logo
10 TEMMUZ 2026

300 yıllık ipek halı Kapadokya'da sergileniyor

Osmanlı döneminde yaklaşık 300 yıl önce Bursa'da dokunan ve tamamen saf ipekten üretilen tarihi halı, Kapadokya'da sergileniyor. Saraylar için özel olarak dokunduğu belirtilen ve paha biçilemeyen eser, aradan geçen yüzyıllara rağmen orijinalliğini koruyarak ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor

10.07.2026 12:46:00
İHA
 
300 yıllık ipek halı Kapadokya'da sergileniyor
300 yıllık ipek halı Kapadokya'da sergileniyor
Bursa'da 1700'lü yıllarda Osmanlı sarayları için dokunan halının, bugüne kadar hiçbir restorasyon işleminden geçirilmeden muhafaza edilmesi ise en önemli özellikleri arasında yer alıyor.






İpek halılar, doğal ipek liflerinden dokunmaları sayesinde yumuşak dokuları, parlak görünümleri ve ince motifleriyle dünyanın en değerli el sanatları arasında yer alıyor. Bir santimetrekareye binlerce düğüm atılabilmesi sayesinde son derece detaylı desenlere sahip olan ipek halılar, hem sanat eseri hem de kültürel miras olarak kabul ediliyor. Yüzyıllarca dayanabilen bu özel halılar, doğru şartlarda muhafaza edildiğinde ilk günkü ihtişamını büyük ölçüde koruyabiliyor.








Halı satış temsilcisi Aysel Solak, sergilenen halının Osmanlı döneminin en nadide örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Solak, "Sergilemiş olduğumuz bu ipek halımız 1700'lü yıllarda Osmanlı döneminde saraylar için dokunmuş ilk mihraplı halılardan biridir. Tamamen saf ipekten dokunmuştur. Yaklaşık 2 metreye 1 buçuk metre ölçülerinde olup Bursa bölgesinde üretilmiştir. İlk dönemlerde ipek, sağlamlığı nedeniyle gemilerde yelken olarak kullanılmış, daha sonra üretimi yaygınlaşınca halkın kullanımına da sunulmuştur. Ancak bu halımız saraylar için dokunan ilk özel eserlerden biri olduğu için çok kıymetlidir" dedi.







Halıya hiçbir restorasyon yapılmadığını belirten Solak, "Bu halının değeri biçilemiyor. Biz de özellikle tamir ettirmeden, orijinalliğini bozmadan muhafaza ediyoruz. Amacımız bu tarihi mirası gelecek nesillere olduğu gibi aktarabilmek. Üzerindeki her düğüm ve her motif yaklaşık üç asırlık bir geçmişi yansıtıyor. Bu nedenle bizim için sadece bir halı değil, aynı zamanda yaşayan bir tarih eseridir" ifadelerini kullandı.

Kapadokya'da sergilenen tarihi ipek halı, hem el dokuma sanatının ulaştığı yüksek seviyeyi hem de Osmanlı'nın ipek dokumacılığındaki ustalığını gözler önüne seriyor.






Aksaray'da feci kaza: 3 ölü

Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi yaşamını yitirdi

10.07.2026 14:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi öldü, 1 kişi de ağır yaralandı.






Kaza sabah saat 07.45 sıralarında Aksaray - Konya kara yolu Yenikent beldesi kavşağı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konya'dan Aksaray istikametine seyreden Adem Gündüz (55) idaresindeki 50 AEG 167 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak şarampole takla attı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaralılara müdahale ederken, araçta yolcu olarak bulunan anne Çiğdem Gündüz (52) ve oğlu Emircan Gündüz'ün (25) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan araç sürücüsü Adem Gündüz ile araçta bulunan diğer oğlu Bedirhan Gündüz (18) ise ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırıldı.

Burada tedavi altına alınan yaralılardan baba Adem Gündüz de yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından anne ve oğlun cenazeleri otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor

05.07.2026 00:43:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Dijitalleşmenin zirve yaptığı, dezenformasyonun ve nefret söyleminin saniyeler içinde milyonlara ulaştığı 2026 dünyasında, medyanın toplumsal huzuru korumadaki rolü hayati bir kırılma noktasında. İletişim bilimciler ve sosyologlar, medyanın yalnızca bir "bilgi aktarıcısı" olmadığını, kullandığı dil ve kurguladığı çerçeveyle toplumsal barışı inşa etme ya da tamamen dinamitleme gücüne sahip olduğunu vurguluyor.

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor.







