logo
21 EYLÜL 2026

Türkiye’de binden fazla yerel üzüm çeşidine ev sahipliği yapıyor

Anadolu, binlerce yıllık geçmişiyle bağcılığın ve üzümün ana vatanı olarak kabul edilen en kadim coğrafyalardan biridir

21.09.2026 13:17:00
Hasan Gündoğdu
 
Türkiye’de binden fazla yerel üzüm çeşidine ev sahipliği yapıyor
Türkiye’de binden fazla yerel üzüm çeşidine ev sahipliği yapıyor
Farklı iklim kuşaklarının, toprak yapılarının ve mikroklimaların birleştiği Türkiye; sofralık, kurutmalık, şıralık vs. olmak üzere binden fazla yerel üzüm çeşidine ev sahipliği yapmaktadır.






Doğu Anadolu'nun sert ikliminden Ege'nin ılıman esintilerine, İç Anadolu'nun volkanik topraklarından Akdeniz'in güneşi bol yamaçlarına kadar uzanan bu zenginlik, Türkiye'yi küresel bağcılık haritasında benzersiz bir konuma taşır.






Bölgelere Göre Öne Çıkan Yerel Üzüm Çeşitleri

Ege Bölgesi: Zarafet ve Tatlılık

Türkiye'de bağcılığın ve üretimin kalbi sayılan Ege, özellikle çekirdeksiz üzüm çeşitleri ve yüksek asiditeli karakterli üzümleriyle öne çıkar.

Sultani Çekirdeksiz: Manisa ve Denizli yöresiyle özdeşleşen bu çeşit, hem taze tüketim hem de kurutmalık olarak Türkiye'nin ihracat şampiyonudur. İnce kabuklu, yeşilimsi sarı taneli ve dengeli bir tatlılığa sahiptir.

Çalkarası: Denizli'nin Çal Yöresi'ne özgü, yüksek asiditesi ve canlı meyve aromalarıyla bilinen siyah bir üzümdür. Özellikle sofralık olarak tercih edilir.

Sultaniye & Bornova Misketi: İzmir ve civarında yetişen Bornova Misketi, yoğun parfümsü kokusu, tropikal meyve ve narenciye aromalarıyla Türkiye'nin en aromatik beyaz üzümüdür.






İç Anadolu Bölgesi: Volkanik Karakter ve Dayanıklılık

Sert karasal iklim ve volkanik tüflü topraklar, İç Anadolu üzümlerine yüksek asidite, mineralite ve güçlü bir gövde kazandırır.

Kalecik Karası: Ankara'nın Kalecik ilçesinden tüm dünyaya tanınan bu çeşit, ince kabuklu ve orta tanelidir. Kırmızı meyve (çilek, ahududu) aromaları ve zarafetiyle dikkat çeker.

Öküzgözü (Elazığ / Malatya Sınırı): İri taneleri ve koyu rengiyle gözü andırdığı için bu ismi almıştır. Yüksek asiditesi ve canlı meyvemsiliği ile öne çıkar.

Emir: Nevşehir ve Kapadokya bölgesinin volkanik topraklarında yetişen beyaz bir çeşittir. Yüksek asiditesi, ferahlatıcı mineral yapısı ve yeşil elma aromalarıyla bilinir.






Doğu ve Güneydoğu Anadolu: Tanen ve Derinlik

Sıcak gündüzler ile serin gecelerin yarattığı kontrast, bölge üzümlerinde kalın kabuk, yoğun renk ve sert tanen yapısı oluşturur.

Boğazkere: Diyarbakır ve Mardin yöresinin simgesi olan bu siyah üzüm, kalın kabuklu ve küçük tanelidir.

Körşah (Köşne) ve Şire Üzümü: Gaziantep, Adıyaman ve Kilis hattında geleneksel olarak pestil, pekmez ve sucuk yapımında (şıralık) kullanılan yüksek şeker oranına sahip yerel türlerdir.






