logo
10 HAZİRAN 2026

Türkiye'de Misyonerlik Çalışmaları

10.05.2006 00:00:00
Misyonerlik konusunda Batı ülkelerinin gerçekten Türk toplumunu rahatsız edecek boyutta çalışmaları var mı? Yoksa bu bir evhamdan mı kaynaklanmaktadır? işte bu çalışmada bu soruların yanıtlarını vermeye çalışacağız.

Dinin Toplumsal FonksiyonlarıMisyonerlik, temelde bir dinsel faaliyet olduğu için dinin toplumdaki fonksiyonları ve sosyolojik açıdan dinin bir sosyal gerçeklik olduğu üzerinde çok kısa durmak istiyorum. Din, toplumu ayakta tutan aile, ahlak, hukuk, ekonomi, eğitim gibi sosyal kurumlardan birisidir. En ilkelinden en gelişmişine kadar bütün toplumlarda din kurumu bulunmaktadır. Dinin toplumda başlıca iki fonksiyonu vardır. Bunlardan birisi, toplumda birlik ve bütünlüğü sağlamak, ikincisi ise toplumsal kontrol görevi yapmaktır.Batı'da sosyolojinin kurucusu Auguste Comte, sosyolojiyi kurarken "İnsanlık Dini" adı verilen yeni bir din de kurmak istemiştir. Hatta Osmanlı Devleti, Rusya ve İran'a birer mektup göndererek onları bu dine davet etmiştir (Meriç, 1984). Çünkü ona göre din, bir concensus yaratarak toplumda birliği ve bütünlüğü sağlar. Yine sosyolojinin kurucularından Durkheim ve Malinowski bireysel hayatlarında agnostik olmalarına rağmen toplumların dinsiz yaşayamayacağını söylemişlerdir (Kızılçelik I, 1994). Ayrıca birey için doğal bir gereksinim olan din, eski Sovyetlerde bir süre yasaklandığında Rus köylüleri putlara tapmaya başlamıştır (Güngör, 1974). Onun için 1940'larda Hıristiyanlık serbest bırakılarak Rus vatanseverliğinin bir unsuru haline getirilmiştir (Dönmezer, 1978).Görüldüğü gibi din, bir sosyal kurum ve bir sosyal gerçekliktir. Bireysel olarak dini kabul etsek de etmesek de o, kişisel olarak bizden bağımsız olarak var olmayı sürdürecektir. O halde bize düşen görev, gerek Türkiye içinde ve dışında, dinlerin, ülke zararına ve bireysel çıkarlar için kullanılmasına engel olmaya çalışmaktır. Misyonerlik nedir? Misyon, Latince "missio" sözcüğünden gelip Türkçe'de görev anlamındadır. Hıristiyanlıkta baba (Tanrı) tarafından gönderilen oğul İsa'nın ve kutsal ruhun görevinden söz edilmektedir (Aydın, 1996). En yaygın anlamıyla misyon, İncil'i Hıristiyan olmayanlara yaymaktır. Bu sebeple  tarih boyunca kilise, rahipler ve Hıristiyan devletlerin hemen hepsi bu kutsal göreve kendilerini adamışlardır. Onun için misyoner bazen bir asker bazen bir doktor bazen bir öğretmen bazen de bir barış gönüllüsü olabilir (Aydın,1996).  Türkiye'de misyonerlik çalışmalarının amacı, önce Türk halkını kendi kültüründen ve inancından soğutmak sonra Hıristiyan yaparak sömürgeci Batılı güçlerin hizmetine sunmaktır (Aydın,2002). Kendi ulusunun inancını korumayan toplumlar, direnme gücünü kaybederek yok olmaya mahkumdur. Bunun acı örneği yine Türklerde görülmüştür. Avrupa'yı titreten Türk komutanı Atilla'nın torunları önce kültürlerini kaybetmiş daha sonra da Hıristiyanlaşarak Batı toplumları içinde eriyip gitmişlerdir.     