logo
26 TEMMUZ 2026

UNICEF: 6 çocuktan biri cahil kalacak

07.10.2003 00:00:00
 
Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF), dünyada 120 milyon çocuğun okula gitmediğini açıkladı. Bu, her 6 çocuktan birinin eğitim almadığı anlamına geliyor. Okula gönderilmeyen çocuklar arasında da kızların sayısı erkeklere göre daha fazla.

Afrika eğitim fakiri

UNICEF'e göre Orta Afrika'da okul çağındaki 46 milyon çocuk hiçbir zaman okula gitmedi. Aynı sayıda çocuk Güney Asya'da benzer bir kaderi paylaşıyor. Okula gitmeyen çocukların dörtte üçü adı geçen bölgelerde yaşıyor. Kalkınmış ülkelerde okula gitmeyen çocukların sayısı ancak 2.5 milyon dolayında. Yapılan son araştırma, okula gidemeyen kız çocuklarının sayısının erkeklerden daha fazla olduğunu ortaya koydu. Eğitim alamayanların yüzde 56'sını kızlar oluşturuyor.

Baş neden yoksulluk

UNICEF Sözcüsü Damien Personnaz, Pakistan, Bangladeş ve Nepal'de ebebeynlerin kız çocuklarını okula göndermekte isteksiz olduğunu zira bunun bir yararı olmadığını düşündüklerini belirtiyor. UNICEF sözcüsü, "Bir diğer neden de yoksulluk ki bu durum Sri Lanka hariç diğer Güney Asya ülkeleri için çok geçerli. Orta Afrika'daki yoksulluk da çocukların okula gidememesinin en önemli nedeni" diyor.

Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!


 
Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. 

25.07.2026 23:36:00
MURAT ÇORBACI
 
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!

Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. Özellikle ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin DNA yapısında hasara yol açarak, uzun vadede cilt kanseri riskini artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 1.5 milyondan fazla yeni cilt kanserleri teşhis edildi. Üstelik, eskiden daha ileri yaşlarda görülen cilt kanserleri artık 30'lu ve 20'li yaşlardaki bireylerde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bu artışta kontrolsüz güneşlenme alışkanlıkları ve çocukluk dönemindeki yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalma önemli rol oynuyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızda güneş koruyucu ürünlerin kilit bir rol üstlendiğini belirterek, "Koruyucu ürünler ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hem erken yaşlanma sorunlarına hem de cilt kanseri riskine karşı önemli bir koruma sağlar. Ancak etkin koruma için doğru ürün seçimi ve doğru kullanım büyük önem taşır. En sık yapılan üç hata; güneş koruyucuyu yetersiz miktarda sürmek, gün içinde yenilememek ve koruyucuya güvenerek uzun süre güneş altında kalmaktır" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken bazı kuralalrı anlattı.

1. "İstediğim kadar güneşlenebilirim" hatasına düşmeyin!
2. SPF 50 altı ürünler yetersiz kalabilir.

3. Sadece SPF tek başına yeterli değil. Ambalaj üzerinde 'Broad Spectrum', 'UVA/UVB Koruması' veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli.
4. Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor.

5. Yüz ve vücudunuza aynı ürünü kullanmayın.
6. 20-30 dakika kuralına dikkat! Kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor.

7. Cildinizde yeterince sürdüğünüzden emin olun.
8. Gün içinde her 2 saatte bir yenileyin.

Elit sporcular 40 yaşından sonra da nasıl başarılı oluyor?


 
FIFA Dünya Kupası, yalnızca goller değil, futbolcu performansları ile de sıklıkla konuşuluyor. Sahalarda genç yıldızlar kadar yaşları ilerlemesine rağmen üst düzey performans sergileyen futbolcuların sırrı merak ediliyor.
 

25.07.2026 22:18:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
 
Elit sporcular 40 yaşından sonra da nasıl başarılı oluyor?
Elit sporcular 40 yaşından sonra da nasıl başarılı oluyor?

Cristiano Ronaldo, 2026 FIFA Dünya Kupası'na 41 yaşında katılarak turnuvanın en deneyimli oyuncuları arasında yer aldı. 39 yaşındaki Lionel Messi ise yıllardır yalnızca yeteneğiyle değil, ilerleyen yaşına rağmen sürdürdüğü üst düzey performansıyla modern futbolun en dikkat çekici örneklerinden biri. Bu Dünya Kupası'nda da 8 gol atarak, en çok gol atan ikinci oyuncu oldu. Her iki futbolcu normal şartlarda jübilesini yapabilecek yaşlardayken hâlâ sahada en üst seviyede mücadele ediyor.

