logo
25 MART 2026

PKK kimi vurdu?

01.06.2007 00:00:00
Ankara'da sorulan soru şu: PKK, Genç ilçesindeki trene saldırırken tesadüfen Hizbullah ya da Hamas'a giden silahları mı vurdu? Yoksa, örgüt trenin taşıdığı malzemenin adresine ulaşmaması için taşeron olarak mı kullanıldı? İran'dan yüklenen konteynerleri Suriye'ye götüren yük trenini Genç ilçesi yakınlarında yola döşedikleri mayını patlatarak deviren PKK'nın hedefi neydi?PKK, yük trenini devirerek Türkiye'ye mi zarar vermek istedi? Yoksa, trendeki konteynerlerden çıkan malzemenin gideceği adresi mi vurmak istedi?Son dönemde Türkiye'de eylemlerini artıran ve demiryollarına da mayın döşeyen PKK, bu treni özellikle mi seçti, yoksa bu bir tesadüf müydü?Ankara'da güvenlik birimleri bu sorulara yanıt arıyor.Trende ne var?Devrilen trendeki bazı konteynerlerde ne vardı?Ankara'da üst düzey güvenlik yetkililerine gelen rapora göre, koyteynerlerde iki tür askeri malzeme çıktı:1- 81 milimetrelik havan mermileri,2- Roketatar parçaları.Konteynerlerden çıkan bu askeri malzemenin ayrıntılı bir incelemesini yapmak için oluşturulan heyette TSK'dan uzmanlar görevlendirildi. Ankara, bu heyetin vereceği ayrıntılı raporu bekliyor. Ankara'ya ulaşan ilk rapora göre, söz konusu konteynerlere ilişkin konşimentoda ev eşyası taşındığı beyan ediliyor. Evrak üzerinde ev eşyası dolu olduğu gösterilen konteynerlerde çeşitli malzemelerin arasına gizlenmiş havan mermisi ve roketatar yapımında kullanılan parçalar olduğu saptanmış durumda.Şirket Mersin'de mi?Ankara'ya ulaşan bir duyum, söz konusu konşimentoda ev eşyası olarak görünen malzemeyle ilgili faturanın Mersin'de faaliyet gösteren bir şirkete ait olduğu yolunda. Savcılık ve emniyet, olayın bu yönünü de araştırıyor. Söz konusu şirketin, kime veya kimlere ait olduğu ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.ABD menşeli mi?Ortaya çıkan havan mermileri ve roketatar parçalarının ABD yapımı olduğuna ilişkin iddialar da inceleniyor. Ancak, Ankara'ya ulaşan raporda, mermi ve roketatar parçalarının menşei konusunda bir bilgi bulunmuyor.Ceylanpınar örneğiAnkara'da güvenlik uzmanları yük treni olayını 1996'da Ceylanpınar'da yakalanan 4 TIR olayına benzetiyorlar. İran'dan gelen ve aynı güzergâhı izleyen 4 TIR, Ceylanpınar yakınlarında gümrük görevlilerince aranmış ve parafin fıçılarına gizlenmiş roketatarlar bulunmuştu. Roketatarların son adresinin Lübnan'da Hizbullah olduğu öne sürülmüştü.Ankara'da, yük trenindeki konteynerlerde çıkan havan mermileri ve roketatar parçalarının da son adresinin Hizbullah olabileceği tahmini yapılıyor.Terör uzmanı Dr. Nihat Ali Özcan, İran-Suriye güzergâhının Hizbullah ve Hamas'a silah sevkiyatı için kullandığına dikkat çekerek, PKK'nın devirdiği trendeki malzemenin de bu adreslere ait olmasının güçlü bir olasılık olduğunu vurguluyor.Bu bağlamda, yük trenin devrilmesi ve ortaya çıkan malzemelerle İsrail'in de ilgilendiği Ankara'ya gelen duyumlar arasında.Tesadüfi kontrolDemiryoluyla yapılan transit taşımacılığında kontrol açısından bir ayrıcalık var mı?Seçimler nedeniyle Ulaştırma Bakanlığı'ndan ayrılan Binali Yıldırım, bu sorumuzu yanıtlarken, şu bilgileri verdi:"Demiryolu transit taşımacılığı da normal gümrük denetimine tabidir. Bir özelliği yoktur. Ancak, kontroller örnekleme yöntemiyle yapılır. Tesadüfi olarak bazı kontroller gerçekleştirilir. Her konteyner aranmaz. Ancak, bir ihbar varsa mutlaka aranır."PKK neyi vurdu?PKK, Türkiye'yi vurmak isterken tesadüfen Hizbullah veya Hamas'ı mı vurdu? Ankara'da bu soru gündemde. PKK'nın, trenin taşıdığı yükü bilmeden, Türkiye'ye karşı bir eylem gerçekleştirmek isterken, tesadüfen bu örgütlere zarar verdiği üzerinde duruluyor. Bir diğer senaryo ise, PKK'nın trenin taşıdığı malzeme konusunda bilgilendirildiği ve adresi ulaşmaması için taşeron olarak kullanıldığı yönünde.Ankara'da güvenlik birimleri kesin kanıya varabilmek için ayrıntılı raporu bekliyor. Fikret Bila

