logo
23 TEMMUZ 2026

Spor, egzersiz ve aktif yaşamı günlük rutine dönüştürmek

Modern yaşamın getirdiği hareketsiz yaşam tarzı ve masa başı işler, kronik hastalıkları da beraberinde getiriyor

21.07.2026 00:35:00 / Güncelleme: 21.07.2026 08:13:18
Abdülkadir Gündoğdu
 
Spor, egzersiz ve aktif yaşamı günlük rutine dönüştürmek
Spor, egzersiz ve aktif yaşamı günlük rutine dönüştürmek
Modern yaşamın getirdiği hareketsiz yaşam tarzı ve masa başı işler, kronik hastalıkları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, spor ve egzersizin sadece bir hobi değil, kaliteli ve uzun bir ömür için zorunlu bir aktif yaşam stratejisi olduğunu vurguluyor.

Gelişen teknoloji, ulaşım kolaylıkları ve dijitalleşme yaşam kalitemizi artırıyor gibi görünse de insan biyolojisinin en temel ihtiyacı olan "hareketi" elimizden alıyor.

Gününün büyük bölümünü oturarak geçiren modern insan; obezite, kalp-damar hastalıkları, diyabet ve kronik stres gibi tehditlerle karşı karşıya. Bu noktada "aktif yaşam" kavramı, geçici bir heves veya dönemsel bir diyet trendi olmaktan çıkıp bir yaşam felsefesi haline gelmek zorunda.







Spor ve Egzersiz Arasındaki Farkı Bilmek

Aktif bir yaşama adım atarken yapılan en büyük hata, spor ve egzersiz kavramlarını birbirine karıştırmaktır. Bu durum, spora başlamak isteyen kişilerin gözünü korkutabiliyor. Oysa ikisi farklı ihtiyaçlara hizmet eder:

Spor: Genellikle belirli kuralları, rekabet unsuru ve performansa dayalı hedefleri olan organize aktivitelerdir (futbol, basketbol, tenis, yüzme yarışları vb.).

Egzersiz: Sağlığı korumak, zindelik kazanmak veya kilo kontrolü sağlamak amacıyla planlı, tekrarlı ve yapılandırılmış fiziksel aktivitelerdir (tempolu yürüyüş, fitness, pilates, yoga vb.).

Uzmanlar, profesyonel anlamda spor yapmasak bile, vücudumuzun motor fonksiyonlarını korumak için haftalık düzenli egzersiz programlarının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yetişkinlerin haftada en az 150 ila 300 dakika orta şiddette kardiyo (örneğin tempolu yürüyüş) yapmasını öneriyor.







Hareketi Hayata Entegre Etmek: Aktif Yaşam

Düzenli egzersiz yapmak için her gün saatlerce spor salonunda kalmanıza gerek yok. Aktif yaşam, gün içindeki küçük kararlarla başlar.

Asansör yerine merdivenleri tercih etmek, toplu taşımadan bir durak erken inip yürümek, masa başında çalışırken saat başı esneme hareketleri yapmak veya ev işlerini enerjik bir şekilde tamamlamak bile vücudun kalori yakımını ve kan dolaşımını ciddi oranda artırır.

Düzenli fiziksel aktivitenin vücudumuza faydaları ise saymakla bitmiyor:

Kardiyovasküler Sağlık: Kalp kasını güçlendirir, kan basıncını (tansiyonu) düzenler ve damar tıkanıklığı riskini azaltır.







Kas ve Kemik Yoğunluğu: Özellikle yaş ilerledikçe görülen kas kayıplarını (sarkopeni) ve kemik erimesini (osteoporoz) engeller.

Zihinsel Dönüşüm: Egzersiz sırasında salgılanan endorfin ve serotonin hormonları, stresi azaltır, anksiyete ile savaşır ve uyku kalitesini doğrudan artırır.







Sürdürülebilir Bir Rutin Oluşturmak

Spor ve aktif yaşamın fayda sağlamasının tek bir sırrı vardır: İstikrar. Ağır ve sürdürülemeyecek programlarla başlayıp ilk haftada bırakmak yerine, yaşam tarzınıza ve vücut yapınıza uygun, keyif aldığınız aktiviteleri seçmek en doğrusudur.