Ülkesindeki misyonerlik çalışmalarının sonuçlarını Afrikalı bir aydın şöyle anlatır: "Hıristiyanlar ülkemize geldiğinde bizim topraklarımız onların elinde İncil vardı. Bize gözlerinizi yumun dua edin dediler. Gözlerimizi açtığımızda  bizim topraklarımız onların olmuş bizim elimizde ise sadece İncil kalmıştı (Baş, 2004).J. Danielou'a göre misyonerliğin birinci amacı Hıristiyanlığı yaymak. İkincisi o ülkede kiliseler inşa etmek ve onları yaşatacak elemanlar bulmak. Üçüncüsü Hıristiyanlıkla gelişmiş olan Batı uygarlığını aynı göstermektir (Küçük, 1996). Bana göre bugün misyonerlik, sadece Ortodoks, Katolik ve Protestanların Türkiye'de kiliseler açarak Hıristiyanlığı yaymaya çalışmaları değil Türkiye'nin aleyhine olan ve Batının çıkarlarını korumaya çalışan her türlü dinsel ve din dışı faaliyetleri içerir. Hatta Türk halkının istismardan uzak samimi dinsel inanç ve anlayışına yönelen her türlü saldırıları da bu kapsamda kabul ediyorum. Yalnız din sömürücülerinin çeşitli şekilde eleştirilmelerini bunun dışında tutuyorum. Atilla İlhan, basında İslam düşmanlığı yapanların hemen hepsinin dönmeler olduğunu söylemiştir. Nitekim basında Türk halkının inancı olan  Müslümanlığa yerli-yersiz saldırmayı adet haline getiren sözde ilerici iki meşhur yazarın Soros vakfından para almış olduğu Mustafa Yıldırım "Sivil Örümceğin Ağında" adlı kitabında yer almaktadır. Bu iki yazardan birisi halen ABD'de yaşamaktadır ve her ikisi de dönmedir. Dönme olmaları problem değildir. Çünkü Yeniçeri ocağına alınan ve Osmanlıda büyük hizmetler yapmış olan gayri Müslim insanların çocukları halen bizimle birlikte bu ülkede yaşamaktadırlar. Türkiye'nin aleyhinde olmadıkları takdirde bunların diğer insanlarımızdan hiçbir farkı yoktur. Fakat İslam düşmanlığı altında Türk düşmanlığı yapanları ise hoş göremeyiz.  Bir de bunun karşıtı olarak Türkiye'de İslam severlik adı altında Türklük reddedilmektedir. Yani deniliyor ki, Müslüman olduğumuza göre Türklüğe gerek yoktur. Ne yazık ki bu, bazı dinsel gruplarla bazı resmi din okullarında yıllarca gençlere telkin edilmiş ve bunda başarı da sağlanmıştır. Nitekim Sayın başbakan İstanbul Belediye Başkanlığı sırasında yaptığı bir konuşmada şunları söylemiştir: "Ben dedeme sordum, Türk müyüz, Müslüman mıyız? diye. O bana dedi ki: "Oğlum, yarın öldüğümüzde bize Türk olup olmadığımızı değil, Müslüman olup olmadığımızı soracaklar." Başbakan bu soruyu dedesine Türkçe sormuştur. Acaba Sayın Başbakan bu sözleri söylerken, Türklüğün bir ırk veya kana bağlı olmayıp bunun kültürle ilgisi bulunduğunu ve dilin de kültürün en temel unsuru olduğunun farkında değil midir? Kaldı ki, sosyolojik anlamda bugün dünyada homojen bir Müslümanlık olmayıp Türk'ün, Arabın, Farsın Müslümanlığı anlayışları ve bunu  yaşamaları da birbirinden oldukça farklı olduğunu pek çok kişi bilmektedir.

