logo
11 EYLÜL 2026

Doların kağıttan imparatorluğu çökerken

11.09.2026 00:00:00 / Güncelleme: 11.09.2026 00:51:32
 

1944 yılında Bretton Woods konferansıyla temelleri atılan küresel finansal mimari, yarım asrı aşkın süredir Amerikan dolarının hegemonyası altında varlığını sürdürdü.

İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından askeri ve jeopolitik baskılarla dünya ekonomisinin ortak paydası haline getirilen dolar, Washington yönetimine karşılıksız bir zenginlik ve küresel bir denetim mekanizması sağladı. 

Ancak günümüzde Milli Paralarla Ticaret ekseninde güçlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS gibi küresel aktörlerin öncülüğünde atılan adımlar, "tek kutuplu dünya" düzeninin ve karşılıksız basılan kağıt paraların egemenliğinin sonuna gelindiğini açıkça gösteriyor.

Dolar hegemonyasının kanlı tarihi

1944'te Bretton Woods Anlaşması ilk gündeme geldiğinde, uluslararası ticaretin takas usulü veya altın bazlı karmaşık süreçlerden kurtarılması ve ABD dolarının "altına endeksli" küresel rezerv para birimi olması teklif edildi. 

Başlangıçta birçok ülke, Washington'ın bu sistemdeki niyetine şüpheyle yaklaşarak anlaşmaya mesafeli durdu. 

Ancak 1945 yılında Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombaları, küresel finans sisteminin de kaderini çizdi. 

ABD, askeri gücünün ve gözdağının gölgesinde dolar merkezli finansal düzeni tüm dünyaya kabul ettirdi.

Sistemin ilk ciddi kırılması 1965 yılından sonra yaşandı. 

Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, ellerindeki dolarları ABD'ye iade ederek karşılığındaki altınları talep eden ilk lider oldu. 

ABD'nin elindeki altın rezervlerinin basılan dolarları karşılamadığı gerçeği ifşa olunca, Washington yönetimi altın standardını tamamen kaldırdı. 

ABD, Nixon Şoku adı verilen hamleyle doların arkasında herhangi bir somut değer bulunmadığını, arkasındaki gücün Pentagon olduğunu ilan etti. 

Açık bir tehdit olan bu durum, sıfır maliyetle basılan kağıt parçalarının dünya kaynaklarını satın aldığı "kağıttan bir imparatorluk" yarattı.

Üçüncü ülkelerin sömürü çarkı

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerde üçüncü bir ülkenin para biriminin kullanılması, o ticaretin asıl ve zahmetsiz kazananını belirler. 

Örneğin, Türkiye'nin Rusya'dan doğal gaz alıp ödemeyi ABD doları ile yapması senaryosunda; satan taraf maliyet çıkarıp marjinal bir kâr elde ederken, alan taraf enerjisini tedarik eder. Ancak bu denklemde en büyük kazancı hiç emek harcamadan ABD sağlar. 

Ticaretin gerçekleşebilmesi için gereken doları basan ve bunu dünya piyasasına borç ya da ürün karşılığı sunan Washington, küresel ticaretten sıfır maliyetle pay alır.

Bu sömürü düzenine karşı yükselen her itiraz, ABD'nin sert askeri ve diplomatik müdahaleleriyle karşılaştı. 

Çin ile yürütülen ticaret savaşlarının, Rusya-Ukrayna krizinin, Venezuela lideri Maduro'ya yönelik müdahalelerin ve İran'a uygulanan ambargoların ve nihayetinde başlatılan savaşın temelinde; bu ülkelerin petrol ve doğal gaz satışlarında dolar dışındaki para birimlerine (Yuan, Ruble veya kendi yerel para birimleri) yönelme iradesi yatmaktadır. 

ABD, ekonomik hegemonyasını koruyabilmek adına askeri gücünü bir kalkan olarak kullanmaktan çekinmemiştir.

Yeni trend: Milli Paralarla Ticaret

Baskı ve yaptırım politikalarına rağmen, dolar hegemonyasına dayalı küresel ekonomide dikiş artık tutmamaktadır. 

Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2005 yılında 1. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi ile dünya kamuoyuna sunduğu Milli Ekonomi Modeli'nin en temel taşlarından biri olan "Milli Paralarla Ticaret" konsepti, bugün küresel finansın yeni gerçekliği haline gelmiştir. 

Rusya, Çin, İran ve BRICS üyesi ülkeler, Batı merkezli ödeme sistemlerini ve dolar/euro paritesini baypas eden bağımsız finansal mekanizmaları hızla devreye sokmaktadır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un ŞİÖ ve BRICS platformlarında sıklıkla vurguladığı üzere, örgüt üyeleri ve ortaklar arasındaki ticarette ulusal para birimlerinin payı yüzde 90 ila yüzde 98 seviyelerine ulaşmıştır. 

ŞİÖ bünyesinde gerçekleşen 400 milyar doları aşkın ticaret hacminin yerel para birimleriyle yürütülmesi, Batı'nın rezerv para birimleriyle sağladığı hegemonya aracını elinden almaktadır.

Prof. Dr. Baş'ın vurguladığı gibi, ABD tüm gücünü doların hakimiyetinden almaktadır ve ordusu da esasen bu parasal düzeni korumak için vardır. 

Ancak tarihin ve iktisadın değişmez kuralı işlemektedir: Parasız kalan bir yapının askeri ve siyasi hükümranlığını sürdürmesi de imkansızdır. 

Küresel ticarette milli para birimlerine geçiş süreci hızlandıkça, dolar hegemonyası gerileyecek ve dünya çok kutuplu, adil bir ekonomik dengenin eşiğine gelecektir.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.