Akdeniz ve Marmara: Çeşitlilik ve Miras

Marmara (Papazkarası & Karalahna): Tekirdağ ve Kırklareli (Trakya) hattında yetişen Papazkarası, dengeli asiditesi ve derinliği ile Trakya bağcılığının en eski değerlerindendir. Bozcaada'nın rüzgarlı iklimine uyum sağlayan Karalahna ve Kuntra ise adanın bağcılık kimliğini oluşturur.

Akdeniz (Ser Sergi & Merlot Adapte Türler): Toroslar'ın yüksek rakımlı yaylalarında yetişen yerel çeşitler, görece yüksek asiditelerini koruyarak kurutmalık ve pekmezlik olarak değerlendirilir.






Kullanım Alanlarına Göre Üzüm Sınıflandırması

Kullanım alanlarına göre öne çıkan üzüm çeşitleri ve bunların belirgin özellikleri şöyledir:

Sofralık: Yalova İncisi, Alphonse Lavallée, Trakya İlkeren, Razakı. İri taneli, çıtır dokulu, estetik salkım yapısı.

Kurutmalık: Sultani Çekirdeksiz, Besni (Peygamber Üzümü). Yüksek şeker oranı, ince kabuk, çekirdeksiz/yumuşak çekirdek.

Şıralık / Geleneksel: Kabarcık, Dimrit, Horoz Karası. Yüksek şıra verimi; pekmez, pestil ve kırma yapımına uygunluk.






Türkiye Bağcılığının Geleceği ve Yerel Miras

Son yıllarda küresel ölçekte artan "yerel ve otantik tatlar" arayışı, Anadolu'nun unutulmaya yüz tutmuş genetik mirasını tekrar gündeme taşımıştır. Narince (Tokat), Sungurlu (Çorum) ve Foça Karası gibi endemik türler üzerinde yürütülen ıslah ve koruma çalışmaları, Türkiye'nin gastronomi turizminde ve tarımsal ihracatında üzümü stratejik bir değer haline getirmektedir.

Anadolu üzümleri; yalnızca bir tarım ürünü değil, binlerce yıldır bu topraklarda süregelen bağ bozumu geleneklerinin, mutfak kültürünün ve coğrafi kimliğin yaşayan birer belgesidir.

Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.

Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"

Bölgede etkili olan şiddetli sağanak yağış sonrası meydana gelen heyelanda 3 katlı bir binanın altındaki toprak kütlesi koptu

19.09.2026 19:31:00
İHA
 
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Doğu Karadeniz genelinde dün akşam saatlerinde başlayan kuvvetli yağış bölgede hayatı olumsuz etkiledi. Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Merkez Mahallesi'nde aşırı yağışlar sonucu heyelan meydana geldi. Yamaçtan kopan dev toprak kütlesi, 3 katlı bir konutun alt kısmını boşaltarak yapının askıda kalmasına yol açtı.
 







Olay anında yaylada olduğunu ve haberi sonradan aldığını belirten ev sahibi Fatma Şimşek, "Dün akşam burada bir afet oldu, çok büyük bir yağmur yağdı. O an kimse bir şey duymadı. Evin altı tamamen koptu. Sabahleyin oğlum kalkıp çaya giderken evin dibinin çöktüğünü görmüş. Ben yayladaydım, beni aradığında şok oldum. Geldiğimde bu manzarayla karşılaştım" dedi.








Sabah saatlerinde çay biçmek için uyanan eşinin durumu fark etmesiyle dışarı çıktıklarını dile getiren Ayşe Şimşek ise "Sabah saat 05.00-05.30 sularıydı. Eşim çay biçmeye gitmek için kalkmıştı. Çocuğun üzerini örttükten sonra dışarıdaki yağmura bakmak için camdan başını uzattı. Toprağın kaydığını görünce hemen yanıma gelip 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı. Çocukları alelacele alıp panikle kendimizi dışarı attık" ifadelerini kullandı.
 