Yaş almanın, doğru yönetildiğinde performans kaybı anlamına gelmediğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "Yaş almak sadece doğum tarihinin ilerlemesi değildir. Özellikle futbol söz konusu ise kas kütlesi azalabilir, toparlanma süresi uzayabilir, patlayıcı güç düşebilir ve sakatlık riski artabilir. Ancak doğru yönetilen antrenman, beslenme, uyku ve toparlanma stratejileriyle bu süreci yavaşlatmak mümkün. Performansı belirleyen yalnızca yaş değil, bedeninizi yıllar boyunca nasıl yönettiğinizdir" dedi.

Başarının sırrı akıllı çalışmakta

Elit futbolcularda fiziksel performansın genellikle 17-26 yaş arasında zirve yaptığı biliniyor ancak bazı sporcular bu düşüşü belirgin şekilde yavaşlatabiliyor. Bu süreci yavaşlatmanın sırrının daha fazla antrenman yapmakla açıklanamayacağını ifade eden Dr. Halil Ertürk, "Önemli olan antrenmanı, uykuyu, beslenmeyi, hidrasyonu, toparlanmayı, stres yönetimini ve sakatlık önleme stratejilerini tek bir sistem içinde yönetebilmek. Modern spor biliminde performansı belirleyen yalnızca sahada geçirilen süre değil; antrenman sonrası toparlanmanın ne kadar doğru planlandığıdır. Longevity yaklaşımı da tam olarak bu anlayışı günlük yaşama taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.


Sıradan insanların da uygulayabileceği 7 alışkanlık

Uzun yıllar üst düzey performans gösterilmesini sağlayan prensipler yalnızca profesyonel sporcular için değil; sağlıklı yaş almak isteyen herkes için önemli ipuçları sunuyor. İşte Dr. Halil Ertürk'ten sahadan günlük yaşama taşınabilecek 7 longevity alışkanlığı…

1. Kas kütlenizi koruyun

Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas gücü doğal olarak azalmaya başlıyor. Futbolcular için bu durum kas kütlesini korumak hız, denge ve sakatlıklardan da korunma anlamına gelirken; günlük yaşamda merdiven çıkabilmek, düşme riskini azaltmak ve metabolik sağlığı koruyabilmek açısından büyük önem taşıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "40 yaşından sonra kas yapmak estetik bir hedef değil, sağlıklı yaşlanmanın en önemli yatırımlarından biridir" diyor.

2. Yeterli ve kaliteli uykuyu performansın bir parçası haline getirin

Elit sporcular için uyku, antrenmanın devamı olarak kabul ediliyor. Çünkü kas onarımı, bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve zihinsel performans büyük ölçüde uyku sırasında destekleniyor. Dr. Halil Ertürk, "İyi bir uyku, hem sporcular hem de günlük yaşamda aktif kalmak isteyen herkes için en güçlü toparlanma yöntemlerinden biridir" ifadelerini kullanıyor.

3. Çok değil, doğru egzersiz yapın

Futbolda performansı belirleyen unsur yalnızca yoğun antrenman yapmak değil; antrenman ile dinlenme arasındaki dengeyi doğru kurabilmek. Günlük yaşamda da haftada bir gün aşırı spor yapmak yerine düzenli ve sürdürülebilir fiziksel aktivite çok daha faydalı oluyor. "Vücut istikrarı sever. En iyi egzersiz programı, sürdürebildiğiniz programdır" diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, hareketin bir yaşam alışkanlığı haline getirilmesi gerektiğini vurguluyor.

4. Tabağınızı kaslarınızı koruyacak şekilde planlayın

Futbolcular için beslenme yalnızca enerji almak değil, toparlanmayı hızlandırmak ve kas dokusunu korumak anlamına geliyor. Günlük yaşamda da kaliteli protein, liften zengin besinler, sağlıklı yağlar ve yeterli sıvı tüketimi sağlıklı yaşlanmanın temelini oluşturuyor. Dr. Halil Ertürk, "Kasınızı korumak istiyorsanız tabağınızda mutlaka kaliteli protein ve gerçek gıdalar yer almalı" dedi.

