logo
11 NİSAN 2026

SAKİFE DÜZENİ

8. Uluslararası Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda Sakife'de İslam'a ağır bir darbe vurulduğunu dile getiren Hukukçu Ahmet Erimhan, "Ehl-i Beyt'e hakkını teslim etmek, Ebu Cehil olmamak için, Yezid olmamak için olmazsa olmaz bir şarttır" dedi

20.04.2016 00:00:00
YENİ MESAJ / İSTANBUL
17 Nisan Pazar günü İstanbul'da gerçekleştirilen 8. Uluslararası Ehli Beyt Sempozyumu'nda bir tebliğ sunan Hukukçu Ahmet Erimhan, "Sakife'de İslam'a ağır bir darbe vurulmuştur ve Ğadir-i Hum isimli bir rahmet ve bereket kapısı olan nimet elimizden çalınmıştır" dedi. "İmam Rıza Aleyhisselam, babaları kanalıyla İmam Ali Aleyhisselamdan şöyle nakletmektedir. Resulullah (sav) buyurdu ki: 'Kurtuluş gemisine binmek, sağlam kulpa sarılmak ve Allah'ın sağlam ipine yapışmak isteyen; Ali'yi sevsin ve onun evlatlarından olan hidayetçileri izlesin'" diyerek konuşmasına başlayan Erimhan şunları söyledi: "Biz bugün burada Hz. Ali'nin takipçilerinden Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in önderliğinde Peygamber ailesinin leziz sofrasında bulunuyoruz. Hedefimiz başka hiçbir amaç gütmeksizin, sadece ve sadece onları anlamak, onları anlamamıza engel olan her ne varsa ondan kurtulmak ve onların ayak izlerini takip etmektir. Bizleri bu mukaddes yolculuğa çıkaran hocam Prof. Dr. Haydar Baş'a öncelikle en kalbi teşekkürlerimi arz ediyor ve sizleri de saygı ile selamlıyorum. İçinde bulunduğumuz yolculuğun kıratını anlamak açısından şu samimiyet anekdotunu konuşmamın başında sizlerle paylaşmak istiyorum. 12 ciltlik Ehli Beyt eserini kalem alıp yayınladığı günlerde bir grup arkadaşla birlikte Trabzon'da hocamın evinde misafir olarak bulunuyorduk. Sohbet başladı konu hocamın Ehli Beyt Külliyatına geldi, arkadaşlar olarak bu yayınların önemine ve bizde bıraktığı etkiye ilişkin değerlendirmeler yaptık. Kimimiz Ortadoğu'daki Sünni-Şii çatışmasına engel olacağını, kimimiz eserlerle Muradı İlahi'yi anlama hususunda büyük bir eksikliğin tamamlandığını, kısaca eserlerin hizmet ettiği, edeceği alanları çeşitli açılardan anlatmaya çalıştık. Ardından Hocam konuştu. Evladım dedi, inşallah eserler bahsettiğiniz tüm bu hayırlı hizmetleri ifa eder, fazlasını da yapar ama ben bu çalışmayı, bahsettiğiniz şeyler gerçekleşsin için yapmadım. Bu eserleri kalem alırken sadece ve sadece şu amacı güttüm: Hz Ali Efendimize hayırlı bir evlat olabilmek."
İslam tarihinde iki zümre mücadele etmiştir
"İslam tarihinde bir kısım insanlar Ehl-i Beyt'i Allah ve Resulü'nün emaneti, velayetin membaı ve ahiret saadetinin anahtarı olarak gördüler. Bir kısım insanlar ise Allah'ın Ehl-i Beyt'e bahşettiği seçilmişliği kabul edemediler,  Ehl-i Beyt'i kendi iktidarlarının önünde engel olarak gördüler" diyen Ahmet Erimhan sözlerini şöyle sürdürdü: "Birinci gruptakiler yani Ehl-i Beyt'e inananların gayesi İslam olduğu için zulme uğradılar ama İslam dağılmasın diye bağırlarına taş bağlamayı tercih ettiler. İkinci gruptakiler, yani Ehl-i Beyt karşıtları, iktidarları için her yolu mübah gördüler ve bunun sonucu olarak içinden İslam geçen ama asla İslam'la ilgisi olmayan gerekçeler üreterek dünyevi iktidarlarını ürettiler. İslam tarihi, işte bu iki zümre arasındaki kabul ve inkâr mücadelesi olarak yazılmıştır. Bu mücadelenin ateşinin yakıldığı ilk