Şehide gözü yaşlı veda

Ağrı'da yaşanan askeri araç kazası sonucu şehit olan 25 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay, memleketi Hatay'da kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazında ve askeri törende ise şehidin annesi ve kız kardeşleri gözyaşlarına hakim olamadılar

25.03.2026 16:13:00 / Güncelleme: 25.03.2026 16:16:08
İhlas Haber Ajansı
Şehide gözü yaşlı veda
Şehide gözü yaşlı veda
Geçtiğimiz gün Ağrı'da görev esnasında meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Yusuf Açay'ın şehadet haberi, askeri yetkililer tarafından sağlık ekipleri eşliğinde Kırıkhan ilçesine bağlı Demirkonak Mahallesi'nde yaşayan ailesine ulaştırılmıştı.

Acı haberin ardından şehidin baba ocağına Türk bayrağı asılırken, mahallede büyük üzüntü yaşandı. Şehidin yakınları ve komşuları eve akın ederken, baba evine Türk bayrağı asıldı. Şehit için öğle namazını müteakip Kırıkhan Şehitlik Kompleksi Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Şehit Açay, Kırıkhan Şehitliği'nde düzenlenen askeri törenle defnedildi.

Şehidin son yolculuğuna uğurlandığı cenaze namazında annesi Emine Açay ve kız kardeşleri duygusal anlar yaşandı. Bekar olan 25 yaşındaki Açay'ın babasının 2003 yılında vefat ettiği ve yetim olduğu öğrenildi.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli paylaşımlar yapan şüpheli tutuklandı

25.03.2026 15:35:00
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi'ye tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen şahıs hakkında Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'ne müracaatta bulunulmuştu.

Yasemin Akıncılar Minguzzi'nin ihbarı sonrası Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelinin, acılı anneye yönelik sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı belirlenmişti.

Şüpheli tutuklandı

Başsavcılıkça verilen talimatla harekete geçen emniyet güçlerince kimlik bilgileri tespit edilen M.E.U., Yalova'da gözaltına alınmıştı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi ve 'suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma' suçundan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu

Tokat'ın Yeşilyurt ilçesinde Çekerek Irmağı'nın taşması sonucu tarım arazileri sular altında kalırken, şeker pancarı ekimi için tarlalarına giremeyen çiftçiler yetkililerden çözüm bekliyor

25.03.2026 15:06:00 / Güncelleme: 25.03.2026 15:08:55
İHA
Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu
Tokat'ta Çekerek Irmağı taştı: Şeker pancarı ekimi durdu
İlçeye bağlı Çıkrak Mahallesi'nde, kar sularının erimesi ve etkili olan yağışlar nedeniyle Çekerek Irmağı'nın debisi yükseldi. Irmak seviyesindeki artış sonucu çevredeki tarım arazileri su altında kaldı.



Bölgede özellikle pancar ekimi için hazırlık yapan çiftçiler, tarlaların sularla kaplanması nedeniyle ekim yapamaz hale geldi. Arazilerin büyük bölümünün çamur ve suyla dolu olduğu görülürken, üreticiler ekim sezonunun gecikmesinden endişe ediyor.



Mahalle sakinlerinden Arif İncebiz, "Pancar ekeceğimiz arazi ekim zamanımız gelmiştir. Tarlalarımız şu anda sular içerisindedir. Çaresiziz. Yetkililerden bu işe el atmalarını bekliyoruz. Aşırı yağışların yüksek gitmesi nedeniyle şu an arazimize giremiyoruz. Traktörlerimiz girdiği yerde çamurdan çıkamıyor" dedi.



