HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 AĞUSTOS 2022, CUMA

Yedi mevsim üç kıtaya Gül taşıdık asırlarca

25.02.2006 00:00:00
Gül, Muhammed'in gülüdür. Alemlere rahmet Hz. Muhammed'in kokusunu, rahmetini, şefkatini, adaletini taşıdık yedi mevsim üç kıtaya... Gönül medeniyetinin mensuplarıyız biz. Tevhid ehli bu yüce millet, Tevhid ehli bu medeniyet. Ay ve yıldız, tevhidi sembolü... Gülümüz Muhammed, sancağımız Hilal'di bizim. Şirke, Haç'a, küfre, kire, pasa, hele iki yüzlülüğe, namertliğe, kalleşliğe rastlanmaz bizim imanımızda, bizim sancağımızın gölgesi altında, bizim medeniyetimizde.  Gül, Muhammed'in gülüdür; "Hz. Muhammed" olarak nurlar yağdı semadan yeryüzüne, rahmet yağdı alemlere sağanak sağanak. "Alemlere rahmet" diye tanıttı onu Yüce Allah. İlk insan ve ilk peygamber Hz Adem'den beri en temiz nesillerden süzüle süzüle gelen peygamberlik nuru, son peygamber ve Alemlere rahmet olan Hz. Muhammed'e erişti. Emanet, adeta sahibini buldu.Son nefese dek, kıyamete dek, haşre dek, cennete vasıl oluncaya dek "Âlemlere rahmet" o.Mahşer günü "büyük şefaat"in sahibi o. Mahşer günü bilcümle peygamberlerin dahi, kendi ümmetlerini "Gidin, Muhammed'e gidin, gün O'nun günüdür, söz O'nun sözüdür bugün" deyip kendisine gönderdikleri "kurtuluş ve şefaat" sahibidir o.O'nun gelişine sadece annesi Hz. Amine şahit olmadı. Amine validemizi kaplayan Muhammedî nur, ta Basra'nın, Şam'ın, Buhara'nın, Semerkant'ın, İstanbul'un, Kurtuba'nın ve daha bilemem nerelerin karanlık sokaklarını aydınlattı, kasvetli gönüllerine aksetti. İran kisrasının zorbalıkla ve inkârla dikilmiş şatafatlı sarayının bütün kuleleri, bütün şerefeleri çöküverdi Muhammed'in şerefi karşısında. Birçok mahzendeki putlar yıkılıverdi secdeye kapanırcasına. Binlerce yıllık ateşleri söndü Mecusilerin.Dicle Nehri şahid oldu O'nun nuruna; dayanamadı kavurucu sevdasına, cûş-u hurûşa geldi, kenarında Hıristiyan kralların yükselttiği azametli binaları çer-çöpe çevirip önüne katarak aldı gitti. Çölün kupkuru dalları, deve dikenleri yeşeriverdi; memeleri şenlendi davarların. Reyhan kokuları sardı dünyayı. Kıtlık kalktı; evlere, gönüllere bereket geldi. Peygamberlerin bile kendisini görmek için can attıkları... Mirac gecesi Mescid-i Aksa'da kendisini selamlamak için, "Hoş geldin Ya Muhammed!" diyebilmek için sıraya girdikleri... Kutlu Elçi'nin sevdalılarıyız fert olarak, millet olarak. Bundan daha büyük bir nimet, daha büyük bir izzet olabilir mi? Yedi mevsim üç kıtaya O'nun rahmetini taşıdık, Gül taşıdık asırlarca. Binlerce yıldan beri O'nun aşkıyla can verdik. Bugün yine O'nun aşkıyla teslim-i can ediyor şehitler er meydanında. Erlerimizin adına "Mehmetçik" dedik; Muhammedimizin yârânları bunlar, dedik. O'nun nurundan aldı, Ehl-i Beytinden aldı kokusunu ve nispetini mezhep ve meşrep imamlarımız, Abdülkadir Geylani'miz, Ahmet Yesevi'miz, Mevlana'mız, Yunus'umuz, Hacı Bayram'ımız, Hacı Bektaş'ımız ve daha binlerce Velimiz... O'nun ölçüsünü sunar, O'nun nurunu aksettirir, O'nun kokusunu hissettirirler bugün, yine aynı halleriyle gerçek erenlerimiz, sadık-dosdoğru bilginlerimiz.Haç'a, şirke, vaftizli suya bulaşmazlar, Hak ile batılları karıştırmazlar, "Allah katında yegâne hak din olan İslam" ile gayrılarını