Prof.Dr.İbrahim Arslanoğlu

Bakan Yusuf Tekin açıkladı: Cuma günü okullar tatil edildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bu yıl 1 milyon 22 bin 658 adayın katılacağı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesinde sınav hazırlıklarının eksiksiz tamamlanabilmesi için 12 Haziran Cuma günü okullarda idari izin uygulanacağını açıkladı

10.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Bakan Yusuf Tekin açıkladı: Cuma günü okullar tatil edildi
Bakan Yusuf Tekin açıkladı: Cuma günü okullar tatil edildi
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bu yıl 1 milyon 22 bin 658 adayın katılacağı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesinde sınav hazırlıklarının eksiksiz tamamlanabilmesi için 12 Haziran Cuma günü okullarda idari izin uygulanacağını açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "nöbetçi bakan" uygulaması kapsamında bulunduğu TBMM'de, hafta sonu gerçekleştirilecek LGS sınavı ile ilgili hazırlıklara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bu yıl 1 milyon 22 bin 658 adayın katılacağı sınav öncesinde tüm hazırlıkların tamamlandığını belirten Tekin, sınav merkezlerinde gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla eğitim-öğretimin sürdüğü 12 Haziran Cuma günü için idari izin kararı alındığını duyurdu.
Tekin, "Hazırlıkların yapılabilmesi için, eğitim-öğretimin devam ettiği cuma günü bir gün idari izin verdik. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, bütün kurumlarımız bir gün idari izin almış oldular. Biz de sınavın yapılacağı okullarda hazırlıkları yapacağız" dedi.

LGS tarihi Milli Takım maçı nedeniyle değiştirildi
Daha önce 14 Haziran Pazar günü yapılacağı açıklanan LGS merkezi sınavı, A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası elemelerinde Avustralya ile oynayacağı karşılaşmanın bitiş saatiyle sınav başlangıç saatinin çakışması nedeniyle bir gün öne alındı.
Kararın gerekçesine ilişkin konuşan Tekin, öğrencilerin ve ailelerinin Milli Takım heyecanını rahat şekilde yaşayabilmesi için sınav tarihinin değiştirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bizler de çocuklarımız da veliler de Milli Takımımızla beraber o heyecanı yaşamak istiyorlardı. Biz sınav takvimini ilan ettiğimizde, Türkiye'nin Dünya Kupası'na katılıp katılmayacağı, maç programı belli değildi. Böyle bir tevafuk oldu. Biz de çocuklarımız aileleriyle beraber gönül rahatlığıyla o heyecanı yaşasınlar diye bir gün önceye aldık sınavı. Pazar günü olacak olan sınav, cumartesi günü olacak. İnşallah Milli Takımımız da güzel bir sonuç alır, çocuklarımızın da sınavları çok iyi geçer. Hepsine başarılar diliyorum, hepsine kolaylıklar diliyorum. Allah hepsinin yardımcısı olsun."

Öğrencilere ilk kez beslenme paketi verilecek
Bu yılki sınavın dikkat çeken yeniliklerinden biri de öğrencilere sunulacak beslenme paketi uygulaması oldu.
Veliler tarafından talep edilmesi halinde öğrencilere sınav arasındaki dinlenme sürecinde kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve su içeren paketler dağıtılacak.
Bakan Tekin, uygulamaya ilişkin şu bilgileri verdi:
"Beslenme paketi isteyen ve istemeyen öğrenciler farklı bina veya salonlarda sınava girecek. Ama tamamına yakını, yüzde 91'i talep etti. Dolayısıyla öğrencilerin yüzde 91'ine bu yıl ilk kez beslenme paketi verilecek."

Sınav güvenliği için tüm tedbirler alındı
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yanı sıra İçişleri Bakanlığı, jandarma ve emniyet birimlerinin de sınav hazırlık sürecinde görev aldığını belirten Tekin, sınav koordinasyon kurullarının toplandığını ve tüm tedbirlerin gözden geçirildiğini söyledi.

1 milyon 22 bin 658 aday sınava katılacak
13 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilecek LGS merkezi sınavı, yurt içi ve yurt dışındaki sınav merkezlerinde eş zamanlı yapılacak.
İki oturumdan oluşacak sınavın ilk bölümü saat 09.30'da, ikinci bölümü ise saat 11.30'da başlayacak.
Sınava Türkiye genelinde 81 il ve 920 ilçedeki 4 bin 244 binada 1 milyon 22 bin 104 öğrenci, yurt dışında ise 8 ülkedeki 11 sınav merkezinde 554 öğrenci katılacak. Böylece toplam aday sayısı 1 milyon 22 bin 658 olacak.

