logo
26 TEMMUZ 2026

İran: 15 günlük süreçte bölgedeki üslerde bulunan 11 ABD savaş uçağını ve 17 İHA'yı imha ettik

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, 15 günlük süreçte bölgedeki üslerde bulunan 11 ABD savaş uçağını ve 17 insansız hava aracını (İHA) imha ettiklerini bildirdi

25.07.2026 23:00:00 / Güncelleme: 25.07.2026 23:02:19
AA
 
İran: 15 günlük süreçte bölgedeki üslerde bulunan 11 ABD savaş uçağını ve 17 İHA'yı imha ettik
İran: 15 günlük süreçte bölgedeki üslerde bulunan 11 ABD savaş uçağını ve 17 İHA'yı imha ettik

İran'ın Yarı resmi Tesnim Haber Ajansına açıklama yapan Muhibbi, ABD ordusuna verilen hasara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Muhibbi, bölgedeki üslerde bulunan ABD'ye ait 8 yakıt ikmal uçağı, 1 adet F-15 savaş uçağı, 1 adet C-17 nakliye uçağı, 1 adet P-8 keşif uçağı ve 17 İHA'nın imha edildiğini söyledi.

Muhibbi, saldırılarla birlikte hasar verilen diğer unsurları şu şekilde sıraladı:

'9 komuta ve kontrol merkezi, 5 uydu haberleşme sistemi, 6 Patriot hava savunma radarı, 3 hava ve deniz kontrol-izleme radarı, 8 keşif ve erken uyarı radarı, 7 hava füze savunma radarı, 5 EPS radarı (2'si uzun menzil), 5 uzun menzilli radar, 2 hava savunma radarı, 1 taktik radar kampüsü, 6 füze hangarı, 17 silah deposu, 12 yakıt tankı, 3 lojistik merkezi, 6 savaş uçağı bakım merkezi, 6 füze fırlatma platformu, 4 HIMARS füze platformu (güdümlü roket sistemi), 1 yakıt iskelesi, 1 insansız deniz aracı deposu, 1 istihbarat veri merkezi, 4 savaş uçağı hangarı, 4 helikopter, 6 füze deposu.'

ABD'nin asker kayıplarına ilişkin de açıklamada bulunan Muhibbi, ABD'nin halkına askeri kayıplar konusunda yalan söylediğini ileri sürerek, en az 200 ABD askerinin bu saldırılar sırasında öldüğünü, yaralı sayısının ise oldukça fazla olduğunu söyledi.

İran, "Yemen krizinin" çözümüne ilişkin ortaya konacak yapıcı girişimleri destekleyeceğini duyurdu

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Yemen'deki İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında yaşanan gerginliğe ilişkin ortaya konacak yapıcı girişimleri destekleyeceklerini söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bekayi, "Yemen krizi" hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Husiler ile Suudi Arabistan arasında son dönemde yaşanan gerginlikten dolayı endişe duyduklarını ifade eden Bekayi, bölgedeki istikrarsızlığın daha da derinleşmeden önlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Bekayi, Husiler ile Suudi Arabistan arasında yaşanan gerginliğe ilişkin, "üzerinde mutabakata varılan yol haritası" temelinde ortaya konacak yapıcı girişimleri destekleyeceklerini vurgulayarak, "Yemen krizinin" askeri olarak çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını ve diyalog sürecine geri dönülmesi gerektiğini kaydetti.

Suudi Arabistan'ın uyguladığı ablukanın insani krizi derinleştirdiğini savunan Bekayi, Yemen'e karşı uygulanan söz konusu kısıtlamaların kaldırılması çağrısında bulundu.

Ne olmuştu?

İran destekli Husiler, 20 Temmuz'da Suudi Arabistan'a yönelik, Riyad'ın Yemen'de kontrolü altındaki bölgelere abluka uyguladığını belirterek, "deniz seyrüsefer yasağı" olarak nitelendirdikleri bir uygulama başlattıklarını duyurmuştu.

Husiler, 22 Temmuz akşamı, Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a ait iki petrol tankerini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını ve saldırılar sonucunda gemilerde yangın çıktığını ileri sürmüştü.

Yemen'de hükümet güçleri ile Husiler arasında zaman zaman çatışmalar yaşansa da Nisan 2022'den bu yana görece bir sakinlik hakim.

Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana'nın yanı sıra ülkenin bazı kent ve illerini kontrolünde tutuyor. 

Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!


 
Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. 

25.07.2026 23:36:00
MURAT ÇORBACI
 
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!

Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. Özellikle ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin DNA yapısında hasara yol açarak, uzun vadede cilt kanseri riskini artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 1.5 milyondan fazla yeni cilt kanserleri teşhis edildi. Üstelik, eskiden daha ileri yaşlarda görülen cilt kanserleri artık 30'lu ve 20'li yaşlardaki bireylerde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bu artışta kontrolsüz güneşlenme alışkanlıkları ve çocukluk dönemindeki yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalma önemli rol oynuyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızda güneş koruyucu ürünlerin kilit bir rol üstlendiğini belirterek, "Koruyucu ürünler ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hem erken yaşlanma sorunlarına hem de cilt kanseri riskine karşı önemli bir koruma sağlar. Ancak etkin koruma için doğru ürün seçimi ve doğru kullanım büyük önem taşır. En sık yapılan üç hata; güneş koruyucuyu yetersiz miktarda sürmek, gün içinde yenilememek ve koruyucuya güvenerek uzun süre güneş altında kalmaktır" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken bazı kuralalrı anlattı.

1. "İstediğim kadar güneşlenebilirim" hatasına düşmeyin!
2. SPF 50 altı ürünler yetersiz kalabilir.

3. Sadece SPF tek başına yeterli değil. Ambalaj üzerinde 'Broad Spectrum', 'UVA/UVB Koruması' veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli.
4. Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor.

5. Yüz ve vücudunuza aynı ürünü kullanmayın.
6. 20-30 dakika kuralına dikkat! Kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor.

7. Cildinizde yeterince sürdüğünüzden emin olun.
8. Gün içinde her 2 saatte bir yenileyin.

İstanbul'da bir fabrikada kimyasal tepkime nedeniyle işçiler tahliye edildi

Eyüpsultan'daki bir fabrikada kimyasal maddelerin tepkimeye girmesi nedeniyle çalışanlar tedbir amaçlı tahliye edildi

25.07.2026 11:50:00 / Güncelleme: 25.07.2026 12:33:49
İHA / AA
 
İstanbul'da bir fabrikada kimyasal tepkime nedeniyle işçiler tahliye edildi
İstanbul'da bir fabrikada kimyasal tepkime nedeniyle işçiler tahliye edildi

İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde bir kimya fabrikasında bulunan 10 tonluk tank içerisindeki kimyasal maddelerin tepkimeye girmesi sonucu çevreye yoğun kokulu duman yayılmaya başladı. Fabrikada çalışan işçiler hızla tahliye edilirken, bölgeye çok sayıda polis, itfaiye, sağlık ve AFAD ekibi sevk edildi. Özel koruyucu kıyafet ve maskelerle fabrikaya giren itfaiye ekipleri, tank içerisindeki kimyasal maddeyi güvenli şekilde boşaltarak tepkimenin sona ermesini sağladı. Olayda yaralanan ya da dumandan etkilenen olmadı.



Olay, Eyüpsultan Kemerburgaz Mahallesi Kemerburgaz Cendere Yolu Caddesi üzerinde bulunan Molekül Yapı Kimyasalları fabrikasında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, fabrika içerisinde bulunan yaklaşık 10 ton kapasiteli kimyasal tankındaki maddeler henüz bilinmeyen bir nedenle tepkimeye girdi. Tepkimenin ardından tanktan çevreye yoğun kokulu duman yayılmaya başladı.

Fabrikada oluşan kimyasal madde paniği üzerine çalışanlar hızla binadan tahliye edilirken, ihbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, itfaiye, sağlık ve AFAD ekibi sevk edildi. Polis ekipleri fabrikanın çevresinde geniş güvenlik önlemi alırken, yoğun koku nedeniyle ekiplerin de maske kullanarak görev yaptığı görüldü.



İtfaiye ekipleri özel kıyafetlerle fabrikaya girdi

Kimyasal tepkimenin meydana geldiği tankın bulunduğu bölüme itfaiye ekipleri özel koruyucu kıyafetler ve maskelerle girdi. İtfaiyeye ait kimyasal maddelere müdahale için kullanılan özel araçlar da fabrika çevresinde hazır bekletilirken, ekipler tank içerisindeki kimyasal maddenin güvenli şekilde tahliye edilmesi için çalışma başlattı.

Uzun süren çalışmaların ardından tank içerisindeki yaklaşık 10 tonluk kimyasal madde güvenli şekilde boşaltılarak tepkimenin sona ermesi sağlandı. Bölgede herhangi bir yaralanma ya da dumandan etkilenme yaşanmazken, kimyasal maddeden kaynaklanan yoğun kokunun fabrika çevresinde geniş bir alanda hissedildiği öğrenildi.



Öte yandan polis, itfaiye ve AFAD ekiplerinin fabrika çevresindeki çalışmaları ile kimyasal müdahale araçları dron kamerasıyla havadan görüntülendi.

Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi

25.07.2026 06:27:00 / Güncelleme: 25.07.2026 06:47:19
İhlas Haber Ajansı
 
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi.

