logo
28 EYLÜL 2026

Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü

Antalya'da silahlı kuyumcu soygununda öldürülen Abuzer Atakan Gür'ün ailesine 4 milyon 679 bin 831 TL tazminat ödenmesine ilişkin kararı, saldırganın eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle bozan Yargıtay, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi

13.08.2026 11:42:00
İHA
 
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Olay, 29 Ekim 2021 tarihinde Kepez ilçesi 15 Temmuz Şehitler Caddesi'ndeki bir kuyumcu dükkânında meydana geldi. Kar maskesiyle iş yerine giren şüpheli, silahla vurduğu çalışan Abuzer Atakan Gür'ü darbedip yeniden ateş açtıktan sonra yaklaşık 2 kilogram altını alarak kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Gür'ün hayatını kaybettiğini belirledi.






Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından Kütahya karayolunda yakalanan şüphelinin aracında ve üzerinde yapılan aramada Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, silaha ait şarjör, şarjör içerisinde 15 mermi, 100 bin TL, 1 kilogram külçe altın ve 177 gram saf altın ele geçirildi. Şüpheli S.Ö, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Gasp Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.








Yapılan araştırmalarda, 17 Ekim 2020 tarihinde Kepez ilçesindeki başka bir kuyumcuda meydana gelen silahlı yağma olayının şüphelisinin de S.Ö (29) olduğu tespit edildi. Her iki olayı da gerçekleştirdiğini itiraf eden S.Ö, emniyetteki işlemlerinin ardından 14 Kasım 2021 tarihinde çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Antalya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan S.Ö, tasarlayarak öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, nitelikli yağma suçundan 14 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.








Tazminat kararını Yargıtay bozdu

Abuzer Atakan Gür'ün yakınları, silahlı soygunun ardından işveren kuyumcu A.A. hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtı. Aile, iş yerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını öne sürerek, işverenin Gür'ün ölümünde sorumluluğunun bulunduğunu savundu.
Davayı karara bağlayan Antalya 4'üncü İş Mahkemesi, Gür'ün yakınlarına toplam 4 milyon 679 bin 831 TL maddi ve manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine hükmetti. İşverenin karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 10'uncu Hukuk Dairesi, saldırganın kuyumcu soygununu ve silahlı saldırıyı önceden planladığına dikkati çekerek yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, üçüncü kişinin ağır kusurlu eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiğini belirterek, tazminata hükmedilen kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Antalya 4'üncü İş Mahkemesi'ne gönderildi.









"Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?"

Gür ailesinin avukatlarından Elif Hondu Çil, müvekkillerinin Yargıtay kararına karşı yerel mahkemenin önceki kararında direnmesini talep ettiğini belirtti. Gür'ün ailesinin geçimini sağlamak için iş yerine gittiğini ve silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini ifade eden Çil, şunları söyledi: "Bugün yıllar sonra hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: Bir işçinin iş yerindeki güvenliği için alınması gereken önlemler alınmadıysa bu ölümde işverenin hukuki sorumluluğu nerede başlar, nerede biter' İş yerinde gerekli risk değerlendirmeleri yapılmamıştı. Gerekli önlemler alınmamıştı. Güvenlik amacıyla bulundurulması gereken bir silah ve alarm yoktu. Bu tespitlerin hepsi ilk derece mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme de Abuzer Atakan Gür'ün eşinin ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etti."

Yargıtay'ın işveren ile ölüm arasındaki nedensellik bağının kesildiğine hükmederek kararı bozduğunu dile getiren Çil, "Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin işçisini koruma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırır mı' Bu saldırı bir tesadüf değildi. Saldırgan, iş yerindeki para ve altınları almak amacıyla dükkâna gelmişti. Biz suçlunun bulunmasını istemiyoruz. Suç da suçlu da zaten belli. Bir işçinin çalıştığı iş yerinde güvenliğinin sağlanması için işverene yüklenen sorumluluğun bu olay özelinde neden yok sayıldığını sorguluyoruz. Hiçbir tazminat Abuzer Atakan'ı geri getirmeyecek. Ancak bir işçinin iş yerine giderken sahip olması gereken en önemli hak, evine sağlıklı dönebilmektir. Abuzer Atakan evine geri dönemedi. Şimdi sıra adalette" ifadelerini kullandı.








"Silahlı yağma öngörülebilir bir risk"

Ailenin diğer avukatı Serpil Alabaş da saldırganın aldığı cezayı tartışmadıklarını, itirazlarının işverenin sorumluluğunun tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu belirtti. Saldırganın temel amacının yağma olduğunu ifade eden Alabaş, "Ölüm, bu yağma eylemi sırasında meydana gelen sonuçtur. İşverenin mal varlığı zarar görmüş, işçi ise hayatını kaybederek bunun bedelini canıyla ödemiştir. Ailesi ve çocukları da destekten mahrum kalmıştır. Yalnızca üçüncü kişinin yağma kastının bulunması, işverenin çalışanını öngörülebilir bir riskten koruma yükümlülüğünü neden tamamen ortadan kaldırmaktadır" diye konuştu.

