HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

AKP, ülkeyi parasızlığa mahkum ederse

05.02.2010 00:00:00
Ne zaman BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş bey, devletin senyoraj hakkı ve emisyon hacmi ile ilgili bilgi verse, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) karşılığında devletin milli para basma hakkının olduğuna dair bir açıklama yapsa; içte ve dışta bazılarının ayakları titriyor, kalpleri duracak gibi oluyor, yürekleri ağızlarına geliyor.Geçen gün Başbakan R. T. Erdoğan'ı da aynı hal üzere gördüm. Başbakan "para" konusunda panikledi. Dahası, ulusa seslenişinde yakayı fena ele verdi.Halbuki Türkiye'nin, AKP hükümeti bütçesinin, Türk ekonomisinin ve tabi Türk milletinin bugün çok acil paraya ihtiyacı var. AKP hükümeti, aylardan beri IMF'den para dilenmiyor mu?! Hükümet, şu IMF zibidilerinin, Osmanlı'nın yıkılışını hızlandıran ve Anadolu'nun tüm varlığını hortumlayan Duyun-i Umumiye'nin çağdaş benzeri olan "Gelir İdaresinin özerkleştirilmesi" dayatmasına parasızlık yüzünden boyun eğmiyor mu?!Akl-ı selim diyor ki, devletin böylesine köşeye sıkıştırıldığı süreçte Erdoğan, Prof. Dr. Baş'ı can kulağıyla dinlemesi gerekiyor. Fakat Erdoğan, kendisine ezberletileni tekrarlıyor, kulağına üflenenleri konuşuyor: "Geçmiş dönemlerde para basılmış, bunun ceremesini millet çekmiş? Dolayısıyla öyle para basmak gibi popülist yaklaşımlara kulak asmamak lazım!" Bunu diyor Erdoğan! IMF'den ve küresel sermayedarlardan faiz maliyetli borç almayı tercih ediyor.Bu yaklaşım masum bir yaklaşım değildir.Prof. Dr. Baş gibi, dünya çapında bir ekonomisti ve onun Milli Ekonomi Modeli'ni bağrında barındıran bir ülkede hükümet olan için, böyle bir IMF bağımlısı vaziyetin, tefeci yanlısı ve kronik faizci yaklaşımın, mazereti ve cehalet bahanesi olamaz.Prof. Dr. Baş'ın hesabı ortada, kitabı ortada? Para tanımı ve fonksiyonları ortada, devletin yıllık Gayri Safi Milli Hasıla'sına (GSMH) karşılık basması gereken para miktarına dair formülü ortada. Herkese açık! Prof. Dr. Baş'ın kendisi de, modeli de dünyaya açık; dünya istifade ediyor. Bilim adamları ve dünya çapındaki ekonomistler şapka çıkartıyorlar.Vakıayı görelim? Her ülke kendi GSMH'sı karşılığında parasını basıyor mu?! Basıyor? GSMH'sının yüzde 30-40 arasında değişen, hatta bazen yüzde 90-100'leri aşan oranlarda her ülke kendi parasını basıyor.Türkiye, kendi GSMH'sı karşılığında kendi parasını basıyor mu? Basmıyor? 20-25 yıldan beri basmıyor! AKP hükümeti "küresel kapitalist"lerin kapısında maliyetli banknot (hard currency) dileniyor.Türkiye'nin para basma hakkı yok mu?! Var? Yıllık GSMH'sı yok mu? Var? Başbakan Erdoğan, 900 milyarlık GSMH'dan söz ediyor. Bu GSMH'ya karşılık kaç TL basılıyor?! Tek kuruş dahi basılmıyor. Türkiye'nin bir yıllık GSMH'sının yüzde 30'u oranında para basılsa; piyasaya 300 milyar TL girer. Yıllık dolanım hızı nispetinde katlanarak işgücü, istihdam ve katma değer oluşturur. Köylü de âbâd olur, çiftçi de, işçi de, esnaf da, sanayici de, reel sektör de? Herkes can suyuna kavuşur. Şimdi herkes can çekişiyor. 