde yaşanan üzücü okul saldırılarının ardından, bakanlık bu yıl "Güvenli Okul İklimi" kapsamında güvenlik tedbirlerini en üst seviyeye çıkardı. Genelgeye göre okul ortamlarında yaya ve araç trafiği birbirinden tamamen ayrılacak, kör noktalar aydınlatılacak ve birçok okulda risk durumuna göre girişlerde dedektörle arama uygulaması yürütülecek.

Öğretmenlere önlük uygulaması ve "deneme sınavı" yasağı

Eğitim camiasını yakından ilgilendirilen bir diğer başlık ise kılık-kıyafet düzenlemesi oldu. Genelgede, öğretmenlerin mesleğin vakarına ve öğrencilere örnek olma niteliğine uygun hareket etmeleri vurgulanarak önlük giymeleri istendi.

Ayrıca öğrencileri ve velileri maddi külfetten kurtarmak amacıyla ticari kaygıyla yapılan deneme sınavlarına da kısıtlama getirildi. MEB tarafından hazırlanan resmi ölçme araçları dışındaki il, ilçe veya sınıf genelindeki deneme, tarama ve hazır bulunuşluk sınavlarının okullarda uygulanmasına ya da öğrencilere kaynak kitap olarak satın aldırılmasına izin verilmeyecek.

İlk ara tatil kasım ayında

MEB çalışma takvimine göre, tempolu başlayacak olan yeni eğitim döneminde öğrencilerin heyecanla beklediği ilk ara tatil 16-20 Kasım 2026 tarihleri arasında yapılacak. Yarıyıl tatili (sömestr) ise 22 Ocak 2027 Cuma günü çalacak son ders ziliyle başlayacak.

Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular


 
Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde yağ birikmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünyada 1 milyardan fazla kişi obeziteyle yaşıyor. Yetişkinlerde obezite sıklığı ise 1990 yılından bu yana 2 kattan fazla artmış durumda. 
 

15.09.2026 15:09:00
Murat Çorbacı
 
Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular
Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular

Türkiye'de de obezite tablosu dikkat çekici boyutlarda. TURDEP-II çalışmasında yetişkinlerde obezite sıklığı yaklaşık yüzde 35; kadınlarda yüzde 44, erkeklerde ise yüzde 27 olarak belirlendi. Yani, ülkemizde her 3 kişiden 1'i obeziteyle mücadele ediyor. Obezite yalnızca kişinin kilosunu ve dış görünüşünü etkilemiyor; tip 2 diyabetten yüksek tansiyona, uyku apnesinden kalp-damar hastalıklarına, eklem sorunlarından karaciğer yağlanmasına kadar pek çok sağlık problemine neden olabiliyor. Obezite aynı zamanda 13 farklı kanser türüne de zemin hazırlayabiliyor. Son yıllarda obezitenin hızla yaygınlaşmasına paralel olarak obezite cerrahisine gösterilen ilgi de artıyor. Ancak cerrahinin estetik amaçlı bir zayıflama ameliyatı olmadığını vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, "Tedavinin amacı yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil; obeziteye eşlik eden hastalıkları kontrol altına almak, kişinin sağlığını ve yaşam kalitesini iyileştirmektir. Ameliyat tedavinin sonu değil, sağlıklı beslenme, hareket ve düzenli takiple sürdürülmesi gereken yeni bir dönemin başlangıcıdır" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen 9 soruyu cevapladı.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanabilir?

Günümüzde "metabolik ve bariatrik cerrahi" olarak da adlandırılan obezite cerrahisi, yalnızca mide hacmini küçültmeyi amaçlayan bir işlem değil. Cerrahi sonrasında iştah, tokluk, bağırsak hormonları ve metabolizma üzerinde de değişiklikler oluşuyor. Yaşam tarzı değişiklikleri ve tıbbi tedaviye rağmen yeterli sonuç alınamayan, vücut kitle indeksi 40 kg/m² ve üzerinde olan kişilerde cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor. Vücut kitle indeksi 35-39.9 kg/m² arasında olanlarda ise obeziteye bağlı önemli sağlık sorunlarının bulunması cerrahi seçeneğinin değerlendirilmesini gerektirebiliyor. Vücut kitle indeksi 30-34.9 kg/m² arasında olup uygun tedaviye rağmen tip 2 diyabeti kontrol altına alınamayan seçilmiş hastalarda da metabolik cerrahiden yararlanılabiliyor. Ameliyat kararının sadece kişinin kilosuna bakılarak verilemeyeceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, "Hastanın genel sağlık durumu, obeziteye eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedaviler bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi fazla kilosu olan herkese uygulanabilecek standart bir yöntem değildir" diye konuştu.