Ekici, saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geldiğini söyledi. Ekici, "Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur" dişe konuştu..

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Muhsin Yazıcıoğlu'nun, yanındaki 5 kişi ile birlikte 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma dosyasını yeniden ele aldı. Yürütülen soruşturmada, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanırken, 8'i hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Aynı zamanda soruşturmaya, FETÖ'cü Enver Altaylı'nın adı da girdi.

Enver Altaylı olayının dosyaya yeni bir boyut katan bir yönü olduğunu aktaran Avukat Ekici, "Olay günü saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Enver Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geliyor. Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur. Enver Altaylı'nın kişiliği de dikkate alındığında bu bilginin rahmetli İsmail Güneş'in basına düşen bilgisinden önce gitmesi çok manidar bir durumdur.



İkinci bir husus olarak Enver Altaylı'nın, emekli jandarma yarbay olan Ercüment Güler isimli kişiyle ilişkisi olduğu noktasında iddialar var. Eğer bu durum teyit edilebilirse çok önemli olacaktır, çünkü Ercüment Güler, o gün arama kurtarmanın başında olan, askeri ve sivil personeli yöneten kişi olarak biliniyor. Hatta bizim arkadaşlarımız olay yerine vardıkları zaman o kişinin orada olduğu biliniyor. Bu açıdan bilginin oradan mı geldiği noktasında çok ciddi bir delil ortaya çıkmış olacak ve bu işin organize bir yapı tarafından yapıldığı teyit edilecektir" diye konuştu.

Olayı 3 boyutlu incelediklerini aktaran Ekici, "Avukatlar olarak olayı şöyle değerlendiriyoruz, olay öncesini yani helikopterin kiralanma sürecini, olayın gerçekleştiği anı ve gerçekleştikten sonra arama kurtarma dediğimiz ya da aramama kurtarmama olayı üç boyutta inceliyoruz. Aramama kurtarmama boyutuyla baktığımız zaman birçok yetkili ve görevli görevi kötüye kullanmaktan ceza aldı. Arama ve kurtarmanın gereği gibi yapılmadığı noktasında mahkeme kararları da mevcuttur. Biz o zaman da iddia etmiştik, aramama kurtarmama, helikopterin düşürülmesi ve helikopterin kiralanma süreci örgütlü bir yapının işi olabileceği noktasındaki ısrarlarımıza rağmen dosya bölünüp parçalanarak yürütüldü. Ancak bugün itibarıyla Ankara'ya gelişinden itibaren dosyada gördüğümüz kadarıyla Adalet Bakanlığı'na teşekkür etmek istiyorum, soruşturmayı yürüten savcıların da ciddi ve titiz bir çalışma yaptıklarını görüyoruz" şeklinde konuştu.

"Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli"



Ekici, "Helikopteri düşürdüğünü tahmin ettiğimiz, iddia ettiğimiz üç tane jet vardı. Bu jetlerden önemli olanı HH-721 kodlu F-4'tü. Şimdiye kadar bu pilotlar sorgulanmadı, hatta 2019 yılında bizim talebimiz üzerine tanık olarak ifadeleri alındı. Fakat bugün HH-721 F-4'te uçan iki pilot sorgulandı ve tutuklandı. MJ-524 F-16 pilotu sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı, HK-046 kodlu pilot da sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı ve bunlar şu anda dosyamızın şüphelisi oldu. Bu manada dosyanın çok ciddi biçimde soruşturulduğunu müşahede ediyoruz ve bundan sonra da çok detaylı incelemelerin yapılacağını umut ediyoruz. Buradan helikopteri kim tuttu ve nasıl tuttu onu bugün de ifade etmiştim onun sorgulamak lazım. Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli. OHEM diye bir şirket var, o şirketin Büyük Birlik Partisi'nde kime ait olduğu bellidir. Bunlar tartışmasız konular ama kamuoyunun gündemine şimdi geliyor. Birinci husus bir parti yetkilisine rahmetli İsmail Güneş'in telefonundan önce birilerinin haberinin olması, ikincisi ise helikopteri partide yetkili birinin, ismi ve savcılık dosyasına var, tutması. Bunlar çok önemli hususlar" diye konuştu.

"Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz"



İddialarında geçen HH-721 kodlu jetin pilotu Ali Armağan'nın, dosya açısından çok önemli bir şahsiyet olduğunu ifade eden Ekici, "Kendisinin, Adil Öksüz ile ve FETÖ ile bağlantıları ortaya çıktı. Bununla da kalmadı, eşinin de Adil Öksüz ile bağlantıları ortaya çıktı. Bu durum ciddi bir FETÖ bağlantısının olduğunu gösteriyor. Keza, helikopterin üstünden iki tane cihazı söken kişilerin de FETÖ'cü olduğu anlaşıldı ki bu görüntüler o zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından savcılığa bildirilmişti. Hatta dosyamızda şüpheli olan ve bu cihazları söken kişilerin 15 Temmuz alçak darbe girişiminde Cumhurbaşkanına suikast ekibi içinde yer almaları çok ilginçtir.

