Trump ve Netanyahu iktidarda olduğu sürece...
İran yönetimi, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı konusunda geri adım atmayacağını açıkladı
19.09.2026 17:53:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İran yönetimi, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı konusunda geri adım atmayacağını açıkladı.
İran Dini Lideri Mojtaba Hamaney'in siyasi danışmanı Muhammed Bagher Zolqadr, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görevde kaldığı sürece boğazın açılmayacağını söyledi. Tahran'ın açıklaması, bölgedeki savaşın enerji ve deniz ticareti üzerindeki baskısını yeniden artırdı.
"Trump ve Netanyahu iktidarda olduğu sürece…"

İran Dini Lideri'nin siyasi danışmanı Muhammed Bagher Zolqadr, 17 Eylül'de yaptığı açıklamada İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açmayacağını söyledi.
Zolqadr, İran'ın resmi haber ajansı ISNA'ya yansıyan açıklamasında, "Trump ve Netanyahu iktidardan indirilene kadar Hürmüz Boğazı'nı açmayacağız" mesajını verdi. İranlı yetkili, boğazın kapalı tutulmasını savaşta hayatını kaybedenlerin intikamının "ilk aşaması" olarak nitelendirdi.
Bu açıklama, Tahran'ın Hürmüz'ü yalnızca askeri bir unsur değil, aynı zamanda ABD ve İsrail üzerindeki stratejik baskı aracı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Hürmüz neden bu kadar önemli?

Hürmüz Boğazı; İran ile Umman arasında, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan stratejik bir deniz geçiş noktası.
Dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin önemli bölümünün bu güzergâhtan geçmesi nedeniyle boğazdaki herhangi bir uzun süreli kesinti yalnızca bölge ülkelerini değil, Asya'dan Avrupa'ya kadar küresel enerji piyasalarını etkiliyor.
Reuters'ın 18 Eylül tarihli verilerine göre perşembe günü Hürmüz'den yalnızca 4 ticari emtia gemisi geçti. Bu sayı önceki gün 6, son 10 günlük ortalama ise 16 gemiydi.
Dolayısıyla İran'ın "açmayacağız" açıklaması, yalnızca siyasi bir mesaj olarak kalmıyor; küresel deniz taşımacılığı açısından da doğrudan sonuç doğuruyor.
Savaşın enerji faturası büyüyor
Boğazdan geçen tanker sayısındaki düşüş, petrol ve doğalgaz sevkiyatının aksaması ihtimalini artırıyor. Daha önceki dönemlerde Hürmüz'ün yeniden açılması için yürütülen diplomatik girişimler de gündeme gelmişti. Ancak son açıklama, İran'ın şu aşamada boğazın tamamen normalleşmesini savaşın siyasi sonuçlarına bağlı gördüğünü gösteriyor.
Washington'dan "büyük karar" mesajı
İran'ın resti, Trump yönetiminin savaşın geleceği konusunda yeni kararlar tartıştığı bir döneme denk geldi.
Trump, 17 Eylül'de yaptığı açıklamada İran konusunda önünde "büyük bir karar" bulunduğunu söyledi ve savaşın nasıl sürdürüleceğine ilişkin seçenekleri değerlendirdiğini belirtti.
Böylece Washington ile Tahran arasındaki gerilim yeniden kritik bir noktaya taşındı.
Tahran, boğazın açılmasını Trump ve Netanyahu'nun siyasi geleceğine bağlarken, ABD ise İran üzerindeki askeri ve ekonomik baskıyı sürdürüyor.
Bu durumun en önemli sonucu ise savaş alanının İran, İsrail ve ABD ile sınırlı kalmaması.
Hürmüz'deki her yeni gerilim, petrol tankerlerinden enerji fiyatlarına, sigorta maliyetlerinden küresel ticaret zincirlerine kadar dünyanın geri kalanını da etkiliyor.
İran Dini Lideri Mojtaba Hamaney'in siyasi danışmanı Muhammed Bagher Zolqadr, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu görevde kaldığı sürece boğazın açılmayacağını söyledi. Tahran'ın açıklaması, bölgedeki savaşın enerji ve deniz ticareti üzerindeki baskısını yeniden artırdı.
"Trump ve Netanyahu iktidarda olduğu sürece…"

İran Dini Lideri'nin siyasi danışmanı Muhammed Bagher Zolqadr, 17 Eylül'de yaptığı açıklamada İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açmayacağını söyledi.
Zolqadr, İran'ın resmi haber ajansı ISNA'ya yansıyan açıklamasında, "Trump ve Netanyahu iktidardan indirilene kadar Hürmüz Boğazı'nı açmayacağız" mesajını verdi. İranlı yetkili, boğazın kapalı tutulmasını savaşta hayatını kaybedenlerin intikamının "ilk aşaması" olarak nitelendirdi.
Bu açıklama, Tahran'ın Hürmüz'ü yalnızca askeri bir unsur değil, aynı zamanda ABD ve İsrail üzerindeki stratejik baskı aracı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Hürmüz neden bu kadar önemli?

Hürmüz Boğazı; İran ile Umman arasında, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan stratejik bir deniz geçiş noktası.
Dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin önemli bölümünün bu güzergâhtan geçmesi nedeniyle boğazdaki herhangi bir uzun süreli kesinti yalnızca bölge ülkelerini değil, Asya'dan Avrupa'ya kadar küresel enerji piyasalarını etkiliyor.
Reuters'ın 18 Eylül tarihli verilerine göre perşembe günü Hürmüz'den yalnızca 4 ticari emtia gemisi geçti. Bu sayı önceki gün 6, son 10 günlük ortalama ise 16 gemiydi.
Dolayısıyla İran'ın "açmayacağız" açıklaması, yalnızca siyasi bir mesaj olarak kalmıyor; küresel deniz taşımacılığı açısından da doğrudan sonuç doğuruyor.
Savaşın enerji faturası büyüyor
Boğazdan geçen tanker sayısındaki düşüş, petrol ve doğalgaz sevkiyatının aksaması ihtimalini artırıyor. Daha önceki dönemlerde Hürmüz'ün yeniden açılması için yürütülen diplomatik girişimler de gündeme gelmişti. Ancak son açıklama, İran'ın şu aşamada boğazın tamamen normalleşmesini savaşın siyasi sonuçlarına bağlı gördüğünü gösteriyor.
Washington'dan "büyük karar" mesajı
İran'ın resti, Trump yönetiminin savaşın geleceği konusunda yeni kararlar tartıştığı bir döneme denk geldi.
Trump, 17 Eylül'de yaptığı açıklamada İran konusunda önünde "büyük bir karar" bulunduğunu söyledi ve savaşın nasıl sürdürüleceğine ilişkin seçenekleri değerlendirdiğini belirtti.
Böylece Washington ile Tahran arasındaki gerilim yeniden kritik bir noktaya taşındı.
Tahran, boğazın açılmasını Trump ve Netanyahu'nun siyasi geleceğine bağlarken, ABD ise İran üzerindeki askeri ve ekonomik baskıyı sürdürüyor.
Bu durumun en önemli sonucu ise savaş alanının İran, İsrail ve ABD ile sınırlı kalmaması.
Hürmüz'deki her yeni gerilim, petrol tankerlerinden enerji fiyatlarına, sigorta maliyetlerinden küresel ticaret zincirlerine kadar dünyanın geri kalanını da etkiliyor.










































