Önce muhtarı daha sonra AFAD'a durumu bildirdiklerini sözlerine ekleyen Ayşe Şimşek, "Ekipler binanın temelinde içeriye doğru bir çökme olmadığını, yağıştan dolayı zeminin daha fazla zarar görmemesi için kopan alana branda (naylon) serilmesi gerektiğini belirttiler. Şu an için tahliye kararı verilmedi ancak yağış durup hava açtığında ekipler daha kapsamlı bir teknik inceleme için tekrar gelecek" diye konuştu.

Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası

Bursa'da 192 yıllık tarihi binanın restorasyonunda çalışan işçi, kolunu iş makinesine kaptırarak yaralandı

19.09.2026 12:09:00
İHA
 
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'nın Mudanya ilçesinde 192 yıl önce Rum Ortodoks Kilisesi olarak inşa edilen, 1993 yılında Mudanya Belediyesi tarafından onarılıp Uğur Mumcu Kültür Merkezi haline getirilen tarihi yapının şimdiki restorasyonu sırasında iş kazası meydana geldi. Çalışma sırasında kolunu iş makinesine kaptıran H.Ç. yaralanırken, olayla ilgili polis ve olay yeri inceleme ekipleri çalışma başlattı.






Olay, saat 11.00 sıralarında Mütareke Mahallesi Mustafa Kemal Paşa Caddesi üzerinde bulunan Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tarihi binadaki restorasyon çalışmaları sırasında işçi H.Ç., çalıştığı esnada kolunu iş makinesine kaptırdı.








H.Ç.'nin yaralandığını gören çalışma arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan H.Ç., ambulansla Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.








İş kazasının ardından olay yerine polis ekipleri ile olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Ekipler, restorasyon çalışmalarının sürdüğü alanda inceleme yaparak kazanın meydana geldiği noktada gerekli tespitlerde bulundu.








1834 yılında inşa edilen ve yaklaşık 192 yıllık geçmişe sahip Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde restorasyon çalışmalarının Mudanya Belediyesi tarafından yürütüldüğü öğrenildi.
Polis ekipleri, kazanın meydana geliş şeklinin belirlenmesi amacıyla inceleme başlatırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi

Trabzon'da etkili olan sağanak yağış nedeniyle cadde ve sokaklar göle dönerken, bazı iş yerlerini su bastı, bir binanın istinat duvarı çöktü

19.09.2026 11:51:00
İHA
 
Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Kentte etkili olan sağanak nedeniyle birçok noktada su baskınları meydana geldi. Trabzon Havalimanı'nda bazı araçlar balçık içerisinde kalırken, ekipler bölgede çalışma başlattı.






Ortahisar ilçesine bağlı Yalıncak Mahallesi'nde Nadir Kent Sitesi'nin istinat duvarı sağanak nedeniyle çöktü. Tedbir amacıyla bina boşaltılırken, bölgede çalışma başlatılacağı öğrenildi. Yomra ilçesinde de yağış nedeniyle bazı iş yerlerini su bastı. Sabah saatlerinde dükkanlarını açan esnaf, iş yerlerinde temizlik çalışmalarına başladı. Kent genelinde ekipler tarafından yağışın neden olduğu olumsuzlukların giderilmesi amacıyla temizlik çalışmaları yürütülüyor.









"Her şey bir an da oldu"

Yomra ilçesinde esnaflık yapan Miraç Pulat, "Güzel bir yağmur yağdı. Allah beterinden korusun. Maddi hasarımız var. Sabahın ilk saatlerinden beri buradayız. Her şey bir an da oldu. Kimse bir şey anlamadı" ifadelerini kullandı.








Meteoroloji uyardı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Trabzon, Rize ve Artvin için kuvvetli yağış uyarısında bulundu. Yapılan değerlendirmede, sabah saatlerinde bölgede etkili olması beklenen yağışların yer yer kuvvetli ve çok kuvvetli olabileceği belirtildi.








Yağış miktarının Trabzon, Rize ve Artvin çevrelerinde metrekareye 21 ila 50 kilogram, yer yer ise 51 ila 100 kilogram arasında olması beklenirken, vatandaşların ani sel, su baskını, yıldırım, heyelan ve yağış sırasında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olması istendi.