Bilindiği gibi 28 Haziran 2016 tarihinde dosyamıza takipsizlik kararı verilmişti. Biz de darbe girişiminden 2 ya da 3 gün önce itirazda bulunmuştuk. Bu şahıslar darbe girişiminden sonra ortaya çıktı ve soruşturma Kahramanmaraş'ta FETÖ üzerinden yeniden başladı. Ancak üzülerek ifade ediyorum, Maraş'ta 7 yıllık dosya uykuya yatırıldı ve bir gelişme olmadı. Gerçekten hiç şüpheli olmaması gerekenler şüpheli oldu, asıl şüpheliler kaçırıldı, fakat dosya Ankara'ya gidince bu işin ciddiye alındığını ve gerçek şüpheliler üzerinden bir soruşturmanın yürüyeceğini bugün itibarıyla teyit etmiş oluyoruz. Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz" dedi.

"Parti yetkilileri başka bir helikopteri, kazada düşen helikopteri tutuyor"



Helikopterin kiralama sürecine değinen Ekici, "Rahmetli Muhsin Başkan'ın bu tip helikopter kiralama, uçak kiralama ya da otel gibi programları olduğu zaman irtibata geçtiği Ahmet Demir isimli bir iş adamı dostu vardır ve kendisinden yardımcı olmasını ister. Bu helikopter meselesinde de Ahmet Demir'i arayarak yardımcı olmasını talep ediyor. Ahmet Demir bununla uğraşırken kendisinden habersiz parti yetkilileri başka bir helikopteri, yani kazada düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi TC-HEK tescilli helikopteri tutuyor. Ahmet Demir Muhsin Başkan'ı arayarak 'Başkanım, bu uçan bir tabut. Kötü bir minibüsle gidin ama bununla gitmeyin, bu helikoptere binmeyin' diye ısrarlı beyanlarda bulunuyor. O dönem partide görev yapan Genel Başkan Yardımcılarından birkaçına da bu bilgi gidiyor. Ahmet Demir bunu ısrarla belirtmesine rağmen Muhsin Başkan bu Bell 206L-4 tipi uçan tabuta bindiriliyor ve bu olay meydana geliyor" diye kaydetti.

Konuşmalarını sürdüren Ekici, "Muhsin Başkan'ın uçuş programı için iki tane helikopter yer almaktadır. Birinci helikopter, düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi helikopterdir, bu helikopterin birinci uçuş programı Sivas, Çağlayancerit ve Yerköy'dür. İkinci helikopter ise Agusta AW119 Koala tipi bir helikopterdir ve onun ikinci günkü uçuş güzergâhı Suşehri ve Gemerek gibi Sivas'ın ilçeleridir. AgustaWestland AW119 Koala ile Bell 206L-4 tipi helikopter karşılaştırıldığında düşen helikopter için Şahin, diğer Agusta/Koala helikopteri için Mercedes benzetmesi yapılıyor. Firma yetkililerine uzun mesafeye neden daha kötü araçla uçuş gerçekleştirildiğini, kısa mesafeler için neden daha iyi helikopterin programlanmadığını sorduk ve sormaya devam ediyoruz" cümlelerini kullandı.

"Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı"

Çağlayancerit'e Muhsin Başkan'ın kesinlikle gitmek istemediğini de net olarak bildiklerini dile getiren Ekici, "O dönem Kahramanmaraş Belediye Başkan adayımız olan Bekir Kılıç, Başkanı arayarak Çağlayancerit'e gelmesini istiyor. Muhsin Başkan, 'Bak Bekir, bu Çağlayancerit yüzünden birinin kalbini kıracağım, bu sen olma. Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı' Genel merkeze soruyorum, onlar birbirlerinin yüzlerine bakıyor' diyor ve bu ifadeler dosyada mevcuttur. Çağlayancerit'e gidebilmesi için Çubuk mitinginin iptal edilmesi gerekiyordu. Çubuk büyük bir ilçe iken Çağlayancerit onun yanında köy gibi kalan bir yerdir. 'İllaki Çağlayancerit'e geleceksin, biz seçimi kazanacağız' denilmesine rağmen seçim sonucunda Çağlayancerit'te dördüncü parti, Çubuk'ta ise ikinci parti oluyoruz.

