logo
29 EYLÜL 2026

12. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi

TBMM Adalet Komisyonunda, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi

25.06.2026 05:11:00 / Güncelleme: 25.06.2026 05:26:05
AA
 
12. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi
12. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi

Teklifle, İcra ve İflas Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Yargıtay, bölge adliye mahkemeleri ve ilk derece mahkemelerince verilen bir miktar para ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamlar, idare tarafından gecikmeksizin yerine getirilecek.

Hükmedilen tutarın ödenmesine ilişkin alacaklı veya vekilinin idareye yazılı şekilde banka hesap numarasını bildirerek yapacağı başvuru tarihinden itibaren en geç 1 ay içinde ilamda belirtilen alacağın ilamda belirtildiği şekilde varsa ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ve diğer ferileriyle birlikte ödenmediği takdirde ilamlı icra takibi yapılabilecek. Bu başvuru yapılmaksızın doğrudan doğruya ilamlı icra yoluna başvurulamayacak.

Kanun'daki diğer bir değişiklikle, tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanacak.

Elektronik satış portalında yapılacak ilanda da düzenlemelere gidilecek. Buna göre, elektronik satış portalında yapılacak ilanda satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi halinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazine'nin teminat göstermekten muaf olduğu belirtilecek.

Ayrıca söz konusu ilanda elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde 50'si, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde 100'ü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde 50'si ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği yer alacak.

İlanda, ihale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması halinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde 10'unun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği, ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına teklif ettiği bedelin yüzde 5'i oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsili için tahsil dairesine bildirileceği de bulunacak.

Noterlik Kanunu'ndaki değişiklikle, noterlik evrak ve defterleri, mahkeme, sulh ceza hakimliği ve cumhuriyet başsavcılıklarınca veya resmi daireler tarafından yahut konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilecek.

Mahkeme, sulh ceza hakimliği veya cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslının istenmesi halinde ilgili noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylayacak. Noter, onayladığı örneği yerinde saklayacak ve evrakın aslını ilgili merciye gönderecek.

Mahkeme, sulh ceza hakimliği, cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmi daire tarafından noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istendiği durumlarda, noter istenilen evrakın aslını elektronik ortamda taramak ve güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onaylı örneği ilgili merciye elektronik ortamda iletecek. Elektronik ortamda gönderme imkanı bulunmayan durumlarda evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili merciye gönderecek. Yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek, posta masrafı ve yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi, değerli kağıt ücreti dahil herhangi bir ücret alınmayacak.

Danıştay Kanunu'ndaki değişiklikle, 2016'dan itibaren 10 yıl içinde Danıştay'daki daire sayısının 10'a düşürülmesine yönelik 23 Temmuz 2026'da sona erecek süre 4 yıl daha uzatılacak. Ayrıca Danıştay daire sayısının azalmayacak olması dolayısıyla boşalan her 2 üyelik için bir üye seçimi yapılması uygulamasından da 23 Temmuz 2030'a kadar vazgeçilecek.

İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davalar

Teklifle, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'da düzenlemeye gidiliyor. Buna göre, idare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamı genişletilecek.

Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, konusu 486 bin lirayı aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar, kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar, kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar, mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar, 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un uygulanmasından doğan davalar, idare mahkemesi hakimlerinden biri tarafından çözümlenecek. Ayrıca 486 bin lirayı aşmayan davalar, vergi mahkemesi hakimlerinden biri tarafından karara bağlanacak.

İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki değişiklikle, bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda, kararı hukuka uygun bulursa, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verecek.

Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması, dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi, dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi, talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi, keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği halde yaptırılmadan karar verilmesi, duruşma yapılması gerektiği halde duruşma yapılmadan karar verilmesi hallerinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verecek.

Ancak bölge idare mahkemesi, keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması ile duruşma yapılması gerektiği halde duruşma yapılmadan karar verilmesi hallerinde eksikliği kendisi gidererek karar verebilecek. Bu düzenlemeler dışında kararın kaldırılarak dosyanın, kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemeyecek.

İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki diğer bir düzenlemeyle, temyizle ilgili belirlenen davalar dışında kalan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz edilebilecek. Ancak idare ve vergi mahkemelerinde tek hakimle görülen davalarda, Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan davalarda, Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan davalarda, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun uygulanmasından kaynaklanan davalarda, sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlarda kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamayacak.

Konusu 270 bin lirayı aşıp 920 bin lirayı aşmayan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davaların temyiz edilmesine ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılacak.

Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'daki değişiklikle, adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şartı aranacak. Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi 4 yıl olacak. Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam edecek.

Hakim ve savcı yardımcılarının eğitim süreçleri

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları doğrultusunda Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, adli yargı hakim ve savcı yardımcıları ile idari yargı hakim yardımcılarına, ilgisine göre, Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku alanları ile duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, adalet hizmetlerinin yönetimi ve denetimi, uluslararası kuruluşlar ve sözleşmeler, sık karşılaşılan davalar ve kişisel gelişim konularında eğitim verilecek. Yazılı sınavlarda eğitim verilen konulardan soru sorulacak ve 100 tam puan üzerinden değerlendirilecek. Sonuçlar yazılı sınav kurulunca tutanağa bağlanacak ve Türkiye Adalet Akademisine teslim edilecek.