Dünyanın en tehlikeli yolu doğa tutkunlarını ağırlıyor


 
Bayburt'ta alternatif turizm arayanların rotasında yer alan Doğu Karadeniz'deki Soğanlı Dağları, yaylaları, dereleri, gölleri ve dik yamaçlarıyla ziyaretçilerine her mevsim görülmeye değer manzaralar sunuyor.
 

19.09.2026 01:20:00
AA
 
Dünyanın en tehlikeli yolu doğa tutkunlarını ağırlıyor
Dünyanın en tehlikeli yolu doğa tutkunlarını ağırlıyor

Doğa sporlarına elverişli Soğanlı Dağları, yılın belirli dönemlerinde kamp, yürüyüş ve tırmanış tutkunlarını ağırlıyor. 3 bin metre rakımlı Soğanlı Dağları'nın zirveleri, Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon başta olmak üzere ülkenin dört bir yanından doğa tutkunları ve dağcıların ilgisini çekiyor. Günübirlik turlarla bölgeye gelen ziyaretçiler, doğa gezisine katılıyor.







Dünyanın en tehlikeli yolu orada

Gümüşhane Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (GÜDAK) ile Gümüşhane İzcilik Doğa ve Spor Kulübü işbirliğinde düzenlenen geziye ülkenin dört bir yanından katılan 75 kişi, son yıllarda Bayburt Valiliğince yürütülen tanıtım çalışmalarıyla kentte ekoturizm kapsamındaki en önemli rotalardan biri haline gelen Soğanlı Dağları'nın eşsiz manzarasında rehberler eşliğinde önce dünyanın en tehlikeli yolu olarak bilinen Derebaşı Virajları'na daha sonra ise Kırklar Mescidi'ne 18 kilometrelik yürüyüş gerçekleştirdi. Zorlu geçen yolculuğun sonunda zirveye ulaşan grup, bölgenin eşsiz güzelliğini fotoğrafladı.
GÜDAK üyesi Fatma Cebeci, önce dünyanın en zorlu virajları arasında gösterilen Derebaşı'nı, daha sonra da kentin en yüksek noktalarından birindeki Kırklar Mescidi'ni görme fırsatı bulduklarını söyledi.







Denizi bile gördüler

Yaklaşık 18 kilometrelik parkur boyunca güzel manzaralarla karşılaştıklarını anlatan Cebeci, son derece etkileyici kareler yakalama imkanı bulduklarını ifade etti. Cebeci, çok güzel yaylaları, dağları fotoğrafladıklarını dile getirerek, "Çok uzaktan denizi görebilme imkanımız oldu. Bu yüzden son derece etkileyici kareler yakalama imkanı bulduk. Bu coğrafya bu anlamda özel bir konumda. Hem Derebaşı Virajları hem de Kırklar Mescidi kesinlikle görülmesi gereken bir yer. O yüzden bütün doğaseverleri Bayburt'a bu güzellikleri görmeye davet ediyoruz" dedi.

Ali Kahraman da çok güzel bir rotada yürüyüş gerçekleştirdiklerini, parkurun çok daha fazla doğasever tarafından keşfedilmesi gerektiğini ifade etti. Doğaseverlerden İrem Yasa ise Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun iklimsel olarak ayrıldığı bir coğrafyada çok güzel bir etkinlik yaptıklarını kaydetti.

Yasa, zaman zaman zorlu ve uzun süren yürüyüş boyunca birçok güzellikle karşılaştığını, eylül olmasına rağmen bölgede buzul parçalarını görebilme fırsatı bulduklarını anlattı.
Ceylan Vargün de güzel hava şartlarında keyifli bir etkinlik gerçekleştirdiklerini, bölgenin manzarasına hayran kaldıklarını belirtti.

Alzheimer, ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor!


 
 
Alzheimer, sadece hastayı değil, yakın çevresini de derinden etkiliyor! Bilimsel verilere göre Alzheimer riskini azaltmak mümkün! İşte 10 etkili önlem...
 