Unutmayın; hareket etmek, vücudunuza verebileceğiniz en güzel hediyedir. Sağlıklı bir yaşlılık dönemi geçirmek, enerjik uyanmak ve zihni berraklaştırmak için bugün atacağınız küçük bir adım, gelecekteki büyük sağlık yatırımı olacaktır.

Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü

Antalya'da termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı kentte vatandaşlar serinlemek için Konyaaltı Sahili'ne akın etti

22.07.2026 15:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü
Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü
Meteoroloji'nin günler öncesinden yaptığı yüksek sıcaklık uyarılarının ardından Antalya'da termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı kentte yerli ve yabancı turistler ile vatandaşlar serinlemek için Konyaaltı Sahili'ne akın etti.






Meteoroloji Bölge Müdürlüğü verilerine göre Antalya şehir merkezinde hava sıcaklığı 41 derece olarak ölçülürken, termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığı 30 dereceye ulaşırken, nem oranı ise yüzde 18 olarak kaydedildi.








Sıcaktan bunalanlar sahillere koştu

Yüksek sıcaklığı fırsata çeviren yerli ve yabancı turistler ile kent sakinleri, serinlemek için Konyaaltı Sahili'nde yoğunluk oluşturdu. Bazıları Akdeniz'in serin sularına girerek sıcak havadan korunmaya çalışırken, bazıları da şemsiye gölgelerinde vakit geçirdi. Sahilde bulunan bazı vatandaşlar ise falezlerden denize atlayarak serinlemeyi tercih etti. Öğle saatlerinde sahildeki hareketlilik dikkat çekerken, uzmanlar özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği saatlerde uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini hatırlattı.







"Sıcak olsa da Antalya buna değer"

Hatay'ın İskenderun ilçesinden tatil için Antalya'ya gelen Fatma Çürük, sıcak havaya rağmen kentin güzelliğine dikkat çekerek, "Antalya çok güzel. Sıcak olsa da buna değer. Biz de Hatay'dan geliyoruz, orası da çok sıcak. Bugün biraz yürüyelim dedik ama sıcak gerçekten etkiledi" dedi. Eşi Adem Çürük ise, "Antalya vazgeçilmezimiz. İki gündür sıcaklık oldukça yüksek ama her şeye rağmen görülmeye değer bir şehir" ifadelerini kullandı.







Konyaaltı Belediyesi'nden sıcak hava tedbiri

Yoğun sıcaklık uyarılarının yapıldığı günde Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan da sosyal medya hesabından aldığı tedbiri paylaştı. Kotan, aşırı sıcaklar nedeniyle sahada görev yapan belediye çalışanlarının 11.00 ile 15.00 saatleri arasında dinlendirileceğini duyurdu.

Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada ailenin avukatı Kemal Yavuz, soruşturmanın en önemli bölümünü hava hareketlerine ilişkin teknik verilerin oluşturduğunu söyledi. Yavuz, olay günü bölgede bulunan 3 askeri jetin, helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu bu iddiaları doğrulayabilecek radar kayıtlarının bulunduğu hard disklerin ise imha edildiğine ilişkin tutanaklara ulaştıklarını belirtti

21.07.2026 11:05:00 / Güncelleme: 21.07.2026 11:22:13
İHA
 
Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"
Yazıcıoğlu dosyası derinleşiyor: "3 askeri jet, helikopterin etki mesafesine girerek müdahale etti"
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmeye devam ediyor. Yazıcıoğlu davasına ilişkin ailenin avukatı Kemal Yavuz, İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulundu.

Dosyanın yıllar içerisinde önemli ölçüde genişlediğini belirten Av. Yavuz, "Dosyada daha önce 179 klasör vardı. Bugün geldiğimiz noktada bu sayı 190'ın üzerine çıktı. Dosyanın içerisinde bizim açımızdan en önemli iki konu hava hareketleri ve karbonmonoksit meselesidir. Karbonmonoksitin nasıl oluştuğu ve bunun helikopterin düşmesine ya da düşürülmesine etkisinin ne olduğuna ilişkin çalışmalar devam ediyor. Ancak şu anda bizim en fazla üzerinde durduğumuz konu hava hareketleridir. Baştan beri en önemli delil olarak bunu gördük" dedi.