Çubuk'un Çağlayancerit'e neden tercih edildiğinin ve bunu kimin iptal ettiğinin ciddi manada sorgulanması lazımdır. Ayrıca bilirkişilerin tespit ettiği bir husus var, helikopter kazasının meydana geldiği nokta radarların kör noktasıdır. Kör noktada uçuşa zorlanmak ya da o bölgede bir operasyon yapmak daha kolaydır. Türkiye'deki radarların kör noktalarını sen, ben, vatandaş bilmez, bunu bilen Hava Kuvvetleri'dir. Bunun da önemle dikkate alınması gerektiğini ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel tutuklandı

25.07.2026 02:00:00
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen ve savcılık sorgusu tamamlanan Handan Sonel, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklandı.

Korucubaşı Y.A. ise savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Böylelikle soruşturmada bugüne kadar tutuklanan zanlı sayısı 15 oldu.

14 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 30 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu, güvenlik korucusu Fatih Özmen ve Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, iş insanı O.Y, F.K, A.Ş, H.K, E.E, M.Y, T.S, E.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla Y.S, M.P. ve Y.A. savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti


 
Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını belirterek, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.
 

25.07.2026 00:57:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti

Samsun'un Bafra ilçesinde yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda yetiştirilen karpuzun hasadı devam ediyor. Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, Bafra Ovası'nda yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda karpuz üretimi yapıldığını söyledi.

Tanesi ortalama 7-8 kilo

Nisan ayında örtü altı olarak ekilen karpuzda 15 Temmuz'dan itibaren hasada başladıklarını aktaran Tosuner, "Bafra karpuzu Türkiye'de kilogramı en düşük karpuzdur. Bafra karpuzunun en büyüğü 12 kilogram gelir. Bunun nedeni ise Bafra'nın yüzde 90'ının kara toprak üzerine kurulu bir ovaya sahip olmasıdır" dedi. Tosuner, ovada dekar başına verimin 7-8 ton civarında olduğunu belirterek, "Bafra karpuzunun 12 kilogram olanı, yüzde 1'i bulmaz. Genelde 7-8 kilogram arasındadır. Buradan Ankara, İstanbul ve Karadeniz'in tamamına karpuz sevkiyatı oluyor. Bunun yanında Gürcistan'a da gönderiliyor" ifadelerini kullandı.

Kilosu 1 liranın altında

Karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını anlatan Tosuner, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.

Sudan bayağı bayağı ucuz

İstanbul'da 5 litrelik Munzur su 75, Erikli su 69, Abant su 36, Kardelen su 32.5 liraya satılıyor. Karpuzun kilosu ise marketlerde 9.9 TL ile 40 TL arasında değişiyor. 

Yazın kaslarınızı 4 adımda güçlendirin


 
Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlıklı yaş alma her zamankinden fazla önem kazanıyor. Ancak ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve bazı kronik hastalıklar nedeniyle kaslar zamanla güç kaybedebiliyor.

25.07.2026 00:51:00
MURAT ÇORBACI
 
Yazın kaslarınızı 4 adımda güçlendirin
Yazın kaslarınızı 4 adımda güçlendirin

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, alınacak bazı basit önlemlerin kasları güçlendirmede önemli katkılar sağladığını, yaz aylarının da kas sağlığını desteklemek için çok önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, "Yaz döneminin doğru değerlendirilmesi halinde kas kaybının önlenmesi ve kasların güçlendirilmesi mümkündür. Açık havada daha fazla hareket etmek, güneş ışığından yararlanmak ve dengeli beslenmek kas sağlığını destekleyen önemli avantajlar sunmaktadır" dedi. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, kasları güçlendirmede 4 önemli yaz fırsatını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Açık havada her gün düzenli ve tempolu yürüyün

Özellikle güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde fiziksel aktivitenizi artırın. Düzenli yürüyüş yapmak, yüzmek, bisiklete binmek veya hafif tempolu koşular gerçekleştirmek kasların daha aktif çalışmasını sağlayarak güçlenmelerine katkıda bulunur. Özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan kas kaybını önlemenin en etkili yollarından biri düzenli hareket etmekten geçer. Uzun süre oturmaksa kasların kullanılmamasına bağlı olarak güç kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle gün içinde bol bol hareket etmek, kısa mesafelerde araç yerine yürümeyi tercih etmek ve asansör yerine merdiven kullanmak kas sağlığını korumaya yardımcı olur.

Güneşten mutlaka faydalanın

Güneş ışığı vücudun D vitamini üretmesini sağlayan en önemli kaynakların başında gelir.  Kasların güçlü çalışabilmesi ve kemiklerin kuvvetlenmesi için D vitamini büyük önem taşır. D vitamini eksikliği; kas güçsüzlüğü, çabuk yorulma, denge problemleri ve düşme riskini artırabilir. Yaz güneşinden uygun saatlerde yararlanmak, vücudun doğal D vitamini üretimini destekler. D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerektiğinde hekim önerisiyle destek alınması kas fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlar.