Esenyurt'ta Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırı

İstanbul Esenyurt'ta bulunan Yapı Kredi Bankası şubesi, kimliği belirsiz kişilerce kurşunlandı. Polis ekipleri, zanlıların yakalanması için çalışma başlattı

10.06.2026 12:16:00
İHA
Esenyurt'ta Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırı
Esenyurt'ta Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırı
Edinilen bilgilere göre, Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı'nda bulunan Yapı Kredi Bankası Şubesi'ne sabaha karşı gelen motosikletli şahıslar silahlı saldırı düzenledi. Sabah banka şubesini açan personel, camdaki kurşun izlerini görünce polise haber verdi.

Banka şubesi geçici olarak kapatılırken çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı.

Banka şubesi ve çevredeki esnafın güvenlik kameralarını inceleyen polis, saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.

Olay yeri inceleme ekipleri banka şubesinde delil topladı. Ekiplerin olay yerindeki çalışması sürüyor.

İBB Davası'nın 48. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin, 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 48. duruşması başladı

 

10.06.2026 11:34:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 48. duruşması başladı
İBB Davası'nın 48. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklarla avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Mustafa Nihat Sütlaş'ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gü ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor. 

Trabzonspor her yerden çıkıyor


 
Trabzonspor yeni sezon öncesi sol kanat hücum hattını güçlendirmek için İtalya'da yeri yerinden oynattı. Bordo-mavili yönetimin bu bölge için ilk tercihi sezonu Cagliari'de tamamlayan Semih Kılıçsoy. Semih'i kadroda tutamayacağını anlayan Cagliari, milli oyuncunun yerini Bologna'nın 22 yaşındaki Arjantinli oyun kurucusu Benjamín Domínguez ile doldurmak istedi. Ancak Trabzonspor, Semih'in alternatifi olarak Dominguez için de Bologna ile temas kurdu.

09.06.2026 18:37:00 / Güncelleme: 09.06.2026 18:52:10
Haber Merkezi
  Trabzonspor her yerden çıkıyor
  Trabzonspor her yerden çıkıyor

Gelecek sezon iddialı bir kadro kurmak için hırs ve azimle çalışan Trabzonspor, transfer hattında Serie A ekiplerinden Cagliari ile karşı karşıya geldi. Bordo-mavili yönetimin sol kanat forvet pozisyonu için belirlediği yol haritası, İtalyanlarla kafa kafaya geldi.
Karadeniz devinin bu bölge için ilk tercihi geçtiğimiz sezon Beşiktaş'tan Cagliari'ye kiralanan Semih Kılıçsoy. Trabzonspor, milli oyuncuyu için şartları zorlarken, bu hamle Cagliari'nin planlarını tamamen altüst etti.







Cagliari, Semih'ten vazgeçmedi

İtalya'dan gelen bilgilere göre; Semih Kılıçsoy'u geri almak için indirim isteyen Cagliari milli oyuncuyu beklerken B planını da devreye soktu. İtalyan ekibinin yeni sportif direktörü Pietro Accardi, Semih'in yerine Bologna'nın 22 yaşındaki Arjantinli oyun kurucusu Benjamín Domínguez'i gözüne kestirdi. Ancak İtalyan ekibi ikinci bir Trabzonspor şokuyla daha sarsıldı. Çünkü sol kanat forvet havuzunu geniş tutan Trabzonspor, Semih olmazsa diye Benjamín Domínguez için de Bologna'nın kapısını resmen çaldı.







Alternatif Dominguez

Bordo-mavililerin, Bologna forması giyen genç Arjantinli için ilk resmi teklifini sunması Çizme basınına bomba gibi düştü. Cagliari, Semih'in gidişiyle doğacak boşluğu Domínguez ile kapatmak isterken; Trabzonspor'un bu transfere de somut ve agresif bir şekilde dahil olması İtalyanların elini kolunu bağladı.







