Vatandaşlık maaşı projesi -3-
Bu bağlamda vatandaşlık maaşı, devletin "devlet baba" olarak vatandaşını koruyup kolladığına halkını ikna etmesi demektir
11.09.2026 00:35:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Bu bağlamda vatandaşlık maaşı, devletin "devlet baba" olarak vatandaşını koruyup kolladığına halkını ikna etmesi demektir.
Bayrağa hürmet edeceksin, bu senin bayrağın; vatana hizmet edeceksin bu senin vatanın, şuurunun verilmesinde, devletin vatandaşına sahip çıkması elbette ki öncelikli ve önemli unsurdur.
Türkiye, içinde bulunduğu stratejik konum ve sahip olduğu kaynaklar nedeniyle dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir devlettir. Türk kimliği üze rinde çokça oynanması, bu coğrafyadaki birliğimizi bozmanın yolu olarak seçilmiştir.

Hatta kimi siyaset erbabı, bu hassas konuyu kaşımayı kendine bir kurtuluş olarak dahi seçmiştir. Halbuki milletin kimliğinin ve birliğinin muhafazası, devletin bekası için hayati önemdedir.
Vatandaşlık maaşı, yetişmiş insanımızı kaybetmemiz demek olan beyin göçünü de önleyecektir. Ülkesinde istediği iş imkanlarını bulan, geleceğini hiçbir şarta bağlı olmadan garantiye alacak olan, tabii bir hak olarak doğumundan ölümüne kadar ömür boyu kesilmeyecek bir gelire sahip olacak olan gencimiz, neden çareyi sınır ötesinde arasın ki?
Bilakis o, kendisine bu imkânları sunan devletini daha iyi bir noktaya taşımak için çalışacaktır.
Böylece Türkiye artık, gencinin, işçisinin, kalifiye elemanının kaçtığı bir ülke değil, bir cazibe merkezi olacaktır.
Vatandaşlık maaşı, ekonomilerdeki tüketimin canlandırılması ile doğacak piyasa hareketini de temin edecektir. Milli Devlet'te sadece halktan alınan vergiler değil; Senyoraj gelirinin kullanılması ve yeraltı kaynaklarının devlet–millet ortaklığı ile işletilmesinden elde edilecek gelirler de, toplumun bütün kesimine dağıtılır.

Arzın talepten daha fazla olduğu gerçeğinden hareketle yapılan "tüketimin desteklenmesi" projesi, aynı zamanda üretimin de önünü açacaktır. Bugün tüketici, takatsiz bırakılmıştır, alım gücü kalmamıştır, cebinde parası yoktur. Dolayısıyla ülkemiz ekonomisinin içinde bulunduğu esas problem, tüketim eksikliğidir.
Bu proje ile ev hanımı, işçi, memur, genç, yaşlı ve sakat gibi tüketim yapan her toplum sınıfı güçlendirilerek alım gücü arttırılacaktır. Cebinde parası olan kişiler, pazara giderek ihtiyaçlarını alabilecektir.

Gerekli pazarın ve alım gücünün temini, üretimi de teşvik edecek ve daha fazla üretim için gerekli ortamı hazırlaya caktır. Böylece daha çok üretenden de devlet elbette ki, daha fazla vergi alacaktır. Bu modelde, tüketen de memnun, üreten de memnun, devlet de memnun kalacaktır.
Ekonomiyi büyüten vergi anlayışı olarak karşımıza çıkan bu milli sistemde, miktarı şartlara ve zamana göre değişebilmekle beraber 200 bin TL'nin altında geliri olandan vergi alınmaması da ezilen tüketici kesimin piyasaya daha fazla alım gücüyle dönmesini sağlayacak diğer tedbirimizdir.
Yani, vergi alınmayan tüketicinin cebine, devlet, bir de fazladan para koyarak, aslında piyasaları canlandırmak için nereden bulunacağı düşünülen parayı temin edecektir.
Yani mal ve üretimin karşılığı olarak piyasaların ihtiyacı olan para, bu yöntemle kendiliğinden piyasaya sunulmuş olacaktır.
Sistem emme–basma tulumba gibi dengesini kuracaktır.