Proteinden zengin ve dengeli beslenin

Yaz mevsimi, taze sebze ve meyveler gibi kas sağlığını destekleyen besinlere ulaşmayı kolaylaştıran önemli avantajlar sunar. Yaz sebze ve meyveleri; içeriklerindeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sayesinde kasların egzersiz sonrası toparlanmasına yardımcı olur. Ayrıca yaz aylarında daha hafif öğünler yapmak dengeli beslenmeyi kolaylaştırır. Ancak kas dokusunun korunması ve yenilenmesi için yalnızca sebze ve meyve tüketmek yeterli değildir. Bu nedenle yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, yağsız etler, kuru baklagiller ve kuruyemişler gibi protein kaynaklarını düzenli tüketmek gerekir. Yazın bol su içmek de kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.

Hareketsizlik döngüsünü kırın

Kasların en büyük düşmanlarından biri hareketsizliktir. Yaz aylarında kışın aksine sosyal aktiviteler, tatiller ve dışarıda geçirilen zamanın artması önemli fırsatlar sunar. Açık havada vakit geçirmek, arkadaşlarla yürüyüş planları yapmak, doğa yürüyüşlerine katılmak, bahçe işleriyle uğraşmak veya düzenli egzersiz programlarına dahil olmak kasların düzenli çalışmasına büyük katkı sağlar. Günlük hareket miktarının artması, yaşla birlikte gelişebilen kas kaybının yavaşlamasına yardımcı olurken, kas gücünün korunmasını ve artırılmasını da destekler. 

Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü


 
Aydın'da iki aile arasında çıkan kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.
 

25.07.2026 00:43:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü

Aydın'ın Söke ilçesinde iki aile arasında çıkan silahlı kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Kemalpaşa Mahallesi'nde kız alma meselesi nedeniyle aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Tarafların birbirlerine silahla ateş etmesi sonucu 7 kişi yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kavgayı ayırmaya gitti, öldü

Çeşitli hastanelere kaldırılan yaralılardan Umut Cabaş (38), müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Cabaş'ın kavgayı ayırmaya gittiği ve bu sırada silahla vurulduğu öğrenildi. Yaralılardan Doğan Işık da kaldırıldığı Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti.

Olaya ilişkin R.D, C.D, M.N.D ve S.D. gözaltına alındı. Polis, hastanelerde de tarafların yakınları arasında olumsuzluk yaşanmaması için yoğun güvenlik önlemi aldı. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli tutuklandı.

Güvenpark’ta 12. gün

Ankara'nın kalbinde emsal statü ve eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi başlatan er gaziler ve şehit ailelerinin direnişi bugün 12. gününe girdi. Siyasi partilerin destek ziyaretinde bulunduğu gaziler, "Mermi rütbe seçmedi, bürokrasi neden ayırıyor?" diyerek tepki gösterdi

24.07.2026 22:30:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark’ta 12. gün
Güvenpark’ta 12. gün
Türkiye'nin terörle mücadele tarihine isimlerini kanlarıyla yazan kahramanlar, haklarını aramak için günlerdir Ankara sokaklarında direniyor. Vatan savunmasında uzuvlarını kaybeden ancak rütbe farklılıkları nedeniyle alt kademeden maaş alan ve sosyal imkanlardan mahrum bırakılan er statüsündeki gaziler ile er şehit ailelerinin Ankara Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi bugün itibarıyla 12. gününü geride bıraktı.

Gece gündüz demeden meydanda nöbet tutan aileler ve gaziler, talepleri anayasal güvence altına alınana kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını açıkladı.

"Kurşun adres sormadı, rütbeye göre gazilik olmaz"

Eylemin sembolü haline gelen anlarda, bazı gaziler bürokratik engeller nedeniyle yenileyemedikleri protez bacaklarını çıkararak meydandaki betonların üzerine bıraktı. "Eşit statü, eşit özlük hakkı" sloganlarıyla seslerini duyurmaya çalışan Er Şehit ve Gaziler Platformu üyeleri adına yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Biz bu vatan için gözümüzü kırpmadan kolumuzu, bacağımızı, sağlığımızı verdik. Cephede mermi rütbe seçmedi, hepimiz aynı siperde omuz omuza savaştık. Ancak eve döndüğümüzde bürokrasi bizi ayırdı. Subaya, astsubaya tanınan insanca yaşam hakları, protez destekleri ve lojman hakları biz er ve erbaşlara çok görülüyor. Biz sadaka değil, sadece ve sadece adalet ve eşitlik istiyoruz."

