Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6-
11.09.2026 00:00:00
26 Ağustos 1922 sabahı başlayan Büyük Taarruz, Türk ordusunun yıllardır devam eden hazırlığının artık gerçek bir sonuca dönüşmeye başladığı tarihî bir gündü.
İlk saatlerden itibaren Türk ordusunun saldırısı, Yunan savunma hatlarında büyük bir sarsıntı meydana getirdi. Afyonkarahisar çevresindeki düşman mevzileri kısa sürede aşılmaya başlandı. Türk ordusu, planlı ve kararlı bir şekilde ilerleyerek düşmanın savunma düzenini parçalıyordu.
Ancak mücadele henüz sona ermemişti.
Düşman kuvvetlerinin tamamen etkisiz hâle getirilmesi ve geri çekilme yollarının kesilmesi gerekiyordu. Bu nedenle Büyük Taarruz'un en kritik aşaması Dumlupınar bölgesinde yaşanacaktı.
30 Ağustos 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Millî Mücadele'nin kaderini belirleyen en önemli savaşlardan biri oldu.
Türk ordusu, düşman kuvvetlerini çember içine alarak büyük bir darbe indirdi. Yunan ordusunun düzenli direnişi büyük ölçüde kırıldı ve geri çekilme süreci başladı.
Bu zafer, yıllardır süren mücadelenin artık kesin bir sonuca doğru ilerlediğinin işaretiydi.
Fakat 30 Ağustos'un anlamını yalnızca askerî sonuçlarla değerlendirmek eksik olur.
Çünkü bu zaferin arkasında yıllarca süren bir fedakârlık vardı.
Cephede canını ortaya koyan Mehmetçik vardı.
Cephe gerisinde evladını, eşini, kardeşini bekleyen anneler ve aileler vardı.
Kağnısıyla cephane taşıyan Anadolu kadını vardı.
Yokluk içerisinde ordusuna elindeki son imkânı veren insanlar vardı.
Ve bütün bunların üzerinde, bağımsız yaşama iradesini kaybetmeyen bir millet vardı.
Dumlupınar'da kazanılan zafer, işte bu ortak iradenin tarih sahnesindeki en güçlü tezahürlerinden biri oldu.
30 Ağustos, bir milletin "artık yeter" diyerek ayağa kalkmasının ve kendi kaderine sahip çıkmasının sembolü hâline geldi.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın savaş meydanındaki kararlılığı ile Türk askerinin cesareti birleşmiş, yıllardır beklenen büyük kırılma gerçekleşmişti.
Artık düşmanın Anadolu'da tutunabilmesi mümkün değildi.
Bundan sonraki hedef açıktı:
Düşmanı Anadolu'dan tamamen çıkarmak.
Türk ordusu, Dumlupınar'daki büyük zaferin ardından hızla ilerlemeye başladı. Geri çekilen Yunan kuvvetleri takip edilirken Anadolu'nun işgal altındaki şehirlerinin kurtuluşu için yeni bir dönem başladı.
Ancak 30 Ağustos, yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih değildi. 30 Ağustos, bir milletin varoluş mücadelesinde zaferin kesinleştiği günlerden biri olarak tarihe geçti.
Ve şimdi sıra, bu büyük zaferin Anadolu'nun şehirlerine ve nihayet İzmir'e ulaşmasına gelmişti.
Çünkü Dumlupınar'da kazanılan zafer, artık özgürlüğe doğru koşan bir ordunun önündeki son engelleri kaldırmıştı.
(Devam edecek…)
İlk saatlerden itibaren Türk ordusunun saldırısı, Yunan savunma hatlarında büyük bir sarsıntı meydana getirdi. Afyonkarahisar çevresindeki düşman mevzileri kısa sürede aşılmaya başlandı. Türk ordusu, planlı ve kararlı bir şekilde ilerleyerek düşmanın savunma düzenini parçalıyordu.
Ancak mücadele henüz sona ermemişti.
Düşman kuvvetlerinin tamamen etkisiz hâle getirilmesi ve geri çekilme yollarının kesilmesi gerekiyordu. Bu nedenle Büyük Taarruz'un en kritik aşaması Dumlupınar bölgesinde yaşanacaktı.
30 Ağustos 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Millî Mücadele'nin kaderini belirleyen en önemli savaşlardan biri oldu.
Türk ordusu, düşman kuvvetlerini çember içine alarak büyük bir darbe indirdi. Yunan ordusunun düzenli direnişi büyük ölçüde kırıldı ve geri çekilme süreci başladı.
Bu zafer, yıllardır süren mücadelenin artık kesin bir sonuca doğru ilerlediğinin işaretiydi.
Fakat 30 Ağustos'un anlamını yalnızca askerî sonuçlarla değerlendirmek eksik olur.
Çünkü bu zaferin arkasında yıllarca süren bir fedakârlık vardı.
Cephede canını ortaya koyan Mehmetçik vardı.
Cephe gerisinde evladını, eşini, kardeşini bekleyen anneler ve aileler vardı.
Kağnısıyla cephane taşıyan Anadolu kadını vardı.
Yokluk içerisinde ordusuna elindeki son imkânı veren insanlar vardı.
Ve bütün bunların üzerinde, bağımsız yaşama iradesini kaybetmeyen bir millet vardı.
Dumlupınar'da kazanılan zafer, işte bu ortak iradenin tarih sahnesindeki en güçlü tezahürlerinden biri oldu.
30 Ağustos, bir milletin "artık yeter" diyerek ayağa kalkmasının ve kendi kaderine sahip çıkmasının sembolü hâline geldi.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın savaş meydanındaki kararlılığı ile Türk askerinin cesareti birleşmiş, yıllardır beklenen büyük kırılma gerçekleşmişti.
Artık düşmanın Anadolu'da tutunabilmesi mümkün değildi.
Bundan sonraki hedef açıktı:
Düşmanı Anadolu'dan tamamen çıkarmak.
Türk ordusu, Dumlupınar'daki büyük zaferin ardından hızla ilerlemeye başladı. Geri çekilen Yunan kuvvetleri takip edilirken Anadolu'nun işgal altındaki şehirlerinin kurtuluşu için yeni bir dönem başladı.
Ancak 30 Ağustos, yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih değildi. 30 Ağustos, bir milletin varoluş mücadelesinde zaferin kesinleştiği günlerden biri olarak tarihe geçti.
Ve şimdi sıra, bu büyük zaferin Anadolu'nun şehirlerine ve nihayet İzmir'e ulaşmasına gelmişti.
Çünkü Dumlupınar'da kazanılan zafer, artık özgürlüğe doğru koşan bir ordunun önündeki son engelleri kaldırmıştı.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Dünya değişirken Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde / 05.09.2026
- Bir düşmanın devlet içinde yeniden tanımlanması / 04.09.2026
- Tarih bize ne söyleyecek? / 03.09.2026
- Yeni düzenin şifreleri / 02.09.2026






















