Trabzonspor'un bu güçlü varlığı, Bologna'nın iştahını kabartırken transfer maliyetlerini de Cagliari'nin karşılayamayacağı seviyelere çekme riski taşıyor. Çizme ekibi şimdi hem Semih Kılıçsoy'un durumunu yakından takip etmek hem de B planı olan Domínguez'i Trabzonspor'a kaptırmamak için yoğun bir strateji savaşı vermek zorunda.

Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek

Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi, İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın davasına destek için Bakırköy Adliyesi'ne geldi

09.06.2026 12:54:00
İHA
Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek
Ahmet Minguzzi'nin annesinden Atlas Çağlayan davasına destek
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı.

Çok sayıda izleyici, çeşitli partilerden milletvekilleri ve mağdur aile de Çağlayan'ın ailesine destek için adliyeye geldi.

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi de destek amacıyla adliyede hazır bulundu.

Yasemin Minguzzi, Atlas Çağlayan'ın ailesi ve arkadaşlarına sarılarak destek oldu.

Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı

Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı

09.06.2026 11:30:00
İhlas Haber Ajansı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı. Operasyonlarda çok miktarda uyuşturucu madde, uyuşturucu hap ve suçtan elde edildiği değerlendirilen para ele geçirildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında son bir haftada gerçekleştirilen operasyonlarda önemli miktarda uyuşturucu madde ele geçirilirken, çok sayıda şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.



Tekirdağ genelinde uyuşturucu suçlarıyla mücadele kapsamında 1-8 Haziran 2026 tarihleri arasında 11 ilçede gerçekleştirilen 124 ayrı operasyonda, 19'u uyuşturucu madde satıcısı olmak üzere toplam 124 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.

Operasyonlarda 1 kilo 454 gram çeşitli türlerde uyuşturucu madde, 31 bin 152 kullanımlık sentetik uyuşturucu emdirilmiş materyal, 63 gram A-M olarak değerlendirilen kimyasal madde, 12 bin 239 adet uyuşturucu hap ile suçtan elde edildiği değerlendirilen 109 bin 375 lira ele geçirildi.



Uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edilen ve "torbacı" olarak tabir edilen 19 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, özellikle gençleri hedef alan uyuşturucu satıcılarına yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, "Geleceğimiz olan gençlerimizi zehirleyen sokak satıcılarına yönelik mücadelemiz sıfır tolerans anlayışıyla devam edecektir" denildi.

Yetkililer, vatandaşların uyuşturucuyla mücadeleye destek vermelerinin önemine dikkat çekerek, acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ne, acil olmayan ihbar ve bildirimlerde ise WhatsApp İhbar Hattı üzerinden emniyet birimlerine ulaşabileceklerini belirtti.

10 yıl önce işlenen cinayete ilişkin 3 kişi gözaltına alındı

İstanbul'un Şişli ilçesinde 2016 yılında bir kadının silahla öldürülmesine ilişkin düzenlenen operasyonda 3 şüpheli gözaltına alındı

 

09.06.2026 11:30:00 / Güncelleme: 09.06.2026 13:28:23
Anadolu Ajansı
10 yıl önce işlenen cinayete ilişkin 3 kişi gözaltına alındı
10 yıl önce işlenen cinayete ilişkin 3 kişi gözaltına alındı

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "kasten öldürme" suçunun aydınlatılması ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.

Bu kapsamda 24 Mart 2016'da Şişli Fulya Mahallesi'nde Aynur Kanbur'un (49) silahla vurularak hayatını kaybetmesine ilişkin faili meçhul dosya, 2026 yılında yeniden incelemeye alındı.

Yapılan araştırmalarda, cinayeti gerçekleştirdiği değerlendirilen Bülent Gündüz ile olayı azmettirdikleri öne sürülen Fazlı Kar ve Serdar Kar'ın kimlikleri tespit edildi.

Polis ekiplerince bugün sabah saatlerinde düzenlenen operasyonda 3 zanlı yakalandı.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından açıklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Faili Meçhul Suçlar Soruşturma Bürosunca takibi yapılan soruşturmada Aynur Kanbur'un, ikametinin giriş kapısının önünde şüpheli bir erkek tarafından tabancayla birden fazla kez ateş edilerek öldürüldüğünün belirtildiği, olay yerinde elde edilen kovanların bu zamana kadar hiçbir silahla eşleşmediği belirtildi.