Muhalefetten Güvenpark'a destek ziyaretleri

Gazilerin 12 gündür sürdürdüğü bu onurlu direniş, Ankara siyasetinin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Son olarak muhalefet liderleri ve genel başkan yardımcıları Güvenpark'taki nöbet alanını ziyaret ederek gazilerin sesine ortak oldu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a sert bir çağrıda bulunarak, "Bu sorumluluk sizin, elinizi vicdanınıza koyun. Gazilerin bu yaşadığı eziyete ve hak aramaktan dolayı hissettikleri utanca son verin" dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da alanı ziyaret ederek, "Bu kadar ağır bedeller ödemiş insanların devlet kapısında bekletilmesini kabul etmiyoruz. Bu durum siyaset kurumunun utancıdır" ifadeleriyle iktidarın terör politikalarındaki çelişkilere dikkat çekti.

Gazilerin çözüm bekleyen başlıca talepleri

Güvenpark'taki pankartlara ve dövizlere de yansıyan, er gazilerin acil çözüm bekleyen yapısal talepleri şu şekilde sıralanıyor:

Emsal Statü: Subay ve astsubay gazilerle er/erbaş gaziler arasındaki maaş ve özlük hakkı uçurumunun kapatılması.

Sağlık Hizmetleri: Kaliteli ortez ve protezlerin teminindeki ağır bürokratik engellerin kaldırılması ve Ankara dışındaki illerde de protez merkezlerinin açılması.

Sosyal Haklar: Şehit yakınları ve gaziler için lojman, istihdam ve insanca yaşayabilecekleri bir ekonomik refah payının güvenceye alınması.

Meclis'e sadece 800 metre mesafede devam eden bu tarihi oturma eylemi karşısında hükümet kanadının ve Aile Bakanlığı'nın nasıl bir adım atacağı kamuoyu tarafından dikkatle takip ediliyor.

BTP’den Lozan mesajı

BTP, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü resmi sosyal medya hesabından yayımladığı bir paylaşımla kutladı. Partinin açıklamasında Lozan, "Türkiye'nin tapu senedi" olarak nitelendirilirken, antlaşmanın Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirdiği vurgulandı

24.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
BTP’den Lozan mesajı
BTP’den Lozan mesajı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü resmi sosyal medya hesabından yayımladığı bir paylaşımla kutladı. Partinin açıklamasında Lozan, "Türkiye'nin tapu senedi" olarak nitelendirilirken, antlaşmanın Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirdiği vurgulandı.

Paylaşımda, Lozan Antlaşması'nın Sevr'i hükümsüz kıldığı, kapitülasyonları kaldırdığı, milli egemenliği tescillediği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukukta yerini aldığı ifade edildi. Parti, antlaşmayı "büyük bir diplomasi başarısı" olarak tanımladı.

Lozan'ın ruhu ve tam bağımsızlık vurgusu

BTP açıklamasında, Lozan'ın gerçek ruhunun yalnızca sınırları korumakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Partinin görüşüne göre bu ruh; ekonomisiyle, üretimiyle, teknolojisiyle ve dış politikasıyla da tam bağımsız bir Türkiye inşa etmeyi gerektiriyor.

Paylaşımda ayrıca başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanları saygı, rahmet ve minnetle anıldı. Görselde tarihi fotoğraflar, Türk bayrağı ve "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Tapusu – Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümü Kutlu Olsun" ifadeleri yer alırken, partinin "İstikbal Biziz Biz Geleceğiz" sloganı da dikkat çekti.

BTP, Lozan'ı "milletimizin bağımsızlık iradesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi" olarak niteleyerek yıl dönümünü resmi olarak kutlamış oldu.

BTP'nin mesajı şöyle:

"24 Temmuz 1923... Türkiye'nin tapu senedi Lozan'ın imzalandığı tarih.

Lozan Antlaşması; Türk milletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve vatanının bölünmez bütünlüğünü tüm dünyaya kabul ettirdiği tarihî bir dönüm noktasıdır.

Sevr'i hükümsüz kılan Lozan; kapitülasyonların kaldırıldığı, milli egemenliğin tescillendiği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukukta yerini aldığı büyük bir diplomasi başarısıdır.

Bağımsız Türkiye Partisi olarak inanıyoruz ki Lozan'ın gerçek ruhu; yalnızca sınırlarını koruyan değil, ekonomisiyle, üretimiyle, teknolojisiyle ve dış politikasıyla da tam bağımsız bir Türkiye inşa etmektir.

Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir."



Hüseyin Baş: 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve temsil heyetini saygı ve rahmetle anıyorum'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: 
 
"Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü kutlu olsun.
 
Milletimize parçalanmış bir ülkeyi dayatan Sevr'i tarihin çöplüğüne atan; bağımsızlığımızı, egemenliğimizi ve Misak-ı Milli sınırlarımızı dünyaya kabul ettiren bu büyük diplomasi zaferi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki en önemli dönüm noktalarından biridir.
 