20-25 yıldan beri kendi GSMH'sı karşılığında parasını basmayan bir ülkenin Başbakanı Erdoğan, "para basmak popülizm olur" diye çıkışıyor. Ben, IMF'ye ve küresel sermayedarlara bağımlıyım, onlardan faizli borç almaya taahhütlüyüm, demiyor; hesaba-kitaba uymayan şeyler söylüyor. Buna, dense dense, söylediğini kulağın işitmemesi denir.Halen basılan TL miktarı, neyin karşılığı?! Dışarıdan faizle alınıp Hazine'ye konan dövizin karşılığı!Elin ecnebisi, kendi kâğıdını Türk milletinin emeği ve üretiminin karşılığı yapıyor, karşılıksız banknotunu döviz diye bize kakalamak suretiyle GSMH'mızı dışarıya transfer ediyor, üzerine faiz maliyetini de bindiriyor; bizim aymazlar da bayram yapıyor.Prof. Dr. Baş, döviz karşılığı basılan bu para bizim paramız değil, ecnebi parasının Türkçe tercümesidir, milletin emeğinin hortumlatılmasıdır, diyor. Böyle bir "tercüme para"yla, İran veya Rusya ile ticaret yapılsa bile, bu ticaret, yine milli para ile yapılmış olmaz. Çünkü milli para, devlet ve milletin kendi GSMH'sı karşılığında basılan parasıdır? Elin gâvurunun maliyetli banknotunu kasaya koyarak, onun karşılığında basılan para, gerçekte milli para değildir.Prof. Dr. Baş, Erdoğan'ın ima ettiği geçmiş Çiller hükümeti dönemindeki para basma konusuna da açıklıyor getirerek AKP'nin "para basma"ya ilişkin tüm bahanelerini kaldırıyor. Doğrudur, Çiller döneminde emisyon genişletilerek para basıldı. Ancak bu paralar, yabancıların kendi mevduatlarını bir anda çekip yüzüstü bıraktıkları bankalara verildi. Hükümet ölümlerden ölüm seçmek durumunda kaldı; çünkü faiz oranları yüzde 80'ler civarındaydı. Böylesi bir para basmanın ne devlete, ne de millete elbette fazla bir yararı olmaz, diyor.Prof. Dr. Baş, yapılması gerekenin, GSMH'mıza karşılık basılması gereken oranda TL'nin piyasaya sürülmesidir. Söz konusu milli para, vatandaşlık maaşı, işçi ve memurun asgari ücretinin insan onuruna yakışır oranda artırılması, çiftçinin ürününe doyurucu fiyatın verilmesi gibi Sosyal Devlet projeleriyle piyasada iş görür. Vatandaş, bankaların kredi kartları ve plastik paralarının yüzde 80'leri bulan faizleri altında ezilmez. Esnaf müşteri bulur. Üretici, bir üretiyorsa, on üretir; yeni istihdam alanları açılır. Sürekli büyüme ve tam istihdam sağlanır. Kimse işsiz kalmaz? Hesap ortada, kitap ortada!Erdoğan'ın yapacağı iş, kendisine şu kadar faizle banknot satan küresel tefecilerin veya kefen soyucu IMF'cilerin kulağına üflediklerini tekrar etmek değildir; dünyanın can kulağıyla dinleyip istifade ettiği Prof. Dr. Baş'tan bilgi almak, danışmak, danışmanlık hizmeti almaktır.Gerisi devlet ve milleti parasız bırakmaktır. 70 milyonu işsiz, aç ve yoksul bırakmaktır, işletmeleri ve kaynakları ecnebilere peşkeş çekmektir, ekonomiyi ve devlet gemisini batırmaktır. Vaziyeti bu olan ülkede, ne demokrasi kalır, ne koltuk, ne saltanat? AKP, ülkeyi parasızlığa mahkum ederse, ortada ne demokrasi kalır, ne hükümet, ne parti, ne millet? Hükümet, maalesef bu ekonomi yönetimiyle, bilerek veya bilmeyerek kendisini ve ülkeyi bu karanlığa sürüklüyor.Türk milleti, boyuna-posuna bakarak, mağduriyet manevralarına kanarak işbaşına getirdiği Erdoğan'a bu kadar da müsaade edemez, artık müsamaha gösteremez. AKP demokratik olarak ülkeyi batırıyor; ama hep beraber batıyoruz, hepimiz batıyoruz.Demokratik yolla bu ülkeyi hep beraber kurtarmak zorundayız; onun yolu da çözümü ve modeli bulunan BTP'yi işbaşına getirmekten geçiyor. Çözümleri, projeleri ve Milli Ekonomi Modeliyle vatanın, milletin, devletin, ekonominin ve demokrasinin yegane siyasal teminatı BTP'dir. Demokrasi bu gerçek tercihi yapabilme sanatıdır. Aksi halde demokrasi de bir işe yaramaz ve hatta demokrasi ülkeyi batırmak için kullanılan bir manivela olarak kullanılırsa; o zaman iş, yasal ve anayasal görevi ülkeyi ne pahasına olursa olsun kurtarmak olanlara düşer? O zaman da kimse kusura bakmasın!
 
A. Faik Nabi / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.