5. Kalbinizi de formda tutun

Sahada performansı belirleyen yalnızca kas gücü değil, kalp ve damar sisteminin kapasitesi. Günlük yaşamda ise yürüyüş kapasitesi, merdiven çıkabilmek ve çabuk yorulmamak kalp sağlığının önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Dr. Halil Ertürk, "Takvim yaşınızdan çok kalbinizin yaşı, uzun ve sağlıklı yaşam konusunda daha belirleyicidir" değerlendirmesinde bulundu.

6. Güçlenirken kendinizi yıpratmayın

Profesyonel futbolcular yaş aldıkça daha bilinçli antrenman yapıyor; mobilite, denge, esneklik ve toparlanmaya daha fazla önem veriyor. Aynı yaklaşım günlük yaşam için de geçerli. "Egzersizin amacı bedeni yormak değil, onu daha dayanıklı hale getirmektir" diyen Dr. Halil Ertürk, özellikle 40 yaş sonrası egzersizlerin kişiye uygun planlanması gerektiğini belirtti.

7. Performansın sırrı bedenin yanı sıra zihni de yönetmektir

İleri yaşta performansını koruyan futbolcuların en önemli avantajlarından biri de deneyimlerini doğru kullanmaları. Gereksiz efordan kaçınmak, enerjiyi doğru yönetmek ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmak performansı uzatıyor. Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "Sağlıklı yaş almak da aynı anlayışla mümkün. Hedef her şeyi daha fazla yapmak değil; doğru şeyi, doğru zamanda ve sürdürülebilir şekilde yapabilmektir" dedi.

Çocuklarda havale anında 5 kritik kural!


 
 
Çocukluk çağında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, ateşle birlikte ortaya çıkan nöbetler oluyor. Genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülen bu tablo aileleri paniğe sevk edebiliyor.

25.07.2026 14:43:00
MURAT ÇORBACI
 
Çocuklarda havale anında 5 kritik kural!
Çocuklarda havale anında 5 kritik kural!

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, ateşli havalenin çoğu zaman iyi huylu seyretmesine rağmen, doğru müdahale edilmezse risk oluşturabildiğini belirterek, "Ebeveynlerin, ateşli havalenin özellikle ilk dakikalarında doğru adımları atması kritik öneme sahiptir" diyor. Doç. Dr. Aslan, ateşli havalede, nöbet anında uyulması gereken 5 kuralı anlattı.
Ateşli havale, çocukluk çağında en sık görülen, belirli yaş aralığıyla sınırlı, genellikle iyi huylu seyreden ve ateşle birlikte ortaya çıkan nörolojik nöbetler arasında yer alıyor. Dr. Aslan, "Ateşli havale, 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülüyor. Vücut ısısının rektal ölçümde 38.3 derece, koltuk altı ölçümünde 37.8 derece ve üzerinde olduğu durumlarda ortaya çıkan nöbetler, ateşli havale olarak ifade ediliyor" dedi.

Yüzde 90'ı 3 yaş altında oluyor

Çocukların yaklaşık yüzde 2-5'inde görülen ve en sık 18-22 ay arasında ortaya çıkan ateşli havalenin, yüzde 90 gibi büyük bir oranla ilk 3 yaş içinde meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Aslan, nöbetlerin genellikle ateşli hastalığın ilk 24 saatinde geliştiğini söylüyor. Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam etti: "Nöbetlerin büyük kısmı 5 dakikadan kısa sürmekte ve kalıcı bir hasar bırakmadan sonlanmaktadır. Ancak yaklaşık yüzde 5'lik grupta 'uzamış nöbet' gelişebilmekte ve bu durum 30 dakikayı aşarak yoğun bakım ihtiyacı gerektirebilmektedir. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Özellikle 39 derece ve üstü hızlı yükselen ateşlerde çok daha dikkatli olunmalıdır."

Ateşli havale her çocukta aynı şekilde görülmüyor

Ateşli havalenin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan şöyle konuştu: "Bazı çocuklarda tüm vücutta kasılma şeklinde belirgin bir nöbet tablosu izlenirken, bazı çocuklarda ise çok daha silik belirtiler olabiliyor. Bu durum sadece kısa süreli boş bakma, gözlerde kayma ya da birkaç saniyelik dalma şeklinde kendini gösterebiliyor. Nöbetler de her zaman aynı şiddette ya da aynı şekilde ilerlemiyor. Özellikle uzun süren, tekrarlayan ya da vücudun yalnızca bir tarafını etkileyen nöbetlerin daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor. Bu tür durumlarda ileri inceleme ve nörolojik değerlendirme önem taşıyor."