eşleştirmezler onlar. Sırat-ı müstakimin işaret taşları bu dostlar, kokularını ve nispetlerini Hz. Muhammed'den ve Ehl-i Beyt'inden, "Evliyaullah" adlarını ise Yüce Hakk'tan alırlar.Medeniyetimiz bu, mayamız-hamurumuz-hamurâkarlarımız bu bizim... Asaletimiz bu, kimliğimiz bu bizim. Henüz yüz-yüzelli yıl öncesine kadar sımsıkı tutunduğumuz asırların bu muhteşem irfan abidesini, İngiliz Lawrenslerinin, Humpherlerin Hicaz bölgemize göz diken öğretilerine kurban etmişiz. Ne hazin tecellidir ki, mukaddes bölgeleri bize kaybettiren bu öğretiyi, Hz. Muhammedi dışlayan, O'nun değil sünnetine kırıntısına dahi tahmmül edemeyen bu anlayışı, 1960'lı yıllarda günümüzün yaşı geçmiş ilahiyatçı akademisyenlerinin toyluk zamanlarında Arap dünyasından ithal etmişiz de etmişiz. Neticede ne ilahiyatlarımızda, ne imam hatiplerimizde, ne ekranlarda, ne gönüllerde Hz Muhammed'imize ait sevda bırakmışız.Amerikancı olmuş, AB'ci olmuş, Vatikan'cı olmuş, IMF'ci ve mandacı kesilmiş koca koca adam, koca koca hoca zannettiklerimiz.Dahası O'nun ve dostlarının izlerini kazırken her taraftan; topraklarımıza gözdiken misyoner temsilcilerini, kara cübbeli papazlarını örnek gösterdik gençlerimize toplantılarda, sempozyumlarda, ekranlarda... Ekümenik sevdalı Bartholomeus'un, Moon'un bedava avukatlığını ve Papalık Konseyi misyonunu üstlendiler kimi din adamlarımız, ilahiyatçılarımız. Hatta cami imamlarımıza kadar sirayet etti bu mikrop. Şimdi güya Diyanet İşlerimiz hayıflanıyor. Moon seanslarından geçip diyalog işlerinde tezgahtarlık yapanlardan kimisi, çark etti bugün... Bugün, Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed konusunda toplumumuzda ciddi yanlış anlamalar sözkonusu ise bunun vebali, herkesten önce Din ve Diyanet İşlerinde etkili ve yetkili olanlara aittir. Yetki ve makamın mesuliyeti bunu gerektirmektedir. O makam, şikayet ve sızlanma makamı değildir. Topyekün milleti bilgilendirme, Muhammedî mayasını-kimliğini-aşkını koruma, kültürünü, örfünü, geleneklerini, değerlerini muhafaza etme ve belki yeniden kazandırma mevkiidir o makam. Milletimizin yıllardan beri hasret kaldığı Muhammedi rayihayı aşkla, şevkle hissettirme, tattırma merciidir. Milletin arasına inerseniz bu hissiyatı rahatça edinirsiniz.Bütün bu kalbî ve kültürel kokuşturma cereyanlarına rağmen milletimizin mayası bozulmamıştır. Son ekonomik krizlere rağmen Türk Milleti, hala açlığını hissettirmiyorsa; bu kanaat, Hz. Muhammed'den, Kerbela'da günlerce bir damla suya hasret bırakılan O'nun Ehl-i beytinden ve adeta toplumun kalp atışlarını düzenleyen O'nun dostlarındandır. İnsanlar ve özellikle Muhammedi ninnilerle büyümüş insanımız, robot değildir; ruhu vardır, gönlü, duyguları, sevdası vardır; en az midesi kadar bu yönü de düşünülmeye değerdir. Bu sebeple gün, bugündür. Gün Muhammed'in günüdür; gül, Muhammed'in gülüdür.Hamdolsun ki, ekonomik darboğaz da "Milli Ekonomi Modeli" ile aşılmıştır, bu şaheserle artık aşılmayacak hiçbir ekonomik problemin olmadığı gösterilmiştir.Prof. Dr. Haydar Baş beyin iki ciltlik 'Rahmeten Li'l Alemin Hz. Muhammed' adlı muhteşem eseri ile "Milli Ekonomi Modeli"ni başucu kitabı yapmanızı tavsiye ederek; yedi mevsim üç kıtaya Gül kokusu taşıdığımızı birkez daha hatırlatıyorum.
 