1. "Savaş Haberciliğinden "Barışçıl İletişim"e Geçiş

Geleneksel ve dijital medya, doğası gereği genellikle çatışmayı, dramı ve sansasyonel olayları ön plana çıkarma eğilimindedir. Ancak bu durum, toplumda "kronik bir güvensizlik ve düşmanlık" algısı yaratıyor.

Barışçıl iletişim yaklaşımı, medyanın şu temel sorumlulukları üstlenmesini zorunlu kılıyor:

Çatışmayı Değil, Çözümü Çerçevelemek: Olayları sadece "kazananlar ve kaybedenler" veya "biz ve onlar" ikilemiyle vermek yerine, tarafların altındaki temel ihtiyaçları ve ortak zeminleri görünür kılmak.

Şiddeti Sıradanlaştırmamak: Şiddet görsellerinin ve dilinin dramatikleştirilerek sunulması, toplumda empati duygusunu köreltirken, suça ve nefret söylemine karşı duyarsızlaşmaya yol açıyor.







2. Sosyal Medya Algoritmaları ve Toplumsal Kırılganlık

2026 yılı itibarıyla bireylerin haber tüketim alışkanlıkları büyük oranda yapay zekâ tabanlı algoritmalara bağımlı hale geldi. Bu algoritmalar, kullanıcıların öfke, korku ve nefret gibi ekstrem duygularını tetikleyen içerikleri daha fazla öne çıkarıyor.







Doğrulama (Fact-Checking) Sorumluluğu: Geleneksel gazeteciliğin kurumsal refleksleri, sosyal medyanın hız yarışı karşısında aşınıyor. Medya kuruluşlarının, toplumsal infial yaratma potansiyeli yüksek haberlerde "hız" yerine "doğruluk ve sağduyu" ilkelerini işletmesi toplumsal huzurun ilk kalkanıdır.






3. Dilin Gücü: Kelimeler Silaha Dönüşebilir

Kullanılan tek bir sıfat, haber başlığındaki manipülatif bir vurgu, mikro düzeyde komşuluk ilişkilerinden makro düzeyde etnik ve dini grupların bir arada yaşama kültürüne kadar her şeyi etkileyebilir. Medya; göçmenler, dezavantajlı gruplar veya siyasi fikri farklı olan kesimler hakkında haber yaparken "ötekileştirici" ve "kriminalize edici" dilden kaçınmakla yükümlüdür.







Gazetecilik Etiğinde Yeni Yol Haritası

Barışçıl iletişim, gerçekleri gizlemek ya da pembe bir tablo çizmek demek değildir. Aksine; gerçeği tüm boyutlarıyla, önyargılardan arındırarak ve toplumsal maliyetini hesaba katarak sunmaktır. Medyanın toplumsal huzurdaki sorumluluğu, olayların sadece "yangınını" göstermek değil, o yangının nasıl söndürülebileceğine dair yapıcı kamusal tartışmalara alan açmaktır.

'İran halkının acısını paylaşıyoruz'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da, Türkiye'nin coğrafyanın kadim ülkeleri olduğunu vurgulayarak, İran halkının acısını paylaştığını belirtti
 

03.07.2026 17:10:00
AA
 
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

İran'a son dönemde düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen Yılmaz, savaşın engellenmesi için Türkiye'nin gösterdiği çabaları hatırlattı.

Yılmaz, "İran ve Türkiye bu coğrafyanın kadim ülkeleri, ortak bir medeniyet ve geçmişimiz var. Kardeş ve komşu ülkeleriz. İran halkının acısı bizim acımızdır" ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Yılmaz, İran ve ABD arasında imzalanan mutabakat zaptına işaret ederek, Türkiye'nin mutabakatın kalıcı barışa dönüşmesi için çaba gösterdiğini vurguladı.

Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bölgemizde savaş istemiyoruz, istikrar istiyoruz. Bölgedeki tüm toplumların huzur ve istikrar içinde yaşamalarını istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve İran arasındaki ticari potansiyele işaret eden Yılmaz, iki ülkenin önemli ticari partner olduğunu belirtti.

Yılmaz, jeopolitik gerilimler ve yaptırımlar gibi nedenlerle iki ülke arasındaki mevcut potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilemediğini belirterek ortamın normalleşmesiyle birlikte Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey çalışmalarının yeniden etkin hale getirileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, iki ülke arasında ulaştırmadan, sanayiye, ticarete ve sınır kapılarının daha iyi çalıştırılmasına kadar birçok alanda yapılacak önemli işlerin bulunduğunu ifade etti.