Öte yandan, bölgede suyun ne zaman çekileceği belirsizliğini korurken, çiftçiler yetkililerden kalıcı çözüm talep ediyor.

Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da nevruz etkinliği sırasında PKK/KCK silahlı terör örgütü propagandasını yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 9 şüpheli çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı

25.03.2026 15:01:00
İHA
Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı
Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile istihbarat Şube Müdürlüğü birimleri tarafından, PKK/KCK-PYD/YPG silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin engellenmesi, örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyon yapılmış, terör örgütüne yardım eden şüphelilerin katılımıyla düzenlenen "Nevruz" etkinliklerinde bazı kişilerin örgüt propagandası yaptıkları belirlenmişti.

Ardından İstanbul ve Kocaeli düzenlenen baskınlarda 38 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştı. Bu kişilerin kaldığı adreslerde yapılan aramalarda, biri kurusıkıdan bozma 3 tabanca, 2 şarjör, bu silahlara ait 307 mermi, örgütsel flamalar, yasaklı yayınlar ile şahıslara ait dijital materyaller ele geçirilmiş, gözaltına alınan 38 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürülmüştü.

Emniyete götürülen şüpheliler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi. 38 şüpheliden 9'u çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanırken, 29 şüpheli ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

24 ilde DEAŞ'a yönelik operasyon: 88 gözaltı

İçişleri Bakanlığı, silahlı terör örgütü DEAŞ'a yönelik 24 ilde, jandarma ekiplerince icra edilen operasyonlarda 88 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi

25.03.2026 14:25:00
İHA
24 ilde DEAŞ'a yönelik operasyon: 88 gözaltı
24 ilde DEAŞ'a yönelik operasyon: 88 gözaltı
İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı TEM Daire Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; İl Jandarma Komutanlıklarınca yapılan çalışmalar sonucu 24 ilde operasyonlar düzenlendi.

DEAŞ Terör Örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 88 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin; DEAŞ Terör örgütüne üye oldukları, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları aracıyla finansal destek sağladıkları ve sosyal medya hesapları üzerinden DEAŞ terör örgütünün propagandasını yaptıklarının tespit edildi" ifadelerine yer verildi.

7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal'ın oğlu Altay Ali Oransal da, fabrikanın asıl yöneticisinin ölen babası Kurtuluş Oransal olduğunu, şirketin sadece kağıt üzerinde kendilerine ait olduğunu öne sürdü. Avukatların, fabrikadaki iş güvenliği eksikliklerini hatırlatarak, "Makine mühendisisiniz, çıplak gözle görülebilecek bu eksiklikleri görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Makine mühendisiyim ancak o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi. Yine avukatların 7 işçinin acı ölümünü hatırlatıp vicdan azabı çekip çekmediğini sorduğu sanık Altay Ali Oransal, kendisinin de acılı olduğunu söyleyerek, "Ben de babamı kaybettim, tabii ki kalbim ağrıyor" ifadelerini kullandı

25.03.2026 14:14:00 / Güncelleme: 25.03.2026 14:20:28
İHA
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde yapılan duruşmanın ikinci gün oturumunda savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik'in resmi yetkilisi Altay Ali Oransal (35), hayatını kaybedenlerin yakınlarına Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek savunmasına başladı. Babası Kurtuluş Oransal'ın tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini hatırlatan Oransal, "Ben de sorumluların cezalandırılmasını istiyorum" dedi.

Makine mühendisliği bölümü mezunu olduğunu söyleyen Oransal, "Annem ve babam boşandıktan sonra kardeşimle annemle kalmaya başladık. Web sitesi üzerinden e-ticarete atıldık. Babam borçları olduğunu söyledi. Kendine ufak bir yer açmak istedi ve borç para istedi. Borcu sebebiyle adına şirket kuramıyordu. Pandemide yaşanan kolonyaya olan ihtiyaç sebebiyle kârlı olacağını düşündük ve borç para verdik. Adımıza şirketi açtı" dedi.



"Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive'den gelir elde etmedim"

Patlamanın yaşandığı Ravive isimli fabrikayı çok az ziyaret ettiğini ve söz konusu işletmeden para almadığını iddia eden eden Altay Ali Oransal, "Geçimimizi krem markamızdan sağlıyorduk. Kadınlar tarafından çok tercih edilen markamızdır. Shauran da Fransa'da üretilen markamızdır. Biz gelirimizi bu iki markadan sağlıyorduk. Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive'den gelir elde etmedim. Yöneticilik veya başka bir ilişkim yoktur. Fabrikaya son 6 ayda 1veya 2 kez gitmişimdir. Buranın denetlenmesini veya üretimini yapmış değilim" diye konuştu.

"Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim"

Sanık Oransal, savunmasına şöyle devam etti:
"Tuncay Yıldız'ı (fabrikanın vefat eden çalışanı) hayatımda birkaç kez aradım. Babamdan sonra fabrikada en etkili kişidir. Gülhan Bendi'yi (çalışan) simaen bilirim. Kendisine hiç talimat vermedim. Talimat verdiğim iddiası yalandır. Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim' Gülhan Bendi, WhatsApp gruplarında talimat veriyormuş, fabrikadaki sorumlu kişilerden biridir. İfadesi ile sorumluluğu üzerinden atmaktadır."

"Yanımda pasaportum varken kaçmadım"

Olay günü yaşananları da anlatan Oransal, "Olay günü kardeşim beni aradı ve patlama olduğunu söyledi. İkinci arayışında can güvenliğimizin olmadığını, avukatın da il dışına çıkmamız gerektiğini söylediğini aktardı. Ravive'de hiçbir yetkim yoktur. Fiili yöneticisi Kurtuluş Oransal'dır. 5 aydır tutukluyum, hiçbir kusurum ve kastım yoktur. O gün kaçabilecek şansım varken, sınıra 1,5 kilometre uzaklıktayken ve yanımda pasaportum varken kaçmadım. Çünkü olayda sorumluluğum olmadığını düşünüyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Olay günü kardeşim beni aldı ve dayımın fabrikasına gittik. Oradan da eve geçtik. Güvenli bir eve gittik. Tekirdağ'a gitmeden önce Gökberk kardeşimin dizüstü bilgisayarını ofisten alıp kendisine getirmiş."

"Biz hammaddeyi veriyorduk"

Markalarına ait jel kremin Ravive'de üretildiğini söyleyen Oransal, "Markamız, Ravive dışında başka yerde de üretiliyordu. Sadece markamıza ait jel krem Ravive'de üretiliyordu. Ravive'de üretilen markamızın denetimini kim yapıyordu bilmiyorum. Biz hammaddeyi veriyorduk" şeklinde konuştu.

"Ravive'deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok"

Sanık Altay Ali Oransal, Ravive'deki tüm işleyişin babasına ait olduğunu öne sürerek, "Ravive'deki tüm gelir ve giderler babama aitti. Ravive'nin hem eski hem de yeni yeriyle ilgili bilgim yok. Taşınma olayıyla ilgili bilgim yok. Üretim kısmıyla ilgili de söz sahibi ve müdahale hakkına sahip değilim. Ravive'deki depoda kardeşimle olan markamıza ait patlama anında stoklanmış olan ürün olup olmadığını bilmiyorum. Bir yazılım şirketim vardı. Yazılım bilgimden dolayı açtık ancak beceremedik. Sonra Gökberk'e ve Aleyna'ya devrettik. Başakşehir'deki ofisimizde Gökberk göstermelik kiraladı. Gökberk'in ürünleri nereden temin ettiğini bilmiyorum ancak Ravive'de fason üretim yapıyordu. Ravive'ye müşteri bulma gibi bir durumum ve çabam olmadı. Hayatımın büyük bir kısmını markam olan Shauran'a adadım. Ravive'deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok. Ravive'de denetim, üretim veya yönetici pozisyonum yoktur. Fabrika ve üretimde olan her şey babama aitti, o ilgileniyordu. Benim veya kardeşimin ilgisi yoktur" ifadelerini kullandı.

"İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır"

Yakalandıkları sırada üzerlerinde ele geçirilen 530 avro, 4 bin 350 dolar, 20 bin lira ve 2 pasaporta ilişkin mahkeme heyetinin sorusunu yanıtlayan sanık Oransal, söz konusu meblağın kardeşiyle kendisine ait toplam para olduğunu ifade etti. İşleri gereği sık sık yurt dışına çıktıkları için yanlarında sürekli döviz taşıdıklarını ve güvenlik sebebiyle banka kartlarının kapatıldığını öne süren Oransal, "Kaçma eylemi firari olan, kaçma ihtimali olan kişidir. Beni polis de aramadı. İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır" şeklinde savunma yaptı.

"Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi"

Ayrıca, şirketin uzun yıllar neden kendi adlarına kayıtlı kaldığına yeniden açıklık getiren Oransal, babasının borç batağında olduğunu savunarak, "Babam borç batağındaydı. Ona yardımcı olmak sebebiyle şirketin kurulumunu kabul ettik. Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi. Babamın borçlarının bitmemesi sebebiyle uzun yıllar firmayı devredemedik. Ravive'den gelecek gelire ihtiyacım yok. Zaten iki markamızdan da gelirim vardı" dedi.

"Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum"

Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusuna geçilen sanık Altay Ali Oransal'a, babası Kurtuluş Oransal'ın soruşturma aşamasında verdiği "Şirket oğullarımın yönetimindeydi" şeklindeki ifadesi hatırlatıldı. Bu beyana karşı çıkan sanık, "Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum. Sadece kağıt üzerinde yönetim kurulunda göründüğüm için yargılanıyorum ancak olayda hiçbir sorumluluğum yoktur" diye konuştu.

"Kör müydünüz'" tepkisi

Müşteki avukatlarının fabrikadaki iş güvenliği ihlallerini hatırlatarak, "Bu risklerden haberdarsınız. Hem şirkette yetkilisiniz hem de kendi markanız Ravive firmasında üretiliyor. Neden denetlemediniz'" sorusunu yöneltmesi üzerine Oransal, "Benim üretim tecrübem yoktu. 25 yıldır bu sektörde olan babam orayı işletiyordu" savunmasını yaptı.

Bir avukatın, "Makine mühendisi olarak oradaki eksiklikleri çıplak gözle görebilecekken bunları görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sert tepkisine ise sanık, "Ben sadece makine mühendisliği bölümünden mezunum, o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi.

Sanığa, savunmasında sıkça dile getirdiği "babasının borç batağında olduğu" yönündeki ifadeleri üzerinden borcun miktarı ve neden kendi markalarından elde ettikleri gelirle bu borcu kapatmadıkları da soruldu. Babasının ne kadar borcu olduğunu tam olarak bilmediğini ancak ortada ciddi bir rakam olduğunu öne süren sanık, babasının gelir-gider dengesinin sürekli inişli çıkışlı olduğunu belirtti.

Müşteki avukatlarının, vergi denetimi raporlarına yansıyan ve "kişisel borç" açıklamasıyla şahsına gönderilen 1 milyon 800 bin liralık para transferini sorması üzerine ise Oransal, "Bu gelen para ile ilgili hiçbir bilgim yok. Muhasebecinin yaptığı bir işlemdir" dedi.

"Ben de babamı kaybettim, kalbim ağrıyor"

Fabrikadaki yangın merdiveni eksikliği ve yangın denetimlerine ilişkin sorular üzerine de bilgisi olmadığını savunan sanık, "Babamın fason kolonya dolumu yaptığından haberim vardı ancak babam kolonya üretimi yapmadı. Sadece fason dolum hizmeti veriyordu" ifadelerini kullandı.

Son olarak müşteki avukatlarının, "Olayda 7 kişi hayatını kaybetti. Hiç vicdan azabı duymuyor musunuz'" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Ben de babamı kaybettim. Tabii ki kalbim ağrıyor" şeklinde karşılık verdi.

Altay Ali Oransal'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

Ne olmuştu?

Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'ndeki Ravive Kozmetik'te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.

Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Ayrıca, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.

İstenen cezalar

İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti.
İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22'şer yıl 6'şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.'nin ise 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5'er yıla kadar hapsi istenmişti.

Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı

Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince eski Beşiktaş Başkanı ve İş İnsanı Fikret Orman gözaltına alındı. Soruşturma da Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında da gözaltı kararı olduğu öğrenildi

25.03.2026 03:20:00 / Güncelleme: 25.03.2026 07:08:50
Haber Merkezi
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
Uyuşturucu operasyonunda yeni dalga: Çok sayıda ünlü isime gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ünlülere yönelik yürüttüğü "uyuşturucu" soruşturması kapsamında Fikret Orman gözaltına alındı.

Aynı soruşturma kapsamında Burak Elmas, Hakan Sabancı, Hande Erçel, Güzide Duran, Didem Soydan, Kerim Sabancı hakkında gözaltı kararı verildi.