Bu zaferi mümkün kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve temsil heyetini saygı ve rahmetle anıyorum."


Erdoğan cuma namazı sonrası konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'daki Hz. Ali Camisi'nde cuma namazının ardından yaptığı açıklamada, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılışının 6. yıl dönümüne ilişkin, "Gerek İslam dünyasına gerekse tüm insanlığa, Hristiyan, Müslüman hepsine kapılarını açan Ayasofya Camii Kebir'i tabii ki hepimizi çok çok mutlu ediyor" dedi. Erdoğan YENİ Parti hakkında konuşmadı

24.07.2026 16:40:00
AA
 
Erdoğan cuma namazı sonrası konuştu
Erdoğan cuma namazı sonrası konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'daki Hz. Ali Camisi'nde cuma namazının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bugün Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılışının 6. yıl dönümü olduğunun anımsatılması üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

"6. seneyi devriyesiyle müşerref olduğumuz Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni, hamdolsun yeniden ibadete açmak bize nasip oldu. Bundan dolayı da tabii çok çok mutluyuz. Üstat Necip Fazıl'la burada yapmış olduğumuz mitinglerde rahmetli, Ayasofya Camii Kebir'ini göstererek 'Ayasofya açılacak, Ayasofya bir gün açılacak.' derdi. Takdimini o zaman yapmak bana nasip olmuştu. Biz bırakın açmayı, onu şu anda alemi İslam'a kavuşturma şerefine nail olduk. Üstadın da o zaman söylemiş olduğu, gerçekten yüreğinden gelen o ifadeleri biz İslam alemine, hamdolsun kavuşturduk. Bundan dolayı da ayrıca mutluyuz."

Erdoğan, camide restorasyon ve renovasyon çalışmaları yapmaya devam ettiklerini belirterek, "Gerek İslam dünyasına gerekse tüm insanlığa, Hristiyan, Müslüman hepsine kapılarını açan Ayasofya Camii Kebir'i tabii ki hepimizi çok çok mutlu ediyor. Şu anda da onun mutluluğu içerisinde bizler gerçekten gururluyuz. Bu mabet mimari özellikleriyle olsun, dünyadaki konumuyla olsun çok çok farklı bir eser, çok çok farklı bir mabet. Bundan dolayı da alemi İslam'ın içinde Türkiye'nin lideri olarak bu süreci yaşamak bizlere nasip oldu. Bundan dolayı da Rabbimize hamdediyoruz. Tüm alemi İslam'a en kalbi selam, sevgi, saygılarımızı gönderiyoruz." ifadelerini kullandı.

"(NATO Zirvesi) geri dönüşler çok çok olumluydu"

Ankara'da gerçekleşen NATO Liderler Zirvesi'ne ilişkin geri dönüşlerin nasıl olduğunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Doğrusu geri dönüşler çok çok olumluydu. Sürekli gerek teşekkür telgrafları gerek telefonlar, bütün bunlarla beraber özellikle de o açılış gününde yaptığımız ikram, izzet bütün bunlar gelen misafirlerimizi hoşnut etti. Bundan dolayı da başta Donald Trump olmak üzere bütün liderler hakikaten çok farklı bir duygu içerisindeydiler. Bu duygularını da gerek yemekte gerek yemek sonrası, hatta eşleriyle gelenler eşimle birlikte yaptıkları defilede olsun, yemekte olsun onlar da mutluluklarını gerçekten çok farklı bir şekilde bizimle paylaştılar. Bu mutluluğu çifte yaşadık, bundan dolayı da ayrıca mutluyuz. Tabii 20 yıldan sonra İstanbul, arkadan bu Ankara'daki zirve her ikisi de bizler için ayrı bir zenginlik, ayrı bir mutluluk vesilesi oldu. Bütün gelen misafirlerimize NATO Liderler Zirvesi'nden sonra doğrusu ben de teşekkür etmeyi bir borç biliyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026 FIFA Dünya Kupası'nda İspanya'nın şampiyon olması üzerine İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'i arayarak tebrik etmesi ve bu zaferin Gazze'de de coşkuyla karşılanmasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, Sanchez'in dünya şampiyonu bir ülkenin başbakanı olarak mutluluk yaşamasının en doğal hakkı olduğunu ifade ederek, "İnşallah bizlere de böyle bir şampiyonluk nasip olur, biz de böyle bir dünya şampiyonluğunu yakalarız. İyi başladık ama sonu iyi gelmedi. Bundan sonra önümüzde Avrupa şampiyonlukları olabilir, tekrar dünya şampiyonlukları olabilir. Bu tür şeyleri yakalayabilirsek bu da Türkiye'ye çok çok yakışır. İnşallah biz de buna hazırız." diye konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.