"Veriler, askeri jetlerin helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu gösteriyor"

Hava hareketlerine ilişkin yıllardır çalışma yürüttüklerini ifade eden Yavuz, Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yapılan keşifte ulaşılan verilerin önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.

Yavuz, "Bölgede 3 askeri jetin olduğu, bunlardan 2'sinin Çukurca tarafından birleşerek kol uçuşuyla olay mahalline geldiği, yaklaşık 24 bin fitten alçaldıkları, bunlardan birinin daha da aşağı kayarak helikopterin üzerinden yaklaşık 560 knot hızla geçtiği, ardından yeniden yükselerek yaklaşık 590 knot gibi çok yüksek bir hızla helikopter enkazının bulunduğu bölgenin üzerinden geçtiği anlaşılıyor. Bu verileri 14 Mart 2014 tarihinde Erzurum Dumlu Radar Mevzi Komutanlığı'nda yaptığımız keşifte elde ettik. Elde ettiğimiz teknik veriler, askeri jetlerin helikopterin etki mesafesine girerek müdahalede bulunduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Bu keşiflerin yargı açısından tartışmasız delile dönüşebilmesi için askeri radar kayıtları ile savaş uçaklarının kendi radar ve görüntü kayıtlarının incelenmesi gerektiğini belirten Yavuz, "Bunun netleşebilmesi radar kayıtlarıyla mümkündür. Hem kara radarları hem de askeri jetlerin kendi radar ve görüntü kayıtları incelendiğinde etki mesafesine girilip girilmediği kesin olarak ortaya çıkacaktır" diye konuştu.








"Radar kayıtlarının bulunduğu hard disklerin imha edildiğine ilişkin tutanak gördük"

Soruşturma kapsamında 2025 yılında Diyarbakır'daki bir ana jet üssünde yapılan keşifte dikkat çekici bir kanıtlara ulaştıklarını ifade eden Yavuz, "Önce radar kayıtlarıyla ilgili farklı açıklamalar yapıldı. Daha sonra 2025 yılında Diyarbakır'da yaptığımız keşifte, olay saatlerine isabet eden radar kayıtlarının bulunduğu hard diskin imha edildiğine ilişkin tutanakları gördük. Bu kayıtların gerçekten imha edilip edilmediğini bilemeyiz ancak elimizde imha tutanağı var. Bu nedenle bu delillerin bizden gizlendiğini, dosyaya gönderilmek istenmediğini açıkça gördük. Burada delil karartma şüphesi bulunduğunu düşünüyoruz" dedi.

"Pilotların kimlikleri belli ama ifadeleri alınmadı"

Yavuz, "Dosyada uçakların kimlikleri de pilotları da belli. Ancak bugüne kadar yalnızca 2 pilotun ifadesi alındı. Diğer pilotların ifadeleri dahi alınmadı. Oysa bu kişilerin olayın aydınlatılması bakımından dinlenmesi gerekiyordu" ifadelerini kullandı.

Av. Yavuz, dosyada bütün bu verilerin önemli ölçüde oluşmuş olduğunu belirterek, "Örneğin Ali Armağan, biz başından beri söyledik, bu şahıs Sivas'tan gelirken de takip etmiş. Bu şahıs FETÖ'nün içerisinde etkin biri. Özellikle Adil Öksüz'le doğrudan 152 kez telefon teması var. 'Bu şahıs bu operasyonu yönlendirmiş, yönetmiştir' diye başından beri iddiamız vardı. Ve bu şahsın gözaltına alınmış olması, şu an tutuklanmış olması. Bu şahsın verdiği ifadelerin mahiyetinin dosyada gizlilik olduğu için bilmemekle birlikte şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, her ne kadar bunlar olayları inkarı seçmişler ise de şu an olayların daha netleştiği veriler itibariyle bunların askeri jetlerin oluşturdukları türbülansta helikopteri kasten, bile isteye düşürdükleri net olarak bize göre anlaşılmış durumda" dedi.