Açıklamada, "Maktul, 90'lı yıllarda Mezdeke Dans Üçlüsü olarak bilinen dans grubunun üyesidir. 2017 yılında maktulün ablasının dilekçesi üzerine akrabaları olan Fazlı Kar, Yüksel Kar ve Serdar Kar isimli şahısların 'daha önceki yıllarda maktulü öldürmekle tehdit ettikleri, bizim sülaleden dansöz çıkmaz' şeklinde söylemleri olduğu iddia edilmesiyle adı geçenlerin HTS kayıtları alınmıştır. Şahısların telefonu olaydan hemen önce kapandığı, ertesi gün öğlene kadar kapalı kaldığı, sonra açıldığı tespit edilmiştir. Yüksel Kar, olaydan iki gün önce ABD'ye gitmiş olup kendisinin de belirtilen zamanlarda telefonu kapalı olduğu anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığımız Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulmasından sonraki süreçte eylemi gerçekleştiren failin Avcılar'dan metrobüse bindiği tespit edilerek, İstanbulkart kullanımı araştırılmış, araştırma neticesinde şahsın Bülent Gündüz olduğu anlaşılmıştır." ifadeleri yer aldı.

Bülent Gündüz'ün telefonunun olaydan önce kapatılıp ertesi gün öğlene kadar kapalı kaldığı, telefonu açınca da Serdar Kar ile mesaj yoluyla iletişim kurduğunun tespit edildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Maktül, Bülent Gündüz ve 'Kar' soyisimli kardeşler uzaktan akraba olup, ortak arazileri de mevcuttur. Bülent Gündüz'ün, bir dönem 'Kar' soyisimli kardeşlerin şirketinde sigortalı olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Olayın failleri olarak tespit edilen Bülent Gündüz, Fazlı Kar, Serdar Kar'ın adreslerinde arama kararı alınmış, sabah erken saatlerde tüm adreslere eş zamanlı operasyon yapılması planlanmıştır. Gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında gerçekleştirilen operasyon neticesinde şüpheliler yakalanmış ve gözaltına alınmıştır."

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Şişli'de 24 Mart 2016'da Mezdeke grubu üyesi Aynur Kanbur ile Antalya Kepez'de 25 Kasım 2014'te öldürüldükten sonra cesedi yakılan Şeref Kocabıyık cinayetlerinin aydınlatıldığını bildirmişti.

Akkuyu NGS'nin 1. güç ünitesine temsili nükleer yakıt yüklendi

Türkiye'nin ilk nükleer enerji santrali Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) 1. güç ünitesinde, reaktör basınç kabına temsili nükleer yakıt demetleri yüklendi

 

09.06.2026 11:13:00
Anadolu Ajansı
Akkuyu NGS'nin 1. güç ünitesine temsili nükleer yakıt yüklendi
Akkuyu NGS'nin 1. güç ünitesine temsili nükleer yakıt yüklendi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Akkuyu NGS'nin devreye alma programındaki kritik aşamalardan biri olan yükleme işlemi kapsamında, toplam 163 temsili nükleer yakıt demeti reaktör basınç kabına yerleştirildi.

Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar, 5 gün kesintisiz sürdü. Gerçek yakıt yüklemesinin bire bir provası olan ve Nükleer Düzenleme Kurumunun (NDK) gözetimi altında uluslararası güvenlik gerekliliklerine uyumlu şekilde yürütülen operasyonla tesisin mekanik, hidrolik, termal sistemleri ile yapısal dayanıklılığı test edildi.