Vatandaşlık maaşının ekonomiye olan bu katkısı, piyasalarda istihdamın artmasını sağlayacağı için işsizlik diye bir problem de kalmayacaktır.
Vatandaşlık maaşının belki de hepsinden önemli diğer bir getirisi, giriş kısmında ifade ettiğimiz gibi, bugün Türküm diyemeyecek derecede zillet noktasına getirilmek istenen insanımıza, tarihinde gördüğü ve fakat bugün unuttuğu kendine güvenin ve saygının iadesi olacaktır. İnsanımız, "Ben Türküm" deme onurunu bu proje ile tekrar yaşayacaktır.
Bu bağlamda hakikatte vatandaşlık maaşı, devletini sevme, kimliğine ve vatanına sahip çıkma projesidir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Bayrağa hürmet edeceksin, bu senin bayrağın; vatana hizmet edeceksin bu senin vatanın, şuurunun verilmesinde, devletin vatandaşına sahip çıkması elbette ki öncelikli ve önemli unsurdur.
Türkiye, içinde bulunduğu stratejik konum ve sahip olduğu kaynaklar nedeniyle dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir devlettir. Türk kimliği üze rinde çokça oynanması, bu coğrafyadaki birliğimizi bozmanın yolu olarak seçilmiştir.

Hatta kimi siyaset erbabı, bu hassas konuyu kaşımayı kendine bir kurtuluş olarak dahi seçmiştir. Halbuki milletin kimliğinin ve birliğinin muhafazası, devletin bekası için hayati önemdedir.
Vatandaşlık maaşı, yetişmiş insanımızı kaybetmemiz demek olan beyin göçünü de önleyecektir. Ülkesinde istediği iş imkanlarını bulan, geleceğini hiçbir şarta bağlı olmadan garantiye alacak olan, tabii bir hak olarak doğumundan ölümüne kadar ömür boyu kesilmeyecek bir gelire sahip olacak olan gencimiz, neden çareyi sınır ötesinde arasın ki?
Bilakis o, kendisine bu imkânları sunan devletini daha iyi bir noktaya taşımak için çalışacaktır.
Böylece Türkiye artık, gencinin, işçisinin, kalifiye elemanının kaçtığı bir ülke değil, bir cazibe merkezi olacaktır.
Vatandaşlık maaşı, ekonomilerdeki tüketimin canlandırılması ile doğacak piyasa hareketini de temin edecektir. Milli Devlet'te sadece halktan alınan vergiler değil; Senyoraj gelirinin kullanılması ve yeraltı kaynaklarının devlet–millet ortaklığı ile işletilmesinden elde edilecek gelirler de, toplumun bütün kesimine dağıtılır.

Arzın talepten daha fazla olduğu gerçeğinden hareketle yapılan "tüketimin desteklenmesi" projesi, aynı zamanda üretimin de önünü açacaktır. Bugün tüketici, takatsiz bırakılmıştır, alım gücü kalmamıştır, cebinde parası yoktur. Dolayısıyla ülkemiz ekonomisinin içinde bulunduğu esas problem, tüketim eksikliğidir.
Bu proje ile ev hanımı, işçi, memur, genç, yaşlı ve sakat gibi tüketim yapan her toplum sınıfı güçlendirilerek alım gücü arttırılacaktır. Cebinde parası olan kişiler, pazara giderek ihtiyaçlarını alabilecektir.

Gerekli pazarın ve alım gücünün temini, üretimi de teşvik edecek ve daha fazla üretim için gerekli ortamı hazırlaya caktır. Böylece daha çok üretenden de devlet elbette ki, daha fazla vergi alacaktır. Bu modelde, tüketen de memnun, üreten de memnun, devlet de memnun kalacaktır.
Ekonomiyi büyüten vergi anlayışı olarak karşımıza çıkan bu milli sistemde, miktarı şartlara ve zamana göre değişebilmekle beraber 200 bin TL'nin altında geliri olandan vergi alınmaması da ezilen tüketici kesimin piyasaya daha fazla alım gücüyle dönmesini sağlayacak diğer tedbirimizdir.
Yani, vergi alınmayan tüketicinin cebine, devlet, bir de fazladan para koyarak, aslında piyasaları canlandırmak için nereden bulunacağı düşünülen parayı temin edecektir.
Yani mal ve üretimin karşılığı olarak piyasaların ihtiyacı olan para, bu yöntemle kendiliğinden piyasaya sunulmuş olacaktır.
Sistem emme–basma tulumba gibi dengesini kuracaktır.

Vatandaşlık maaşının ekonomiye olan bu katkısı, piyasalarda istihdamın artmasını sağlayacağı için işsizlik diye bir problem de kalmayacaktır.
Vatandaşlık maaşının belki de hepsinden önemli diğer bir getirisi, giriş kısmında ifade ettiğimiz gibi, bugün Türküm diyemeyecek derecede zillet noktasına getirilmek istenen insanımıza, tarihinde gördüğü ve fakat bugün unuttuğu kendine güvenin ve saygının iadesi olacaktır. İnsanımız, "Ben Türküm" deme onurunu bu proje ile tekrar yaşayacaktır.
Bu bağlamda hakikatte vatandaşlık maaşı, devletini sevme, kimliğine ve vatanına sahip çıkma projesidir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)














































































