nokta ise Sakife'dir. Sakife'de bir düzen kurulmuştur, Sakife düzeni, maslahattan beslenen bir düzendir. Sakife'de Hz. Peygamberin ahrete rıhlet ettiği gün, mübarek bedenleri daha yatağındayken, küçük bir grup bir araya gelerek çeşitli bahaneler üreterek kendilerine halife seçtiler. İslam tarihini, medeniyetini ve kaderimizi şekillendiren Sakife'nin es geçilmesi, unutturulmaya çalışılmasının sebebi ne acaba? Sakife de en iyi ihtimalle 50 kişi bir araya geldi ve 'iktidara biz sizden daha çok layığız' tartışması dışında da bir şey söylemediler. Halife orada 'daha güçlü olan biziz', 'İslam'a ilk biz girdik', 'bizi seçmeyeni kılıcımızla düzeltiriz' filan gibi sebeplerle seçim denirse şayet böyle seçildi. Sakife'de şunu duymadık: 'Hz. Peygamberin yerine oturacak imamı seçiyoruz. Bu hususta acaba Hz. Peygamber ne dedi? Allah bize Kuran'da ne emrediyor?' Bunlar Sakife'de konuşulmadı ve tartışılmadı, Ğadir-i Hum naspını hatırlatmaya çalışan birkaç kişi ise elbette susturuldu."
İslam ağır darbe aldı
Sakife'de bir zihniyetin İslam'a ağır bir darbe yaptığını ve kıyamete kadar devam edecek Ğadir-i Hum isimli bir rahmet ve bereket kapısı olan nimet müminlerin elinden çalındığını dile getiren Hukukçu Ahmet Erimhan, "Ğadir-i Hum naspı ortadan kaldırıldı, akan suyu tersine çevirdiler, Allah'ın iradesini değiştirdiler. Sakife'de, gündüzü gece, aydınlığı karanlık, haramı helal yaptılar! İşledikleri cinayetin başına din külahı giydirerek maslahat hastalığının ateşini yaktılar! Sünni ya da Şii fark etmez kaynaklara bakın aynı şeyi görüyoruz. Sakife'dekiler kendilerine bir iktidar elbisesi biçtiler ve bunun için maslahat isimli bir bıçak kullandılar. Kimse Hakk'ın ölçüsü nedir diye sormadı. Dediler ki; 'Araplar nübüvvetin ve imametin aynı ailede olmasını kabul etmez. Aksi takdirde İslam bölünür ve parçalanır.' Zannedersiniz ki heva ve hevesleri için değil de İslam için Ali Efendimizin imametine karşı çıktılar! Zannedersiniz İslam'ı, Ali Efendimizi İmam ve veli tayin eden Allah'tan ve Peygamberden daha iyi biliyorlardı" şeklinde konuştu.
Müslümanların hakları gasp edildi
"Peki Gadir-i Hum'u bilmiyorlar mıydı?" sorusuyla konuşmasına devam eden Ahmet Erimhan şunları söyledi: "Sakife'dekiler dahil 124 bin sahabe Gadir-i Hum'a şahitlik etmişti! Evet Sakife'dekiler Peygamber naspını duydular ve gördüler ama sağır olmayı, görmemeyi tercih ettiler. Peki, Gadir-i Hum'da İmam'a biat etmemişler miydi? Hayır, ilk onlar İmam'ın elini öpmüş, biat etmişlerdi! Peki, niye İmam'ın ve aslında tüm zamanlarda Müslümanların haklarını gasp ettiler ve bunu nasıl başarabildiler? Ne yazık ki Sakife'dekiler ölüm ve kıyameti unutup heva ve heveslerine tutuldular. Sakife'ye giden yolda bir sıkıyönetim düzeni kurdular. 'Peygamberler ölmez' diyerek Hz. Peygamberin vefat haberinin yayılmasını engellediler! 'Peygamberler miras bırakmaz' diyerek Ali Efendimizin imameti çalmanın kılıfını uydurdular. Medine'ye giriş çıkışı yasakladılar, şehirden çıkmaya veya kaçmaya kalkanları öldürdüler. Ve Gadir-i Hum'dan iki ay on üç gün sonra, Hz. Peygamber'in vefatı anında Sakife darbesini gerçekleştirdiler. Ardından Gadir-i Hum'u unutturmak için bütün tebliğ kanallarını, vaaz ve irşat toplantılarını ele geçirdiler. Gadir-i Hum'u gündeme getirenleri dövdüler, tecrit ettiler, hadisleri yasakladılar. İmamın kerpiçten evine saldırdılar. Hz Fatıma'yı yaraladılar, hilafeti çaldılar! Sakife'dekiler iktidara giden yolda kullandıkları maslahat ateşi ile, İslam'ın ruhunu, bedenini yaktılar. Hayrın, ne olursa olsun Allah'a teslimiyette olduğuna inanan İslam'ın özünü, kendi iradeleri ile kendi iktidarları için değiştirme imkânı elde ettiler! Ve o yok olası maslahat hastalığı ile Allah'ın murad ettiği İslam'ı değil, kendi heva ve heveslerinin esiri olan bir İslam anlayışı türettiler!"
