HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 HAZİRAN 2021, SALI

Savaş çocukları misyonerlerin elinde

16.06.2001 00:00:00
Boşnak ve Kosovalı Çocuklar Misyonerlerin Elinde:

Balkanlar'dan Kafkaslar'a ve Kuzey Irak'a Türkiye'nin etrafı Yeni Dünya Düzeni'nin bir sonucu olarak kan ve barut kokmaktadır. Bunu fırsat bilen misyonerlerin hedef kitlelerinden birisi de savaş çocuklarıdır.

Örneğin Ortodoks Sırplar, Müslüman Kosovalılara kan kustururken misyonerler Kosovalı çocukları korumak adına hıristiyanlaştırma gayreti peşindelerdi. (1) Yılmaz Ensaroğlu'nun haberine göre Kosovalı on bin çocuk Makedonya'dan İtalya'ya götürülmüştür. Eski Yugoslavya'nın dağılma süreci bu bölgede misyonerlerin gemi azıya aldıkları bir vasatı da sağlamıştı. Bu durum müslüman Boşnak çocuklara da uygulanan bir proje idi. (2)

Dün Türkiye'de kurulan SOS Çocuk Köyü'nü ele almıştık. Bunun başka bir örneğini Azerbaycan'da görüyoruz. Ermeni katliamlarından canını bir biçimde kurtaran ama bu yüzden kimsesiz kalan çocuklar bu defa hıristiyan misyon örgütlerinin ağına düşmektedir.

Misyoner Çocuk Köyleri Azerbaycan'da:

Misyonerler Azerbaycan'da kuracakları çocuk köyleri aracılığı ile hıristiyanlık propagandası yapmayı amaçladıklarının farkında olan Bakü yönetimi her ne kadar önce bu projeyi geri çevirmişse de misyonerler alternatif yollarla hedeflerine ulaşmayı amaçlamaktadırlar:

"II. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ve merkezi Viyana'da bulunan S.O.S Kinderdorf International Çocuk Köyleri Vakfı, Azerbaycan'a da el attı. Müslüman ülkelerde kurduğu çocuk köyleriyle dikkatleri üzerine çeken vakıf, Azerbaycan'da iki çocuk kampı açılması için izin aldı. Bakü'nün Hatai ilçesi ve Hizi kentinde kurulacak çocuk kampları için S.O.S. yetkilileri, Azeri makamları ile anlaşma yaptı. Bu çerçevede Hatai ilçesinde çocuk köyü yapılması için 5 dönüm toprak ayrıldı. Ayrıca, faaliyetlerin hayata geçirilmesine engel olunmaması maksadıyla SOS yetkilileri, ülkede saygın bir yeri olan Azerbaycan Kadınlar Cemiyet'inden destek aldı. S.O.S. Vakfı, Karabağ'da şehit olan ailelerin ve göçmen kamplarında kötü şartlar altında yaşayan kimsesiz çocukları hedef seçtiklerini açıkladı. Ayrıca, Azerbaycan'da yetim çocukların barındırılması için Sovyet döneminde kurulan, hali hazır da bakımsızlıktan dökülen Internat tipli okullara maddi yardımda bulunma sözü verildi.