Sözlü sınavda hakim ve savcı yardımcısının, eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi, mesleki yeterliliği, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneği, özgüveni, temsil kabiliyeti ve davranışlarının mesleğe uygunluğu, Türkçeyi etkin bir şekilde kullanma becerisi ile genel kültür ve yetenek düzeyi değerlendirilecek.

Hakimler ve Savcılar Kanunu'ndaki diğer bir düzenlemeyle, hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması halinde uyarma cezası verilecek.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17'nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmayacak.

Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen teklifle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Kanuni Faiz"e ilişkin maddesi yeniden düzenleniyor. Buna göre, Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden yapılacak. Söz konusu oran, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından 5 puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde 80'i geçerli olacak.

Düzenlemeyle, Türk Medeni Kanunu'nun taşınırların satılmasını içeren hükmünde değişikliğe gidiliyor. Buna göre, vesayet altındaki kişinin menfaati gerektirirse değerli şeylerin dışındaki taşınırlar, vesayet makamının vereceği talimat uyarınca, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne entegre elektronik satış portalında açık artırma ile satılacak. Bu hüküm, düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 3 ay sonra yürürlüğe girecek.

Kanun'un taşınmazların satılmasını içeren hükmünde yapılan değişikliğe göre, satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılacak ve ihale, vesayet makamının onamasıyla tamam olacak. Onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak 10 gün içinde verilmesi gerekecek. Bu hüküm de düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 3 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "genetik inceleme sonuçlarının gizliliği"ni içeren hükmünde değişikliğe gidiliyor. Buna göre, inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilecek. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilip kesinleşmesi hallerinde derhal, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl geçmesiyle cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilecek ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilecek.

Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hakim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilecek.

Bu hüküm uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hakim veya cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecek.

Sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hakim veya cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecek. Mahkeme veya hakim kararlarına karşı itiraz yoluna, cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hakimliğine başvurulabilecek.

İnceleme sonuçlarının mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Çözümü yapılan metinler derhal imha edilecek

Teklifle, Kanun'un "Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma" hükmünde değişikliğe gidiliyor. Buna göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması halinde, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin haline getirilmesine karar verilecek.

Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar, 24 saat içinde hakim onayına sunulacak. Hakim, kararını en geç 24 saat içinde verecek. Sürenin dolması veya hakim tarafından aksine karar verilmesi halinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhal imha edilecek.

Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için bu araç ve gereçlere el konulabilecek.

Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, el konulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilecek. Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine el koyma işlemi sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılacak.

Alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya müdafiye verilecek ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınacak.

Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine el koymaksızın da sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilecek. Kopyası alınan veriler kağıda yazdırılarak bu husus, tutanağa kaydedilecek ve ilgililer tarafından imza altına alınacak.

Bu tedbirin uygulanması suretiyle elde edilen veriler, adli emanette saklanacak ve korunması için gerekli tedbirler alınacak. Bu veriler, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 15 yıl sonunda cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilecek ve bu husus, dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilecek. İlgililer, bu süre içinde verilerin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hakim veya mahkemeden verilerin silinmesini talep edebilecek.

Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" düzenlemesinde yapılan değişikliğe göre, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı olacak. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edecek.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekecek.

Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde mahkum olunan hapis cezası ertelenemeyecek ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemeyecek.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak. Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecek. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak, bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine karar verilebilecek. Denetim süresi içinde dava zaman aşımı duracak.

Belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecek.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verilecek.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde mahkeme hükmü açıklayacak. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilecek. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilecek. İtiraz mercisi ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilecek.

Kanun'da yer alan istinaf yoluna başvurulamayacağına ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek.

Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında kanunda yer alan temyize ilişkin hükümler uygulanacak.

Kanun'da yer alan istinaf yoluna başvurulamayacağına ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde temyiz yoluna gidilebilecek. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenecek.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde bu hükümde belirtilen amaç için kullanılabilecek.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmayacak.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne göre, Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecek.

Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen teklifle, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecek ancak daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecek. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek bizzat hazır bulunmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilecek.

Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecek. Sanığın lehine itirazda süre aranmayacak. İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılacak.

Teklifle, Türk Borçlar Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek.

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecek.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yönelik değişiklikler

Teklif, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki "Belirsiz alacak davası" başlıklı hükmü yürürlükten kaldırıyor.

Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecek. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, duruşmalar arasındaki süre 3 aydan daha uzun olamayacak. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde, hakim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilecek.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma halleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacak. Bu hüküm, düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 3 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Kanun'un "Davaların birleştirilmesi" başlıklı hükmünde yapılan değişikliğe göre, ilk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olacak.