A. Faik Nabi / diğer yazıları
- Nuriye nenemin ağzından Atatürk / 10.11.2015
- Nesli ve ekini yok eden asıl fitne bunlar / 04.01.2013
- Buzun üstünde açlık dansı / 07.02.2010
- AKP, ülkeyi parasızlığa mahkum ederse / 05.02.2010
- Almanya AB'yi komaya soktu / 08.09.2009
- Erdoğan'ın "gel-git" vaziyeti patinaj mı, taktik mi? / 29.08.2009
- Sadece "fındık"tan değil, bu gidişle her şeyimizden olacağız! / 31.07.2009
- TRT'de bazı işgüzarlar var! / 30.06.2009
- Vakit'in çelebisinin sponsoru kim'! / 18.06.2009
- Bir lokmanın gücü / 29.04.2009
- Yoksulluk içimizde / 25.04.2009
- Ağlayan kimse kalmasın / 24.04.2009
- Milletin kökleri ve maskeli fitne / 23.04.2009
- Temeller sarsılıyor / 14.04.2009
- Paket paket çöpe atılan liberal kapitalizm / 15.10.2008
- Omurgasız siyaset, Türkiye'yi Sarkozi'ye kuyruk yaptı / 17.07.2008
- Sevr'i hortlatan yasa / 22.02.2008
- "Sanal ekonomi"den "karın doyuran ekonomi"ye / 20.02.2008
- Başörtüsüz namaz / 08.02.2008
- Başörtüsü, üniforma değil; dini bir vecibedir / 07.02.2008
- Elektrik-su zammında "pembe enflasyon" bozuldu / 16.10.2007
- Klasik tiyatroda yeni perde / 29.09.2007
- İstikrar vurgunları / 25.08.2007
- Padişahım, pardon Başbakanım çok yaşa? / 23.08.2007
- Hedef, işgale karşı direnenlerin ellerini-kollarını bağlamak? / 02.09.2006
- Türkiye'ye ne lazım? / 08.06.2006
- Zıplayan dolarda ipin ucu / 16.05.2006
- AKP'yi başörtüsü ile parlatmaya kalkışanlar / 04.05.2006
- Diyalogcuların pişkinliği / 07.03.2006
- Hollanda'dan yükselen itiraf / 03.03.2006
- AKP, mezarlıktan geçerken Allah'ı hatırlamaya başladı / 01.03.2006
- Haç-Hilal ve Siyon yıldızlı 'milli görüş'ün diyalog flaması / 28.02.2006
- Yedi mevsim üç kıtaya Gül taşıdık asırlarca / 25.02.2006
- Diyalog afyonu / 24.02.2006
- Matta'lı Markos'lu meal ve tefsir / 23.02.2006
- Ötede bir Bulaç, beride bir Bulaç; bizim Bulaç hangi Bulaç? / 15.02.2006
- Politik argoları ve milli kimlik / 14.02.2006
- Kuş gribi tavuktan mı bulaşıyor, hükümetten mi? / 08.01.2006
- Yandaş kartel ve iri kartelin gazı / 07.01.2006
- Anayasa'daki delikler ve AKP / 26.12.2005
- Anayasa'da delinmedik ne kaldı? / 24.12.2005
- Bunlar niye mi yapmıyorlar? / 23.12.2005
- Dublörlü yönetim tarzı / 22.12.2005
- Rüzgara göre söylem ve kurtuluş / 20.12.2005
- Türkiye'nin çivisi... / 16.12.2005
- Erdoğan'ın Çömez'i ve Tosun'u / 09.12.2005
- Oyun bozan keşif / 08.12.2005
- "İçişleri" ne iş yapar? / 21.11.2005
- "Vatana ihanet" olması için daha ne olması lazım? / 10.11.2005
- Pervasız soykırımcılar / 17.09.2005
- Erdoğan'daki pişkinlik / 13.09.2005
- Aman gözünüzü seveyim'. / 12.09.2005
- Kavuran gizli gündem / 10.09.2005
- Toplu hipnoz çare değil / 09.09.2005
- "Türk köyü" ve "provokasyon" meselesi / 07.09.2005
- AKP, şimdi de WC sahasına el attı / 23.08.2005
- Taşgetiren, sade bir istifa ile vebalden kurtulabilir mi? / 21.08.2005
- AKP kadar CHP de Meclis'i tıkıyor / 12.08.2005
- Balık avlayanlar ve insan avlayanlar / 10.08.2005
- Ateşin düştüğü yerden yükselenler / 09.08.2005
- "Sınırötesi operasyonu"nu niye eveleyip geveliyoruz? / 21.07.2005
- AKP idaresindeki Türkiye operasyon yapabilir mi? / 16.07.2005
- "Amerikanın kucağına oturmuyorsan sahtesin!" / 14.07.2005
- "Evrenselliğin nâmı yeter; takılma fukaralığa canım" / 06.07.2005
- Laura Bush'un maydanozları / 10.06.2005
- Kod adı PP / 09.06.2005
- Bu iş çocuk işi değil / 24.03.2005
- Bu işin kitapta yeri yok vesselâm / 11.12.2004
- Ceviz Kabuğunu dolduramamak / 14.10.2004
- Cari açık ve cari hortum / 19.08.2004
- Bu tren işi raydan çıktı / 13.08.2004
- Papaza yardım, papaza yardım! / 12.08.2004
- Yağma Hasan'ın böreğine buyurun! / 11.08.2004
- Olmaz olmaz, demeyin! / 05.08.2004
- Ucuz gaz yerine bol ders ve hava / 31.07.2004
- Ayasofya nerede? / 28.07.2004
- AKP'nin çok köşeli diplomasisi / 17.07.2004

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

25.02.2005, 25.02.2004, 25.02.2003, 25.02.2002, 25.02.2001, 25.02.2000, 25.02.1999, 25.02.1998, 25.02.1997, 25.02.1996, 25.02.1995, 25.02.1994, 25.02.1993, 25.02.1992, 25.02.1991, 25.02.1990, 25.02.1989, 25.02.1988, 25.02.1987


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.