Daha önce Subat 1997'de Azerbaycan Çocuk Fonu ile 10 yıl geçerli bir anlaşma yaparak Azerbaycan'ın Lenkeran kenti ve işgalden kurtarılarak yeniden yapılandırılan Goradis kasabasında çocuk kampı kurmak için başvuruda bulunan S.O.S. Vakfı'nın faaliyeti bir süre önce şüpheli görülerek durdurulmuştu. Azerbaycan güvenlik birimleri tarafından yapılan inceleme sonucu, misyonerlik faaliyetinde bulundugu tespit edilen vakfın faaliyetleri, Azerbaycan CumhurBaşkanı Haydar Aliyev'in imzaladığı "Yabancı ülkelerin vatandaşları dini tebliğde bulunamazlar" şeklinde ki kararnamesi gerekçe gösterilerek dondurulmuştu. Vakıf, bu kararnameyi by-pass etmek için araziye uyarak çocuk köylerinde görev yapacak bekar annelerin Azeri vatandaşlarından oluşacağı yönünde güvence verdi. Ayrıca Azerbaycan'da saygın bir yeri olan Azerbaycan Kadınlar Cemiyeti'ni yanına çekmeyi başardı. Öte yandan S.O.S yetkililerinin, çocuk köylerinde görevlendireceği Azeri bakıcıları, Hıristiyanlığı benimsemiş Azeri vatandaşların içinden seçmesi tepkilere yol açtı. S.O.S'un bu tavrına 37 sivil toplum örgütünün üyesi olduğu Azerbaycan Gençlik Teskilatı Millî Konseyi Dini Araştırmalar Merkezi Başkanı Elçin Askerov tepki gösterdi.

Nuriyev, bir süre önce kapatılan daha önce Bakü Üniversite'sinde faaliyet gösteren Bibliya Enstitüsü tarafından 250 Azeri vatandaşına papazlık diploması verildiğine dikkat çekti. Nuriyev, "Sovyetler'in dağılmasından beri Hıristiyan misyonerlerin atış poligonuna döndük. Azerbaycan'da, misyoner teşkilat olduğunu gizlemeyen 11, gizleyen 38 Yabancı misyoner örgüt bulunuyordu. Azerbaycan güvenlik birimlerinin yanısıra Azeri gençlerinin de mücadele etmesi sonucu 20'sini durdurduk; 2 yıldır resmen faaliyet gösterenler yer altına çekilmişlerdi" dedi. (3)

Misyonerler Kuzey Irak'ta:

Misyonerler etnik özellikleri de bir propaganda fırsatı olarak değerlendirmektedir:

Bu arada gözden uzak kalan bir de Kuzey Irak Gerçeği vardır. Bugün Kuzey Irak, Amerikan mandası altında özerk bir devlet gibidir. Kuzey Irak, her bakımdan ABD'ye bağımlıdır. Buna bir de Papalığın devleti olan Vatikan'ın PKK'ya ve Apo'ya sahip çıkma mesajlarını eklerseniz proje daha somutlaşır. Bu konu ileride daha ayrıntılı olarak gelecek.

Bugün Kuzey Irak'ta hizmet veren gayr-i resmi gönüllü yardım kuruluşlarının çoğu misyonerlerin cirit attığı örgütlerdir. Türkmeneli Vakfı Başkanı Hasan Özmen'in bildirdiğine göre, Kuzey Irak'ta bulunan Erbil'de bugün 120 civarında önemli bir kısmı misyonerlik kuruluşu olan NGO (Non Governmental Organiation-Hükümet Dışı Kuruluşlar) faaliyet göstermektedir.

Misyonerler, maddi ve manevî boşlukları/zaafları iyi birer fırsat olarak değerlendirmektedir. Özellikle Demirperde'nin altıda dini bilgilerini büyük ölçüde unutan müslümanlar misyonerlerin gözdesi durumunda. Örneğin Arnavutluk. Arnavutluk Diyanet İşleri Başkanı Sabri Koçi, Arnavutluk'taki misyoner faaliyetlerinden yakınmaktadır. Ancak Koçi, ümitsiz de değil.

"Sabri Koçi, Arnavutluk'taki misyoner faaliyetlerine rağmen halkın İslam'a yöneldiğini söyledi. Koçi, müslümanların Enver Hoca döneminde gördükleri işkencelere rağmen İslam'ın Arnavutluk'taki geleceğinden oldukça ümitli. "Biz 50 yıl boyunca insanlık tarihinin en dinsiz, en din düşmanı rejimi altında yaşadık. İnsanlar şimdi özgür, komünist dönemde dinini muhafaza edenler şimdi imanlarına daha da sarılacaklar. Misyonerlerin malları ellerinde kalacak" yorumunu yapıyor.

