HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 MAYIS 2021, PAZARTESİ

Yeni oyunun özeti ve aslı

17.05.2001 00:00:00
Dünyadaki gelişmeleri çok iyi takip edemezsek, ülkemizde olup bitenleri de tam ve doğru değerlendiremeyiz. Dikkat edersek kriz, ilk önce Uzakdoğu Ülkeleri'nde, ardından Güney Amerika'da ve sonra da Türkiye'de peşpeşe patlak verdi. Bu ülkeler, neden aynı krize maruz kaldı, ne gibi benzerlikler vardır?

Şu bilinen bir gerçek ki, artık modern sanayi teknolojisinin öğrenilmesi hiç de zor değildir. İsteyen ülke, rahatlıkla bunu öğrenebilir veya uygulayabilir. Çünkü mevcut teknoloji almak, taklit etmek, onu icat etmekten çok daha kolaydır. Buna 'geç gelenlerin avantajı' denilmektedir. Son yıllarda bu işi, Uzakdoğu Ülkeleri çok güzel bir şekilde başardı. Güney Amerika ülkeleri ve Türkiye de, bu ülkelerin peşinden gidiyordu. İşte bu durum, başta ABD olmak üzere, erken sanayileşmiş ülkeleri tedirgin etmeye başladı. Bu ülkeler baktılar ki, yeni iktisadi güç odakları oluşuyor. Böyle giderse pabuçları dama atılacaktır. Çünkü erken sanayileşmiş ülkelerde ister istemez, bir yavaşlama ve durgunluk olmuştur. Örneğin ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere'de 1985-1995 yılları arasında kişi başına gerçek gelir yılda ancak 1-2 oranında artabilmiştir. Yeni sanayileşen ülkelerde ise bu oran 6-7 arasında idi. Bu gidişata dur demek için tek yol kalıyordu, bu ülkelerde ekonomik krizler çıkarmak. İşte bu yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor.

Yapılmasına yapıldı, ama nasıl yapıldı? Esasen işin en önemli yanı burası. Buna engel olunamaz mıydı? Elbette engel olunurdu. Ama bunun yolu, IMF politikalarını izlemekten geçmez. Zaten IMF ve Dünya Bankasının görevi, krizleri önlemek değil, tam aksine kriz çıkarmaktır. Bu kuruluşlar, önce kriz çıkartırlar, sonra, güya krizi önlemek için apar topar koşarlar. Yardım mahiyetinde bir sürü telkin ve tavsiyelerde bulunurlar. Onların dediklerini yapan yeni sanayileşmiş, bazılarının deyimi ile 'İkinci Sanayi Devrimi'ni gerçekleştirmiş Uzakdoğu Ülkeleri'nde kriz, daha çok derinleşmiş ve fabrikaları haraç-mezat satılmış, ekonomi diktatörlerinin eline geçmiştir. Dünyada oynanan yeni oyunun özeti ve aslı budur.

Bu krizleri önlemek için yapılması gereken ilk iş, sıcak para girişini kontrolaltına almaktır. Dünya Bankası eski Baş İktisatçısı Joseph Stiglitz'in de dediği gibi, "Sermaye piyasasının serbestleştirilmesi, teoriye göre ülkeye sermaye girişini hızlandırması gerekiyor. Gerçekteyse, sıcak para operasyonlarıyla dışarıya büyük çapta sermaye çıkışına neden oluyor. Ülkenin rezervleri kurutuluyor". Ülkenin kapılarını Uluslararası finans kuruluşlarına ardına kadar açmak, krize davetiye çıkarmaktır.

Bazılarına göre Türkiye'de krizin sebebi, küresel ekonomiye uyum sağlamamaktır. Bu, hastalığı doğuran sebebi, çare olarak görmeye benziyor. Ama ne yazık ki, bu görüş kabul gördüğünden, küresel ekonomiye uyum yasaları hızla çıkarılıyor ve Uzakdoğu Ülkeleri'nde olduğu gibi, fabrikalarımız, bankalarımız ve milli kaynaklarımız yabancıların eline geçiyor. Halbuki zengin ülkeler bile, milli ekonomilerini korumak amacıyla, açık, ya da üstü kapalı ithalatı kısıtlıyorlar ve uluslararası finans kuruluşlarının faaliyetlerini sınırlıyor. Bunu yapmayanlar, başka bir deyişle Prof. Dr. Haydar Baş'ın dediği gibi, milli ekonomi politikası izlemeyenler, krizlerden ve sömürüden kurtulamıyor.

Dünya çapında oynanan bu oyuna kurban gitmemek için, milli ekonomi politikasının şart olduğunu söyleyen yalnız Prof. Dr. Haydar Baş değildir. Bir çok ünlü iktisatçı da aynı görüşü paylaşmaktadır. Bunların başında iktisatçı Austin Robinson gelmektedir. Robinson şöyle diyor: "Eskiden bütün iktisadi mekanizmalar milli olduğundan, milli politikalarla iç sorunlara çare bulunabilirdi, ama şimdi para ve maliye politikaları hala az-çok milli karakterde iken, finans sistemi uluslararası finans diktatörlerinin kontrolüne geçiyor. Milli ekonomi politikası uygulamayan ülkelerde, bu diktatörlükler, istedikleri anda kriz çıkarabilirler. Türk milleti böyle bir idareye, daha doğrusu, başkaların elinde bu şekilde oyuncak olmaya asla razı olamaz.
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.