HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 EYLÜL 2021, PAZAR

Türk musikisi eser formları - 2

04.07.2021 00:00:00
'Türk musikisi eser formları - 2' seslendirme dosyası:
Son hânede, usûl geçkisi yapılır. En çok 6/8 Yürük Semâî usûlüne geçilir. 6/4 Sengin Semâî, 10/16 Yürük Curcuna, 9/8 Yürük Aksak, 3/4 Semâî, 7/8 Devr-i Hindi ve daha başka usûl geçkileri de yapılmıştır. Son hâne nâdiren tek parçalıdır. Hemen daima birden fazla, ekseriya iki parçalı olur. Üç ve dört parçalılar da vardır. Her parça arka arkaya iki defa tekrar edilerek bir sonraki parçaya geçilir. Bu son hânede birden fazla usûl geçkisi de yapılabilir. Son parçanın sonuna doğru icra yavaşlatılır ve eserin hemen bitmek üzere olduğu intibaı verilir. Fakat bir müddet sükûttan sonra mülâzime, hafif (piano) ve yavaş (andante) olarak icra edilir. İkinci icrasında ise teslim, hem kuvvetli (forte), hem yürük (hızlı, presto) hem de ekseriya dekreşendo (bir müzik eserinde gerçek anlamda seslerin daha da veya gittikçe zayıflayacağını belirten harekettir.) ve accelerando (bir parça çalınırken gittikçe hızlandırılması gerektiğini belirtir.) dur. Bu tarz icra umumiyetle klâsik saz semâîlerinin ruhuna uygun düşer. Saz Semâîsi klâsik fasılda, yürük semâî biter bitmez, araya usûl ve ölçü fâsılasıkoymaksızın hemen ona bağlamak suretiyle icra edilir. Her hânede makam geçkisi yapılabilir. Büyük geçkiler umumiyetle ikinci ve daha çok üçüncü hânede görülür. Bazen son hânede başka makamdan olur.
   Saz Semâisi, dikkate değer ve estetik maksatları ifade etmeye müsait bir formdur. Türk Musıkîsinde mutlaka geleceği olacaktır. XX. asırda bazı bestekârlar bu şekli yeni tarzlarda tecrübe etmişlerdir. (Ferit Alnar, Refik Talât Alpman, Refik Fersan, Ahmet Sedat Öztoprak, Münir Mazhar Kamsoy, Reşat Aysu vs.)
 
c) TASVİR: Bir olayı, tabiattaki herhangi bir hadiseyi veya bir duyguyu müzik diliyle anlatan saz eserlerine "Tasvir" adı verilir. Çok geniş kapsamlı olmasına rağmen, çok az yazılan tasvir türü eserlerin usûlü, ritmi bestekârın arzusuna kalmıştır. Peşrev ve saz semaileri gibi belirli hâneleri yoktur. Konunun durumuna göre birden fazla hâneleri bulunabilir.

d) MEDHAL: Genellikle bir topluluğun programı başlamadan, toplu halde sazların çaldığı küçük saz eserlerine "Medhal" adı verilir. Medhal formu eserlerinin, hâne ve teslim gibi bölümleri, kaideleri yoktur. İcra edilecek makama girinceye kadar serbest olarak bestekârın duyuşuna göre, 16 ile 32 ölçülük bölümlerde olabilir. Medhallerin en büyük özelliği peşrev ve saz semailerinde bulunan hâne ve teslim kaidelerinin olmaması, serbest icra edilmesidir. Yine bu iki formdan farkı, fasıllardan önce çalınmamasıdır.
Medhal, tek bir sazla yapılan Taksim formunun derli toplu; bir usûle uydurulmuş nota ile çalınan değişik bir şeklinden ibarettir. Medhalin tarihçesi pek eski değildir. Son devir bestelkârları tarafından yazılmış ve benimsenmiştir. Günümüzde bu form üzerinde uğraşan bestekârların başında Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca bulunmaktadır.
 
e) TAKSİM: Tek bir sazla, makamların ses dizilerinde dolaşmaya, "Taksim" adı verilir. Taksim formunun batı müziğindeki karşılığı impruvize dir. Taksim, bir saz eserine veya bir şarkıya başlanılmadan evvel icra edilecek makamın seslerinde güzel nağmelerle seyir yapmak (dolaşmak) tır. Taksim yapılırken girilecek makamın güçlüsü, asma kalışı ve durağı bilhassa belirtilir. Şu halde Taksim, usûle uyulmadan icra edilecek eserin makamına, usûlüne, uslûbuna uygun bir şekilde, bir seyir ile durak sesinin bağlantısından ibarettir de denilebilir.
   Türk mûsıkîsinde bir eserin icrasına geçmeden önce taksim yapmak adet olmuştur. Taksim yapmak suretiyle meşhur olmuş pek çok sâzendemiz vardır. Tanburî Cemil Bey bu konuda virtüöz mertebesine ulaşmış bir sanatkârdır.
   Taksim'in ritmik yapısı, genellikle "serbest" veya "ritimsiz" olarak tanımlanmış ve üzerinde pek az çalışılmıştır. Taksim ile çeşitli sözel formlar arasında benzerlik kuran Türk müzisyenlere göre duraklamalar, bir sanatçının müzikal söyleminde noktalama işareti yerine geçmektedir. Taksimlerdeki duraklamalara atfedilen hitâbî önem ve onların kullanımının tahlilinde karşımıza çıkan yapısal düzen göstermektedir ki, usta müzisyenler doğaçlamaları işlevsel ve yapısal olarak kullanmaktadır.