Enver Hoca'yı 'firavun' olarak nitelendiren Koçi, ülkesinde İslam'ın geleceğinden ümitli olmakla birlikte misyonerlik faaliyetlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.'Komünizmden önce Arnavutluk'ta 1700 cami vardı. 50 yıl önce Kur'an'ı, namazı bilmeyen yoktu. Enver Hoca çoğunu yıktığı için şimdi sadece 300 kadar cami var. Komünizmden önce Tiran'da 3, İşkodra'da 5 kilise vardı. Ancak şu an Hıristiyanlar dağa taşa kilise yapıyorlar. Arnavutların İslam'ı kabul etmeden önce Hıristiyan olduğunu anlatmaya çalışıyorlar bu yolla. Tiran'ın güneyinde Fier denen bir kent var. Nüfusunun yüzde 80'i Müslüman ama misyonerler 1 milyon dolarlık bir kilise yapıyorlar. Enver Hoca'dan önce bütün Arnavutluk'ta 50 kilise vardı. Şimdi mantar gibi her yerde bitiyorlar". (5)

Misyoneler Kafkasya'da:

Bu bağlamda Kafkasya'daki hıristiyanlaştırma projelerine de değinmeliyiz. Rusya, Kafkasların hakimiyetinden çıkmasından ciddi bir biçimde kaygılanmaktadır. Çeçenlerin dört yüz yıla yayılan destansı direnişleri bütün bir Kafkasya'da özgürlük hareketleri doğurabilecek bir nitelik taşımaktadır. Batı'nın misyon örgütleri, Rusya'ya "Kafkas halklarını biz hıristiyanlaştıralım, siz de bu sayede bağımsızlık hareketlerinden kurtulun, kontrolü kaybetmeyin." diye akıl veriyor.

"Merkezi İsveç'te bulunan IBT (Institute of Bible Translation) İncil'i Adige, Kabartay, Osetin, Karacay, Çeçen, Nogay, Avar, Lezgi, Kumruk, Lak, Dargin, Tabsaran, Sakhur, Rutul, Agul, Andi ve Bezhti dillerinin bir kısmına tercüme ettirmiş,diğerlerine de ettirilmektedir. Yakında bu dillerin konuşulduğu bolgelere kiliselerini de kurmayı hedeflemektedirler . Bilhassa Batı ve Orta Kafkasya'da İslamiyet'in çok güçlü olmadığını düşünen misyonerler, söz konusu bölgedeki Müslümanları dinlerine kazandırma uğraşısı içerisindedirler. Bir Kafkasya uzmanı olan Ufuk Tavkul, 1990'li yıllarda Kafkasları defalarca ziyaret etmiştir. 1993 yılında Karaçay-Çerkez ve Kabardin-Balkar Cumhuriyetleri'ni ziyareti esnasinda, misyonerlerin, Karacay-Balkar diline tercüme edilmiş Hollanda basımı bir İncil'i bedava dağıttıklarını, ancak İslamiyet'e yönelen halkın bunlara pek itibar etmediğini tesbit eder. Ancak, 1996 yılında bölgeye yaptığı bir diğer seyahat esnasında Kislovodsk (Narsana) isimli Rus şehrinde yaşayan bazı Karaçay gençlerinin Hıristiyanlığı kabul ettiklerini gözlemler.

Kendi yayınlarında misyonerlere bilhassa şehirli, entellektüel ve karışık evlilik yapan insanlara yönelmeleri tavsiye edilmektedir." (6)

Burada örneklediğimiz propaganda alanlarının çoğunluğu misyon örgütleri için klasik sayılabilir. Ancak hıristiyan misyon örgütleri artık yepyeni çok daha dolaylı ama çok daha sinsi ve etkili alanlarda çalışmaktadırlar.

Yarın: Misyon Örgütleri ve Yepyeni Çalışma Alanları
 
Ali R. Bayzan / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.