23 yıl geçmiş! Erdoğan'ın yönettiği ülkemiz yüksek faizde dünyada hiç 6'cı olmadı. Hep ilk beş içinde oldu. Son 2 yıldır ise zirveyi zorluyor. Savaştaki ülkelerde bile faiz tek haneli, bizde ise hep çift haneli.
Neden, sorusunun cevabı nettir: Bu iktidar hem kendisine hem dini ve milli değerlerine hem de insanımıza karşı samimi olmadı.
Baksanıza! İş adamlarına 'faiz bir dünya gerçeğidir, bul etmeliyiz' diyenler, batıya-ABD'ye, 'serbest piyasa (kapitalizm) ekonomisinden taviz vermemiz söz konusu değil' derken Müslüman Türk Milletinin karşısına ayet ve hadislerle çıkıyorlar.
Daha dün 'Ayet ve hadislerin olduğu yerde sana bana laf düşmez' diyenler bugün 'faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz' diyor.
Kim yönetiyor bu ülkeyi?
Kayyum atanan Bay Kemal mi? Yoksa mitingden mitinge koşan Özgür Özel mi? Yoksa hapisten mesaj atan Ekrem İmamoğlu mu? Kim yönetiyor?
Bu ülkeyi; 'Tek başıma kalsam dâhi 'Bu yol hak yoludur, dönmek bilmez yürürüm' der, bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm' sözlerinin sahibi Sayın Erdoğan yönetiyor.
Yönettiği ülkemiz faizde dünya 2'si, gelir adaletsizliğinde Avrupa 1'si, sefalet endeksinde dünya 3'sü, adalette dünya 128'ci, yolsuzlukta dünya 124'cüsü durumundadır.
Ama Sayın Erdoğan faiz karşıtı, gelir adaletsizliğine isyan ediyor.
'Dünyanın bir kısmı zenginlik içinde yaşarken ciddi bir kısmı da açlıkla mücadele ediyor' diyen Sayın Erdoğan ardından da 'yabancı sermayeyi' ülkemize çağırıyor.
Yabancı sermaye bir ülkeye neden gider?
Fabrikalar kurmak, üretim yapmak, istihdam sağlamak, çalışana emeğinin karşılığını vermek için mi? Asla!
Yabancı sermaye, o ülkenin enerji ve doğal kaynakları sömürmek, gümrük duvarlarını aşarak iç pazara hakim olmak ve kazandığı parayı ülkeye yeniden yatırmak yerine dışarı çıkarmak için gelir.
Yabancı sermaye, yerli üretimi zayıflatır, ülkeyi borç batağına sürükler ve ekonomik bağımsızlığı yok eder.
Yabancı sermaye ekonomik istiladır.
Devletin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin peşkeş çekilmesidir.
Milletin emeğinin sömürülmesi, köleleştirilmesidir.
Ülkemiz ekonomisi işgal edilmiş, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz peşkeş çekilmiş, insanımız köleleştirilmiştir.
Ama AKP iktidarı hala 'durmak yok, yola devam' diyor.
Milletimizin özlemi de açıklandı
Açlık sınırının 35 bin lira, asgari ücretin 28 bin lira, emekli maaşı 20 bin lira olduğu ülkemizde milletimizin özlemi onurlu bir yaşam için gerekli bir ücretle çalışmak, emeğinin karşılığını almak gibi bir özlemi yokmuş!
En ucuz ev kirası, emekli maaşından fazla ve 7 buçuk milyon hane kiracı durumunda.
Deprem kuşağındaki ülkemizde 2 milyon yapının acil dönüşmesi gerektiğini bizzat iktidar dile getiriyor.
İnsanımız sağlam bir ev sahibi olmak, sağlam evlerde oturmak gibi bir özlemi de yokmuş!
Ya gençlerimiz! Eğitim aldığı bir alanda iş sahibi olmak, kendi işini kurmak, çalıştığı işte 'ne zaman işten çıkarılırım' korkusunu yaşamamak, geleceğe umutla bakmak gibi bir özlemi, hayali yokmuş!
İşçisiyle, memuruyla, çalışanıyla, emeklisiyle, yaşlısıyla, genciyle insanımızın özlemi 'yeni bir anayasa' imiş.
Sayın Erdoğan öyle söyledi: 'Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi halen dinmemiştir'.
Sahi milletin özlemi AKP'nin yapacağı anayasa mı?
Birde borç ödeme mevzuu var
Hem de sadece iktidarın değil tüm siyasetçilerin borcuymuş!
Ama bu borç ödeme, 43 milyon kişinin bankalara olan 6 trilyon 300 milyar TL borcunu ödemek değil!
Bu borç ödeme, kayıtlı 2 milyon 363 bin çiftçinin bankalara olan 1 trilyon 355 milyar TL borcunu ödemekte değil!
Bu borç ödeme, icra ve iflas dairelerinde 24 milyon 612 bin dosyadaki hacizleri kaldırmakta değil.
Bu borç ödeme, 5 buçuk milyon genç yaklaşık 7 milyar TL tutarındaki Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü öğrenim kredisi borcunu ödemekte değil!
İktidarıyla, muhalefetiyle siyasilerin borcu neymiş biliyor musunuz? Yeni anayasa.