Obezite cerrahisi yalnızca kilo vermeyi mi sağlıyor?

Obezite cerrahisinin etkisi tartıdaki değişimle sınırlı kalmıyor. Cerrahide temel hedef; kişinin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde kilo vermesinin yanı sıra obeziteye bağlı hastalıkların etkisini ve erken ölüm riskini azaltmak oluyor. Ameliyatın ardından tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, kan yağlarındaki bozukluklar ve karaciğer yağlanması gibi obeziteyle ilişkili birçok sağlık sorununda belirgin düzelme görülebiliyor. Bazı tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri daha kolay kontrol altına alınabiliyor ve kullanılan ilaçlar doktor gözetiminde azaltılabiliyor. Özellikle tip 2 diyabet süresi kısa ve pankreas rezervi daha iyi olan hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. "Ancak ameliyatın diyabeti kesin olarak ortadan kaldırdığı düşünülmemelidir" uyarısında bulunan Prof. Dr. Aziz Sümer,  hastalık yıllar içinde yeniden ortaya çıkabildiği için cerrahi sonrasında da metabolik takibin düzenli olarak sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.

Obezite cerrahisi kanser riskini azaltıyor mu?

Obezite; menopoz sonrası meme, rahim içi ve yumurtalık kanserlerinin yanı sıra kalın bağırsak, yemek borusu, midenin giriş bölgesi, karaciğer, safra kesesi, pankreas, böbrek ve tiroit kanserleri dâhil olmak üzere 13 farklı kansere zemin hazırlayabiliyor. Yağ dokusundaki artışın östrojen düzeyleri, insülin direnci ve kronik inflamasyon üzerinde oluşturduğu etkilerle kanser gelişimine  uygun bir ortam hazırlayabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Sümer, cerrahinin sağladığı kalıcı kilo kaybı ve metabolik iyileşmenin, obeziteyle ilişkili bazı kanserlerin gelişme riskini azalttığını belirtiyor. Prof. Dr. Aziz Sümer, obeziteyle ilgili yaklaşık 30 bin kişinin değerlendirildiği SPLENDID çalışmasına ilişkin de şu verileri paylaşıyor: "10 yıl içinde obeziteyle ilişkili kanser gelişme oranı bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda yüzde 2.9, ameliyat olmayanlarda ise yüzde 4.9 olarak belirlendi. Cerrahi yönteme başvurulan grupta obeziteyle ilişkili kanser riskinin yaklaşık yüzde 32, kanserden ölüm riskinin de yaklaşık yüzde 48 daha düşük olduğu bildirildi. Kadınlarda yapılan bir başka çalışmada ise cerrahi sonrasında meme kanserinde yüzde 49, yumurtalık kanserinde yüzde 53 ve rahim içi kanserinde yüzde 67 oranında daha düşük risk saptandı."

En sık başvurulan obezite cerrahisi yöntemi hangisi?

Dünyada en sık uygulanan yöntem, halk arasında "tüp mide" olarak bilinen sleeve gastrektomi ameliyatıdır. Bu yöntemde midenin büyük bir bölümü çıkarılarak daha küçük ve tüp biçiminde bir mide oluşturuluyor. Böylece yenilebilecek gıda miktarı azalırken açlık ve tokluk mekanizmalarında da değişiklik meydana geliyor. Bir diğer önemli yöntem olan gastrik bypass ameliyatında ise mide küçültülüyor ve gıdaların bağırsaktan geçiş yolu değiştiriliyor. Her yöntemin avantajları ve dezavantajları farklı olduğu için her hasta açısından en doğru seçeneğin belirlenmesi büyük önem taşıyor.

Hangi yöntemin uygulanacağına nasıl karar veriliyor?

Obezite cerrahisinde herkese aynı ameliyatın uygulanmasının doğru bir yaklaşım olmayacağını aktaran Prof. Dr. Aziz Sümer, "Yöntem belirlenirken hastanın kilosu ve vücut kitle indeksinin yanı sıra yaşı, tip 2 diyabetinin bulunup bulunmadığı, diyabetin süresi, reflü hastalığı, yeme alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar ve daha önce geçirdiği ameliyatlar değerlendirilir. Örneğin ciddi reflü sorunu bulunan bazı hastalarda tüp mide yerine gastrik bypass daha uygun olabilir. Diyabetin ön planda olduğu hastalarda ise metabolik etkisi daha güçlü bypass yöntemleri tercih edilir. Ameliyattan önce hastanın genel cerrahın yanı sıra endokrinoloji uzmanı, diyetisyen ve gerektiğinde psikiyatri ya da psikoloji uzmanından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi önem taşır. Uzun dönemli başarının temelini, doğru hastaya uygun ameliyatın seçilmesi oluşturur" dedi.

