Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4-
09.09.2026 00:00:00
Millî Mücadele'nin ilk yıllarında kazanılan başarılar, milletin moralini yükseltmiş ve düzenli ordunun gücünü göstermişti. Ancak savaşın kaderini belirleyecek asıl sınavlar henüz geride kalmamıştı.
1921 yılının yaz aylarında Yunan ordusunun gerçekleştirdiği saldırılar, Türk ordusunu zor durumda bıraktı. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonucunda Türk ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Bu gelişme, Ankara'da ve Anadolu'nun birçok yerinde büyük bir endişeye yol açtı.
Düşman kuvvetleri Ankara'ya doğru ilerliyordu.
Artık mesele yalnızca bir cepheyi savunmak değildi. Başkentin güvenliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin varlığı ve Millî Mücadele'nin geleceği tehlike altındaydı.
Bu zor şartlar içerisinde Mustafa Kemal Paşa, ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesini uygun gördü. Böylece ordu hem yeniden toparlanacak hem de düşmanın ilerleyişi karşısında daha elverişli bir savunma hattı oluşturulacaktı.
Fakat bu kararın millet açısından taşıdığı anlam çok büyüktü.
Çünkü geri çekilmek, mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmiyordu.
Bazen yeniden güç kazanmak, daha büyük bir mücadeleye hazırlanmak için bir adım geriye çekilmek gerekir. İşte Türk ordusu da böyle bir hazırlık dönemine girdi.
Ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için Tekâlif-i Milliye Emirleri yayımlandı. Milletin elindeki imkânlar, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere seferber edildi. Elinde ne varsa paylaşan Anadolu insanı, cephede savaşan Mehmetçiğin yanında olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu manzara, Millî Mücadele'nin yalnızca askerlerin verdiği bir savaş olmadığını açıkça ortaya koyuyordu.
Cephede asker mücadele ederken, cephe gerisinde kadınlar, yaşlılar ve çocuklar da ellerinden gelen bütün fedakârlığı ortaya koyuyordu.
Çünkü herkes aynı gerçeğin farkındaydı: Vatan savunması, milletin tamamının ortak sorumluluğuydu.
Ve nihayet 23 Ağustos 1921'de başlayan Sakarya Meydan Muharebesi, bu büyük mücadelenin en kritik safhalarından biri oldu.
Günlerce süren savaşta Türk ordusu büyük bir direnç gösterdi. Düşmanın ilerleyişi durduruldu ve Sakarya'nın doğusunda yeni bir tarih yazıldı.
Sakarya yalnızca bir askerî zafer değildi.
Milletin yeniden ayağa kalktığının, ümidini kaybetmediğinin ve bağımsızlık yolunda geri dönülmez bir irade ortaya koyduğunun göstergesiydi. Fakat zafer henüz tamamlanmamıştı.
Sakarya'da düşmanın ilerleyişi durdurulmuştu; şimdi sıra, düşmanı Anadolu'dan tamamen çıkarmak için daha büyük bir hazırlığa gelmişti.
Zafere giden kutlu yol, artık son ve en büyük aşamasına doğru ilerliyordu.
(Devam edecek...)
1921 yılının yaz aylarında Yunan ordusunun gerçekleştirdiği saldırılar, Türk ordusunu zor durumda bıraktı. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonucunda Türk ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Bu gelişme, Ankara'da ve Anadolu'nun birçok yerinde büyük bir endişeye yol açtı.
Düşman kuvvetleri Ankara'ya doğru ilerliyordu.
Artık mesele yalnızca bir cepheyi savunmak değildi. Başkentin güvenliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin varlığı ve Millî Mücadele'nin geleceği tehlike altındaydı.
Bu zor şartlar içerisinde Mustafa Kemal Paşa, ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesini uygun gördü. Böylece ordu hem yeniden toparlanacak hem de düşmanın ilerleyişi karşısında daha elverişli bir savunma hattı oluşturulacaktı.
Fakat bu kararın millet açısından taşıdığı anlam çok büyüktü.
Çünkü geri çekilmek, mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmiyordu.
Bazen yeniden güç kazanmak, daha büyük bir mücadeleye hazırlanmak için bir adım geriye çekilmek gerekir. İşte Türk ordusu da böyle bir hazırlık dönemine girdi.
Ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için Tekâlif-i Milliye Emirleri yayımlandı. Milletin elindeki imkânlar, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere seferber edildi. Elinde ne varsa paylaşan Anadolu insanı, cephede savaşan Mehmetçiğin yanında olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu manzara, Millî Mücadele'nin yalnızca askerlerin verdiği bir savaş olmadığını açıkça ortaya koyuyordu.
Cephede asker mücadele ederken, cephe gerisinde kadınlar, yaşlılar ve çocuklar da ellerinden gelen bütün fedakârlığı ortaya koyuyordu.
Çünkü herkes aynı gerçeğin farkındaydı: Vatan savunması, milletin tamamının ortak sorumluluğuydu.
Ve nihayet 23 Ağustos 1921'de başlayan Sakarya Meydan Muharebesi, bu büyük mücadelenin en kritik safhalarından biri oldu.
Günlerce süren savaşta Türk ordusu büyük bir direnç gösterdi. Düşmanın ilerleyişi durduruldu ve Sakarya'nın doğusunda yeni bir tarih yazıldı.
Sakarya yalnızca bir askerî zafer değildi.
Milletin yeniden ayağa kalktığının, ümidini kaybetmediğinin ve bağımsızlık yolunda geri dönülmez bir irade ortaya koyduğunun göstergesiydi. Fakat zafer henüz tamamlanmamıştı.
Sakarya'da düşmanın ilerleyişi durdurulmuştu; şimdi sıra, düşmanı Anadolu'dan tamamen çıkarmak için daha büyük bir hazırlığa gelmişti.
Zafere giden kutlu yol, artık son ve en büyük aşamasına doğru ilerliyordu.
(Devam edecek...)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026
- Ortadoğu'da taşlar neden şimdi yer değiştiriyor? / 01.09.2026
- SDG'nin bıraktığı alanı kim dolduracak? / 31.08.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026
- Ortadoğu'da taşlar neden şimdi yer değiştiriyor? / 01.09.2026
- SDG'nin bıraktığı alanı kim dolduracak? / 31.08.2026






















































