Vatandaşlık maaşı projesi -2-
Bugün IMF güdümündeki ekonomisi ile maddî olarak büyük bir zillet yaşayan Türk insanı, ABD ve AB özendirmesinin adeta devlet politikası haline gelmesiyle de adeta kimliğinden utanır bir noktaya sürüklenmiştir
09.09.2026 00:12:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Bugün IMF güdümündeki ekonomisi ile maddî olarak büyük bir zillet yaşayan Türk insanı, ABD ve AB özendirmesinin adeta devlet politikası haline gelmesiyle de adeta kimliğinden utanır bir noktaya sürüklenmiştir.
Gelinen nokta maalesef ülkeye yön veren siyaset, durumundan şikâyet eden vatandaşına bir başka ülke vatandaşlığını tavsiye edebilmektedir.
Hatta kendi vatandaşına, kendi değerlerine ve kimliğine sahip çıkarak örnek olması gereken milletin vekili yabancı pasaportuna da sahip olsun, başka bir ülkenin vatandaşı da olsun diye çocuğunun yurtdışında dünyaya gelmesini isteyebilmektedir.
Kısaca Türk kimliği kaybolmakta, bunun da ötesinde tarihte gururla haykırılan 'ben Türküm' ifadesi, bir acziyet ve zilletle beraber yerini aşağılık kompleksine bırakmaktadır.
IMF, AB, ABD mandacılığı ve dinlerarası diyalog gibi dış güdümlü empozelerle, bugün adeta kimlikten kopma ve kendinden kaçma seferberliği yaşanmaktadır.

Ancak namus endişesi, dinin muhafazası veya vatan için göze alınabilecek olan ülkeyi terk etme fiili, ülke şartlarının geldiği bugünkü noktada kaç–kurtul anlayışı ile ekmek aramak gayesine dönüşmüştür.
Her yıl üniversiteden mezun olan gençlerimizin bu gaye ile yabancı elçilikler önünde oluşturdukları vize kuyrukları, beyin göçünün acı bir ispatı olduğu gibi; bir manada vatanlarına tekrar artık Türk olarak dönemeyecek olan bu insanların, aslında kendi istekleriyle vatandaşlıktan vazgeçmelerinin de başlangıcıdır.
Etnik çeşitliliği bakımından oldukça zenginlik arz eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde, ekonomideki çöküş şartları, kimlik farklılığına dayalı parçalanmanın önünü açacağı için devletin bekası açısından da son derece tehlikelidir.
Milli birlik ve bütünlüğümüzün örselenmeye çalışıldığı böylesi bir ortamda, Milli Ekonomi Modeli'nde ortaya koyduğumuz kaynakların devreye konulması ile hayata geçirilecek "vatandaşlık maaşı projesi", ekonomik bir refahı sağlayacağı gibi; aynı zamanda devletimizin bekası ve milletimizin istikbali için hayati önemdedir.

Vatandaşlık maaşı, Sosyal Devlet anlayışı ile tüm sistemlerden ayrılan Milli Devlet'in, devleti var eden bireylere belki de en büyük hediyesidir. Sadece doğan her çocuğa değil, bir ailedeki her bireye yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir vatandaşı olduğu için sunulan bir devlet armağanıdır.
Bugüne kadar devleti için vergi veren, birçoğu hayat standartlarının altında maaşlarla devletinin ayakta kalabilmesi için çalışan, üretim yapan, sınır boylarında devletini koruyan yüce milletimiz; Milli Devlet'in Sosyal Devlet projeleri kapsamında ilk defa devletinden, hiçbir karşılık beklenmeksizin, sadece Türk vatandaşı olduğu için "onur maaşı" alacaktır.
Milli Devlet'teki vatandaşlık maaşı, vatandaşının klasik manada can güvenliğini sağlayan ve ancak bir devlet tüzel kişiliği ile gerçekleştirilebilecek ihtiyaçlarını karşılayan devlet anlayışının yerine, artık, beşikten mezara kadar ona sahip çıkan ve zengin fakir ayrımı yapmadan her vatandaşını taltif eden bir Sosyal Devlet anlayışının ürünüdür.