Maslahat zehri
"İslam'ı maslahata kurban eden ve Hz Ali Efendimizin sonuna kadar mücadele ettiği "en büyük maslahat maslahatsızlıktır" dediği bu anlayış İslam dünyasını baştan aşağı zehirledi" diyen Ahmet Erimhan şunları söyledi: "Bu anlayış o gün İslam'a en büyük darbeyi indirerek imameti çaldı. Aynı anlayış gün oldu Kerbela'da 'ululemre itaat etmezsek günaha gireriz' maslahatı ile Peygamber torunu Hz. Hüseyin'i katletti. Gün oldu Emevi Yezid'ine, Muaviye'sine 'onlar gökdeki yıldızlar gibidir, bir şey diyemeyiz' dedi. Gün oldu imameti çalanlara karşı -sanki adalet bizim için inmemiş gibi- 'onların arasındaki ihtilafa biz karışamayız' dedi. Gün oldu hadisleri değiştirdi, gün oldu hadis uydurdu, gün oldu hırsız hükümdarları, zalim saltanatları, cani padişahları kutsadı ve karşımıza bir saltanat İslam'ı olarak çıktı." 
Mücadele devam ediyor
"Sakife'den beslenen maslahat İslam'ı bugün de hakikat İslam'ı ile savaşını devam ettiriyor" diyen Erimhan, "Hakikati teslim etmek değil, dünyevi iktidarlarını temin için, fetvalarla, İslam kılıfı ile bâtılı hak olarak göstermeye devam ediyorlar. Bu zihniyet Vatikan'a mektuplar yazarak İslam'ı suçluyor, Amerikan'ın kollarında ılımlı İslam'a hizmet veriyor! İslam'ın kimyasını ve ölçüsünü değiştiren Amerikan taleplerine uygun fetvalar üretiyorlar. Bu zihniyetin içerde kalan, cübbelisi sarıklısı abdest bozmanın 70 çeşidini anlatarak kendisini alim, kendisini ehli sünnet kalesi filan zannediyor, ama en ufak ölçüden, istikametten bihaber, ahmaklıkla ihanet arasında savrulup duruyor! Hadis ezbercisi olmak dışında bir zeka ve hikmet ışığı göremediğiniz bir başka fıkıh kırıntısı "Cemevi ibadethane olamaz" fetvasını vererek hükümeti yönetiyor ve o hükümetin Başbakanı da 40 bin kilise evi açıyor! Maslahatlarla uyutula uyutula, dinden koptuk. Kendimize dokununcaya kadar hiçbir şeye itiraz etmedik. İhaleci olduk adına İslam dedik. Menfaatin adını İslam koyduk. Yandaşlığı İslam'la izah ettik. Hırsızlığa bin bir türlü kılıf geçirdik. Oysa ölçü net; Amaç da meşru ve temiz olacak araç da! Bunun ötesini Allah kabul etmiyor. Ikınsanız da sıkınsanız da durum böyle! Ürettiğiniz ölçülerle uyutulmaya razı halkı kandırabilirsiniz ama ya Allah, ya Münker ve Nekir? Onları ne yapacağız?"
Ebu Cehil olmamak için?
Ebu Cehil olmamak için Ehl-i Beyt'in hakkını teslim etmek gerektiğini dile getiren Ahmet Erimhan sözlerini şu cümlelerle tamamladı: "Ehl-i Beyt'e hakkını teslim etmek yemeğin üzerine yenilen meyve değildir. Ebu cehil olmamak için, Yezid olmamak için olmazsa olmaz bir şarttır, Ehl-i Beyt! Onun için İslam'ın ruhu, İslam'ın fikri, İslam'ın maneviyatı, yani İslam'da aradığımız her şeyin membaı,  adresi, reçetemiz hiçbir zaman dindarlık oyunu oynamayan, maslahata asla sarılmayan Ali'dir diyor, hepinizi hürmet ve selam ile selamlıyorum.

Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi

Beşiktaş Levent'te yaşanan silahlı saldırıyla ilgili gözaltına alınan 17 şüpheliden 12'si adliyeye sevk edildi. Çatışmada yaralı ele geçirilen 2 saldırganın tedavisi hastanede devam ederken, gözaltına alınan 3 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'deki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi

11.04.2026 12:28:00 / Güncelleme: 11.04.2026 12:32:19
İHA
Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi
Levent'teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12'si adliyeye sevk edildi
Geçtiğimiz salı günü Beşiktaş Levent'te polisle silahlı çatışmaya giren 3 saldırgandan 1'i öldürülmüş, diğer 2'si yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti. Yaşanan saldırının ardından yapılan araştırmada saldırganların dini istismar eden terör örgütüyle bağlantılı olduğu tespit edildi.

Yapılan operasyon sonucunda 2 yaralı saldırganla birlikte toplam 17 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'de ifadeleri alınan 15 şüpheliden 12'si adliyeye sevk edildi.

12 şüpheli üst düzey güvenlik önlemi altında sağlık kontrolü için Bayrampaşa Devlet Hastanesine getirildi. Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından İstanbul Adalet Sarayı Çağlayan Yerleşkesi'ne gönderildi.

Saldırıda yaralı olarak yakalanan 2 şüphelinin ise hastanede tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili daha sonradan gözaltına alınan 3 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'deki sorgusu da devam ediyor.

İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

11.04.2026 08:46:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi.

Yürütülen soruşturma ve incelemeler çok yönlü olarak devam ediyor.

Terörle Mücadele Şubesine bağlı birimler ve istihbarat ekiplerince yapılan operasyonlarda 1 kişi daha gözaltına alındı.

Böylece gözaltı sayısı 17'ye yükseldi. Öte yandan daha önce yakalanan şüphelilerden 1'inin İzmit, 1'inin Konya, 3'ünün Kocaeli'de ve diğer 7 şüphelinin de İstanbul'da gözaltına alındığı kaydedilmişti.

Son gözaltına alınan şüphelinin de Kocaeli'den alındığı öğrenildi.

Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Ankara'nın Sincan ilçesindeki ilaç fabrikasında çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü

11.04.2026 03:30:00 / Güncelleme: 11.04.2026 06:21:59
AA
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Alcı OSB Mahallesi 2000. Cadde'de faaliyet gösteren ilaç fabrikasında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, jandarma, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Sincan Belediyesi ekipleri sevk edildi.

Yangına müdahale eden itfaiye ekiplerine, belediye ekipleri de arazözlerle destek oldu.



Ekiplerin, yaklaşık 5 saatlik çalışmasının ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları sürüyor.

Yangın nedeniyle fabrika kullanılamaz hale geldi.

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneğine kayyım atandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'Can Holding'e başlattığı soruşturma kapsamında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nin Başkanı Remzi Sanver'in tutuklanmasının ardından "genel kurul yapmaması" nedeniyle, mahkeme tarafından derneğe kayyım atandı

11.04.2026 00:20:00
İhlas Haber Ajansı
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneğine kayyım atandı
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneğine kayyım atandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'Can Holding'e başlattığı soruşturma kapsamında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nin Başkanı Remzi Sanver'in tutuklanmasının ardından "genel kurul yapmaması" nedeniyle, mahkeme tarafından derneğe kayyım atandı.

Can Holding soruşturması kapsamında Marmara Kapalı Cezaevi'nde yatan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Remzi Sanver'in tutuklu bulunmasının nedeniyle genel kurul yapamaması üzerine Ali Rıza Aral, mahkemeye başvurdu. 3 ay içinde genel kurul yapılmadığı için Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'ne kayyım atandı.

Aral tarafından Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verilen şikayet dilekçesinde şu ifadelere yer verildi:

"Davalılardan Remzi Sanver, 17 Ekim 2025 tarihinde hakkında ileri sürülen iddialar sebebiyle tutuklanıp, cezaevine konulmuştur. Bu suretle Dernek Başkanlığını ifa edemez haldedir. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Tüzüğünün 28'nci maddesi hükmü "Büyük üstatlık makamı, ölüm, istifa veya başka bir sebeple boşaldığı takdirde 3 ay içerisinde Büyük Loca toplantıya çağrılır ve Büyük Üstat seçimi yapılır" şeklinde hüküm ifade etmektedir.