Temsili yakıt yükleme operasyonunun tamamlanmasının ardından reaktörün üst kısmına ait ekipmanların montaj çalışmalarına geçilecek. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla 1. güç ünitesini devreye alma sürecindeki aşamalardan biri olan reaktör tesisinin soğuk ve sıcak testleri yapılacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Akkuyu NGS'nin 1. ünitesinde devreye alma takviminin en önemli aşamalarından birinin daha başarıyla tamamlandığını belirterek şunları kaydetti:

"Yıl sonuna kadar santralden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye'nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz. Sıfır emisyonlu, kesintisiz ve çevre dostu nükleer enerjiyi, ülkemizin enerji sepetindeki en güçlü kaynaklardan biri haline getireceğiz. Bu güçlü vizyonla yalnızca Akkuyu ile kalmayarak Sinop ve Trakya'da planladığımız yeni santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörleri de üretim portföyümüze ekleyeceğiz. 2050 yılına kadar nükleer kapasitemizi 20 bin megavata ulaştırarak enerjide tam bağımsız Türkiye hedefine kararlılıkla yürüyeceğiz."

Son hazırlık adımlarından biri tamamlandı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'dan yapılan açıklamaya göre, işlem kapsamında, tasarım özellikleri, ağırlıkları ve boyutları gerçek nükleer yakıt demetleriyle tamamen aynı olan, ancak nükleer malzeme içermeyen 163 adet temsili yakıt demeti reaktöre sırasıyla yüklendi.

Akkuyu NGS'nin 1. güç ünitesi için kullanılan nükleer yakıt ve temsili nükleer yakıt demetleri Rosatom'un Yakıt Bölümü'ne bağlı tesiste üretildi.

Temsili yakıt demetlerinin yüklenmesi, reaktörün fiziksel devreye alma aşamasından önce gerçekleştirilecek soğuk ve sıcak testler öncesindeki son hazırlık adımlarından biri olma niteliğini taşıyor. Bu operasyon sayesinde, uzmanlar reaktör tesisinin hidrolik özelliklerini test etme ve yakıt yükleme makinesi kullanılarak gerçekleştirilecek taşıma ve yerine yerleştirme operasyonları uygulamalı olarak değerlendirme imkanı elde ediyor.

Rosatom açıklamasında görüşlerine yer verilen Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Sergei Butckikh, temsili yakıt demetlerinin yüklenmesinin nükleer yakıt yükleme sürecine yönelik kapsamlı bir hazırlık ve test aşamasını temsil ettiğini belirterek, "Temsili demetler sayesinde, nükleer yakıtla ilgili işlemleri gerçek işletme koşullarına mümkün olduğunca yakın şartlarda test ediyor, ekipmanların ve personelin bir sonraki devreye alma aşamasına hazır olduğuna emin oluyoruz" ifadesini kullandı. 

Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata


 
 
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin, vücutta kas kaybına yol açarak metabolizmayı yavaşlattığını ve sürdürülebilir olmadığını belirterek, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı.

09.06.2026 00:28:00
MURAT ÇORBACI
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata

Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve 'yaza fit girmek' için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isteğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor! Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı

1. Öğün atlamak ve uzun süre aç kalmak

Öğün atlamak çoğu kişinin düşündüğünün aksine kilo vermeyi hızlandırmaz, tam tersine metabolizmayı yavaşlatabilir. Uzun süre aç kalan vücut kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltır. Bunun sonucunda bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkar. Ayrıca uzun süreli açlık, kan şekeri dengesini bozarak özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırır. Gün sonunda farkında olmadan alınan toplam kalori yükselir ve kilo verme süreci sekteye uğrar. 

2. Yetersiz protein alımı

Yetersiz protein alımında kas kaybı yaşanabilir ve bu da metabolizma hızının düşmesine yol açar. Oysa protein, aynı zamanda tokluk hissini artırarak gereksiz atıştırmaların önüne geçer. Günlük beslenmede yumurta, yoğur, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterince yer vermek, hem kilo kontrolünü destekler hem de daha dengeli bir beslenme sağlar.

3. Yetersiz su tüketimi

Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Bu nedenle günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi, kilo kontrolünün en basit ama en etkili adımlarından biridir.

4. Çok düşük kalorili diyetler

Hızlı kilo vermek için yapılan aşırı düşük kalorili diyetler, kısa vadede sonuç verebilse de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı gibi ciddi riskler taşır.