Teklife göre, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilecek. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilecek. Bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme, Yargıtay'da ise bozma sebebi teşkil etmeyecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Kanun'da yapılan değişiklikle, bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen karar, miktar veya değeri itibarıyla ilgili hükümde belirtilen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilecek. Bu kararın, miktar veya değerinin belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde temyiz yoluna başvurulamayacak.

Geçiş hükümleri

Kanun teklifiyle geçiş hükümleri de düzenleniyor. Buna göre, İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan ve düzenlemeyle belirtilen taşınmazlara yönelik hükümdeki değişiklikler, teklifin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmayacak, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'daki idare mahkemeleri hakimlerine yönelik hüküm, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanacak.

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda değişikliğe gidilen Danıştay'a temyiz başvurusuna ilişkin hüküm, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu düzenlemeyle yapılan değişikliklerden önceki hükümler geçerli olacak.

Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'daki değişiklikle adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için gereken şartların düzenlenmesine ilişkin hükümde, görev süresi belirlenen adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarından kanun teklifinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 4 yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erecek, 4 yıldan daha az süreyle görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlayacak. Bu hüküm kapsamında görev süresi sona erenler, yerlerine atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevine devam edecek.

Türk Medeni Kanunu'nda vasinin görevleri arasında yer alan taşınırların ve taşınmazların satışına yönelik hükümler, açık artırma suretiyle satışına karar verilip de bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmayacak. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın itiraz yetkisine yönelik düzenleme, hükmün yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanacak, yürürlüğe girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanması sürdürülecek.

Türk Borçlar Kanunu'nda tazminata yönelik düzenleme, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacak. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirsiz alacak davasına ilişkin yürürlükten kaldırılan hüküm, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanacak.

"IBAN düzenlemesi" ihdas edildi

Komisyonda AK Parti ve MHP'nin kabul edilen önergesiyle teklife, kamuoyunda "IBAN mağdurları" olarak bilinen haksız menfaat için banka hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşanlarla ilgili yeni madde ihdas edildi. Buna göre, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) nitelikli dolandırıcılığa yönelik 158. maddesine fıkra eklenecek.

Dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla, kendisine veya başkasına ait bankaya veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiili ile sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecek.

Komisyonda kabul edilen önergeyle düzenlenen geçiş hükümlerine göre, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılıktan haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan eklenen fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilecek ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine iletilecek.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılıktan haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında TCK'nin etkin pişmanlığa ilişkin 168. maddesi uygulanmamış hükümlülerden eklenen fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren 6 ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde TCK'nin 168. maddesinin ikinci fıkrasındaki "Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir" hükmünden faydalanabilecek. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu hükümler, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kanunun yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanacak.

AK Parti'nin kabul edilen önergesiyle, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceğine yönelik düzenleme tekliften çıkarıldı.

"Organize dolandırıcılıkla mücadelemizde en küçük bir geri adım söz konusu değildir"

Teklife ihdas edilen maddeyle ilgili açıklamalarda bulunan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, sosyal medya ve dijital platformlarda "hesabını kirala, IBAN'ını paylaş, komisyon kazan" gibi vaatlerle vatandaşların banka hesaplarının suç gelirlerinin aktarılmasında kullanılabildiğini ifade etti.

Bu yöntemlerden en fazla etkilenen kesimlerin başında gençlerin geldiğini vurgulayan Yüksel, kolay kazanç vaadi veya hukuki sonuçların yeterince öngörülememesi nedeniyle bazı gençlerin banka hesaplarını suç örgütlerinin kullanımına açabildiğini, bunun sonucunda eğitim ve meslek hayatlarını etkileyebilen ağır hukuki sonuçlarla karşılaşabildiklerini belirtti.

Hiç kimsenin "Ben bilmiyordum" diyerek sorumluluktan tamamen kurtulmasının söz konusu olamayacağını dile getiren Yüksel, şöyle konuştu:

"Burada özellikle ifade etmek isterim ki hazırlanan düzenleme, dolandırıcılık suçunu planlayan, organize eden, yöneten, vatandaşları aldatan veya suçtan esas menfaati sağlayan kişiler bakımından herhangi bir değişiklik öngörmemektedir. Bu kişiler hakkında mevcut cezai yaptırımlar aynen uygulanmaya devam edecektir. Organize dolandırıcılıkla mücadelemizde en küçük bir geri adım söz konusu değildir. Düzenleme yalnızca, suça katkısı, banka hesabını veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları vermekle sınırlı kalan kişiler bakımından daha ölçülü bir değerlendirme yapılmasını amaçlamaktadır."

Düzenlemeyle yeni bir suç ihdas edilmediğini aktaran Yüksel, ayrıca herhangi bir fiili suç olmaktan çıkarmadığını, dolandırıcılık suçunun faillerine cezasızlık getirilmediğini kaydetti.

Yüksel, düzenlemenin, gerçek mağdurların zararlarının giderilmesine katkı sağlayacağını vurguladı.

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.