Ateşli havalade, nöbet anında aileler ne yapmalı!

Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, "Basit ateşli havaleler iyi huylu nöbetlerdir. Çocuğun gelişimde bir sorun yaratmayacaktır. Risk faktörleri ile hastayı ve ailesini birlikte değerlendirmek gerekir" derken, nöbet anında 5 kritik kuralı şöyle sıraladı:
• Çocuk yan yatırılmalı.
• Çocuğu sarsma, sallama ya da nöbet esnasında suyun altına sokmaktan kaçınılmalı.
• Dişi kenetlenirse el sokularak açma gibi davranışlarda bulunulmamalı (Hasta yan yatırıldığı zaman dil yana düşmekte olup hava yolu açılacaktır.)
• Üzerine su dökülmemeli, yüzüne kolonya sürülmemeli.
• Nöbet bitinceye kadar yanında durulmalı. Nöbet bitince ve tam kendine geldikten sonra, ağızdan bol sıvı ve ateş düşürücü verilir.

Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem


 
1966 Trabzon doğumlu olan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapılan ölçümlerde Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en kilolu bölgesi olarak belirlendiğine işaret ederek, "Onun için kuymağı yiyelim, sütlacı yiyelim ama lütfen hareket edelim. Bu konuda eskiden sabah kahvaltısında kuymak yiyip tütün tarlasına giden annelerimiz, ninelerimiz gibi değil, maalesef masada oturan insanlar olmuş durumdayız" dedi.

25.07.2026 11:16:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem
 Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapım çalışmaları devam eden Trabzon Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Trabzon Şehir Hastanesi'nde bütün tedavileri yapabilecek, dünyanın en ileri teknoloji cihazlarını kullanabilecek fiziki yapıyı gerçekleştirdiklerini dile getiren Memişoğlu, "Hekimlerimiz de bu konuda yeterli. İnşallah bölgenin merkezi olacak. Sadece bölgeye değil, esasında Gürcistan'dan İran'a her türlü yabancı hastaya da hizmet edebilecek bir binadayız. Herkese hayırlı olsun. Emeği geçenlere çok teşekkür ederim" dedi. Memişoğlu, 2023'te başlayan inşaat çalışmalarında sona gelindiğini ifade ederek, yaklaşık 265 bin metrekarelik alanda deprem izolatörü kullanıldığını vurguladı.

Bazı hastaneler taşınacak

Trabzon'da diğer hastanelerin taşınması konusuna değinen Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kemik Hastanesi ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ni buraya taşıyacağız. Kanuni Hastanemiz aynı şekilde doğu bölgesinde sağlık hizmeti eğitim araştırma olarak devam edecek. Bunun yanında Numune Hastanesi'nin sağlık hizmetini de buraya taşıyacağız. Fatih Hastanemizde de hizmetlere devam edeceğiz. İnşallah Fatih Hastanesi'ni yenileyerek merkezde de bir hastanemizin yeni bir şekilde hizmetine devam etmesini sağladık. Ben bütün Trabzon halkına hayırlı olmasını diliyorum."



Sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda

Trabzon'da doğduğunu ve şehirde geçmiş sağlık hizmetlerini bildiğini dile getiren Memişoğlu, "Şu anda Türkiye ve Trabzon sağlık anlamında geçmişe göre çok çok iyi yerlerde. Her bir vatandaşımız bugün sağlıktan yılda 12,2 kez hizmet alıyor. Sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda. Yalnız toplumumuzdan en çok istediğim de sağlıklı olmalarını sağlamak. Yani esas hedefimizin sağlıklı kalmak olması, kötü alışkanlıklardan, kötü beslenmeden, hareketsizlikten uzak durmamız lazım. Onun için sigara dediğimiz, alkol dediğimiz kötü alışkanlıklardan herkesin uzak durmasını, egzersiz yapmasını ve kilolarına dikkat etmesini istiyorum" diye konuştu.

Bu kilolar niye?