Yılmaz, "İran şu anda savaşın yaralarını sarmak durumunda. İran halkının ekonomik refahını artırma gündeminin önümüzdeki dönem daha merkezi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Bu çerçevede Türkiye'yle ilişkiler, ekonomik ilişkiler de bugün yaptığımız toplantıda yine gündemimizde olan hususlar arasındaydı" dedi.






Türkiye-İran ekonomik ilişkilerini çok daha hızlı geliştirme imkanı

İki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefinin 30 milyar dolar olduğunu hatırlatan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi yaptırımların hafifletilmesi, kaldırılması gündemde. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu yaptırımlar esas olarak İran halkını cezalandırıyor. İran halkının refahını aşağıya çekiyor ve tüm bölgedeki ekonomik faaliyete zarar veriyor.

Dolayısıyla bu yaptırımların gevşemesi ve sonuçta kalkması hepimizin arzu ettiği bir durum. Böyle bir ortamda da Türkiye ve İran ilişkileri, ekonomik ilişkileri çok daha hızlı bir şekilde gelişme imkanına kavuşmuş olacaktır."

"Enerji işbirliği en önemli başlıklardan biri"

Türkiye ile İran arasındaki enerji işbirliğine ilişkin ise Yılmaz, enerjinin en önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ithal eden bir ülke olduğu ve iki ülke arasında boru hattı bulunduğunu belirten Yılmaz, "Ayrıca bir dönem Türkmen doğal gazı İran üzerinden Türkiye'ye aktarıldı ama yaptırımlar nedeniyle şu anda askıya alınmış durumda. Gerek doğal gaz gerek diğer başlıklarda enerji işbirliği İran'la aramızda en önemli başlıklardan bir tanesi. Tabii ki İran'la bu konuda da çalışmak isteriz." ifadelerini kullandı.






"İsrail bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor"

Yılmaz, gazetecilerin ABD-İsrail-İran Savaşı'nda gelinen son durumla ilgili sorusu üzerine şu an bir mutabakat zaptı olduğunu ve yoğun bir çalışma ortamının olmadığını dile getirdi.

Mutabakatın zaman zaman ihlal edildiğine işaret eden Yılmaz, "Bunu zaman zaman hep birlikte görüyoruz. Karşılıklı bazı hadiseler yaşanıyor. Bunların bir an önce sona ermesi, başta Lübnan olmak üzere bölgedeki çatışmaların son bulması da mutabakatın önemli unsurlarından biri." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgede istikrarın sağlanmasının, kalıcı barış açısından çok kıymetli olduğunu vurgulayan Yılmaz şöyle devam etti:

"Şunun altını çiziyoruz, İsrail'in 'güvenliğim için yapıyorum' dediği hadiseler güvenlikle ilgili değil bir yayılmacı politika ve bu bütün bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor. Yine bu savaşta şunu gördük, bu savaş sadece insani maliyetler üretmekle kalmadı. Aynı zamanda büyük çevresel ve ekonomik maliyetler üretti, Hürmüz başta olmak üzere."

Yılmaz, "bir an önce savaş öncesi normal şartlara dönülmesinin hem küresel ekonomi açısından hem bölgesel ekonomi açısından hem de ikili ilişkiler bakımından çok önemli" olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye ile İran'ın köklü devlet geleneğine sahip iki kadim ülke olduğunu belirterek, siyasi, kültürel ve ekonomik alanlarda geliştirilecek daha yakın işbirliğinin yalnızca iki ülkeye değil tüm bölgenin refahı ve istikrarına katkı sağlayacağını söyledi.

Yılmaz, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

"Şunu da biliyoruz, bu bölge üzerinde oyun oynayan dış güçler, mezhep farklılıkları, etnik farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturup bu bölgenin kaynaklarını sömürme faaliyeti içindeler.

Buna karşı bizim yapmamız gereken bu farklılıklara saygı duyarak ortak noktalarımızı ön plana çıkarmak, ilişkilerimizi geliştirmek, güçlendirmek ve bu tuzaklara çatışmalara düşmeden bölge halklarının, milletlerinin, devletlerinin refahını yükseltmek. Bunun da en önemli şartlarından biri huzur ve güven ortamı. Güvenliğin olmadığı yerde kalkınma olmuyor. Ekonomik kalkınma güvenli ortamda gerçekleşiyor."

Şu anda bölgenin kırılgan bir dönemde olduğunu kaydeden Yılmaz, "Provokasyonlara açık bir dönemde olduğumuzu, sabotajlara açık bir dönemde olduğumuzu söyleyebiliriz. Bunlara karşı da hepimizin çok uyanık olması gerekiyor" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.