Yargıtay kararında işverenin risk değerlendirmesi yapmadığı, gerekli önlemleri almadığı ve iş güvenliği eğitimi vermediğinin kabul edildiğini savunan Alabaş, "Kuyumculuk faaliyetinde silahlı yağma öngörülebilir bir risk ise bu risk değerlendirilmemişken meydana gelen ölümün işverenin kusuruyla hiçbir bağlantısının bulunmadığı nasıl söylenebilir. İş yerinin güvenlik şartlarının, çalışma düzeninin, Cumhuriyet Bayramı'ndaki açılış saatinin ve alınan ya da alınmayan diğer önlemlerin araştırılması gerektiğini söylüyoruz" dedi.

Gür'ün ilk ateşin ardından yere düştüğünü, saldırganın daha sonra yanına giderek yeniden ateş ettiğini belirten Alabaş, "Abuzer Atakan Gür o sabah çalışmak için iş yerine girdi. Akşam evine dönmesi gerekiyordu ancak dönemedi. Talebimiz yalnızca tazminat değildir. İş yerinde hayatını kaybeden bir işçinin de işverenin koruma yükümlülüğü kapsamında olduğunun kabul edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.








"Çocuklarımın hakkını istiyorum"

Abuzer Atakan Gür'ün eşi Nurcan Gür ise iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, "Gelecek karardan çok umutluyduk fakat şu anda çok üzgünüz. Eşim geri gelmeyecek ancak iki çocuğuma bakmak ve onların geleceklerini hazırlamak zorundayım. Yerel mahkemenin adaleti yerine getirmesini istiyorum. Çocuklarımın hakkını istiyorum" dedi.
Gür'ün oğlu Gürkan Gür de yaşadıkları sürecin kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır olduğunu ifade ederek, "Yargıtay davamızı bozdu. Önceki yerel mahkeme kararında mahkemenin yeniden durmasını istiyoruz. Umutluyuz ve adalete güveniyoruz. Babam geri gelmeyecek ancak hakkımızı alabilme umuduyla mahkemenin kararını bekliyoruz" diye konuştu.İHA

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu

Eskişehir'de bir okulun yanındaki çöp konteynırda meydana gelen patlamalar ile ilgili polis çalışma yaptı. Patlamanın özel okul tarafından çöpe atılan kimyasal maddelerden kaynaklı olduğu tespit edildi

23.09.2026 12:27:00
İHA
 
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Okul yanındaki çöp kutusunda patlama paniğe neden oldu
Odunpazarı ilçesi Arifiye Mahallesi Tayfun Sokak üzerinde bulunan bir çöp konteynerinde peş peşe patlamalar meydana geldi. Konteynerden yükselen sesleri ve dumanı, hemen sokak yanında yer alan Adalet İlkokulu yetkilileri fark etti. Durumun vakit kaybedilmeden emniyet güçlerine ihbar edilmesi üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi.






Olay yerinde ve çevrede güvenlik önlemi alan ekiplerin yaptığı incelemelerde, patlamaya yakındaki bir özel okulun fen laboratuvarındaki deneylerde kullanılan kimyasal maddelerin çöpe bilinçsizce atılmasının neden olduğu tespit edildi. Kimyasalların tepkimeye girmesiyle yaşanan olayda şans eseri yaralanan olmazken, çevrede kısa süreli panik yaşandı.








Sorumsuzluk nedeniyle tehlikeye yol açan özel okul yönetimi hakkında polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.

Karadeniz'de fırtına etkili oluyor

DÜZCE(İHA) ' Düzce'nin Karadeniz'e kıyısı olan Akçakoca ilçesinde fırtına etkili oldu. Fırtına nedeniyle dalgalar dalgakıranları ve sahili dövdü, dalga boyu zaman zaman 5 metreyi buldu

23.09.2026 12:25:00
İHA
 
Karadeniz'de fırtına etkili oluyor
Karadeniz'de fırtına etkili oluyor
Karadeniz'e kıyısı bulunan Düzce'nin Akçakoca ilçesinde denizde fırtına etkili oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden yapılan tahminler doğrultusunda 23 Eylül Çarşamba bugün kuzey ve kuzeybatı yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde fırtına şeklinde eseceğini bildirdi.






Fırtınanın saat 14.00'e kadar etkisini sürdürmesi beklenirken Batı Karadeniz'de fırtına nedeniyle dalgalar 5 metreyi buldu. 






Olumsuz hava şartları nedeniyle denize açılamayan balıkçılar tekneleri limana demirledi.













Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı

Uşak'ın Banaz ilçesinde alkol yüklü tırın bariyere çarpıp devrilmesi sonucu sürücü yaralanırken, tır alev aldı

22.09.2026 13:34:00
İHA
 
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Kaza, Afyonkarahisar-Uşak kara yolu Hamam Boğazı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, E.T. (34) idaresindeki 33 BFP 866 plakalı tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce bariyere çarptı, ardından devrildi.






Devrilen tır alev alırken, ihbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazöz sevk edildi. Devrilme sonucu yaralanan sürücü, 112 Acil Sağlık ekiplerince Banaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.






Kısa sürede büyüyen yangın tırın tamamını sararken, alevler yol kenarındaki otluk ve ağaçlık alana da sıçradı. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü.








Yangın nedeniyle Afyonkarahisar-Uşak ve Uşak-Afyonkarahisar istikametleri trafiğe kapatıldı. Tırın kaldırılması ve yol temizleme çalışmalarının ardından her iki istikamet yeniden ulaşıma açıldı.

İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.