Takviminiz olmasa, aydan günden haberdar olmasanız bile, bu günlerde çevrenizde şahit olduğunuz tatlı telaşa bakarak onbir ayın sultanının teşrif vaktinin, bir ok atımı kadar yaklaştığını farkedebilirsiniz.
Anadolu irfanından kaynaklanan güzel bir gelenektir yüzyıllardır sürüp gelen. Her yıl Ramazan çok aziz bir misafir olarak karşılanır, çevre temizliğinden ev temizliğine tepeden tırnağa bir güzel temizlik yapılır. Analarımız, bacılarımız, eşlerimiz daha bir telaşlıdırlar bugünlerde. Bir yandan temizlik faaliyetleri sürerken bir yandan da yufkalar açılır, erişteler kesilir, kadayıf stokları gözden geçirilir.
Zekatla mükellef olan zenginlerimiz, özellikle gıda maddelerinden zekat verecek olanlarımız hazırladıkları poşetleri, paketleri bir an evel yoksul ailelere ulaştırma gayretindedirler.
Ramazan girmeden onların iftarlık ve sahurlukları evlerine girmelidir.
Köylüsünde kentlisinde, kadınında erkeğinde, amirinde memurunda bütün bir toplumda Ramazan sevinci, heyecanı damarlardaki kan gibi dolaşmaktadır bugünlerde.
Kervan yoruldukça yükün ağırlaşması gibi her geçen gün yoksulluk yükünün ağırlaştığı, işsizliğin arttığı; dolayısıyla bir tas sıcak çorbaya muhtaç olanların listesine yenilerinin eklendiği günümüzde, zekatın, sadakanın, yardımın önemi, anlamı elbette ki bir başka olacaktır.
IMF'nin merhametini beklemeden bu ülkenin insanları olarak birbirimize merhamet etmek zorundayız. Rabbimizin merhametine mazhar olmanın yolu da buradan geçiyor.
Böylesine bir heyecanın yaşandığı, hazırlıkların yapıldığı bugünlerde meraklıları için yüz yıl önceki mutfağımızdan bir yemek listesi sunmak istiyorum. Hemen kaydedelim ki, üç gündür size tanıtmaya çalıştığımız Bayburtlu Celali'nin Yemek Destanı'dır size sunacağımız.
Unutulanların yeniden mutfağımıza kazandırılması umuduyla:
Bismillah okundu ince taama
Zağbal kuru kaymak durdu selama
Baklava bal börek koç içi helva
Döktük orta yere harman eyledik
Deli kaymak doldu doldu boşandı
Peynir ile ziynetlendi döşendi
Tel helvası bize hançer kuşandı
Kurutlu hasılı kalkan eyledik
Erişte de der ki sıra benimdir
Saçlarda kavrulup yanan serimdir
Kara kavut der ki Mevla Kerimdir
Nice dişsizleri mihman eyledik
Yumurta da der ki benim başçavuş
Kurutlu kalacoş önümden savuş
Piyazlı köfte der imdada kavuş
Biz de bu meclise devran eyledik
Boynunu büküyor sarığı burma
Güneşin gözünü tutmuştu hurma
Soğanlı biberli reyhanlı dolma
Çıktık Kerbela'yı seyran eyledik
Dut soyma kaysefe hele ne ise
Kabak bin naz ile girdi meclise
Çil horoz pörkünü giyindi herse
Orda beşyüz horoz kurban eyledik
Aşık Celali de aşka dalalı
Et yahnisi gelip bahse gireli
Ömrümün burcunu söktü sirkeli
Bu dolapta bir gün mihman eyledik.
Anadolu irfanından kaynaklanan güzel bir gelenektir yüzyıllardır sürüp gelen. Her yıl Ramazan çok aziz bir misafir olarak karşılanır, çevre temizliğinden ev temizliğine tepeden tırnağa bir güzel temizlik yapılır. Analarımız, bacılarımız, eşlerimiz daha bir telaşlıdırlar bugünlerde. Bir yandan temizlik faaliyetleri sürerken bir yandan da yufkalar açılır, erişteler kesilir, kadayıf stokları gözden geçirilir.
Zekatla mükellef olan zenginlerimiz, özellikle gıda maddelerinden zekat verecek olanlarımız hazırladıkları poşetleri, paketleri bir an evel yoksul ailelere ulaştırma gayretindedirler.
Ramazan girmeden onların iftarlık ve sahurlukları evlerine girmelidir.
Köylüsünde kentlisinde, kadınında erkeğinde, amirinde memurunda bütün bir toplumda Ramazan sevinci, heyecanı damarlardaki kan gibi dolaşmaktadır bugünlerde.
Kervan yoruldukça yükün ağırlaşması gibi her geçen gün yoksulluk yükünün ağırlaştığı, işsizliğin arttığı; dolayısıyla bir tas sıcak çorbaya muhtaç olanların listesine yenilerinin eklendiği günümüzde, zekatın, sadakanın, yardımın önemi, anlamı elbette ki bir başka olacaktır.
IMF'nin merhametini beklemeden bu ülkenin insanları olarak birbirimize merhamet etmek zorundayız. Rabbimizin merhametine mazhar olmanın yolu da buradan geçiyor.
Böylesine bir heyecanın yaşandığı, hazırlıkların yapıldığı bugünlerde meraklıları için yüz yıl önceki mutfağımızdan bir yemek listesi sunmak istiyorum. Hemen kaydedelim ki, üç gündür size tanıtmaya çalıştığımız Bayburtlu Celali'nin Yemek Destanı'dır size sunacağımız.
Unutulanların yeniden mutfağımıza kazandırılması umuduyla:
Bismillah okundu ince taama
Zağbal kuru kaymak durdu selama
Baklava bal börek koç içi helva
Döktük orta yere harman eyledik
Deli kaymak doldu doldu boşandı
Peynir ile ziynetlendi döşendi
Tel helvası bize hançer kuşandı
Kurutlu hasılı kalkan eyledik
Erişte de der ki sıra benimdir
Saçlarda kavrulup yanan serimdir
Kara kavut der ki Mevla Kerimdir
Nice dişsizleri mihman eyledik
Yumurta da der ki benim başçavuş
Kurutlu kalacoş önümden savuş
Piyazlı köfte der imdada kavuş
Biz de bu meclise devran eyledik
Boynunu büküyor sarığı burma
Güneşin gözünü tutmuştu hurma
Soğanlı biberli reyhanlı dolma
Çıktık Kerbela'yı seyran eyledik
Dut soyma kaysefe hele ne ise
Kabak bin naz ile girdi meclise
Çil horoz pörkünü giyindi herse
Orda beşyüz horoz kurban eyledik
Aşık Celali de aşka dalalı
Et yahnisi gelip bahse gireli
Ömrümün burcunu söktü sirkeli
Bu dolapta bir gün mihman eyledik.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
























































