Millet işinde gücünde, kendi halinde, çoluk çouğunun rızkı için uğraşıp didinirken, atadan, dededen kendisine intikal eden toprağı işlemeyi ağaçları budamayı, sahip olduğu bağını-bostanını yeşertmeyi sürdürürken son çeyrek asırda bir şeyler oldu ve millet kendini dert denizinin ortasında buldu.
Bu milletin başına bu türlü türlü dertleri kim ya da kimler açtı?
Bu denizin ortasına bu milleti kimler ve hangi hakla attılar?
Dert denizinde yüzmeyi bile öğrenemeden, bu dev dalgalar arasında mücadele şekillerinin talimini ve terbiyesini dahi almadan, alamadan bu milleti bu denizin tam orta yerine kimler attı?
Eski Türkiye'de her hangi bir köy halkı, bir kasaba halkı bir sabah kalktığında zeytin bahçeleri içinde, bağ ve bostanlarının orta yerinde iş makinaları ile kepçelerle ve dozerlerle karşılaşmazdı, hiç tanımadığı insanlar tarafından önleri kesilmez, yolları kesilmez, tapulu arazilerine girmeleri engellenmezdi.
Eski Türkiye'de kötülükler bu kadar dal budak salmamıştı, çirkeflikler toplumun kılcal damarlarına kadar sirayet etmemişti ve kötüler bu kadar pervasız dört tarafa at oynatır halde değildi.
Zenginle fakir arasındaki uçurum bu kadar korkunç boyutlara ulaşmamıştı, yetimin ve yoksulun gözyaşlarını nisan yağmuru zanneden bir avuç mutlu azınlık, azgınlığına azgınlık katarak yaşamaya cesaret edemezdi eskiden.
Bu gün olduğu gibi eski Türkiye'de yumurta çalan yaka paça gözaltına alınıp tutuklanırken koca koca çiftlikleri içindeki tüm hayvanatı, nebatatı ve her çeşit varlığı ile üzerine geçiren arsızlar ve nitelikli hırsızlar içeri girseler bile kısa süre içinde tahliyeler yaşayamazlardı.
Yumurta çalan içerde çiftliği başı ile ayağı ile götürenler neredeyse teşvik alanlar listesindeler.
Çevrelerini dev dalgalarla kuşattığınız ve gerçekten bir dert denizi oluşturduğunuz bu çilekeş millet bu dalgalardan nasıl kurtulacak, sahil-i selamete nasıl çıkacak?
İstiklal marşımızda ifade edildiği üzere; 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda' olan bu mübarek topraklarda bu kadar kötülük nasıl üredi, türedi, bu kadar kötünün ve kötülüğün üreyebileceği vaziyete hangi ara geldi?
İçerde oluşturulan set denizinin dev dalgaları ile boğuşmak zorunda kaldığımız yetmezmiş gibi, bir de haçlı-siyonist cinayet şebekesi daha büyük dert denizleri oluşturdular.
Bir gün inşallah bu denizler kurur, kurutulur da içindeki timsahlar âleme ibret için orta yerde kalakalırlar.
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- Arka plan körlüğü katmerleşiyor / 02.04.2026
- Bir fitneden sakının ki… / 01.04.2026
- Bu dua başka dua / 28.03.2026
- Çağın Nemrutları ateş topunu büyütme gayretindeler / 19.03.2026


























