Memişoğlu, yapılan ölçümlerde Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en kilolu bölgesi olarak belirlendiğine işaret ederek, "Onun için kuymağı yiyelim, sütlacı yiyelim ama lütfen hareket edelim. Bu konuda eskiden sabah kahvaltısında kuymak yiyip tütün tarlasına giden annelerimiz, ninelerimiz gibi değil, maalesef masada oturan insanlar olmuş durumdayız. Sağlıklı hayat merkezlerine ve aile hekimliklerine giderek bu konuda bedenimize nasıl bakacağımızı, nasıl sağlıklı kalacağımızı öğrenelim" ifadelerini kullandı. 

Çalıştığı döviz büfesini soydu


 
Fatih'te çalıştığı döviz bürosunda elektrik kesintisini fırsat bilerek 300 tam altın çaldığı belirlenen şüpheli gözaltına alındı.

25.07.2026 11:12:00
AA
 
Çalıştığı döviz büfesini soydu
Çalıştığı döviz büfesini soydu

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, 22 Temmuz'da Fatih'te faaliyet gösteren döviz bürosunda elektrik kesintisinin yaşandığı sırada 300 tam altının çalınmasına ilişkin çalışma başlattı.

Hırsız banko elemanı çıktı

Saha araştırması ve teknik takip çalışmaları sonucunda, iş yerinde bankocu olarak görev yapan İ.K'nin elektrik kesintisinden faydalanarak hırsızlığı gerçekleştirdiği belirlendi. Şüpheli, dün düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Operasyonda 282 tam altın ile altınların satışından elde edildiği değerlendirilen 90 bin lira ele geçirildi.

İlk icraatı değilmiş

Soruşturmayı derinleştiren ekipler, şüphelinin daha önce de iş yerinden 100 gram altın çaldığını, son hırsızlığında da 18 tam altını kuyumcuda bozdurup 100 grama çevirdikten sonra iş yerine bıraktığını tespit etti.
Emniyetteki işlemleri tamamlanan İ.K, adliyeye sevk edildi.
Şüphelinin son çaldığı altınları kuyumcuda bozdurması ve iş yerinden daha önce çaldığı altınları yerine koyması güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel tutuklandı

25.07.2026 02:00:00
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen ve savcılık sorgusu tamamlanan Handan Sonel, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklandı.

Korucubaşı Y.A. ise savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Böylelikle soruşturmada bugüne kadar tutuklanan zanlı sayısı 15 oldu.

14 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 30 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu, güvenlik korucusu Fatih Özmen ve Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, iş insanı O.Y, F.K, A.Ş, H.K, E.E, M.Y, T.S, E.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla Y.S, M.P. ve Y.A. savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü


 
Aydın'da iki aile arasında çıkan kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.
 

25.07.2026 00:43:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü

Aydın'ın Söke ilçesinde iki aile arasında çıkan silahlı kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Kemalpaşa Mahallesi'nde kız alma meselesi nedeniyle aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Tarafların birbirlerine silahla ateş etmesi sonucu 7 kişi yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kavgayı ayırmaya gitti, öldü

Çeşitli hastanelere kaldırılan yaralılardan Umut Cabaş (38), müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Cabaş'ın kavgayı ayırmaya gittiği ve bu sırada silahla vurulduğu öğrenildi. Yaralılardan Doğan Işık da kaldırıldığı Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti.

Olaya ilişkin R.D, C.D, M.N.D ve S.D. gözaltına alındı. Polis, hastanelerde de tarafların yakınları arasında olumsuzluk yaşanmaması için yoğun güvenlik önlemi aldı. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli tutuklandı.

Güvenpark’ta 12. gün

Ankara'nın kalbinde emsal statü ve eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi başlatan er gaziler ve şehit ailelerinin direnişi bugün 12. gününe girdi. Siyasi partilerin destek ziyaretinde bulunduğu gaziler, "Mermi rütbe seçmedi, bürokrasi neden ayırıyor?" diyerek tepki gösterdi

24.07.2026 22:30:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark’ta 12. gün
Güvenpark’ta 12. gün
Türkiye'nin terörle mücadele tarihine isimlerini kanlarıyla yazan kahramanlar, haklarını aramak için günlerdir Ankara sokaklarında direniyor. Vatan savunmasında uzuvlarını kaybeden ancak rütbe farklılıkları nedeniyle alt kademeden maaş alan ve sosyal imkanlardan mahrum bırakılan er statüsündeki gaziler ile er şehit ailelerinin Ankara Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi bugün itibarıyla 12. gününü geride bıraktı.