"16 yıldır aynı şeyi söylüyoruz"

Yavuz, yıllardır dile getirdikleri iddiaların bugün elde edilen yeni verilerle desteklendiğini savunarak, "16 yıldır biz bunu söylüyoruz. Bu da bugün daha da netleşmiş oldu. Bu bizim açımızdan sevindirici bir haber. 'Bu dosyada deliller varken bu hususlar neden gelişmiyor' diyecek olursanız, evet etkin bir irade gerekiyordu. Bu etkin iradeyi Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyayı Ankara'ya aldırmak suretiyle böyle bir irade bildirdi. Ve biz şundan memnunuz ki bu dosyaya bir devlet denetleme kurumu samimiyetle bakmıştı, suikast olabilir şüphesiyle bakmıştı. Bir de şimdi dosyayı inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki yetkili savcı arkadaşların bakış açılarının bu yönde olduğunu sevinerek müşahede ediyoruz. Ama burada üzerinde durulması gereken şey sonrasında bir örgütlü yapı var. Bu örgütlü yapının talebiyle, programıyla bunların gerçekleştirdikleri, olayın öncesi hazırlıklar, olay yaşanması, olaydan sonra gerçekleştirdikleri eylemlerle biz bu yapının nedenli olay üzerinde hakimiyet kurduğunu çok net olarak görüyoruz. Çünkü İsmail konuşmaya başladıktan sonra bunlar delil karartma, delilleri yok etmek, canlı kimseye ulaşılmasını önlemek için arama kurtarmaya dönüştürdüler" diye konuştu.








"Bu eylemi FETÖ'nün gerçekleştirdiğini düşünüyoruz"

Ortaya çıkan isimler ve delillerin belirli bir yapılanmaya işaret ettiğini savunan Yavuz, "Bu yapı içerisinde ortaya çıkan kişilere baktığımızda bunların FETÖ bağlantılı isimler olduğu görülüyor. O dönem Hava Kuvvetleri içerisinde en etkin yapılanmanın FETÖ olduğu dikkate alındığında bu eylemin FETÖ tarafından gerçekleştirildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanında örgüt mensubu olmayan bazı kişilerin de bu olayda kullanıldığını değerlendiriyoruz. FETÖ'nün çalışma sistemi bunu mümkün kılan bir yapıydı. Bu yapının içerisinde aktif olarak yer almayan kişilerin de bu olayda kullandığını net olarak kullanıldığını biliyoruz. Şuanda üzerinde operasyon yapılan 29 kişi bunlardan tutuklanan 19 kişi var. Bunlarla sınırlı değil bu iş başka unsurlar da var ve daha etkin faillerde var. Bu faillerin üzerine gidilmesi gerekiyor. Biz Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda gördüğümüz irade bunların tamamını gerçekleştirecek iradedir" şeklinde konuştu.

Batının ‘insan hakları’ istismarı

İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır

18.07.2026 00:38:00
Haber Merkezi
 
Batının ‘insan hakları’ istismarı
Batının ‘insan hakları’ istismarı
İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Bu husus dünya ülkelerinin insan hakları ihlalleri konusunda hazırladıkları raporlarda da görüldüğü gibi tamamen siyasi bir boyut kazanmıştır.

Mesela, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin insan hakları konusunda birbirlerini eleştirdikleri örneğine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.







Oysa bu ülkelerdeki bazı insan hakları ihlalleri hakkında Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların pek çok raporu var. AB üyesi ülkelerin birçoğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle açılmış pek çok dava ve verilmiş karar mevcuttur. 

Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda İtalya aleyhindeki başvurular Türkiye'nin yedi misli, Fransa aleyhindekiler Türkiye'nin üç misli, İngiltere aleyhindekiler de Türkiye'den çok fazla olmasına rağmen, AB üyeliği konusunda Türkiye'nin önüne getirilen ilk mesele insan hakları ihlalleridir.

Bu bağlamda, Lozan'da azınlık olarak sayılmayanlara azınlık statüsünde haklar verilmesi ve böylece Türkiye'nin parçalanmasının önünü açacak düzenlemelerin insan haklarıdır denilerek yerine getirilmesinin istenmesi düşündürücüdür.