19.09.2026 00:10:00 / Güncelleme: 19.09.2026 06:10:44
Murat Çorbacı
 
Alzheimer, ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor!
Alzheimer, ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor!

Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer (Alzaymer diye okunur) hastalığının görülme sıklığı giderek artıyor. Ülkemizde yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ederken, 2050 yılına kadar bu sayının 2.5 katına çıkması bekleniyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer'ın ilk belirtileri ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekerek, "Yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklere rağmen, yaşam tarzıyla ilişkili bazı risk faktörlerini kontrol altına almak mümkün. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem vermek gerekir. Bilimsel veriler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile Alzheimer riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir" dedi. Prof. Dr. Tuncer, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Alzheimer riskini azaltmada 10 etkili önlem ile tanı ve tedavide umut veren gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.







Beyin hücreleri zarar görüyor

Beyin hücrelerinin ilerleyici bir şekilde hasar görmesi ve kaybedilmesiyle ortaya çıkan Alzheimer hastalığı sadece hastanın değil, ailesinin ve yakın çevresinin de yaşamını derinden etkiliyor. Sinsice başlayıp ilerleyen hastalıkta ilk belirtiler genellikle yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması veya tanıdık kelimelerin hatırlanamaması şeklinde kendini gösteriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, ilerleyen evrelerde bireyin planlama becerisinin zayıfladığını, zaman ve mekan algısının bozulduğunu, kişilik değişiklikleri ortaya çıktığını ve sonuçta en temel günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, "Alzheimer hastalığı bireysel olduğu kadar ailevi ve toplumsal bir sağlık sorunudur; hastalığın ilerleyici doğası hastaların giderek bağımsızlığını yitirmesine, bakım verenlerin ise ciddi fiziksel, psikolojik ve ekonomik yüklerle karşılaşmasına neden olmaktadır" dedi.







Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan etkenler!

Alzheimer'in ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce oluşmaya başladığını belirten Prof. Dr. Neşe Tuncer, "Dolayısıyla 70'li yaşlarda bellek yakınması yaşayan bir bireyde süreç aslında 50'li yaşlarda başlamış olabilir. Bu durum, sağlıkla ilgili orta yaşta alınan kararların, yaşlılıkta beyin sağlığını doğrudan belirlediğini göstermektedir" dedi. Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan başlıca yaşam alışkanlıkları ve risk faktörlerini şöyle sıraladı: "Düzenli egzersiz yapmamak, kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol ve tedavi edilmeyen hipertansiyon, tedavi edilmeyen işitme kaybı, diyabet ve insülin direnci, obezite, sigara, alkol kullanımı, sosyal izolasyon ve yalnızlık, yetersiz ve kalitesiz uyku, sağlıksız beslenme, işlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenme, depresyon, kafa travması öyküsü, hava kirliliğine maruz kalma."







Alzheimer riskini azaltmak mümkün! İşte, 10 etkili önlem!

Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer riskini azaltan 10 etkili önlemi şöyle açıkladı:

Düzenli egzersiz

Düzenli egzersiz, beyin sağlığını korumada önemli bir rol oynamaktadır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) beynin bellek merkezi olan hipokampusun hacmini artırmakta ve yeni sinir bağlantılarının oluşmasını desteklemektedir. Bilimsel çalışmalar, fiziksel aktivite ve düzenli egzersizin bilişsel gerileme ve Alzheimer riskinin azaltılmasına önemli katkılar sağladığını göstermektedir.







Sağlıklı ve dengeli beslenme

Sağlıklı beslenme kapsamında özellikle Akdeniz tipi beslenme (bol sebze-meyve, zeytinyağı, balık, kuruyemiş, tam tahıllar) beyin ve damar sağlığını desteklemektedir. Haftada en az iki kez balık tüketimi omega-3 yağ asitleri sayesinde beyin hücrelerini korumaktadır. İşlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenmeden uzak durmak gerekir.

