logo
01 MAYIS 2026

Serçenin serüveni

07.09.2006 00:00:00
 Onu gördüğümde çalılıklar arasındaydı? Neşeyle ötüyordu. Yanına iyice yaklaştım. Daha yeni doğmuş. Kanatları minicik. Birden başımın üzerinde anne serçe belirdi. Korktu hayvancağız. Yavrusuna bir şey yapacağımı zannetti. Ben masum bir yavruya nasıl dokunabilirim.Hem ben insanım. Ancak hayvandan da aşağı olanlar masumlara kıyarlar?Oradan ne zaman geçsem o serçeye bakardım. Bir gün baktım yerinde yoktu. Oda ne? Meğer uçmaya başlamış serçecik?Bilgiç adam gibi, meğer saçaktan beni seyrediyormuş. Etrafta söğüt ve uzun kavak ağaçları vardı. Artık annesiyle beraber uçuyordu.Aradan zaman geçti. Serçenin ötüşmeleri de değişti. Hep küçük kalacak zannederdim. Büyüdü. Yuvasında gördüğüm yumurtalar ile artık o da yavru sahibi olmuş, hayatın yükünü yüklenmişti.Tarladan dönmüş harman yerindeki küçük kulübenin saçak kenarına gelmiştim. Serçeyi acı acı öterken gördüm. Ben kuş muyum ki halini anlayayım deyip geçecektim ki; sesini yükselterek ötmeye başladı. Başımı kaldırıp tekrar ona ve daha sonra yere baktığımda ne göreyim?Yavrularından biri yerde cansız olarak yatıyor? Meğer onun için sızlanıyormuş.O bir anne kuştu artık.Ben de üzüldüm. O da benim gibi evlat acısını yaşadı. Eve geldim gördüm ki üzüntüm devam ediyor. Çocuklar durumu fark edince sordular: Baba ne oldu. Bende serçeyi anlatınca, küçük çocuk: Baba biliyor musun o serçeye Halil'in oğlu taş attı. Kan beynime üşüştü sanki. Birden kalkıp Halil'in yanına gittim. Evdeydi. Kapıyı çaldım. Halil beni görünce hayrola dedi ne var? Senin çocuk serçelere, onların yuvalarına taş atıyormuş dedim. Halil hemen çocuğu çağırdı. Ona söylenenler doğru mu dedi. Çocuk boynunu büktü. Halil: Sen merak etme ben onunla konuşurum deyince sağ ol deyip serçenin yanına koştum.Sesini kesmiş manalı manalı bana bakıyordu.Aradan günler geçmiş işlerin çokluğundan, yorgunluktan eve geç saatlerde dönmekten serçeyi her zamanki gibi göremiyordum. Akşam eve geldiğimde bizim çocuk feryadı kopardı. Baba biliyor musun bugün serçenin başı kanıyordu. Ne, dedim ve hemen koşup saçağın yanına gittim. El feneri ile serçenin yuvasına baktım başı yaralıydı. Yoksa dedim, yine bir insan mı saldırdı. Serçe ses çıkaramıyordu. Onu hemen alıp eve getirdim. Başını yıkadım yarasını sardım. Gördüm ki başına pençe yemiş. Yırtıcı bir kuş saldırmış. Dedim ki senin ve bizim hayat mücadelemiz ne kadar da birbirine benziyor. Götürüp yuvasına bıraktım.Kış uzun sürüyordu buralarda. Merak ettim. O bu kışı nasıl geçirecek. Şükürler olsun iyiydi. Çalışkandı. Yavruları büyüyüp uçmaya başladılar.Harman zamanıydı. Biraz dinleneyim deyip doğruca serçenin yanına gittim. Baktım yuvada yoktu. Her halde dışarıdadır dedim. Ertesi gün baktım yine yuvada yoktu. Serçecik öldü herhalde dedim ve onu ilk gördüğüm yere çalılar arasına gidip baktım. Serçecik cansız bedeniyle oradaydı.Hayatlarımız birbirine ne kadar da benziyor ey serçecik dedim ve onu hürmetle alıp gömdüm. Bizler de doğup daldan dala konup göçmüyor muyuz? Hayat kısaca bu kadar?
 
Mustafa Sabri / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.