Günlerdir, haftalardır Kıbrıs'la yatıp Kıbrıs'la kalkıyoruz. Hangi gazeteyi açsak, hangi televizyon kanalını açsak Kıbrıs'la ilgili yazılar ve yorumlar, oturumlar...
O kadar uçuk kaçık, o kadar ipe-sapa gelmez, o kadar sapla-samanı birbirine karıştıran yazılar yazılıyor, yorumlar yapılıyor ki, Türkçe konuşma dışında bu ülkeye, bu millete ait olduklarına dair hiçbir işaret göremiyoruz. Yazdıklarını okuduktan, yorumlarını dinledikten sonra "tut kelin perçeminden" deyimi bile, ortaya çıkan komik durumu anlatmada hafif kalıyor.
Kıbrıs merkezli yorumlarda, tartışmalarda, vatan gibi, bayrak gibi, gazilik, şehitlik gibi kavramların maalesef ne kadar sulandırıldığını, içlerinin boşaltıldığını gördük. Mandacılık zihniyetinin, Türk medyasında söz söyleyen, kalem oynatan büyük bir kesimin iliklerine, damarlarına işlediğine bu vesile ile bir kez daha şahit olduk.
Avrupa Birliği'ne hayır demenin, bizim için dünyanın sonu olacağını savunanlar, şimdi koro halinde Annan Planı'na hayır demenin hem Kıbrıs, hem de bizim için dünyanın sonu olacağını savunuyorlar, karşı fikir beyan edenlere de hiç tereddütsüz saldırıyorlar.
Otuz yıldır hem maddi anlamda, hem de manevi anlamda Kıbrıs'ta bir çalışmanın, bir yatırımın yapılmadığını sayıp dökerek, Annan Planı'na taraftar toplamak için gerekçeler üretenlerden tutun da, artık belli bir refah seviyesini yakalayan Rumlardan korkmamak gerektiğini kendince izaha çalışan kalemlere kadar cins cins, çeşit çeşit yorumlar...
Bu, sapla-samanı karıştıran, tartısız-terazisiz yazılardan birine, Ilıcak sülalesinin Tercüman'ında rastladık. Arkadaşımız ciddi ciddi yazı yazdığının vehmine kapılarak oturmuş birşeyler karalamış, diyor ki; "Annan Planı'na karşı çıkanlar, hayır cephesinde yer alanlar, Rumlar bizi keser tezini işliyorlar. Halbuki Rumlardan korkmaya gerek yok çünkü, Avrupa standartlarında gelir seviyesine ulaşmış olan Rumlar artık Türkleri kesmezler".
Alın size bir garanti daha, Rumlar, 74 öncesi çok fakir, yoksul oldukları için saldırılar düzenleyerek tarlada, bahçede Kıbrıslı Türkleri yiyorlardı. Şimdi ise böyle bir ihtiyaçları kalmadı, çünkü zenginleşmişler.
Öyleyse ne duruyoruz, bir seferberlik ilan edelim, market market gıda toplayıp şu koalisyon güçleri midir ne zıkkımdır, onlara gönderelim yiyip doysunlar da Irak'ta Müslümanları yemekten vazgeçsinler. En son üç gün içinde beş yüze yakın Müslümanı yediler, yamyamlıklarını gece gündüz sürdürüyorlar.
Hükümetin tereddütsüz şakşakçısı Ilacakgillerin Tercümanı'nın Kıbrıs'tan bize tercümesi şu: Hiç endişeye gerek yok. Güzelyurt Rumlara bırakılabilir, yüz bin Rum Kuzeye yerleşebilir, artık Türk askerinin de orada kalmasına gerek yok çünkü, ortada bir tehlike kalmadı. Çünkü Rumlar belli bir refah seviyesine ulaştığı için Türklerin malına, mülküne, tarlasına, bahçesine hatta canına, namusuna saldırmayacakmış.
Duy da inanma, ya da tut kelin perçeminden.
O kadar uçuk kaçık, o kadar ipe-sapa gelmez, o kadar sapla-samanı birbirine karıştıran yazılar yazılıyor, yorumlar yapılıyor ki, Türkçe konuşma dışında bu ülkeye, bu millete ait olduklarına dair hiçbir işaret göremiyoruz. Yazdıklarını okuduktan, yorumlarını dinledikten sonra "tut kelin perçeminden" deyimi bile, ortaya çıkan komik durumu anlatmada hafif kalıyor.
Kıbrıs merkezli yorumlarda, tartışmalarda, vatan gibi, bayrak gibi, gazilik, şehitlik gibi kavramların maalesef ne kadar sulandırıldığını, içlerinin boşaltıldığını gördük. Mandacılık zihniyetinin, Türk medyasında söz söyleyen, kalem oynatan büyük bir kesimin iliklerine, damarlarına işlediğine bu vesile ile bir kez daha şahit olduk.
Avrupa Birliği'ne hayır demenin, bizim için dünyanın sonu olacağını savunanlar, şimdi koro halinde Annan Planı'na hayır demenin hem Kıbrıs, hem de bizim için dünyanın sonu olacağını savunuyorlar, karşı fikir beyan edenlere de hiç tereddütsüz saldırıyorlar.
Otuz yıldır hem maddi anlamda, hem de manevi anlamda Kıbrıs'ta bir çalışmanın, bir yatırımın yapılmadığını sayıp dökerek, Annan Planı'na taraftar toplamak için gerekçeler üretenlerden tutun da, artık belli bir refah seviyesini yakalayan Rumlardan korkmamak gerektiğini kendince izaha çalışan kalemlere kadar cins cins, çeşit çeşit yorumlar...
Bu, sapla-samanı karıştıran, tartısız-terazisiz yazılardan birine, Ilıcak sülalesinin Tercüman'ında rastladık. Arkadaşımız ciddi ciddi yazı yazdığının vehmine kapılarak oturmuş birşeyler karalamış, diyor ki; "Annan Planı'na karşı çıkanlar, hayır cephesinde yer alanlar, Rumlar bizi keser tezini işliyorlar. Halbuki Rumlardan korkmaya gerek yok çünkü, Avrupa standartlarında gelir seviyesine ulaşmış olan Rumlar artık Türkleri kesmezler".
Alın size bir garanti daha, Rumlar, 74 öncesi çok fakir, yoksul oldukları için saldırılar düzenleyerek tarlada, bahçede Kıbrıslı Türkleri yiyorlardı. Şimdi ise böyle bir ihtiyaçları kalmadı, çünkü zenginleşmişler.
Öyleyse ne duruyoruz, bir seferberlik ilan edelim, market market gıda toplayıp şu koalisyon güçleri midir ne zıkkımdır, onlara gönderelim yiyip doysunlar da Irak'ta Müslümanları yemekten vazgeçsinler. En son üç gün içinde beş yüze yakın Müslümanı yediler, yamyamlıklarını gece gündüz sürdürüyorlar.
Hükümetin tereddütsüz şakşakçısı Ilacakgillerin Tercümanı'nın Kıbrıs'tan bize tercümesi şu: Hiç endişeye gerek yok. Güzelyurt Rumlara bırakılabilir, yüz bin Rum Kuzeye yerleşebilir, artık Türk askerinin de orada kalmasına gerek yok çünkü, ortada bir tehlike kalmadı. Çünkü Rumlar belli bir refah seviyesine ulaştığı için Türklerin malına, mülküne, tarlasına, bahçesine hatta canına, namusuna saldırmayacakmış.
Duy da inanma, ya da tut kelin perçeminden.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- İnsafı tüketen toplumlar / 04.05.2026
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026


























