Gece gündüz demeden meydanda nöbet tutan aileler ve gaziler, talepleri anayasal güvence altına alınana kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını açıkladı.

"Kurşun adres sormadı, rütbeye göre gazilik olmaz"

Eylemin sembolü haline gelen anlarda, bazı gaziler bürokratik engeller nedeniyle yenileyemedikleri protez bacaklarını çıkararak meydandaki betonların üzerine bıraktı. "Eşit statü, eşit özlük hakkı" sloganlarıyla seslerini duyurmaya çalışan Er Şehit ve Gaziler Platformu üyeleri adına yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Biz bu vatan için gözümüzü kırpmadan kolumuzu, bacağımızı, sağlığımızı verdik. Cephede mermi rütbe seçmedi, hepimiz aynı siperde omuz omuza savaştık. Ancak eve döndüğümüzde bürokrasi bizi ayırdı. Subaya, astsubaya tanınan insanca yaşam hakları, protez destekleri ve lojman hakları biz er ve erbaşlara çok görülüyor. Biz sadaka değil, sadece ve sadece adalet ve eşitlik istiyoruz."

Muhalefetten Güvenpark'a destek ziyaretleri

Gazilerin 12 gündür sürdürdüğü bu onurlu direniş, Ankara siyasetinin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Son olarak muhalefet liderleri ve genel başkan yardımcıları Güvenpark'taki nöbet alanını ziyaret ederek gazilerin sesine ortak oldu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a sert bir çağrıda bulunarak, "Bu sorumluluk sizin, elinizi vicdanınıza koyun. Gazilerin bu yaşadığı eziyete ve hak aramaktan dolayı hissettikleri utanca son verin" dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da alanı ziyaret ederek, "Bu kadar ağır bedeller ödemiş insanların devlet kapısında bekletilmesini kabul etmiyoruz. Bu durum siyaset kurumunun utancıdır" ifadeleriyle iktidarın terör politikalarındaki çelişkilere dikkat çekti.

Gazilerin çözüm bekleyen başlıca talepleri

Güvenpark'taki pankartlara ve dövizlere de yansıyan, er gazilerin acil çözüm bekleyen yapısal talepleri şu şekilde sıralanıyor:

Emsal Statü: Subay ve astsubay gazilerle er/erbaş gaziler arasındaki maaş ve özlük hakkı uçurumunun kapatılması.

Sağlık Hizmetleri: Kaliteli ortez ve protezlerin teminindeki ağır bürokratik engellerin kaldırılması ve Ankara dışındaki illerde de protez merkezlerinin açılması.

Sosyal Haklar: Şehit yakınları ve gaziler için lojman, istihdam ve insanca yaşayabilecekleri bir ekonomik refah payının güvenceye alınması.

Meclis'e sadece 800 metre mesafede devam eden bu tarihi oturma eylemi karşısında hükümet kanadının ve Aile Bakanlığı'nın nasıl bir adım atacağı kamuoyu tarafından dikkatle takip ediliyor.

Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı:

Fatih Altaylı: "Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan pişmanlık duyuyorum"

24.07.2026 19:41:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı:
Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı:
Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı, "2020 yılında ülke genelinde gerçekleşen orman yangınlarında Ahbap'ın ve Haluk Levent'in büyük çabaları oldu. Helikopter, uçak kiralayıp yangın söndürme faaliyetlerine fiilen katılıp çaba gösterdiler. Bu durum hem benim nazarımda hem de kamuoyunda Ahbap derneğine bir sempati oluşturdu. Gelinen aşamada Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum" dedi.

Ahbap soruşturması kapsamında gazeteci Fatih Altaylı ifade verdi. Haluk Levent isimli şahsı ilk olarak 2021 yılında yapmış olduğum bir programda tanıdığını söyleyen Altaylı, "Kendisiyle ilk tanışıklığım bu program vesilesiyle oldu. Daha önce mesleğim itibariyle tabi ki kendisini bilirdim. Ama kendisinin bende olumsuz bir intibası bulunmaktaydı. Çünkü kendisinin kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş bir adam olarak bilirdim.

