Türk otomotiv sanayisinde çifte kıskaç
Türkiye’nin lokomotif sektörü otomotiv sanayisi, 2026 yılının ilk üç çeyreğinde yüksek maliyetler ve küresel ticaret savaşlarının gölgesinde zorlu bir dönemden geçiyor. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre toplam üretimde kayda değer düşüşler yaşanırken, küresel markaların Türkiye’deki üretim tesisi planlarında kritik strateji değişiklikleri dikkat çekiyor
Eyüp Kabil





Yılın ilk yarısında toplam otomotiv üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 gerileyerek 663 bin adet seviyelerine çekilirken, en sert düşüş %16 ile binek otomobil segmentinde hissedildi. Ticari araç grubundaki sınırlı üretim artışı ise genel düşüşü dengelemekte yetersiz kaldı.
BYD Manisa planını askıya aldı, rota Macaristan
Sektörün iç dinamiklerindeki daralmanın yanı sıra, doğrudan yabancı yatırım tarafında da ezber bozan gelişmeler yaşanıyor. 2024 yılında Türkiye'de yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımlarla yıllık 150 bin araç kapasiteli bir fabrika kuracağını açıklayan Çinli otomotiv devi BYD, Manisa'daki yatırım planlarını askıya aldığını doğruladı.
Şirketin üst yönetiminden gelen son açıklamalara göre, yatırım takviminde bir numaralı öncelik Macaristan'daki yeni fabrikaya kaydırıldı. Fabrika inşasının henüz başlamadığı Manisa projesindeki bu duraksamanın temel nedenleri arasında; Avrupa Birliği'nin Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik uyguladığı gümrük tarifelerini aşma stratejisi ve Brüksel'in "Avrupa içi üretime öncelik" politikası gösteriliyor. BYD'nin, gümrük duvarlarını doğrudan AB sınırları içerisinden aşmak adına kıtada 3 montaj tesisi ve 1 batarya fabrikası kurmaya odaklandığı belirtiliyor.
Chery sıfırdan fabrika yerine "dönüşüm" modellere yöneliyor
Türkiye pazarına yatırım yapması beklenen bir diğer küresel güç Chery tarafında da strateji değişikliği netleşti. Türkiye'de sıfırdan bir yeşil alan (greenfield) fabrikası kurma planları zemin kaybeden şirket, küresel üretim ağını genişletmek için mevcut tesisleri devralma modeline ağırlık veriyor.
Halihazırda İspanya'daki eski Nissan fabrikasını dönüştürerek montaj faaliyetlerine başlayan marka, Avrupa genelindeki kapasitesini artırmak için sıfırdan tesis inşa etmek yerine, kıtadaki diğer eski ve atıl fabrikaları satın alıp dönüştüreceğini duyurdu. Bu durum, Türkiye'nin milyar dolarlık yeni otomotiv üretim üssü olma hedeflerinde küresel stratejilerin ne denli belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Maliyet baskısı ve elektrikli dönüşüm riski
Sektör temsilcileri, Türk otomotiv sanayisinin çip tedarikindeki öncelik kaymaları, artan lojistik maliyetleri ve gümrük düzenlemeleriyle baskılandığına dikkat çekiyor.
Geleneksel içten yanmalı motor üretiminde güçlü bir altyapıya sahip olan Türkiye'nin, dünyada hızla yayılan elektrikli ve hibrit araç ekosistemine tam entegrasyon sağlayamaması halinde küresel rekabette pazar payı kaybetme riski bulunuyor.
Sektörün önümüzdeki dönemdeki kaderini, yerli üretim hatlarının teknolojik dönüşüm hızı ve küresel markalara sunulacak yeni nesil teşvik modelleri belirleyecek.













































































