logo
25 MART 2026

Köylerimiz…

25.03.2026 00:00:00

Bir ülkenin kalkınmış veya fakir olup olmadığını şehir merkezlerinden çıkıp köylere uzanmadığınız takdirde değerlendiremezsiniz… Hatırlıyorum da bu kanaati Karabük'te akrabalarımızın yaşadığı köye ve çevresindeki mezralara gittiğimde edinmiştim.  

Yurt dışına yaptığımız gezilerde kamp alanlarının çevresinde köyler olurdu. Oryantiring, Hike gibi yön bulma ve yürüyüş gibi etkinlikleri bu köylerin etrafında yapılırdı. Bu köylerde misafir olduğumuzda bizim köyler ile kıyaslar, içimiz burkulur, neden bizim köylerimiz böyle değil diye hayıflanırdık. 

Bu bayram tatilinde de son gün yaptığımız ziyaretlerden birisi köylere uzandı. Geçtiğimiz yerlerde yine aklıma yurt dışında gezdiğimiz yerler ve gördüğümüz köyler geldi. İster istemez bir kıyaslama yapıyorsunuz. Bizim köyler yerinde saymaya ve ilkel koşullara göğüs germeye devam ederken; elin köylerinde ısınmak için soba yerine elektrik enerjisinden doğal gaz kullanımına geçtiklerini anımsadım. 

Bizim binalar, uzun vadede oturulmayacağı mazereti ile çamurla sıvanmaya devam ederken; adamların evlerinin de, hayvan barınaklarının da modernliği bizi şaşırtmıştı.  Kampın yakınındaki çiftliklerden birinin önünden geçerken; hemen tarlanın girişine konmuş tezgâhlara dizilmiş ürünlerin alıcı tarafından tartılıp, bedelinin kumbaraya atılmak sureti ile satıldığını, tezgâhların başında kimsenin olmadığını görmüştük. Herkes sebze veya meyvesini alıp, tartıyor parasını da kutuya atıyordu. 

Antalya civarında bahçelerinde kasalama yapanlardan parası ile portakal talep ettiğimizde bize satıldı veremeyiz diyenler, birkaç kilo portakalı esirgeyenler bu manzarayı görseler acaba ne yaparlardı? 

Neyse ki biraz ilerdeki benzin istasyonundan yakıt alırken sahibi tesisin arkasındaki bahçeye imrenerek baktığımızı görünce, müşteriler için yetiştirdiklerini, istediğimiz kadar toplayabileceğimizi söylemişlerdi de, bir önceki tüccarın ayıbını örtmüşlerdi. 

Adam adama yol sorduğu zaman "Köy yolu işte…" deriz bilirsiniz… Bunun anlamı taşlı çukurlu çamurlu dar bir yol demektir. Köy evi dediğiniz şey badanasız-boyasız, tuvaleti dışarıda, yanı veya altı hayvan damı olan salaş binalar demektir. 

Hani hayatında köy görmemiş birileri "Ben köye taşınıp orada yaşayacağım" hevesine kapılıyor ya…  Bizim köyleri İsviçre dağlarındaki tatil köyleri ile karıştırdıkları için, kendilerini nasıl bir hayal kırıklığının beklediğini bilmiyorlar. Keşke bizim köylerimiz de köylümüzün yüreği kadar zengin olsa da, hepimiz köylerde yaşasak, hayallerimiz gerçek olsa… Şehirlerdeki çok katlı binalara mahkûm olmasak… Ciğerlerimiz ve gözlerimiz bayram etse…

Köyün gezen tavuk yumurtasını, taze sağılmış sütünü, peynirini, tandır ekmeğini, zeytin ve saf zeytinyağını özleyenler çoğunlukta elbette. Bunları ücreti mukabili şehirdeki fiyatlara yakın bir rakamla alabilirsiniz. Bence şikâyet etmeyin.  Ancak yumurta için tavuk, süt için inek bakmak isterseniz bu işlerin o kadar kolay olmadığını sakın unutmayın.  Ayrıca köyde edineceğiniz evi sefa süreceğiniz yazlık ile de karıştırmayın. Elektrik kesintisini, yağan yağmurlar nedeni ile akan damı, bozulan yolları, internet sorununu sakın küçümsemeyin. 

Küçük bir bahçe yapıp taze domates, salatalık yetiştiririm derseniz onları hayvanlardan korumak için de tedbir almak, bazı geceler vahşi seslerle uyanıp müdahale etmek zorunda kalacağınızı da anımsayın.  

Köyde yaşayabilmek için sabah erken kalkmaya, akşam erken yatmaya, bütün gün tarlada, bahçede, çalışmaya hayvan bakıyorsunuz damı temizlemeye, gül kokusu kadar gübre kokusuna da alışık olmaya, beklediğiniz ürünü alamadığınızda buna da şükür demeye alışmanız lazım. 

Tabii, bu süreçte vücudunuzun her ekleminin akşam yattığında sızlayıp ağrımasına da alışacaksınız. Bir de tabip ve veteriner sorunu var. Şehirde siz başınız ağrıdığında sağlık ocağına koşuyorsunuz. Bugün her köyde bir sağlık ocağı olduğu söylense de her an doktor bulunmuyor. Neyse ki veteriner hekim sıkıntısı yok. Eh onlarda en azından ağzı dili olmayan hayvanlara bulaşan hastalıklar ve yaralanmalar konusunda bilgililer…

Dediğim gibi, köye yerleşip köylü olmak ve onların kaderini paylaşmak mı istersiniz yoksa şehirde canınız sıkıldıkça gidip hava alacağınız köyde bir eviniz olmasını mı istersiniz? Karar sizin.

Şaka bir yana, inşallah hepimizin yaşanacak düzenli, imarlı, modern köyler olması için bir gayrete kavuşuruz da köyden şehre devam eden göçleri tersine çeviririz. 

Şimdilik hafta sonları köy ürünlerini ve havasını almak için yine kısa ziyaretler yapmaya devam edelim… Onları ve oraları yalnız bırakmayalım…

 
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.