Açıkçası kendisine de çok güvenmezdim. 2017 yılında Ahbap isimli bir dernek kurdu. Bu dernekle ben para topladığını bilmiyordum. Bu dernek vasıtasıyla hayırseverleri ihtiyaç sahipleri ile buluşturup bu insanlara da konser, etkinlik vb. gibi programlar düzenliyor olarak beliyordum. 2020 yılında ülke genelinde gerçekleşen orman yangınlarında AHBAP'ın ve Haluk Levent'in büyük çabaları oldu. Helikopter, uçak kiralayıp yangın söndürme faaliyetlerine fiilen katılıp çaba gösterdiler. Bu durum hem benim nazarımda hem de kamuoyunda Ahbap derneğine bir sempati oluşturdu. Toplum nazarında güven kazandı" dedi.

"Güven ortamı ile birlikte benim de Ahbap ile ilgili olumlu yönde söylemlerim olmuş olabilir"



Altaylı "En son 6 Şubat depremlerinde bu dernek vasıtasıyla yardımlar yapmaya başladı. Ancak benim bu dönemde de Haluk Levent ile ilgili şahsen soru işaretlerim devam etmekteydi. Kamuoyunda ve şahsen benim nazarımda hem orman yangınlarında yapmış olduğu çalışmalar hem de depremin yaşandığı ilk andan itibaren yaptıkları ile bu kişiler hakkında bir güven ortamı oluştu. Bu güven ortamı ile birlikte benim de Ahbap ile ilgili olumlu yönde söylemlerim olmuş olabilir. Ama bununla birlikte ben kesinlikle bu adamın geçmişinde kumar, mali suçlar gibi yüz kızartıcı olaylar bulunması hasebiyle bu derneğin kesinlikle çok iyi denetlenmesi gerektiğini savundum. Hatta bu konuda 'Haluk çuvallamamalısın, süt gibi lekesiz görünmek zorundasın' minvalinde yazılar kaleme aldım.

Bunun üzerine Haluk Levent benimle irtibatı kesti. Telefonlarıma cevap vermemeye başladı. Ben de bu süreçten sonra derneğin ve Haluk'un bağımsız kuruluşlarca denetlenmesini her platformda söylemeye devam ettim. Son olarak birkaç ay önce Haluk Levent'in tekrardan gündeme gelmesi ile bir yazı daha kaleme aldım. Bu yazıda internet sitende hesap vermiyorsun, acilen uluslararası kuruluşlarca denetlenmen gerekiyor diyerek İçişleri Bakanlığını da göreve çağırdım. Bu yazıdan sonra Haluk Levent bana 'çok çok haklısın abim, 10 ay kadar önce denetim geçirmiştik. Düzenli denetleniyoruz. Denetim sonrası canlı yayınlarda tek tek kuruşuna kadar hesap vereceğim, sözüm söz bu mesaj da burada kalsın' şeklinde mesaj attı. Ben de kendisine bu iş böyle olmaz. Büyük denetim firmaları ile çalışmalısın. Her şeyi açık ve net bir şekilde yayınlamalısın dedim ve bundan bir süre sonra kendisi gözaltına alındı. Süreci bende herkes gibi medyadan takip ettim" ifadelerini kullandı.

"Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum"

6 Şubat depremlerinden sonra yüzyılın en büyük afetlerinden olması nedeniyle puslu bir hava olduğunu söyleyen Fatih Altaylı, "Herkes bir şeyin ucundan tutup birbirine yardım etme derdindeydi. Kayıplar o kadar çoktu ki insanlara yetişilemiyordu. Böyle bir ortamda bizde yardım eden herkese destekleyici ve elimizden geldiğince bu faaliyetleri duyurmaya çalışarak sürece katkı sağlamaya çalıştık. Bunu da programlarımda defaatle dile getirdim. Daha sonra istenirse de programın kaydını da dosyanıza sunabilirim. Bir programda Kızılay'ın ya da AFAD'ın karalanmaya çalışılması sırasında AFAD'ı ve Kızılay'ı savunup bu tür söylemlerin manasız olduğunu söylemişimdir.

Biz o dönem oluşan havada Ahbap'ı ve taşın altına elini sokan herkese vesile olmaya çalıştık. Benim Ahbap derneğine veyahut Haluk Levent'e maddi olarak herhangi bir yardımım söz konusu değildir. Kendisine para göndermedim. Ahbap derneğinin topladığı paraları da daha sonra bu yardımların ilgililerine ulaşıp ulaşmadığı konusunda açıkçası araştırma yapamadım. Elimde o dönem bu denetlemeyi yapabilecek yetki ve kabiliyet bulunmamaktaydı. Sadece yazılarımda ve Youtube videolarımda bu işin profesyonelce denetlenmesi gerektiğini ve denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundum.