Gözaltına alınan bazı isimler sağlık kontrolünden geçirildi



Uyuşturucu soruşturması kapsamında son dalga operasyonunda gözaltına alınan isimlerden Burak Elmas ve Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasının son dalgası kapsamında Narkotik Şube ekiplerince gözaltına alınan Galatasaray Eski Başkanı Burak Elmas ve oyuncu Didem Soydan sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ne getirildi.

Sağlık kontrolünün ardından gözaltına alınan isimler işlemlerinin yapılması için İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.
 




Fikret Orman gözaltına alındı


İstanbul'daki uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında iş insanı Fikret Orman gözaltına alındı.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "uyuşturucu madde imal ve ticareti", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlayan ve kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak", "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak", "fuhşa teşvik ve aracılık etmek" suçlarından yürütülen soruşturmalar sürüyor.
 
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, soruşturma kapsamında Fikret Orman'ı gözaltına aldı.
 
Orman, işlemleri için emniyete götürüldü. 

Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde CHP ve AKP üyelerinin komisyonda karar verip UKOME'den oy birliği ile çıkardıkları bir karar ile Adalar'da yasal olan üç tekerlekli araçları yasakladılar, esnafı ve ada halkını mağdur ettiler

24.03.2026 20:22:00 / Güncelleme: 24.03.2026 20:24:12
Hasan Gündoğdu
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Adalar halkı: 'Mağduruz, sesimizi duyan var mı?'
Engelli ve yaşlılar, evi uzak noktada olanlar mağdur oldu. Esnafa ve halka 4 tekerlekli araç alacaksınız diye bir dayatma yaptılar.

Türkiye'nin her yerinde yasal olan bu araçlar Adalar'da neden yasak oldu bunun cevabını hiçbir kurum vermiyor. Yetkililer, yolda yakaladığı her aracı vatandaşın elinden alıyor ya yediemine gönderiyor ya da altından kalkılamayacak bir ceza yazıyor.



Heybeliada'da esnaflık yapan İsmail Kırca, yaşadıkları mağduriyetten şikayetçi oldu ve ada Adalar halkı adına tepkisini şu sözlerle ifade etti:

"400 bin 900 bin arası aracımızı elimizden alıyorlar. Ekonominin bu kadar kötü olduğu esnafın ve halkın kan ağladığı bir yerde bu araçları alacak gücümüz yok. Lütfen yetkililer, bizi yönetenler sesimizi duyun.

Ben üç defa dosya verdim trafik şubeye. Bana en ağır demir işi esnaf olarak sana araç yok diye telefon açtılar.

Burası muz cumhuriyeti mi? Neden bize yazılı cevap verilmiyor? Neden ret olundu?

Ayrıca ben kendim araştırdım, benim dosyadan iş yeri ruhsatım kaybolmuş. İki evrağa sahip olamayan kurum olur mu?

Bu konuda çok mağduruz halkın çoğunluğu çok kızgın ama iki siyasi partiye üyesi oldukları için açık açık eleştiremiyorlar ne yazık ki.

Sesimizi duyun."

Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme: Duruşmada bir sanığın hayatını kaybettiği açıklandı

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın görülmesine devam ediliyor. 8'inci duruşmada, tutuksuz bir sanığın hayatını kaybettiği öğrenildi. Savcılık bu sanığın dosyasının ayrılmasını istedi

24.03.2026 13:01:00
İHA
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme: Duruşmada bir sanığın hayatını kaybettiği açıklandı
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme: Duruşmada bir sanığın hayatını kaybettiği açıklandı
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'inci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı.

Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti.

Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen 8'inci duruşmada aralarında Fırat Sarı'nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Bir sanık hayatını kaybetti

Duruşmada, görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, tutuksuz sanıklardan Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi Cafer Akdur'un hayatını kaybettiğini, bu nedenle dosyasının ayrılmasını talep etti. Savcılık, dosyadaki tutuklu sanıkların da mevcut hallerinin ayrı ayrı devamını istedi. Duruşma, talebe ilişkin sanık avukatlarının savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

24.03.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da küresel terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten teröristlerin ailelerine para aktarmakla suçlanan 9 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bu sabah erken saatlerde İstanbul ve Yalova'daki belirlenen adreslere baskınlar düzenledi.



Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, örgütsel doküman ve para transferlerini belgeleyen kayıtlara el konuldu.
Gözaltına alınan 9 zanlı, ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, şüphelilerin çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten kişilerin ailelerine para aktardığı tespit edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.