Obezite cerrahisinden sonra ne kadar kilo veriliyor?

En hızlı kilo kaybı genellikle ameliyatı takip eden ilk 6-12 ay içinde gerçekleşiyor. Kilo verme süreci 12-18 aya kadar devam edebiliyor. Başlangıç kilosu, uygulanan ameliyat yöntemi, yaş, metabolik durum, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite seviyesi, sonucu doğrudan etkiliyor. İlk 12-18 ayda kişinin fazla kilosunun yüzde 50-80'ini vermesi hedeflenebiliyor. Bununla birlikte cerrahinin başarısı yalnızca kaybedilen kilo üzerinden değerlendirilmiyor. Obeziteye eşlik eden hastalıklardaki düzelme, hareket kapasitesinin artması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve elde edilen sonucun uzun dönemde korunabilmesi de başarının önemli ölçütleri arasında yer alıyor.

Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?

Her cerrahi girişimde olduğu gibi obezite cerrahisinde de bazı riskler bulunuyor. Erken dönemde kanama, kaçak, enfeksiyon ve damar içinde pıhtı oluşumu; uzun dönemde ise reflü, safra taşı, fıtık ve vitamin-mineral eksiklikleri gelişebiliyor. Ancak cerrahi teknikler ile anestezi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde, uygun donanıma sahip merkezlerde ve deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilen ameliyatlarda bu riskler önemli ölçüde azalıyor. Karar aşamasında yalnızca ameliyatın olası riskleri değil, tedavi edilmeyen ileri obezitenin yıllar içerisinde yol açabileceği diyabet, kalp-damar hastalıkları, kanser ve erken ölüm riski de dikkate alınıyor. Bu nedenle hastaya özel yarar-risk değerlendirmesinin yapılması gerekiyor.

Ameliyattan sonra yeniden kilo alınabilir mi?

Obezite kronik bir hastalık olduğu için ameliyattan yıllar sonra bir miktar kilo geri alınabiliyor. Özellikle yüksek kalorili ve şekerli içecekler tüketmek, sık atıştırmak, kontrolsüz alkol kullanmak, hareketsiz kalmak ve eski beslenme alışkanlıklarına dönmek kilo alımını kolaylaştırıyor. Bu nedenle dengeli bir beslenme düzeni, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı uyku alışkanlığı, obezite ameliyatından sonra yaşamın bir parçası olmalı. Ameliyat sonrası hasta takibinin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Sümer, "Ameliyatın ardından demir, B12 vitamini, folat, D vitamini ve kalsiyum başta olmak üzere çeşitli vitamin ve mineral eksiklikleri gelişebilir. Kontrollerde sadece kilo değil; kan değerleri, kas ve kemik sağlığı, beslenme durumu, diyabet ile tansiyon gibi hastalıkların seyri de dikkate alınır. Kilo yeniden yükselmeye başladığında erken müdahale edilmesi önemlidir. Obezite cerrahisi tek başına bir mucize değil, hastayla sağlık ekibinin uzun yıllar birlikte yürüttüğü kapsamlı bir tedavidir" dedi.

Zayıflama iğneleri obezite cerrahisinin yerini alabilir mi?

Obezite ilaçları, obezite tedavisinde önemli seçenekler arasında yer alıyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, bu ilaçların obezite cerrahisini tamamen ortadan kaldıracağını göstermiyor. Özellikle ileri derecede obezitesi ve buna eşlik eden ciddi metabolik hastalıkları bulunan uygun hastalarda cerrahi, uzun dönemli kilo kaybı açısından güçlü tedavi seçeneklerinden biri olmayı sürdürüyor. İlaç ve cerrahi yöntemin birbirinin rakibi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aziz Sümer, "Yeni nesil ilaçlardan ameliyat öncesinde kilo kaybını desteklemek, ameliyat riskinin azaltılmasına yardımcı olmak veya ameliyat sonrasında yetersiz kilo kaybı ve yeniden kilo alma durumlarında yararlanılabilir. Tedavinin; yaşam tarzı değişiklikleri, ilaçlar ve gerektiğinde cerrahinin birlikte ya da birbirini takip edecek şekilde kullanıldığı, kişiye özel ve multidisipliner bir yaklaşımla planlanması gerekir" dedi.