Yukarıda arz ettiğimiz gibi Remzi Sanver'in tutuklanması üzerine tüzükte yazılan 3 ay süresi 20 Ocak 2026 gününde dolduğu halde herhangi bir istifa olmadığı ve Dernek Başkanlığı boşta kaldığı söz konusu olduğundan seçim yapılamamıştır. Bu nedenle, Dernek Başkanlığına seçim yapılması şarttır. Yönetim Kurulu, tüzükteki bu maddeye rağmen Genel Kurulu toplantıya çağırmadığından mütevellit bu başvuruyu yapma zarureti doğmuştur."

Verilen dilekçe üzerine İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından derneğin 28. Maddesine dayanarak yaklaşık 6 aydır başkanı cezaevinde olduğu için uzun süredir genel kurul yapamayan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'ne geçici süreyle kayyım atandı.

Yapılan şikayetle ilgili duruşma ise 20 Ekim 2026 tarihinde yapılacak.

Sanver, Can Holding soruşturması kapsamında gözaltına alınmış ve 'çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma' ile 'suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama' suçlamalarıyla 17 Ekim 2025 tarihinde tutuklanmıştı.

Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü kutlandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümünde tören düzenlendi. Bu çerçevede Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakıldı

10.04.2026 14:56:00 / Güncelleme: 10.04.2026 14:59:15
İHA
Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü kutlandı
Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü kutlandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü dolayısıyla organize edilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ardından Taksim Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakıldı.



Törene İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın yanı sıra çok sayıda ilçe emniyet müdürü ile polis memuru katıldı.



İstanbul Emniyet Müdürü Yıldız, polis teşkilatına ait ekipman ve materyallerin sergilendiği çadırı gezdi.

Yıldız, burada bulunan çocuklar ve emniyet mensuplarıyla da sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.



Alanda atlı polisler ve polis köpekleri yer alırken tören katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Hatay'da 52 göçmen yakalandı

Hatay'da polis ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalarda 1 haftada 52 göçmen yakalandı, 12 organizatör mahkemece tutuklandı

10.04.2026 11:51:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da 52 göçmen yakalandı
Hatay'da 52 göçmen yakalandı
Hatay'da polis ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalarda 1 haftada 52 göçmen yakalandı, 12 organizatör mahkemece tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında 30 Mart-5 Nisan tarihlerinde yapılan çalışmalarda; 5 ayrı olayda yakalanan 8 araçta 52 Suriye uyruklu göçmen yakalandı.

Suçta kullanılan 8 araç sürücüsüne trafik kural ihlallerinden 219 bin 719 TL idari ceza yazılarak araçlar trafikten men edildi.

Yakalanan kaçak göçmenler, işlemleri sonrası İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Olaylarla ilgili yakalanan 12 organizatör mahkemece tutuklandı.

Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!


 
Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor" dedi. 

10.04.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!

Günümüzde "her zaman mutlu olma" baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor. Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha 'öfkeli' değil, daha ziyade 'kaygılı ve üzgün' hale geldiğini gösteriyor.

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, "113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün" dedi.

Atatürk Barajı'nda doluluk zirveye çıktı


 
Türkiye genelinde etkili olan yağışların ardından Atatürk Barajı'nda doluluk oranı yüzde 90'ın üzerine çıktı. 

09.04.2026 19:22:00
AA
Atatürk Barajı'nda doluluk zirveye çıktı
Atatürk Barajı'nda doluluk zirveye çıktı

Türkiye genelinde etkili olan yağışların ardından Atatürk Barajı'nda doluluk oranı yüzde 90'ın üzerine çıktı. Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) kalbi konumunda ve Türkiye'nin en büyüğü özelliğini taşıyan Atatürk Barajı, hidroelektrik santraliyle elektrik üretimine katkı sağlarken, aynı zamanda başta Adıyaman ve Şanlıurfa olmak üzere bölgedeki tarım arazilerinin sulanmasında kritik rol üstleniyor. Kış aylarında yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı ile ilkbaharda görülen sağanaklar, barajı besleyen su kaynaklarını önemli ölçüde artırdı.

Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Akça, "Devlet Su İşlerinden aldığımız bilgiler doğrultusunda Atatürk Barajı'nda su seviyesi yüzde 90'ın üzerinde. Bu, son 20-30 yılın en yüksek yağış ve doluluk seviyesine işaret ediyor. Sahada da bunu net şekilde gözlemleyebiliyoruz. Normalde su seviyesi düştüğünde kıyılarda kuru katman oluşur ancak şu an bu katman görülmüyor. Su seviyesi bitki örtüsüne kadar ulaşmış durumda."

Barajdaki doluluğun enerji üretiminin yanı sıra tarımsal üretim açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Akça, "Atatürk Barajı yalnızca enerji üretimi açısından değil, aynı zamanda gıda üretiminin de bel kemiği konumunda. Mevcut doluluk seviyesini bu açıdan oldukça olumlu değerlendiriyoruz" dedi. İklim değişikliğinin etkilerine dikkati çeken Akça, "Yağış rejiminde ciddi dengesizlikler yaşanabiliyor. Bazı dönemlerde kuraklık, bazı dönemlerde ise aşırı yağış görülüyor. Bu nedenle mevcut doluluğa güvenerek suyu kontrolsüz kullanmamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var


 
 
Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi.

09.04.2026 18:02:00
Haber Merkezi/AA
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var
D vitamini düzeyi ile Alzheimer arasında bağlantı var

Uluslararası araştırmada, orta yaşlarda daha yüksek D vitamini düzeyine sahip olmanın, ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili bulguların daha düşük seviyelerde görülmesiyle bağlantılı olabileceği belirtildi. İrlanda'daki Galway Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası çalışmada, D vitamini düzeylerinin beyin sağlığı üzerinde sanılandan daha önemli rol oynayabileceği vurgulandı.

Araştırma kapsamında, ortalama 39 yaşında ve demans belirtisi bulunmayan 793 yetişkinin kanındaki D vitamini değerleri ölçüldü. Yaklaşık 16 yıl sonra katılımcıların beyin taramaları yapılarak Alzheimer ile ilişkili tau ve amiloid beta protein düzeyleri incelendi.

Çalışmada, orta yaşta daha yüksek D vitamini seviyelerine sahip bireylerde, ilerleyen yıllarda Alzheimer ile bağlantılı biyobelirteçlerin daha düşük düzeylerde görülebileceği belirlendi. Araştırmanın yazarlarından Martin David Mulligan, yüksek D vitamini seviyelerinin beyinde tau birikimine karşı koruyucu olabileceğine işaret etti. En etkili D vitamini kaynağı ise güneş...

Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti

Bursa Büyükşehir Belediyesi, AK Parti'ye geçti. AK Parti'nin adayı Şahin Biba, bugün yapılan başkanvekili seçiminde 61 oy alarak göreve seçildi

09.04.2026 14:05:00
Haber Merkezi
Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti
Bursa Büyükşehir Belediyesi AKP'ye geçti
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Mustafa Bozbey, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ile "rüşvet alma" suçlamaları kapsamında tutuklanmış ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. Bu gelişme üzerine Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, bugün olağanüstü toplantıyla başkanvekili seçimine gitti.

Seçimde AK Parti, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Şahin Biba'yı aday gösterdi. CHP grubunun aday çıkarmama ve protesto kararı nedeniyle oylama ağırlıklı olarak AK Parti grubunun katılımıyla gerçekleşti. Biba, meclis aritmetiğinde Cumhur İttifakı'nın çoğunluğu sayesinde başkanvekili seçildi.

Böylece, 47 yıl aradan sonra CHP'ye geçen Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimi yeniden AK Parti'ye geçmiş oldu. Seçilen başkanvekili, Mustafa Bozbey'in hukuki süreci sonuçlanana kadar görevini vekaleten yürütecek. Seçim öncesi geçici olarak Vali Yardımcısı Hulusi Doğan belediye işlerini yürütüyordu.

Şahin Biba kimdir?

Şahin Biba, mimarlık kökenli bir isim. Uzun yıllardır Bursa yerel siyasetinde aktif rol alıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde meclis çalışmaları, grup sözcülüğü ve İmar ve Bayındırlık Komisyonu Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. AK Parti teşkilatlarında da çeşitli kademelerde yer aldı. Yerel yönetim tecrübesiyle tanınan Biba'nın adaylığı, Ankara'daki görüşmeler sonrası netleşti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.