Kaliteli ve yeterli uyku

Kaliteli ve yeterli uyku hastalığı önlemede büyük önem taşımaktadır. Her gece 7-8 saat kesintisiz uyku, beynin gün içinde biriken zararlı proteinleri temizlemesini sağlayan glimfatik sistemin etkin çalışması için zorunludur. Uyku apnesi mutlaka değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.







Beyni aktif tutmak ve yaşam boyu öğrenmek

Bilişsel aktivite kapsamında yaşam boyu öğrenme, okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi aktiviteler beynin 'bilişsel rezervini' güçlendirmektedir. Bilimsel çalışmalar, iki dil konuşan bireylerde Alzheimer belirtilerinin 4-5 yıl daha geç ortaya çıktığını göstermiştir.

Sosyal bağları güçlü tutmak

Aile ve arkadaşlarla düzenli iletişim kurmak, sosyal ve toplumsal etkinliklere katılmak, sosyal yaşamın içinde olmak ve gönüllülük çalışmaları beyin sağlığını desteklemektedir. Sosyal izolasyon ve düşük sosyal bağlantı, bilişsel gerileme ve Alzheimer açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle sosyal yaşamdan kopmamak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik bütüncül yaklaşımın önemli bir parçasıdır.







Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol altında tutmak

Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve yüksek kan şekeri gibi kardiyometabolik risklerin kontrol altında tutulması hem damar hem de beyin sağlığı açısından önem taşımaktadır. Hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterolün düzenli takip edilmesi, ilerleyen yıllarda bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı açısından son derece önemlidir. 

Sağlıklı kiloyu korumak

Fazla kilo ve obezite ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlık açısından önem taşıyan, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sağlıklı kilonun korunması; tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi Alzheimer hastalığı açısından önem taşıyan diğer risk faktörlerinin de kontrolüne katkı sağlamaktadır.

Sigara ve alkolden uzak durmak

Sigara ve alkol kullanımı beyin sağlığını olumsuz etkileyebilen, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sigara ve alkolden uzak durmak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik önemli adımlardandır.

İşitme kaybını ihmal etmemek

İşitme kaybının fark edilmesi halinde gecikmeden değerlendirilmesi ve uygun durumlarda işitme cihazı gibi desteklerin kullanılması riski azaltmak açısından önemlidir.

Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti azaltmak

Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti mümkün olduğunca azaltmak Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere, ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlığı etkileyebilecek risklerin azaltılmasına yönelik koruyucu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır.







Erken tanı ve tedavide yeni dönem!

Alzheimer hastalığında erken tanının, tedavinin başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Neşe Tuncer "Erken tanı alanında son yıllarda çığır açan gelişmeler yaşanmıştır. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Alzheimer hastalığı tanısına yardımcı olan ilk kan testini onaylamıştır. Bu test, kanda beyindeki Alzheimer proteinlerini yüksek doğrulukla tespit edebilmektedir. Erken tanı ve hastalığın biyolojik özelliklerinin daha erken dönemde ortaya konulabilmesi, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle biyobelirteçler ve hastalık seyrini yavaşlatmaya yönelik yeni tedaviler de, Alzheimer ile mücadelede umut veren gelişmeler arasında yer almaktadır" dedi.

Şehidin eşi ve çocuğundan yürek yakan veda

Trafik kazası sebebiyle şehit olan polis memuru Batuhan Sarıyalçınkaya, düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı

18.09.2026 15:44:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şehidin eşi ve çocuğundan yürek yakan veda
Şehidin eşi ve çocuğundan yürek yakan veda
Kırıkkale'de trafik kazası sebebiyle görev yaptığı yolda bir aracın çarpması sonucu şehit olan polis memuru Batuhan Sarıyalçınkaya, düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Törende şehidin eşi polis üniformasını giyerken, 7 yaşındaki oğlu da babasının şapkasını takıp Türk bayrağına sarılı tabuta sarılarak gözyaşı döktü.