Türkiye'yi ziyaret eden AB üyesi ülkelerinin Dışişleri bakanları resmi programlarında olmamasına rağmen, özellikle bazı dernek yetkilileri ile görüşmeler talep etmekte, hapishaneleri ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu talepler, özellikle AB kapısında yarım asırdır bekletilen Türkiye'ye karşı, Avrupa'nın elindeki "insan hakları" kozunun bir yansımasıdır.

Şurası bir gerçek ki, uluslararası arenada özellikle Türkiye için insan hakları denilince; hakların temini ve her türlü yaşam koşullarının iyileştirilmesinden değil, siyasi taleplerin yerine getirilmesinden bahsedilmektedir.

Geçmişi sömürgeciliğe dayanan devlet anlayışlarında insan, bu kurumun devamında vazifeli bir araçtan öteye gidememiş, devletin devamına katkısı oranında hak sahibi olabilmiştir.







Bugün, Afganistan veya Irak'ta yaşanan katliamlar, ırza geçmeler, çocuk ölümleri dikkate alındığında; kapitalist sistemlerde insanın bu sistemin devamını sağlama dışında bir değerinin olmadığı açıkça görülmektedir.

Devletlerarası hukukta yüzlerle ifade edilebilecek konunun ele alındığı insan hakları sözleşmeleri yürürlüktedir. Ekonomik, sosyal, kültürel haklar, soykırımın önlenmesi, köleliğe karşı sözleşmeler, işkencenin önlenmesi konusunun ele alındığı metinler, kadınların ve çocukların haklarının ayrıntılı olarak yazıldığı sözleşmeler, işçi hakları vs. konuların yazılı hale getirildiği bu çalışmaların hepsi yalnızca kağıt üstünde kalmaktadır.

Emperyalizmin etkisindeki devletlerin halkları için hak sahibi olmak söz konusu değildir. Küreselleşen günümüz sisteminde ise, hak sadece belli devletlerin elinde devletlerin çıkarları için kullanılan birer araçtır. Güçlü olanların her zaman haklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor

Yaz tatillerini memleketlerinde geçirmek isteyen gurbetçiler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden çıktıkları binlerce kilometrelik yolculuğun ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapıyor. Uzun yolculuğun yorgunluğunu sınır kapısından geçer geçmez unuttuklarını söyleyen gurbetçiler, Türk bayrağını görmenin ve ezan sesini yeniden duymanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu ifade etti

17.07.2026 12:41:00
İHA
 
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en büyük kara hudut kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı'nda yaz sezonuyla birlikte gurbetçi yoğunluğu yaşanıyor. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden yola çıkan gurbetçiler, yıllık izinlerini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek için ana vatana geliyor. Kavurucu sıcaklara ve uzun yolculuğun yorgunluğuna rağmen memleketlerine ulaşmanın sevincini yaşayan gurbetçiler, sınır kapısından içeri girdikleri ilk anda hissettikleri duygunun her şeye değdiğini belirtiyor. İlk duraklarının anne-babaları, akrabaları ve yıllardır özlemini çektikleri memleketleri olduğunu söyleyen gurbetçiler, Türkiye ile bağlarının hiçbir zaman kopmadığını dile getiriyor.






"Ezan sesine hasret kalıyoruz"

Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıkan Gökhan Koçak, "Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıktım, Ankara'ya sevdiklerimi görmeye gidiyorum. Ülkeye ilk girdiğimde her zamanki gibi yine çok duygulandım. Yolun verdiği yoğunluğu ve yorgunluğu ülkemize girer girmez unutuyorum. Çünkü bu bambaşka bir duygu. Öncelikle bayrağımızı görmek, ardından ezan sesini duymak insanı çok etkiliyor. Evet, Avrupa'da ezan sesine hasret kalıyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde ezan dışarıya verilmediği için bunu yaşayamıyoruz. Bu yüzden ülkemize geldiğimizde ilk hissettiğimiz şeylerden biri de ezan sesi oluyor. Burada doğup büyüdüm, sonradan yurt dışına gittim. Her sene olduğu gibi bu yıl da ülkeme gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah iznim güzel geçer. Sağ salim geldik, dönüşte de yine sağ salim dönmeyi nasip etsin" dedi.








