Yakutiye Medresesi: Tarihi, mimari özellikleri ve kültürel mirası
Yakutiye Medresesi, 1310 yılında İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto döneminde, Erzurum ve Bayburt vilayetlerinin emiri Hoca Cemaleddin Yakut Gazani tarafından inşa ettirilmiştir
14.05.2025 00:10:00
Abdülkadir Gündoğdu
Abdülkadir Gündoğdu





Yakutiye Medresesi, 1310 yılında İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto döneminde, Erzurum ve Bayburt vilayetlerinin emiri Hoca Cemaleddin Yakut Gazani tarafından inşa ettirilmiştir.
Medrese, Gazan Han ve Bolugan Hatun adına yaptırılmış olup, banisinin adıyla anılır ve bazen Hoca Yakut Medresesi olarak da bilinir. Taç kapısındaki Arapça kitabeye göre, yapı Hicri 710 (Miladi 1310) yılında tamamlanmıştır.
Medrese, İlhanlılar döneminde Anadolu'daki en önemli eğitim merkezlerinden biri olarak tasarlanmıştır. Osmanlı döneminde bir süre dökümhane ve 19. yüzyılın sonlarından itibaren askeri depo olarak kullanılmış, Cumhuriyet döneminde ise restoresiyle müze işlevi kazanmıştır.
1964, 1973 ve 1991 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilen medrese, 1994'ten beri Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Plan ve Yapı: Medrese, dikdörtgen planlı, tek katlı bir yapıdır ve kapalı avlulu, üç eyvanlı, revaklı bir tasarıma sahiptir. Avlunun ortası, dört kalın sütun üzerine oturan mukarnas süslemeli bir kubbe ile örtülüdür. Avlunun etrafında, dört köşede birer, kuzey ve güneyde dörder olmak üzere toplam 12 medrese odası bulunur.
Taç Kapı: Medresenin en çarpıcı bölümü, batıya açılan ve cepheden dışarı taşan taç kapısıdır. Taç kapı, mukarnaslar, zambaklar, güller, geometrik şekiller ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Kapının yan nişlerinde, Orta Asya Türk kültüründen izler taşıyan hayat ağacı, pars ve çift başlı kartal motifleri yer alır. Bu süslemeler, Türk-İslam sanatının ikonografik zenginliğini yansıtır.
Minare ve Kümbet: Medrese, iki minareli olarak tasarlanmış, ancak soldaki minare ya yıkılmış ya da hiç tamamlanmamıştır; kaidesi konik bir külahla kapatılmıştır. Sağdaki minare, firuze ve mor sırlı tuğlalarla bezeli geometrik motiflerle süslenmiştir. Doğudaki duvara bitişik tuğladan yapılmış bir kümbet bulunur, ancak kime ait olduğu bilinmemektedir (Gazan Han ve Bolugan Hatun'un Tebriz'de gömülü olduğu biliniyor).
Malzeme ve Süslemeler: Kesme taş ve tuğla kullanılan yapıda, minaredeki çini süslemeler ve taç kapısındaki taş işçiliği, İlhanlı sanatının yüksek estetik anlayışını gösterir. Avludaki odaların girişlerinde, öğrenci ve hocaların sınıf ve derecelerine göre farklı işlemeler bulunur.
Medrese, plan düzeni ve dengeli mimarisiyle Erzurum'un en gösterişli yapılarından biridir ve 700 yılı aşkın süredir ayakta kalarak tarihi değerini korumuştur.
Osmanlı-Rus savaşları sırasında Erzurum ve Kars, sıkça el değiştiren bölgelerdi. Yakutiye Medresesi, Osmanlı döneminde askeri amaçlarla kullanılsa da, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) gibi dönemlerde bölgedeki kültürel kimliğin korunmasında sembolik bir öneme sahip olmuştur.
Kars'taki Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın bu savaşta oynadığı rol, Erzurum ve Kars arasındaki tarihi bağı güçlendirir. Paşa'nın Kars'ı savunma stratejisi, bölgedeki dini ve kültürel yapıların halkın direniş ruhunu desteklemesine olanak tanımıştır.
Medrese, günümüzde Erzurum'un turizm potansiyelini artıran bir çekim merkezi olarak stratejik bir rol üstlenmektedir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan yapı, Türk-İslam sanatını ve etnografik zenginlikleri tanıtma misyonunu sürdürüyor.
Yakutiye Medresesi, Erzurum'un tarih ve sanat hazinesi olarak 710 yıldır ayakta duruyor.
