Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz bence çok dikkate değer bir ihtiyat uyarısı yaptı.Hükümete şirin gözükmek için yaptığı klasik değerlendirmeler bir yana bazı cümlelerini oldukça dikkatli irdelemek gerekiyor.Siyasilerin kendilerine muhalif her türlü düşünceyi bir şekilde ekarte etmeye çalıştığı demokratik(!) bir dönemde bürokratların da ihtiyatlı olması gayet normal.Bürokratlar ister istemez çift yönlü söylem kullanmak zorunda kalıyor.Bir tarafta Hükümetin hedef tahtası olmamak için ekonomiyi tozpembe göstermeye çalışan zorunlu ifadeler, bir tarafta da gizleyemedikleri gerçekleri yansıtan satır arası elastiki sözler.Bu devirde siyasetçi olmak da zor, bürokrat olmak da...Mecburen çift kişilikli gibi davranmak zorunda kalıyorsunuz.Neyse, olayın psikolojik tahlilini bir kenara bırakalım ve bizi bu düşüncelere iten Merkez Bankası Başkanı'nın açıklamalarına biraz değinelim.Bakın ne diyor Sayın Yılmaz:"Bir takım ekonomik verilerde iyileşme var ama bu artıya geçiş değil; kötüleşmenin hızının azalması. Verilerdeki iyileşmeye rağmen ihtiyatlı davranmak gerekiyor."Yılmaz, ayrıca hala düşüşün devam ettiğini, fakat baş aşağı 150 kilometre hızla giden arabanın 120-130 kilometre hıza düştüğünü, içinden geçilen olayın bu olduğunu söyledi.Yılmaz'ın özellikle "tünel" örneği çok dikkat çekiciydi:"En kötü arkada kalmış' gibi ifadeler kullanılıyor dedik, ama bir parantez açarak 'ama' dedik. İhtiyatı elden bırakmayalım. Bu artıya geçiş değil, negatif hızın kesilmesi. Tünelin içine girdik, zifiri karanlıktı öbür tarafta ışık göründü. Bu ışık araba mı, yoksa çıkışı mı gösteriyor belli değil. Bu nedenle ihtiyatlı olalım"Böyle kritik bir dönemde Merkez Bankası Başkanı daha ne desin.Anlayana her şeyi ifade etti.Ekonominin gidişatı öyle Sayın Başbakan'ın dediği gibi değil.Zifiri karanlık bir tünelde el freni çekik vaziyette gaza basarken, ya da ters istikamette hızla giderken sağ salim bir çıkış beklemek oldukça büyük bir hayaldir.Zaten karşıdan farı yanık bir arabanın gelme ihtimalinin yüksek olmadığı bir durumda bir bürokrat kalkıp da bu misali vermez. Bir tehlike görmüyorsa, durup dururken niye kendini riske atıp topun ucuna koysun. Her türlü kumpasın yapıldığı bugünlerde bürokratların son noktaya gelmeden olumsuz konuşması mümkün değildir.Tabii biz bu yazıları yazdıktan sonra yüz seksen derece farklı içeriği olan açıklamalar yapılacaktır, ya da suni bir takım gündemlerle konular sulandırılacaktır ama bu yakın zamanda yaşayacağımız gerçekleri ortadan kaldırmayacaktır.Şu iyileşme konusunda da bir iki cümle yazalım.Kıştan bahara ve yaza doğru geçerken, ekonomi rakamlarında -her ne kadar doğruları yansıtmasa da- küçük bir iyileşme olması normaldir. Neden mi?Soğuklar bitti, başta doğal gaz ve elektrik giderleri azaldı; okullar kapandı, okul masrafları kalktı. Doğal olarak vatandaşa harcamak için daha fazla para kaldı.Başka? Bu dönemlerde turizmde de bir canlanma oluyor. Bu ve benzeri sebeplerde dolayı talep zorunlu olarak artıyor ve bu da çok cüz'i de olsa sanayi, istihdam rakamlarına olumlu yansıyor.Bu sebeple doğru olan bir önceki aya göre ekonomi rakamlarını mukayese etmek değil, bir önceki yılın aynı dönemine göre mukayese etmektir.Şubatı şubatla, mayısı mayısla, eylülü ise eylülle mukayese edeceksin ki doğru bir değerlendirme olsun.Bu şekilde rakamlar incelendiğinde bir iyileşme olmadığı, krizin daha da derinleştiği görülecektir.Örneğin, geçen yılın Mart ayında yüzde11 olan işsizlik, bu yılın aynı ayında yüzde 15.8 'e yükseldi. İşsiz sayısı 1 milyon 244 bin kişi arttı.Sanayicinin cirosu Nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17.1, siparişleri ise yüzde 20.4 azaldı.Merkezi Yönetim Bütçesi, bu yılın 5 ayında 20 milyar 683 milyon lira açık verdi.İşte gerçek bu... Yani karşıda tünelin çıkışındaki ışık değil, üzerimize hızla gelen bir arabanın farı var. Veriler bunu söylüyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026
- Küresel hegemonyanın kanlı bilançosu / 27.04.2026
- ABD’den diplomasi maskeli kuşatma / 26.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026
- Küresel hegemonyanın kanlı bilançosu / 27.04.2026
- ABD’den diplomasi maskeli kuşatma / 26.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026

























