Fethiye'de aile faciası

Muğla Fethiye'de eşiyle boşanma aşamasındaki bir baba, iki çocuğunu iş yerinde öldürdükten sonra yaşamına son verdi. Annelerinin ihbarıyla ortaya çıkan ve kenti yasa boğan acı olayla ilgili çok yönlü soruşturma sürerken, cenazeler otopsi için Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı

15.09.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
Fethiye'de aile faciası
Fethiye'de aile faciası
Muğla'nın Fethiye ilçesinde bir iş yerinde baba ile iki çocuğu ölü olarak bulunurken, ölüm nedenlerinin yapılacak incelemelerin ardından netleşeceği bildirildi.  

Olay, bugün saat 08.30 sıralarında Fethiye Yeni Mahalle Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki bir iş yerinde meydana geldi. İş yerinden gelen ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. İş yerinin kapısının zorlanarak açılmasının ardından içeride yapılan kontrolde, iş yeri sahibi Ergün Güngör (37) asılı halde bulundu. İş yerinde bulunan E.G'nin çocukları olduğu belirtilen Hatice Güngör (10) ve Hüseyin Güngör (6) isimli iki çocuk da yataklarında hareketsiz halde bulundu.

Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, 3 kişinin de hayatını kaybettiği belirlendi.

Olayın ardından durum Cumhuriyet Savcılığı talimatları doğrultusunda Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ekipleri inceleme başlatılırken, baba ve iki çocuğunun ölümlerinin kesin nedeni ve olayın nasıl gerçekleştiği yapılacak adli incelemelerin ardından belirleneceği öğrenildi.



Bir süredir ailevi sorunları vardı

Tüm kenti yasa boğan acı olayın detayları netleşmeye başladı. Bir süredir ailevi sorunlar yaşadığı ve eşiyle boşanma aşamasında olduğu öğrenilen 37 yaşındaki Ergün Güngör ile çocukları 10 yaşındaki Hatice ve 6 yaşındaki Hüseyin Güngör'ün ölümüne ilişkin ilk incelemeler tamamlandı.

Annenin ihbarı acı gerçeği ortaya çıkardı

Edinilen bilgilere göre, şehir dışından Fethiye'ye dönen anne, eşine ve çocuklarına ulaşamayınca durumdan şüphelenerek polise başvurdu. İhbar üzerine harekete geçen emniyet güçleri, babanın çalıştığı iş yerine çilingir yardımıyla girdi. Ekipler, içeride korkunç bir manzara ile karşılaştı.

İlk bulgular: Önce çocuklar, sonra baba

Olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet Savcısı'nın gerçekleştirdiği ilk tespitlere göre; baba Ergün Güngör'ün, çocukları Hatice ve Hüseyin'i yataklarında hareketsiz halde bulduğu, ardından kendisini asarak yaşamına son verdiği belirlendi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde üçünün de olay yerinde hayatını kaybettiği kesinleşti. Güvenlik güçleri, ilk veriler ışığında olayın babanın çocuklarının canına kıydıktan sonra intihar etmesi şeklinde gerçekleştiği şüphesi üzerinde duruyor.

Cenazeler, ölümün kesin nedeninin ve zamanının belirlenmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere Muğla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili geniş çaplı adli soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.

ABD hükümetinin denetleme kurumu, silah stoklarında ciddi azalma olduğunu doğruladı

ABD hükümeti denetleme kurumu, ordunun stoklarında gelişmiş silahlar konusunda ciddi azalma olduğunu doğruladı. Ayrıca 8 ülkedeki ABD üslerinde yüzlerce yapının ve onlarca ABD uçağı ile insansız hava aracının imha edildiğini veya hasar gördüğü vurgulandı

15.09.2026 12:52:00
İHA
 
ABD hükümetinin denetleme kurumu, silah stoklarında ciddi azalma olduğunu doğruladı
ABD hükümetinin denetleme kurumu, silah stoklarında ciddi azalma olduğunu doğruladı
ABD hükümetine bağlı denetleme kurumu, İran savaşının etkisine ilişkin ilk raporunu yayımladı. Raporda, ordunun gelişmiş silahlar konusundaki eksiklikleri kabul edilirken, Orta Doğu'daki ABD uçaklarına, üslerine ve diplomatik temsilciliklerine verilen hasara dair kamuoyuna ilk bilgiler sunuldu.