Vatandaşlık maaşı, sadece kaynakların değerlendirilmesi ile ortaya çıkan fazla paranın halka dağıtılması olarak değerlendirilmemelidir. Bu maaşın, devletin bekasını temin etme gibi hayati fonksiyonu vardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde de farklı pek çok kimliğin barındığı bilinen bir gerçektir. Devletin, bayrağı altındaki Türk vatandaşına, sırf vatandaşı olduğu için maaş bağlaması, devlet–millet kaynaşmasının önünü açacaktır.
Bugün şu bir gerçek ki, yaşadığı sıkıntılar ve gerilimler sebebiyle devletine dargın, kendilerine sahip çıkmadığını düşünen önemli bir kesim vardır.
Nitekim rızkını ve geleceğini dışarıda arayan binlerce insanımız mevcuttur. Bunların, devlete "benim devletim" diye sarılması, iç ve dış tehlikeler karşısında sahip çıkması için, devletinin kendisini koruyup kolladığına ve sırtını dayayacağı güçlü bir dayanak olduğuna ikna olmasıyla mümkündür." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Gelinen nokta maalesef ülkeye yön veren siyaset, durumundan şikâyet eden vatandaşına bir başka ülke vatandaşlığını tavsiye edebilmektedir.
Hatta kendi vatandaşına, kendi değerlerine ve kimliğine sahip çıkarak örnek olması gereken milletin vekili yabancı pasaportuna da sahip olsun, başka bir ülkenin vatandaşı da olsun diye çocuğunun yurtdışında dünyaya gelmesini isteyebilmektedir.
Kısaca Türk kimliği kaybolmakta, bunun da ötesinde tarihte gururla haykırılan 'ben Türküm' ifadesi, bir acziyet ve zilletle beraber yerini aşağılık kompleksine bırakmaktadır.
IMF, AB, ABD mandacılığı ve dinlerarası diyalog gibi dış güdümlü empozelerle, bugün adeta kimlikten kopma ve kendinden kaçma seferberliği yaşanmaktadır.

Ancak namus endişesi, dinin muhafazası veya vatan için göze alınabilecek olan ülkeyi terk etme fiili, ülke şartlarının geldiği bugünkü noktada kaç–kurtul anlayışı ile ekmek aramak gayesine dönüşmüştür.
Her yıl üniversiteden mezun olan gençlerimizin bu gaye ile yabancı elçilikler önünde oluşturdukları vize kuyrukları, beyin göçünün acı bir ispatı olduğu gibi; bir manada vatanlarına tekrar artık Türk olarak dönemeyecek olan bu insanların, aslında kendi istekleriyle vatandaşlıktan vazgeçmelerinin de başlangıcıdır.
Etnik çeşitliliği bakımından oldukça zenginlik arz eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde, ekonomideki çöküş şartları, kimlik farklılığına dayalı parçalanmanın önünü açacağı için devletin bekası açısından da son derece tehlikelidir.
Milli birlik ve bütünlüğümüzün örselenmeye çalışıldığı böylesi bir ortamda, Milli Ekonomi Modeli'nde ortaya koyduğumuz kaynakların devreye konulması ile hayata geçirilecek "vatandaşlık maaşı projesi", ekonomik bir refahı sağlayacağı gibi; aynı zamanda devletimizin bekası ve milletimizin istikbali için hayati önemdedir.

Vatandaşlık maaşı, Sosyal Devlet anlayışı ile tüm sistemlerden ayrılan Milli Devlet'in, devleti var eden bireylere belki de en büyük hediyesidir. Sadece doğan her çocuğa değil, bir ailedeki her bireye yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir vatandaşı olduğu için sunulan bir devlet armağanıdır.
Bugüne kadar devleti için vergi veren, birçoğu hayat standartlarının altında maaşlarla devletinin ayakta kalabilmesi için çalışan, üretim yapan, sınır boylarında devletini koruyan yüce milletimiz; Milli Devlet'in Sosyal Devlet projeleri kapsamında ilk defa devletinden, hiçbir karşılık beklenmeksizin, sadece Türk vatandaşı olduğu için "onur maaşı" alacaktır.
Milli Devlet'teki vatandaşlık maaşı, vatandaşının klasik manada can güvenliğini sağlayan ve ancak bir devlet tüzel kişiliği ile gerçekleştirilebilecek ihtiyaçlarını karşılayan devlet anlayışının yerine, artık, beşikten mezara kadar ona sahip çıkan ve zengin fakir ayrımı yapmadan her vatandaşını taltif eden bir Sosyal Devlet anlayışının ürünüdür.

Vatandaşlık maaşı, sadece kaynakların değerlendirilmesi ile ortaya çıkan fazla paranın halka dağıtılması olarak değerlendirilmemelidir. Bu maaşın, devletin bekasını temin etme gibi hayati fonksiyonu vardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde de farklı pek çok kimliğin barındığı bilinen bir gerçektir. Devletin, bayrağı altındaki Türk vatandaşına, sırf vatandaşı olduğu için maaş bağlaması, devlet–millet kaynaşmasının önünü açacaktır.
Bugün şu bir gerçek ki, yaşadığı sıkıntılar ve gerilimler sebebiyle devletine dargın, kendilerine sahip çıkmadığını düşünen önemli bir kesim vardır.
Nitekim rızkını ve geleceğini dışarıda arayan binlerce insanımız mevcuttur. Bunların, devlete "benim devletim" diye sarılması, iç ve dış tehlikeler karşısında sahip çıkması için, devletinin kendisini koruyup kolladığına ve sırtını dayayacağı güçlü bir dayanak olduğuna ikna olmasıyla mümkündür." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)





























































