Taksim (Taqsim: Bölmek) Arapça bir kelime olup; müzikal anlamda Arap ve Klâsik Türk Musikisi'nde bir doğaçlama biçimidir. Amacı kendinden sonra çalınacak sözlü veya sazlı eserin makamını tanıtmak olan taksim, zamanla gelişerek Türk sâzendelerinin müzikal ve sanatsal ifade şekillerinin en önemli formu haline gelmiştir.
   Etno müzikoloji literatüründe taksimin kendine özgü ritmik yapısı; serbest, ölçüsüz veya genel olarak akıcı ritm olarak tanımlanmaktadır. Türk müzikoloji literatüründe taksim, genelde ölçü kriteri (usûlü) az olan veya hiç olmayan, genellikle de "usûlsüz" olarak ifade edilir. Soyutluk, esneklik ve taksimin ritminin tanımlanamaması, muhtemelen müzik literatürünün çoğunda taksimin ritmik özelliklerinden ziyade, melodik özelliklerine vurgu yapılmış olması nedeniyledir.
f) ARANAĞME: Bazı eserlere başlanırken hemen girişte, yalnız sazların çaldığı küçük bir bölüm bulunur. Buna giriş müziği, yaygın bir deyimle de aranağme adı verilir. Bir eserin başında olduğu kadar, ortasında ve sonunda bulunan aranağmelere de rastlanır. İki kıt'alı bir şarkıda eserin ortasında, iki kıtanın arasında bir aranağme bulunabilir veya hiç olmayabilir…
Aranağmelerin özelliği, eserin ruhuna uygun, aynı ritm ve karakterde, eseri tamamlayıcı nitelikte olmasıdır. Eski eserlerin birçoğunda aranağme bulunmazdı. Günümüzde ise aranağmesiz pek az eser şarkı yapılmaktadır. Bilhassa son devirlerde yapılan şarkıların her satırında iki güfteyi birbirine bağlayan bir veya birkaç ölçülük müzik nağmeleri bulunur. Bu tür müzik parçaları; sadece iki cümleyi birbirine bağlayan nağmeler, aranağme değildir.
Türk dil kurumu'nun tanımı: Küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına veya başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça.
Hâfız Ahmet Kibritçioğlu, Sadettin Kaynak hocayla sohbetlerinden birinde, kendisine neden saz eseri bestelemediğini sorduğunda, Sadettin Kaynak: "Öbür bestekârların şarkılarının çoğunda aranağme var mı? Yok. Ben şarkılarımın neredeyse hepsinin başına, bir bakıma şarkının "takdimi" gibi gördüğüm, düşündüğüm, uzun ve anlamlı, uyumlu aranağmeler koyarım. Hiç birbirine ve başkalarınınkine benzemeyen, sadece o şarkıya ve ifadesine uygun, ona münhasır bir aranağme. Aslında ben aranağmeyi yaparken şarkıyla beraber, hatta daha fazla güfteyi düşünürüm. Sanki o aranağme, güftenin aranağmesidir. Başka hiçbir eserimde de azıcık benzerini bile kullanmam. Tekrara düşmemek için elimden geleni yaparım. Defalarca değiştiririm, onlarca defa yenisini yapar, en fazla ruhumu okşayanını kesinleştiririm." demiştir.
Sazında söz sahibi bir sanatkâr ve bestekâr Cinuçen TanrıkorurSadettin Kaynak'ı anlattığı, "Türk Mûsikîsi İçinde Sâdeddin Kaynak" başlıklı yazısının bir bölümünde: "…Bu fantezilerinde kendisi esasen bir saz sanatçısı olmadığı halde, son derece parlak ve orijinal, enstrümantal giriş ve bağlantı bölümleri vardır. Bu saz bölümlerinde bestecinin imzası o kadar belirgindir ki, herhangi bir parçasının giriş sazı başlar başlamaz dinleyen, anonsu duymamış dahi olsa parçanın Sâdettin Kaynak'ın olduğunu hemen anlar." şeklinde ifade etmiştir.
 
g) OYUN HAVASI: İnsanlarda coşku uyandıran, yalnızca sazların çaldığı saz eserlerine oyun havası adı verilir. Türk müziği formlarından, ritm unsuru önemli olan bir formdur. Küçük usûllerle ölçülmüş olan oyun havaları mahalli dans ve oyunlar için de yazılmıştır. Çiftetelli, zeybek, longa, sirto, horon, hora, bar, halay, köçekçe gibi pek çok şekilleri vardır.
 
Sözlü(güfteli) yapılan eser formları, ikiye ayrılır: 1) Dîni Musıkî: Türk dinî musıkîsi yüzyıllar boyu yaşanan İslâmî hayatın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'in prensipleri, Hz. Peygamber ve ashabının uygulamaları yanında tasavvufun ortaya çıkışından sonra bu doğrultuda teşekkül eden dinî hayat zamanla câmîlerde, tekkelerde, muhtelif tarîkat toplantılarında yapılan ibadetler ve zikir esnasında çeşitli vesilelerle icra edilen ve dinî musîki adını alan bir musîkiyi meydana getirmiştir. 2) Din dışı(Lâ dinî) musıkî.
 

 
Ayhan Haksal / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

04.07.2020, 04.07.2019, 04.07.2018, 04.07.2017, 04.07.2016, 04.07.2015, 04.07.2014, 04.07.2013, 04.07.2012, 04.07.2011, 04.07.2010, 04.07.2009, 04.07.2008, 04.07.2007, 04.07.2006, 04.07.2005, 04.07.2004, 04.07.2003, 04.07.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.