Elimden gelen bu kadardı. Daha sonra yaşanan süreçte Haluk Levent'in huyundan vazgeçmediğini hep beraber görmüş olduk. Ben o süreçte her insan ikinci bir şansı hak eder ve insanların yardımına koşan herkesi destekleme düşüncesi ile bu yayınları yaptım ve tweetleri attım. Ancak şu an görüyorum ki hak etmediği bir destek vermişim. Depremden sonra Türkiye bir genel seçim ve yerel seçim geçirdi. Yoğun gündem içerisinde bu işi yeterince takip edememiş olabiliriz. Zaten denetim yetkisi de bizde değildi. Ama gelinen aşamada Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum. Başkaca eklemek istediğim bir husus yoktur" dedi.
Fatih Altaylı ifadesinin ardından adliyeden ayrıldı.

Zihin okuma teknolojisinde büyük kırılma

Bilim kurgu filmleri bir kez daha gerçek oldu; nöroteknoloji ve yapay zekânın ortaklığıyla geliştirilen yeni bir beyin-bilgisayar arayüzü, insanların sadece içinden geçirdiği cümleleri hiçbir cerrahi müdahale olmaksızın yüzde 92 doğrulukla ekrana yansıtmayı başardı

24.07.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
 
Zihin okuma teknolojisinde büyük kırılma
Zihin okuma teknolojisinde büyük kırılma
Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir nöroteknoloji enstitüsü ile yapay zekâ araştırma laboratuvarının ortak yürüttüğü çalışma, tıp ve teknoloji dünyasında yeni bir çağın kapısını araladı. Geliştirilen "SynapText" adlı giyilebilir başlık, gelişmiş fMRI ve EEG sensörlerini bir arada kullanarak beyindeki kan akışını ve elektriksel dalgalanmaları saniyede binlerce kez analiz ediyor. Sistemin arkasındaki özel dil modeli (LLM) ise bu karmaşık sinyalleri işleyerek, kişinin sadece zihninden geçirdiği kelimeleri ve tam cümleleri gerçek zamanlı olarak bilgisayar ekranına yazılı metin olarak döküyor.

Geçmişte benzer teknolojiler sadece kelime kelime veya çok ilkel düzeyde tahminler yürütebilirken, bu yeni model bağlamsal analizi sayesinde devrik cümleleri düzeltebiliyor, kişinin vurgulamak istediği duygusal tonu dahi metne yansıtabiliyor.

İlk etapta ALS ve felçli hastalara umut olacak

Proje lideri Dr. Elena Rostova, düzenlediği basın toplantısında teknolojinin öncelikli kullanım alanının sağlık sektörü olacağını vurguladı. Rostova, "Bu teknoloji, ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz), ileri derece felç veya konuşma yetisini tamamen kaybetmiş bireyler için dış dünyayla yeniden bağ kurma aracı olacak.

Deneylerimize katılan ve 10 yıldır hiç konuşamamış bir hastamız, sadece düşünerek ailesine ilk kez 'Sizi çok seviyorum' mesajını iletti. Bu an, insanlık tarihi için bir dönüm noktasıdır" sözleriyle çalışmanın duygusal ve tıbbi önemini aktardı.

Zihin mahremiyeti tehlikede mi?

Teknolojinin sunduğu bu muazzam imkanlar, beraberinde çok ciddi etik tartışmaları da getirdi. Hukukçular ve siber güvenlik uzmanları, "düşünce özgürlüğü" ve "zihin mahremiyeti" kavramlarının tehlikeye girebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Bir insanın rızası olmadan düşüncelerinin okunup okunamayacağı veya bu verilerin reklam şirketlerinin, hükümetlerin eline geçmesi durumunda nasıl bir dünya düzeni oluşacağı şimdiden tartışılmaya başlandı.

Geliştirici ekip ise bu endişelere karşılık, sistemin kişinin odaklanmış bir "onay ve niyet" mekanizması olmadan çalışmadığını, yani istem dışı veya rastgele geçen arka plan düşüncelerini tamamen filtrelediğini belirterek kamuoyunu rahatlatmaya çalıştı. Yazılımın önümüzdeki iki yıl içinde klinik onay süreçlerini tamamlayarak dünya çapındaki hastanelerde kullanıma sunulması hedefleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.