Olay, 17 Eylül günü Kırıkkale'nin Bahşılı ilçesi Atadönmez Mahallesi Atatürk Bulvarı'nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ölümlü trafik kazasında olay yeri inceleme çalışması yapan polis memuru Batuhan Sarıyalçınkaya (38), başka bir aracın çarpması sonucu ağır yaralandı. Yüksek İhtisas Hastanesi'ne kaldırılan Sarıyalçınkaya, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.







Şehit polis memuru Batuhan Sarıyalçınkaya için Nur Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Türk bayrağına sarılı naaşının başında şehidin ailesi ve mesai arkadaşları gözyaşı döktü. Evli olan Sarıyalçınkaya'nın 2 yaşında Hasan Göktürk ve 7 yaşında Sabri Gökbörü isimli iki çocuğunun bulunduğu öğrenildi. Şehidin eşi Pembe Sarıyalçınkaya, törene eşinin polis üniformasını giyerek katılırken, 7 yaşındaki oğlu Sabri Gökbörü de babasının polis şapkasını taktı. Anne ve oğlu, tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Şehidin kardeşi Ahmet Doğukan Sarıyalçınkaya da dua ederek duygusal anlar yaşadı.







Evli ve iki çocuk babası olan Sarıyalçınkaya'nın naaşı, öğlen vakti kılınan cenaze namazının ardından Giresun'un Şebinkarahisar ilçesine gönderildi. Aslen Erzincanlı olan şehit polis memuru, eşinin memleketi olan ve polislik mesleğine ilk adımını attığı Şebinkarahisar'da toprağa verilecek.








27 Nisan 1988'de Erzincan'da dünyaya gelen Batuhan Sarıyalçınkaya, 23 Eylül 2016'da Giresun İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Şebinkarahisar İlçe Emniyet Müdürlüğünde göreve başladı. Daha sonra Ağrı İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapan Sarıyalçınkaya, son olarak Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görev yapıyordu.








Cenaze törenine Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim, Garnizon ve Mühimmat Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Ahmet Önal, MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, İl Emniyet Müdürü Mustafa Işık, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hasan Acar, il protokolü, şehidin mesai arkadaşları, ailesi ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Yeni nesil suç örgütlerine 4 ilde eş zamanlı operasyon: 13 gözaltı

İstanbul merkezli 4 ilde yeni nesil suç örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon anı kameraya yansırken, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, "İstanbul'umuzun huzuruna kastedenlere karşı devletimizin kararlı duruşunu ve demirden yumruğunu hissettirmeye devam edeceğiz" dedi

17.09.2026 12:35:00
İHA
 
Yeni nesil suç örgütlerine 4 ilde eş zamanlı operasyon: 13 gözaltı
Yeni nesil suç örgütlerine 4 ilde eş zamanlı operasyon: 13 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü, yeni nesil suç örgütlerine yönelik yürütülen çalışmalarda 11 olaya karıştığı tespit edilen şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.






İstanbul merkezli olarak Kocaeli, Bolu ve Tekirdağ'da 14 Eylül tarihinde eş zamanlı düzenlenen operasyonda 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edildi.








"Devletimizin demirden yumruğunu hissettirmeye devam edeceğiz"

Operasyona ilişkin açıklama yapan İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, "İstanbul'umuzun huzuruna kastedenlere karşı devletimizin kararlı duruşunu ve demirden yumruğunu hissettirmeye devam edeceğiz" dedi.

Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı

Erzurum'un Palandöken ilçesi Kaymakamı Yunus Kızılgüneş ve korumasının "bir köpeğe tekme attığı ve korumasının silah çektiği" iddialarına yönelik görüntülere ilişkin idari ve adli inceleme başlatıldı

17.09.2026 01:00:00 / Güncelleme: 17.09.2026 01:02:33
İHA
 
Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı
Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı
Erzurum'da Palandöken Kaymakamı Yunus Kızılgüneş'in de ikamet ettiği sitenin güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, bir vatandaşın köpeğini gezdirmeye çıkardığı, o esnada kendisini almaya gelen makamı aracına doğru yönelen Kaymakam Yunus Kızılgüneş'in köpeğe tekme attığı, sonrasından ise korumanın araçtan silahı alıp geldiği görülüyor. Görüntülerin kamuoyuna yansımasıyla Erzurum Valiliği ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti.