5. Hareketsizlik

Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur.

6. Yetersiz uyku

Uyku düzeninin bozuk olması, vücuttaki açlık hormonlarını doğrudan etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Düzenli ve kaliteli uyku, kilo kontrolü açısından en az beslenme kadar önemlidir.

7. Stres ve duygusal yeme

Stres altında birçok kişi farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketir. Bu durum özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimi artırır. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemler bu süreçte yardımcı olabilir.

8. Şok diyetler uygulama

Hızlı kilo verme isteğiyle uygulanan şok diyetler, vücuda yeterli enerji ve besin öğesi sağlamadığı için kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu tür diyetler kısa vadede kilo kaybı sağlasa da sürdürülebilir değildir ve diyet bırakıldığında verilen kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı için dengeli ve düzenli beslenme temel olmalıdır.

9. Zayıflama çaylarını bilinçsiz tüketmek

Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır. HABER MERKEZİ

Sigara tadı tuzu da kaçırıyor


 
Sigaranın ağız, boğaz ve solunum yolları üzerindeki etkilerine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, “Sigara kullanımı; ağız, boğaz, gırtlak ve ses telleri başta olmak üzere kulak burun boğaz bölgesinde ciddi ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle gırtlak kanseriyle sigara arasındaki ilişki çok güçlü” dedi. 

09.06.2026 00:18:00
MURAT ÇORBACI
Sigara tadı tuzu da kaçırıyor
Sigara tadı tuzu da kaçırıyor

Sigaranın yalnızca akciğerleri değil, kulak burun boğaz sistemini de doğrudan etkilediğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanındaki toksik ve tahriş edici maddeler; ağız, boğaz, ses telleri ve burun mukozasında kalıcı hasara neden olabiliyor. Uzun süreli kullanım, kanser dahil pek çok ciddi hastalığın riskini artırıyor" şeklinde konuştu. Sigaranın en erken etkilerinden birinin tat ve koku duyusunda azalma olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanı burundaki koku alma hücrelerine zarar veriyor. Özellikle günde bir paket ve üzeri sigara kullanan kişilerde bu kayıp daha belirgin hale geliyor. Yemeklerden alınan tat azalıyor, yaşam kalitesi düşüyor" dedi.







Erken uyarı: ses kısıklığı

Sigaranın ses tellerinde tahrişe ve kronik ödem oluşumuna neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Uzun süreli sigara kullanımı ses tellerinin yapısını bozuyor. Bu durum kalıcı ses kısıklığına yol açabiliyor. Özellikle iki haftadan uzun süren ses değişiklikleri mutlaka dikkate alınmalı" diye konuştu.







Burun ve sinüs sağlığını bozuyor

Sigaranın yalnızca boğazı değil, burun ve sinüsleri de etkilediğini paylaşan Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanı burun mukozasında şişmeye neden oluyor. Bu durum kronik sinüzit, burun tıkanıklığı ve geniz akıntısı gibi sorunların daha sık görülmesine yol açabiliyor" dedi. Sigaranın bağışıklık sistemini zayıflattığını da belirten Prof. Dr. Üstündağ, sigaranın burun mukozasında hem yapısal hem de fonksiyonel değişikliklere neden olduğuna dikkat çekti.







Pasif içiciliğin de faturası ağır

Pasif içiciliğin de en az aktif sigara kullanımı kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara dumanına maruz kalan kişilerde özellikle boğaz enfeksiyonları, alerjik problemler ve solunum yolu hastalıkları daha sık görülüyor. Çocuklar bu konuda çok daha hassas bir grupta yer alıyor" şeklinde konuştu.







Sigara bırakıldıktan sonra iyileşme başlıyor

Sigaranın bırakılmasıyla birlikte vücudun kendini onarma sürecine girdiğini ifade eden Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, "Sigara bırakıldıktan sonraki ilk haftalarda tat ve koku alma duyularında iyileşme başlayabiliyor. Zaman içinde ses kalitesi düzeliyor, enfeksiyon riski azalıyor ve kanser gelişme riski önemli ölçüde düşüyor" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.