Raporda, ABD'nin İran'la savaşının "stratejik envanter açıklarına yol açtığı ve ordunun gelişmiş silahlar konusunda mühimmat ikmali için ciddi tedarik darboğazıyla" karşı karşıya olduğu ifade edildi. Raporda yer alan uzmanlar tahminlerinde, savunma sanayi şirketlerinin gelişmiş füze ve önleme sistemi stoklarını savaş öncesi seviyelere geri getirmesinin 3 yılı bulabileceği vurgulandı.

İran, ABD üslerindeki yüzlerce yapıyı yerle bir etti

1 Nisan ile 30 Haziran arasını kapsayan gözlem raporunda, İran'ın Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerinde yüzlerce bina ve diğer yapıyı hasara uğrattığı ve yok ettiği de kabul edildi. Raporda, bölgedeki bir donanma lojistik merkezi olan Bahreyn'deki ABD deniz üssünün İran insansız hava araçları ve balistik füzeleriyle hedef alındığı belirtildi. Orta Doğu'daki operasyonları desteklemek için "14 ila 18 günlük lojistik döngülerine" ihtiyaç duyulduğu aktarıldı. Rapora göre Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki temsilcilikler İran saldırıları sonucu hasar gördü ve tahmini maliyet 184 milyon dolar olarak hesaplandı.

ABD Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Cao geçtiğimiz hafta The Epoch Times'a verdiği röportajda, "Bahreyn'i yerle bir ettiler" diyerek Donanmanın bölgedeki güçlerini destekleyebilmesi için Bahreyn'deki üssü onarması gerekip gerekmediğini araştıran bir görev gücü oluşturduğunu söylemişti.

"Onlarca ABD uçağı ve İHA imha edildi veya hasar gördü"

Raporda ayrıca İran tarafından onlarca ABD uçağı ve insansız hava aracının da imha edildi veya hasara uğradığı ifade edildi. Bunların arasında tanesi yaklaşık 30 milyon dolar değerindeki 30 civarında MQ-9 Reaper insansız hava aracı da bulunduğu aktarıldı. 7 adet KC-135 yakıt ikmal uçağının da hasar gördü veya imha edildi, 5'inin Suudi Arabistan'da yerde iken İran mühimmatıyla vurulduğu kaydedildi. Kuveyt, Irak, Ürdün ve Suudi Arabistan'da 11 askerin "çatışmada öldüğü" belirtildi. Irak'ta ise KC-135 uçağı, başka bir KC-135 ile çarpışmanın ardından düşerek 6 askerin ölümüne yol açtı. Bu ölümler ve Arap Denizi'ne düşen bir helikopterde pilotun ölümü, "düşmanca olmayan olaylar sırasında meydana gelen ölümler" olarak listelendi.

İstanbul merkezli 11 ilde terör operasyonu: 39 gözaltı

İstanbul'da terör örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 39 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı

15.09.2026 11:45:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul merkezli 11 ilde terör operasyonu: 39 gözaltı
İstanbul merkezli 11 ilde terör operasyonu: 39 gözaltı
İstanbul'da terör örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 39 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında alınan ifadeler doğrultusunda terör örgütlerine yönelik yeni bir çalışma başlatıldı.

Yapılan çalışmalarda MLKP içerisinde faaliyet yürüttüğü değerlendirilen 44, TKP/ML-TİKKO içerisinde 4, DSİH-KALDIRAÇ içerisinde 3 ve MKP içerisinde 1 kişi olmak üzere toplam 52 şüpheli tespit edildi. Şüphelilerden 8'inin yurt dışında, 2'sinin ise cezaevinde olduğu belirlendi. Diğer 42 şüphelinin yakalanması amacıyla İstanbul'da 25, Ankara, Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, Mersin, Muğla ve Şanlıurfa'da 17 olmak üzere toplam 42 adrese yönelik operasyon düzenlendi.

39 şüpheli yakalandı

Operasyonlarda 39 şüpheli yakalanırken, adreslerde yapılan aramalarda dijital materyaller ve örgütsel dokümanların yanı sıra 1 adet tabanca, 2 adet şarjör ve 53 adet fişek ele geçirildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, soruşturmayla ilgili gelişmelerin daha sonra paylaşılacağı öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.