Erzurum Valiliği konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasında, "15 Eylül 2026 tarihinde bazı yazılı basın organları ile sosyal medya hesaplarında Palandöken Kaymakamı ve koruma görevlisi ile ilgili iddialara ve görüntülere yer verilmiştir. İddia ve görüntülerin tüm yönleriyle araştırılması ve olayın gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılması amacıyla Valiliğimizce idari araştırma ve inceleme başlatılmıştır" denildi.








Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada da, gelişmelerle ilgili soruşturma açıldığı belirtilerek, "Kamuoyunun doğru ve eksiksiz şekilde bilgilendirilmesi amacıyla kamuoyuna yansıyan görüntülere ilişkin olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği hasıl olmuştur. Bir kısım haber siteleri ve sosyal medya platformlarında, 'Palandöken Kaymakamı'nın köpeğe tekme attığı ve korumasının silah çektiği' şeklinde yer alan haberlerdeki görüntülere ilişkin olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın bütün yönleriyle ilgili 4 Eylül 2026 tarihinde soruşturma işlemlerine başlanmıştır. Soruşturma işlemleri titizlikle ve çok yönlü olarak devam etmektedir" denildi.








Bursa'nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara

Bursa'nın içme suyunu sağlayan Çınarcık Barajı'na giden Kocasu deresinde yaşanan binlerce balık ölümü dere havzasında kurulu mahalle sakinlerini korkuttu. Bölgede inceleme başlatılırken, Orhaneli ilçesine bağlı Karıncalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Çakır, "Bursa halkının su içtiği baraja bu dereden su gidiyor. İnsanların zarar görmemesi için bunun acilen araştırılmasını istiyorum" dedi

16.09.2026 13:54:00 / Güncelleme: 16.09.2026 13:57:09
İHA
 
Bursa'nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara
Bursa'nın içme suyunu besleyen derede korkutan manzara
Çınarcık Barajı'na giden Kocasu deresinde çok sayıda sazan ve yayın balığı ölü olarak kenarı vurdu. Durumu fark eden Karıncalı Mahallesi Muhtarı Mehmet Çakır, yetkililere ihbarda bulundu. Bölgede inceleme yapıp ölü balıkların görüntülerini kaydeden Çakır, durumu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile Bursa Büyükşehir Belediyesi ekiplerine bildirdi.






Sudan numune alındı

İhbarın ardından Bursa Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin bölgeye gelerek inceleme yaptığı ve balıkların bulunduğu alandan ve suyun geldiği bölgeden numune aldığı öğrenildi. Çınarçık Barajını besleyen Kocasu deresine zehrin nereden geldiğini herkesin merak ettiğini belirten Muhtar Mehmet Çakır, "Bursa halkı bu barajdan su içiyor. İnsanların zarar görmemesi için bunun acilen araştırılmasını istiyorum. Bir çok yayın ve sazan balıkları ölmüş vaziyette kenara vurmuş. Doğaya yazık günahtır. Balıkların olduğu yerdeki su çok kirli. Tavşanlı tarafından yani suyun geldiği bölgede ise su billur gibi, çok temiz görünüyordu. Ben gereğini yetkililere bildirdim. Burada canlılar var, bu balıklar neden ölüyor, bunun nedeninin ortaya çıkmasını istiyorum" dedi.








Derede balık tutan bir vatandaş ise, "Her hafta sonu buraya geliyorum. Buradan tuttuğumuz balıkları yiyoruz. Bu balık ölümlerinin sebebi araştırılsın. Bunların ölümleri normal değil" diye konuştu.

Bölgede alınan numunelerin incelemeye gönderileceği öğrenilirken, balık ölümlerinin nedeninin yapılacak analizlerin ardından ortaya çıkması bekleniyor.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.