"Yorgunluğumuzu ülkeye girince unutuyoruz"

Eda Nur Koçak ise, "Maalesef Fransa'da bunlar yok, hasret kalıyoruz. Çok mutluyuz. Tabii ki yol yorgunuyuz ama ülkeye giriş yaptığımız andan itibaren bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Rabbim, memleketine gelmek isteyen herkese bunu nasip etsin inşallah. Şu anda eşimin ailesinin yanına gidiyoruz. Onları da çok özledik. Çok mutluyuz. Yolumuzun büyük kısmını tamamladık. İnşallah Ankara'ya sağ salim ulaşacağız" dedi.








"Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor"

Fransa'da yaşayan Enes Dağlar, "Fransa'da yaşıyorum, memleketim Sivas'a gidiyorum. Gurbet zor. Anne ve babadan ayrı kalınca daha da zor oluyor. Ama aileniz yanınızdaysa orada da normal bir hayat sürüyorsunuz. Ben beş yıl öncesine kadar Türkiye'de yaşıyordum. İnşaat sektöründe, demir işinde çalışıyordum. Evlendikten sonra Fransa'ya yerleştim. Türkiye'de sabah 08.00'de iş başı yapıyordum. Fransa'da ise sabah 06.00'da kalkıyorum. Patron beni 06.30-06.40 gibi alıyor, yine 08.00'de iş başı yapıyoruz. Orada herkes kendi yemeğini götürüyor. Çalışma düzeni farklı. Maddi anlamda alım gücü biraz daha rahat olabilir ama ben Türkiye'ye para için gelmiyorum. Ben annemle babamı görmek için geliyorum. İki yıldır memleketime gelemiyordum. Bu yıl kavuşacağım için çok heyecanlıyım. Onlar da beni heyecanla bekliyor. İnşallah kazasız belasız varırız. Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor. İnsan 'Çok şükür evime geldim' diyor. Bunu anlatmak gerçekten çok zor. Rabbim bütün gurbetçi kardeşlerimize, ağabeylerimize ve ablalarımıza kazasız belasız memleketlerine gelip dönmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.

Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu

Antalya'nın Manavgat ilçesinde kamulaştırma bedellerini alamayan 20 vatandaşın avukatı tarafından Manavgat Belediyesi'nde haciz işlemi gerçekleştirildi. Haciz işlemini gerçekleştiren Avukat Emre Erdoğan, yaklaşık 60 milyon lirayı bulan kamulaştırma bedeline karşılık toplam 7 milyon değerinde 3 aracın yediemine çekildiğini söyledi

16.07.2026 11:29:00
İHA
 
Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu
Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu
Kamulaştırma bedellerini alamayan 20 vatandaşın avukatı tarafından Manavgat Belediyesi'nde gece yarısı haciz işlemi gerçekleştirildi. Manavgat Belediyesi üst düzey yöneticilerinin makam aracı olarak kullandığı 3 araç Avukat Emre Erdoğan ve Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekiplerinin gözetiminde yediemin otoparkına götürülürken, Side Hizmet binasında haczedilen bir araç ise kapalı otoparkta olması nedeniyle yediemin otoparkına çekilemedi.






Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan Avukat Emre Erdoğan, "20 dolayında müvekkilimin mülkleri otopark olarak kullanılmak üzere Manavgat Belediyesi tarafından kamulaştırılmıştı. Ne var ki Manavgat Belediyesi bugüne kadar kamulaştırma bedellerini ödemedi. Müvekkillerim adına Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmış olduğumuz dava karara bağlandı. Mahkemenin kararı doğrultusunda haciz işlemi gerçekleştiriyoruz. Müvekkillerimin Manavgat Belediyesinden kamulaştırma bedeli olarak alacağı yaklaşık 60 milyon liradır. Şu an 3 makam aracı yediemin otoparkına çekildi, bir araç ise Side'de bulunan hizmet binasının kapalı otoparkında olması nedeniyle yediemine çekilemedi. Haczedilen araçların tahmini değeri 7 milyon lira dolayındadır" dedi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.