Medrese, Gazan Han ve Bolugan Hatun adına yaptırılmış olup, banisinin adıyla anılır ve bazen Hoca Yakut Medresesi olarak da bilinir. Taç kapısındaki Arapça kitabeye göre, yapı Hicri 710 (Miladi 1310) yılında tamamlanmıştır.
Medrese, İlhanlılar döneminde Anadolu'daki en önemli eğitim merkezlerinden biri olarak tasarlanmıştır. Osmanlı döneminde bir süre dökümhane ve 19. yüzyılın sonlarından itibaren askeri depo olarak kullanılmış, Cumhuriyet döneminde ise restoresiyle müze işlevi kazanmıştır.
1964, 1973 ve 1991 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilen medrese, 1994'ten beri Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Mimari Özellikler
Yakutiye Medresesi, Anadolu'daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olarak kabul edilir ve Selçuklu mimarisinin devamı niteliğindeki İlhanlı sanatının zarif bir örneğidir. Mimari özellikleriyle dikkat çeken yapının başlıca unsurları şunlardır:Plan ve Yapı: Medrese, dikdörtgen planlı, tek katlı bir yapıdır ve kapalı avlulu, üç eyvanlı, revaklı bir tasarıma sahiptir. Avlunun ortası, dört kalın sütun üzerine oturan mukarnas süslemeli bir kubbe ile örtülüdür. Avlunun etrafında, dört köşede birer, kuzey ve güneyde dörder olmak üzere toplam 12 medrese odası bulunur.
Taç Kapı: Medresenin en çarpıcı bölümü, batıya açılan ve cepheden dışarı taşan taç kapısıdır. Taç kapı, mukarnaslar, zambaklar, güller, geometrik şekiller ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Kapının yan nişlerinde, Orta Asya Türk kültüründen izler taşıyan hayat ağacı, pars ve çift başlı kartal motifleri yer alır. Bu süslemeler, Türk-İslam sanatının ikonografik zenginliğini yansıtır.
Minare ve Kümbet: Medrese, iki minareli olarak tasarlanmış, ancak soldaki minare ya yıkılmış ya da hiç tamamlanmamıştır; kaidesi konik bir külahla kapatılmıştır. Sağdaki minare, firuze ve mor sırlı tuğlalarla bezeli geometrik motiflerle süslenmiştir. Doğudaki duvara bitişik tuğladan yapılmış bir kümbet bulunur, ancak kime ait olduğu bilinmemektedir (Gazan Han ve Bolugan Hatun'un Tebriz'de gömülü olduğu biliniyor).
Malzeme ve Süslemeler: Kesme taş ve tuğla kullanılan yapıda, minaredeki çini süslemeler ve taç kapısındaki taş işçiliği, İlhanlı sanatının yüksek estetik anlayışını gösterir. Avludaki odaların girişlerinde, öğrenci ve hocaların sınıf ve derecelerine göre farklı işlemeler bulunur.
Medrese, plan düzeni ve dengeli mimarisiyle Erzurum'un en gösterişli yapılarından biridir ve 700 yılı aşkın süredir ayakta kalarak tarihi değerini korumuştur.
Osmanlı-Rus savaşları sırasında Erzurum ve Kars, sıkça el değiştiren bölgelerdi. Yakutiye Medresesi, Osmanlı döneminde askeri amaçlarla kullanılsa da, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) gibi dönemlerde bölgedeki kültürel kimliğin korunmasında sembolik bir öneme sahip olmuştur.
Kars'taki Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın bu savaşta oynadığı rol, Erzurum ve Kars arasındaki tarihi bağı güçlendirir. Paşa'nın Kars'ı savunma stratejisi, bölgedeki dini ve kültürel yapıların halkın direniş ruhunu desteklemesine olanak tanımıştır.
Medrese, günümüzde Erzurum'un turizm potansiyelini artıran bir çekim merkezi olarak stratejik bir rol üstlenmektedir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan yapı, Türk-İslam sanatını ve etnografik zenginlikleri tanıtma misyonunu sürdürüyor.
Yakutiye Medresesi, Erzurum'un tarih ve sanat hazinesi olarak 710 yıldır ayakta duruyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

























































