Sayın Erdoğan öyle söyledi: 'Yeni, özgürlükçü anayasa yapmak Türk siyasetinin boynunun borcudur'.
Neden, sorusunun cevabı nettir: Bu iktidar hem kendisine hem dini ve milli değerlerine hem de insanımıza karşı samimi olmadı.
Baksanıza! İş adamlarına 'faiz bir dünya gerçeğidir, bul etmeliyiz' diyenler, batıya-ABD'ye, 'serbest piyasa (kapitalizm) ekonomisinden taviz vermemiz söz konusu değil' derken Müslüman Türk Milletinin karşısına ayet ve hadislerle çıkıyorlar.
Daha dün 'Ayet ve hadislerin olduğu yerde sana bana laf düşmez' diyenler bugün 'faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz' diyor.
Kim yönetiyor bu ülkeyi?
Kayyum atanan Bay Kemal mi? Yoksa mitingden mitinge koşan Özgür Özel mi? Yoksa hapisten mesaj atan Ekrem İmamoğlu mu? Kim yönetiyor?
Bu ülkeyi; 'Tek başıma kalsam dâhi 'Bu yol hak yoludur, dönmek bilmez yürürüm' der, bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm' sözlerinin sahibi Sayın Erdoğan yönetiyor.
Yönettiği ülkemiz faizde dünya 2'si, gelir adaletsizliğinde Avrupa 1'si, sefalet endeksinde dünya 3'sü, adalette dünya 128'ci, yolsuzlukta dünya 124'cüsü durumundadır.
Ama Sayın Erdoğan faiz karşıtı, gelir adaletsizliğine isyan ediyor.
'Dünyanın bir kısmı zenginlik içinde yaşarken ciddi bir kısmı da açlıkla mücadele ediyor' diyen Sayın Erdoğan ardından da 'yabancı sermayeyi' ülkemize çağırıyor.
Yabancı sermaye bir ülkeye neden gider?
Fabrikalar kurmak, üretim yapmak, istihdam sağlamak, çalışana emeğinin karşılığını vermek için mi? Asla!
Yabancı sermaye, o ülkenin enerji ve doğal kaynakları sömürmek, gümrük duvarlarını aşarak iç pazara hakim olmak ve kazandığı parayı ülkeye yeniden yatırmak yerine dışarı çıkarmak için gelir.
Yabancı sermaye, yerli üretimi zayıflatır, ülkeyi borç batağına sürükler ve ekonomik bağımsızlığı yok eder.
Yabancı sermaye ekonomik istiladır.
Devletin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin peşkeş çekilmesidir.
Milletin emeğinin sömürülmesi, köleleştirilmesidir.
Ülkemiz ekonomisi işgal edilmiş, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz peşkeş çekilmiş, insanımız köleleştirilmiştir.
Ama AKP iktidarı hala 'durmak yok, yola devam' diyor.
Milletimizin özlemi de açıklandı
Açlık sınırının 35 bin lira, asgari ücretin 28 bin lira, emekli maaşı 20 bin lira olduğu ülkemizde milletimizin özlemi onurlu bir yaşam için gerekli bir ücretle çalışmak, emeğinin karşılığını almak gibi bir özlemi yokmuş!
En ucuz ev kirası, emekli maaşından fazla ve 7 buçuk milyon hane kiracı durumunda.
Deprem kuşağındaki ülkemizde 2 milyon yapının acil dönüşmesi gerektiğini bizzat iktidar dile getiriyor.
İnsanımız sağlam bir ev sahibi olmak, sağlam evlerde oturmak gibi bir özlemi de yokmuş!
Ya gençlerimiz! Eğitim aldığı bir alanda iş sahibi olmak, kendi işini kurmak, çalıştığı işte 'ne zaman işten çıkarılırım' korkusunu yaşamamak, geleceğe umutla bakmak gibi bir özlemi, hayali yokmuş!
İşçisiyle, memuruyla, çalışanıyla, emeklisiyle, yaşlısıyla, genciyle insanımızın özlemi 'yeni bir anayasa' imiş.
Sayın Erdoğan öyle söyledi: 'Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi halen dinmemiştir'.
Sahi milletin özlemi AKP'nin yapacağı anayasa mı?
Birde borç ödeme mevzuu var
Hem de sadece iktidarın değil tüm siyasetçilerin borcuymuş!
Ama bu borç ödeme, 43 milyon kişinin bankalara olan 6 trilyon 300 milyar TL borcunu ödemek değil!
Bu borç ödeme, kayıtlı 2 milyon 363 bin çiftçinin bankalara olan 1 trilyon 355 milyar TL borcunu ödemekte değil!
Bu borç ödeme, icra ve iflas dairelerinde 24 milyon 612 bin dosyadaki hacizleri kaldırmakta değil.
Bu borç ödeme, 5 buçuk milyon genç yaklaşık 7 milyar TL tutarındaki Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü öğrenim kredisi borcunu ödemekte değil!
İktidarıyla, muhalefetiyle siyasilerin borcu neymiş biliyor musunuz? Yeni anayasa.
Sayın Erdoğan öyle söyledi: 'Yeni, özgürlükçü anayasa yapmak Türk siyasetinin boynunun borcudur'.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026


























































