İktidarın resmi ve gayri resmi ortaklarından ve tabii bizzat işin içindekilerden her hangi biri ile karşılaşıp hal-hatır ettikten sonra şunu da eklemeyi ihmal etmiyorlar, “Allah bu günümüzü aratmasın, çok iyiyiz, şükretmek lazım, beterin beteri var”.
İma yolu ile, satır aralarında muhataplarına şunu demek istiyorlar; siz zaman zaman hükümeti ve destekçilerini eleştiriyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, bu haliniz şükürsüzlüğün ifadesidir falan…
Ne gibi?
Adam cebinizden yüz lirayı çarpıp kaçıyor, siz hem koşuyor hem de “insaf, eve gidecek dolmuş param kalmadı” diye bağırıyorsunuz. Çırpıcı vatandaş çıkarıp bir on lira atıyor önünüze ve siz başlıyorsunuz adama teşekkür etmeye, övgüler dizmeye…Ne kadar insaflı, ne kadar merhametli, ne kadar insancıl olduğunu anlata anlata bitiremiyorsunuz. Olaya şahit olan biri diyor ki, arkadaş bu adam senin doksan liranı haksız yere cebine indirdi, seni çarptı, çırptı, ne merhametinden bahsediyorsun?
Siz ne diyorsunuz; “buna da şükür, hiç vermeye bilirdi, yüz liranın tamamını götürebilirdi, onun için teşekkür borçluyum”.
Bir şekilde iktidardan nemalanan resmi ve gayri resmi ortaklarının taktikleri bu, daha kötü günler olabilir, buna da şükür, eleştirmek yersiz.
Bizlere; “susun, siz de alkışlayanlar arasına katılın” diye çağrı yapan yandaşlara ve candaşlara bir fotoğraf armağan etmek istiyoruz.
Sadi Somuncuoğlu, 8 Aralık 2012 tarihinde Yeni Çağ gazetesindeki köşesinde yayınladı, yandaşlara armağan olsun:
“E-posta ile bir mektup geldi. Şöyle: “Bu ay Samos adasına gittim. Orada Yunanlı bir arkadaş, kendi liderleri dahil en sevdiği ve saygı duyduğu liderin Erdoğan olduğunu söyledi, ben şaka yapıyor diye güldüm. Çok ciddiyim, dedi. Sebebini sordum:
‘Bak dostum dedi, bütün ömrüm Türkiye’nin ülkemize olan tehdidi ile geçti. Şimdi Erdoğan’ın sayesinde çok rahatız.
1- Atatürk’e tarihten gelen bir nefretimiz var, Erdoğan Atatürk’ü bitirdi.
2- Dünyanın en güçlü ordularından birine sahiptiniz, onu da darmadağın etti, komutanları hapse attı. Bu ordu bir daha toparlanamaz. Siz 80 milyonsunuz, biz 10 milyon, ne kadar ürkütücü değil mi?
3- Erdoğan tüm azınlıklara kendi devletlerini kuracağı yolu açtı. Yakında 5-6 yeni devlet kurulur ve nüfuslarımız eşitlenir.
Daha ne yapsın, 80 yıldır bizim politikacılarımız Erdoğan’ın yaptıklarının onda birini yapamadılar. İşte saygım ve sevgim bu yüzden.’
Ben buz kesildim. Farkında değilim gözümden yaşlar akıyor, tıkandım. Arkadaşım Costas fırladı peçete ile yüzümü sildi, bir yandan özür diliyor, fakat teselli edecek kelimeler bulamıyordu.
Bir daha oralara gitmem, gerçeği tokat gibi vuruyorlar suratımıza. Burada oturur yandaş gazete okur koyun gibi yaşarım. Taa ki kesim gününe kadar.
Yurdanur AKGÜN
Sürüdeki koyunlardan biri...”
İma yolu ile, satır aralarında muhataplarına şunu demek istiyorlar; siz zaman zaman hükümeti ve destekçilerini eleştiriyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, bu haliniz şükürsüzlüğün ifadesidir falan…
Ne gibi?
Adam cebinizden yüz lirayı çarpıp kaçıyor, siz hem koşuyor hem de “insaf, eve gidecek dolmuş param kalmadı” diye bağırıyorsunuz. Çırpıcı vatandaş çıkarıp bir on lira atıyor önünüze ve siz başlıyorsunuz adama teşekkür etmeye, övgüler dizmeye…Ne kadar insaflı, ne kadar merhametli, ne kadar insancıl olduğunu anlata anlata bitiremiyorsunuz. Olaya şahit olan biri diyor ki, arkadaş bu adam senin doksan liranı haksız yere cebine indirdi, seni çarptı, çırptı, ne merhametinden bahsediyorsun?
Siz ne diyorsunuz; “buna da şükür, hiç vermeye bilirdi, yüz liranın tamamını götürebilirdi, onun için teşekkür borçluyum”.
Bir şekilde iktidardan nemalanan resmi ve gayri resmi ortaklarının taktikleri bu, daha kötü günler olabilir, buna da şükür, eleştirmek yersiz.
Bizlere; “susun, siz de alkışlayanlar arasına katılın” diye çağrı yapan yandaşlara ve candaşlara bir fotoğraf armağan etmek istiyoruz.
Sadi Somuncuoğlu, 8 Aralık 2012 tarihinde Yeni Çağ gazetesindeki köşesinde yayınladı, yandaşlara armağan olsun:
“E-posta ile bir mektup geldi. Şöyle: “Bu ay Samos adasına gittim. Orada Yunanlı bir arkadaş, kendi liderleri dahil en sevdiği ve saygı duyduğu liderin Erdoğan olduğunu söyledi, ben şaka yapıyor diye güldüm. Çok ciddiyim, dedi. Sebebini sordum:
‘Bak dostum dedi, bütün ömrüm Türkiye’nin ülkemize olan tehdidi ile geçti. Şimdi Erdoğan’ın sayesinde çok rahatız.
1- Atatürk’e tarihten gelen bir nefretimiz var, Erdoğan Atatürk’ü bitirdi.
2- Dünyanın en güçlü ordularından birine sahiptiniz, onu da darmadağın etti, komutanları hapse attı. Bu ordu bir daha toparlanamaz. Siz 80 milyonsunuz, biz 10 milyon, ne kadar ürkütücü değil mi?
3- Erdoğan tüm azınlıklara kendi devletlerini kuracağı yolu açtı. Yakında 5-6 yeni devlet kurulur ve nüfuslarımız eşitlenir.
Daha ne yapsın, 80 yıldır bizim politikacılarımız Erdoğan’ın yaptıklarının onda birini yapamadılar. İşte saygım ve sevgim bu yüzden.’
Ben buz kesildim. Farkında değilim gözümden yaşlar akıyor, tıkandım. Arkadaşım Costas fırladı peçete ile yüzümü sildi, bir yandan özür diliyor, fakat teselli edecek kelimeler bulamıyordu.
Bir daha oralara gitmem, gerçeği tokat gibi vuruyorlar suratımıza. Burada oturur yandaş gazete okur koyun gibi yaşarım. Taa ki kesim gününe kadar.
Yurdanur AKGÜN
Sürüdeki koyunlardan biri...”
Aziz Karaca / diğer yazıları
- İnsafı tüketen toplumlar / 04.05.2026
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026


























































